

Anne With An E — 1. Sezon Bölüm 3
Kelimeler ve anlamları
618 kelime
mademki
Sahnedebir durum gerçekleştiği için
Now that you are here, we can start
Madem buradasın, başlayabiliriz
mademki
yeni bir durum nedeniyle bir şeyin doğru olduğunu açıklamak için kullanılır
Now that you are here we can start
Mademki buradasın başlayabiliriz
doğru
Sahnedehaklı veya gerçek olan
Your answer is correct
Cevabın doğru
düzeltmek
bir şeyi doğru hale getirmek
Please correct my mistakes
Lütfen hatalarımı düzeltin
düzen
Sahnedeşeylerin yerleştirilme veya birbirini takip etme şekli
Put the books in alphabetical order
Kitapları alfabetik sıraya koy
emir
bir şeyi yapılması için verilen talimat
The captain gave a strict order
Kaptan kesin bir emir verdi
tarikat
aynı dini kurallara bağlı topluluk
He joined a religious order
Dini bir tarikata katıldı
sipariş etmek
bir restoranda yemek ya da içecek istemek
I want to order a pizza
Bir pizza sipariş etmek istiyorum
öneri
Sahnededeğerlendirilmesi için sunulan fikir veya plan
Do you have any suggestions
Hiç öneriniz var mı
öneri
yapılması veya seçilmesi gereken şey hakkında sunulan fikir
I have a good suggestion
İyi bir önerim var
tavsiye
yapılması veya seçilmesi gereken şey hakkında verilen öğüt
Please follow my suggestion
Lütfen tavsiyeme uy
merhamet
Sahnedebaşkalarının acısına karşı duyulan yardım etme isteği
He showed compassion to the poor
Yoksullara karşı merhamet gösterdi
hayal kırıklığına uğratmak
Sahnedebirinin umduğunu yapmayarak onu üzmek
I do not want to disappoint you
Seni hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum
sessiz
Sahnedeses çıkarmayan
The room was completely silent
Oda tamamen sessizdi
öfke
Sahnedekızgınlık duygusu
He lost his temper
Sinirlendi
yumuşatmak
bir şeyin şiddetini veya etkisini azaltmak
He tempered his criticism with praise
Eleştirisini övgüyle yumuşattı
sertleştirmek
bir şeyi daha dayanıklı hale getirmek
They tempered the steel to make it stronger
Çeliği daha güçlü olması için sertleştirdiler
rahatsız etmek
Sahnedebirini üzmek veya endişelendirmek
I don't want to disturb you
Seni rahatsız etmek istemiyorum
bölmek
birinin yaptığı işi durdurmak
Do not disturb me while I am working
Çalışırken beni bölme
yerinden oynatmak
bir şeyin yerini veya durumunu değiştirmek
Do not disturb the papers on the desk
Masadaki kağıtları yerinden oynatma
saçma
Sahnedemantıksız veya saçma
That is a ridiculous idea
Bu saçma bir fikir
akıl almaz
aşırı derecede saçma veya mantıksız
The price is ridiculous
Fiyat akıl almaz
gülünç
çok saçma veya komik
You look ridiculous in that hat
O şapkayla gülünç görünüyorsun
saçma
çok aptalca veya mantıksız olan
Your idea is completely ridiculous
Senin fikrin tamamen saçma
Kalan 608 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 618 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap