

Arrow — Season 6 Episode 18
Kelimeler ve anlamları
681 kelime
Seviye
azil
Sahnedekamu görevlisinin görevden alınması süreci
The president faced an impeachment trial
Başkan bir azil davası ile karşı karşıya kaldı
artırmak
Sahnedebir şeyi daha yüksek veya daha büyük yapmak
The shop raised the prices
Mağaza fiyatları artırdı
büyütmek
bir çocuğu yetişkin olana kadar bakmak
She raised three children
Üç çocuk büyüttü
toplamak
bir grup insanı bir araya getirmek
They raised an army
Bir ordu topladılar
gündeme getirmek
bir konuyu konuşulması için başlatmak
They raised an important issue
Önemli bir konuyu gündeme getirdiler
komik
Sahnedegüldüren veya eğlenceli
He is a funny man
O komik bir adam
tuhaf
garip veya alışılmadık
That is a funny smell
Bu tuhaf bir koku
ele almak
bir konuyu değerlendirmek
We must look at this plan
Bu planı ele almalıyız
bakmak
gözleri bir yöne çevirmek
Please look at me
Lütfen bana bak
seyretmek
bir şeyi dikkatle izlemek
They look at the stars
Yıldızları seyrediyorlar
incelemek
detaylıca gözlemlemek
I looked at the painting
Resim tablosunu inceledim
kelimeler
Sahnedeanlamı olan dil birimi
I don't know these words
Bu kelimeleri bilmiyorum
sözler
birinin söylediği şeyler
I trust his words
Onun sözlerine güveniyorum
için
bir amaçla
I study hard in order to pass the exam
Sınavı geçmek için çok çalışıyorum
etkinlik
Sahnedeyapılan bir şey
Reading is a fun activity
Okumak eğlenceli bir etkinliktir
etkinlik
eğlenmek veya çalışmak için yapılan şey
What is your favorite activity
En sevdiğin etkinlik nedir
etkinlik
insanların vakit geçirmek için yaptığı şeyler
We planned a fun activity for the afternoon
Öğleden sonra için eğlenceli bir etkinlik planladık
faaliyet
bir işin yapılması sırasındaki hareketlilik
There is a lot of activity in the city center
Şehir merkezinde çok faaliyet var
manzara
Sahnedegörülen şey veya görünüm
The waterfall is a wonderful sight
Şelale harika bir manzara
görme yetisi
görme yeteneği
Her sight is getting worse
Görme yetisi kötüleşiyor
fark etmek
birini veya bir şeyi aniden görmek
They sighted a ship in the distance
Uzakta bir gemi fark ettiler
avokado
Sahnedeiçinde büyük bir çekirdek olan yeşil bir meyve
I like to put avocado on my toast
Tostumun üzerine avokado koymayı severim
layık
Sahnedebir şeye layık veya yeterince iyi olan
He is worthy of the award
Ödüle layıktır
tekne
Sahnedesuda seyahat etmek için kullanılan araç
The boat is on the water
Tekne suyun üzerinde
bot
suda seyahat etmek için kullanılan küçük araç
I have a small boat
Küçük bir botum var
tekne
su üzerinde seyahat etmek için kullanılan küçük araç
We took a boat to the island
Adaya tekneyle gittik
bot
su üzerinde yolculuk yapmak için kullanılan küçük taşıt
They use a small boat for fishing
Balık tutmak için küçük bir bot kullanıyorlar
anlamak
Sahnedebir şeyin anlamını kavramak
I understand the lesson
Dersi anlıyorum
anlamak
ne demek olduğunu bilmek
I understand you
Seni anlıyorum
rağmen
Sahnedebir durumun tersine rağmen
Though it was raining we went out
Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık
yine de
Sahnedebuna rağmen
It was delicious though
Yine de lezzetliydi
her ne kadar
karşıt bir durumu ifade etmek için kullanılır
Though he was tired he kept working
Her ne kadar yorgun olsa da çalışmaya devam etti
yine de
önce söylenenden farklı bir durumu belirtmek için kullanılır
I am tired though
yine de yorgunum
vicdan
Sahnedebir şeyin doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu söyleyen zihin kısmı
My conscience told me to tell the truth
Vicdanım bana doğruyu söylememi söyledi
tutmak
toplamı belli bir miktara ulaşmak
The bill comes to ten dollars
Fatura on dolar tutuyor
varmak
bir yere ulaşmak
He finally came to the city
Sonunda şehre vardı
söz konusu olmak
belirli bir konuyla ilgili olmak
When it comes to cooking she is the best
Yemek pişirme söz konusu olduğunda en iyisi odur
farkına varmak
bir şeyi yavaşça anlamak
I slowly came to realize the truth
Yavaş yavaş gerçeğin farkına vardım
varmak
belirli bir sonuca veya duruma ulaşmak
They finally came to an agreement
Sonunda bir anlaşmaya vardılar
gelince
bir konu hakkında konuşmak
When it comes to cooking she is the best
Yemek pişirmeye gelince o en iyisidir
başvurmak
yardım veya bir şey istemek için birine gitmek
She came to me for advice
Tavsiye almak için bana başvurdu
kendine gelmek
bayıldıktan sonra tekrar bilinç kazanmak
He finally came to after the accident
Kazadan sonra sonunda kendine geldi
yardımına gelmek
birine destek ya da yardım sunmak
She came to his aid when he fell
Düştüğünde onun yardımına geldi
kanaatine varmak
bir kişi ya da durum hakkında belirli bir görüşe sahip olmak
I have come to believe that he is honest
Onun dürüst olduğu kanaatine vardım
uyumak
Sahnedegözler kapalı şekilde dinlenmek
I need to sleep
Uyumam gerekiyor
yüklü
Sahnedebir şeyi vurgulamak için kullanılan
He received a fat salary
Yüklü bir maaş aldı
şişman
vücudunda çok fazla et olan
He is a fat cat
O şişman bir kedi
yağ
gıdalarda bulunan doğal yağlı madde
This milk contains fat
Bu süt yağ içerir
şişman
vücut yapısı geniş veya ağırlığı fazla olan
The fat cat is sleeping
Şişman kedi uyuyor
aile
Sahnedekan veya evlilikle birbirine bağlı kişiler
I love my family
Ailemi seviyorum
yemek tarifi
yemek hazırlamak için gerekli talimatlar
Please follow the family for this dish
Lütfen bu yemek için tarifi izle
bölüm
bir televizyon dizisinin parçası
I watched the first family of the show
Dizinin ilk bölümünü izledim
son kez
diğer hepsinden sonra gelen
This is the last time
Bu son kez
geçen sefer
şu andan hemen önce gerçekleşen
I went there last time
Geçen sefer oraya gittim
geçen sefer
şu andan önceki en yakın zaman
I ate sushi last time
Geçen sefer sushi yedim
televizyon
Sahnedeyayın sinyallerini alan ve hareketli görüntüler gösteren cihaz
I bought a new TV
Yeni bir televizyon aldım
televizyon
hareketli görüntü ve ses ileten sistem
I saw it on TV
Onu televizyonda gördüm
televizyon
programlar ve filmler gösteren cihaz
We watch TV every evening
Her akşam televizyon izleriz
iyi yanı
kötü bir durumun olumlu tarafı
Look on the bright side
İyi yanından bak
ilişki
Sahnedeiki şey arasındaki bağ
There is a close relation between diet and health
Beslenme ve sağlık arasında yakın bir ilişki vardır
akraba
ailenizden olan kimse
She is a close relation of mine
O benim yakın bir akrabam
beyan
Sahnedesöylenen veya yazılan şey
He made a strong statement
Güçlü bir beyanda bulundu
hesap özeti
Sahnedefinansal işlemlerin yazılı kaydı
I checked my bank statement
Banka hesap özetimi kontrol ettim
burada
bulunduğumuz bu yer
Come down here and see this
Buraya gel ve şuna bak
gerçek
Sahnedehakiki ve doğru olan
This is real gold
Bu gerçek altın
çekici
cinsel olarak çekici olan
She is real
O çekici
gerçekten
çok veya samimi bir şekilde
He is real quiet
O gerçekten sessiz
sade
süslü veya karmaşık olmayan
He prefers a real and simple lifestyle
O sade ve basit bir yaşam tarzını tercih ediyor
düşmek
Sahnedehızla aşağıya inmek
The temperature will fall tonight
Sıcaklık bu gece düşecek
sonbahar
yaz ve kış arasındaki mevsim
Fall is a beautiful season
Sonbahar güzel bir mevsimdir
uyuyakalmak
uyku durumuna geçmek
She fell asleep on the couch
Koltukta uyuyakaldı
mağdur
incinmiş veya kötü muamele görmüş kimse
He was just a fall in their cruel game
Onların acımasız oyununda sadece bir mağdurdu
dövme
Sahnedecilde yapılan kalıcı desen
She has a tattoo on her arm
Kolunda bir dövme var
içermek
Sahnedebir şeyin içinde başka bir şeyin bulunması
The box contains books
Kutu kitap içeriyor
kontrol altına almak
bir şeyi belirli bir alan içinde tutmak
The firemen tried to contain the fire
İtfaiyeciler yangını kontrol altına almaya çalıştı
tahmin etmek
Sahnedekesin bilgi olmadan bir fikir yürütmek
Can you guess my age?
Yaşımı tahmin edebilir misin?
tahmin etmek
emin olmadan bir şeyin doğru olduğunu söylemek
Can you guess the answer
Cevabı tahmin edebilir misin
sanmak
bir durum hakkında kesin kanıt olmadan fikir oluşturmak
I guess it will rain
Sanırım yağmur yağacak
tahmin
emin olmadan doğru olduğunu düşündüğünüz bir fikir
It was just a guess
Sadece bir tahmindi
izin vermek
Sahnedebirine bir şey yapması için müsaade etmek
Please let me go
Lütfen gitmeme izin ver
engel olmak
bir şeyin gerçekleşmesini durdurmak
He moved without let or hindrance
Hiçbir engel olmaksızın hareket etti
hadi
bir öneride bulunmak için kullanılan ifade
Let us go home
Hadi eve gidelim
hayal kırıklığına uğratmak
birinin beklentilerini karşılayamamak
I do not want to let my family down
Ailemi hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum
güçlü bir etki bırakmak
güçlü ve sert bir etkiye sahip olmak
This spicy sauce really packs a punch
Bu acı sos gerçekten güçlü bir etki bırakıyor
kesinlikle
Sahnedehiçbir şüphe olmadan veya tamamen
I absolutely agree with you
Sana kesinlikle katılıyorum
tekrar bir arada
aynı yerde veya birleşmiş durumda olma
The team is back together
Takım tekrar bir arada
yeniden beraber
ayrılıktan sonra tekrar ilişkiye başlama
They are back together
Onlar yeniden beraber
tekrar birleştirmek
ayrı parçaları tek bir bütün haline getirmek
I put the toy back together
Oyuncağı tekrar birleştirdim
rota
Sahnedegidilecek yön veya yol
The ship changed its course
Gemi rotasını değiştirdi
elbette
evet demek veya onaylamak için kullanılır
Of course I will come
Elbette geleceğim
yemek bölümü
bir yemeğin parçası
The main course was fish
Ana yemek balıktı
yemek bölümü
bir öğünün sunulan kısımlarından her biri
The soup was the first course
Çorba ilk yemek bölümüydü
fikir
Sahnedekişisel görüş veya yargı
What is your opinion?
Senin fikrin nedir?
görüş
bir konu hakkındaki kişisel düşünce veya yargı
What is your opinion on this topic
Bu konu hakkındaki görüşün nedir
kanepe
Sahnedeiki veya daha fazla kişinin oturabileceği uzun yumuşak koltuk
I sat on the couch
Kanepeye oturdum
ifade etmek
bir düşünceyi belirli bir biçimde dile getirmek
The request was couched in polite terms
İstek nazik bir dille ifade edilmişti
teşekkür ederim
minnettarlık göstermek için kullanılan sözler
Thank you for the help
Yardım için teşekkür ederim
teşekkür
bir takdir ifadesi
A big thank you to all
Herkese büyük bir teşekkür
teşekkür ederim
minnettar olduğunuzu belirtmek için kullanılan sözler
Thank you for your help
Yardımın için teşekkür ederim
konuşma
Sahnedefikir veya bilgilerin sözlü olarak paylaşılması
We had a long talk
Uzun bir konuşma yaptık
ikna etmek
birini bir şeyi yapmaya razı etmek
I talked him into coming
Onu gelmeye ikna ettim
konuşabilmek
konuşma yeteneğine sahip olmak
The baby can talk
Bebek konuşabiliyor
konuşma
sözlü olarak ifade edilen düşünceler
The talk was very interesting
Konuşma çok ilginçti
zindelik
Sahnedefiziksel olarak güçlü ve sağlıklı olma durumu
Yoga improves your fitness
Yoga zindeliğinizi artırır
korumak
Sahnedebirini veya bir şeyi zarardan uzak tutmak
We must protect the environment
Çevreyi korumalıyız
kanıt
Sahnedebir gerçeğin doğru olduğunu gösteren şey
Do you have any proof
Hiç kanıtın var mı
geçirmez
bir şeye karşı dayanıklı olan
This watch is waterproof
Bu saat su geçirmez
düzeltmek
hataları bulmak için dikkatlice okumak
You should proof your essay
Kompozisyonunu gözden geçirmelisin
daha önce
Sahnededaha önceki bir zamanda
She previously worked here
O daha önce burada çalışmıştı
daha önce
şimdiden önceki bir zamanda
I met her previously
Onunla daha önce tanıştım
sayıca üstün olmak
Sahnedesayıca daha fazla olmak
Women outnumber men in this class
Bu sınıfta kadınlar erkeklerden sayıca daha fazla
tam olarak
Sahnedekesin veya eksiksiz bir şekilde
It is exactly ten o'clock
Saat tam olarak on
ileride
Sahnedeşu andan daha sonraki bir zamanda
I want to move to London later
İleride Londra'ya taşınmak istiyorum
daha geç
beklenen zamandan sonra gerçekleşen
He arrived later than usual
Normalden daha geç geldi
sonraki
bir zaman diliminin sonuna yakın
In his later years he wrote books
Sonraki yıllarında kitaplar yazdı
yol açmak
Sahnedebir şeyin olmasına neden olmak
The noise gave me a headache
Bu gürültü baş ağrısına yol açtı
vermek
Sahnedebir şeyi birinin eline ulaştırmak
He gave me his book
O bana kitabını verdi
söylemek
birine bilgi veya cevap iletmek
Please give me your answer
Lütfen bana cevabını söyle
kanıtlamak
Sahnedebir şeyin doğru olduğunu göstermek
He is proving the theory
Teoriyi kanıtlıyor
kaza
Sahnedebeklenmedik ve zararlı olay
It was a car accident
Bu bir araba kazasıydı
işten çıkarma
Sahnedebirinin görevine son verme durumu
The manager is firing him
Müdür onu işten çıkarıyor
ateş etme
bir silahtan mermi atma eylemi
He is firing a rifle
O bir tüfekle ateş ediyor
madıkça
Sahnedebaşka bir durum olmadıkça
I won't go unless you come
Sen gelmedikçe gitmeyeceğim
-medikçe
bir şeyin gerçekleşmesinin başka bir durumun olmamasına bağlı olduğunu belirtir
You cannot pass unless you study hard
Çok çalışmadıkça geçemezsin
buluşmak
Sahnedebir yerde bir araya gelmek
Let's meet at the park
Parkta buluşalım
benzemek
bir şeye benzer olmak
His words meet his actions
Sözleri davranışlarına benziyor
karşılamak
bir gereksinimi yerine getirmek
We must meet the requirements
Gereksinimleri karşılamalıyız
buluşma
insanların bir araya geldiği etkinlik
They organized a school meet
Okul için bir buluşma düzenlediler
bırakmak
Sahnedebir şeyi yapmayı durdurmak
I want to quit smoking
Sigarayı bırakmak istiyorum
canı istemek
bir şeyi yapma isteği duymak
I feel like going for a walk
Yürüyüşe çıkasım var
gibi hissetmek
bir durumda veya rolde olduğunu düşünmek
Sometimes I feel like a child
Bazen kendimi çocuk gibi hissediyorum
gibi gelmek
bir durumun gerçekleşeceği izlenimine kapılmak
It feels like it is going to snow
Kar yağacak gibi geliyor
istek duymak
bir şeyi yapmayı arzulamak
I feel like having coffee now
Şu an kahve içmeye istek duyuyorum
zihin
Sahnedekişinin düşünen ve hisseden kısmı
He has a brilliant mind
Parlak bir zihni var
rahatsız olmak
Sahnedebir şeyden rahatsızlık duymak
I don't mind the cold
Soğuktan rahatsız olmam
dikkat etmek
bir şeye odaklanmak veya özen göstermek
Please mind your step on the stairs
Lütfen merdivenlerde adımına dikkat et
niyetlenmek
bir şeyi yapmayı planlamak
I mind to help him
Ona yardım etmeye niyetlendim
araba
Sahnededört tekerlekli ve motorlu kara taşıtı
He drives his car to work
İşe arabasıyla gidiyor
araba
dört tekerlekli bir yol taşıtı
I have a red car
Kırmızı bir arabam var
vagon
trenin yolcu veya yük taşımak için kullanılan bölümü
We sat in the last car of the train
Trenin son vagonunda oturduk
haber
Sahnedebir olay veya durum hakkında yeni bilgi
I have some good news
Bazı iyi haberlerim var
biliyorsun
dinleyicinin anlayıp anlamadığını kontrol etmek veya duraksamak için kullanılır
It is a bit expensive, you know
Biraz pahalı, biliyorsun
güvenli
Sahnedetehlikeli veya riskli olmayan
You are safe here
Burada güvendesin
çelik kasa
değerli eşyaları korumak için kullanılan metal kutu
The documents are in the safe
Belgeler çelik kasada
güvenilir
bir işi iyi yapacağına inanılan
She is a safe choice for the job
O bu iş için güvenilir bir seçenek
beklemek
Sahnedebir şey olana kadar bir yerde durmak
I will wait here for you
Seni burada bekleyeceğim
aramak
birini telefonla aramak
I will wait you at eight
Seni sekizde arayacağım
hizmet etmek
birine yardım etmek için onun işlerini yapmak
The server waits on the guests
Garson konuklara hizmet eder
düz
Sahnedeeğrisi veya bükümü olmayan
Draw a straight line
Düz bir çizgi çiz
dürüst
doğrudan ve doğru sözlü
Give me a straight answer
Bana dürüst bir cevap ver
doğrudan
durmadan veya yön değiştirmeden
Go straight to the office
Doğrudan ofise git
heteroseksüel
karşı cinse cinsel ilgi duyan
He is straight
O heteroseksüel
aktif bir şekilde
Sahnedeenerji veya çaba kullanarak
He is actively looking for a job
Aktif bir şekilde iş arıyor
kontrol etmek
birinin veya bir şeyin iyi olup olmadığını görmek için bakmak
I will check on the baby
Bebeği kontrol edeceğim
yeter
Sahnedeartık daha fazlasına gerek yok
That is enough
Bu kadar yeter
yeterli
Sahnedeistenilen ya da gereken miktarda
Do you have enough water
Yeterli suyun var mı
yeterli
ihtiyaç kadar olan
I have enough money
Yeterince param var
yapacak
Sahnedegeleceğe dair bir plan veya tahmini ifade etmek için kullanılır
I'm gonna call you
Seni arayacağım
söylemek
Sahnedebirine bir şeyi anlatmak veya söylemek
Tell me your name
Bana adını söyle
ayırt etmek
bir şeyi fark etmek veya tanımak
I can't tell them apart
Onları birbirinden ayırt edemiyorum
muhtemel
Sahnedegerçekleşme ihtimali yüksek olan
It is likely to rain today
Bugün yağmur yağması muhtemel
belirli
Sahnedebilinen ancak belirtilmemiş
Certain animals live in the desert
Belirli hayvanlar çölde yaşar
emin
hiç şüphesi olmayan
I am certain that he is right
Onun haklı olduğundan eminim
kesin
gerçekleşmesi kaçınılmaz olan
Success is certain
Başarı kesindir
iyi
Sahnedeyeterince iyi veya tatmin edici
I feel fine today
Bugün iyi hissediyorum
para cezası
bir kural veya yasayı çiğnediğiniz için ödemeniz gereken para
He paid a fine for parking
Park ettiği için para cezası ödedi
ince
kalın olmayan
The pen has a fine tip
Kalemin ince bir ucu var
tamam
karşıdakinin anladığından emin olmak veya konuşmada duraksamak için kullanılan sözcük
Fine I will be there at five
Tamam saat beşte orada olacağım
adamlar
Sahnedeerkekler için kullanılan samimi ifade
Those guys are tall
Şu adamlar uzun
arkadaşlar
bir grup insan için kullanılan samimi ifade
Hi guys
Selam arkadaşlar
adam
bir erkek için kullanılan samimi ifade
He is a nice guy
O iyi bir adam
millet
bir grup insan için kullanılan gayriresmi ifade
Listen guys
Dinleyin millet
yardakçı
Sahnedesadık bir hizmetçi veya yardımcı
The villain had a minion to do his work
Kötü adamın işlerini yapması için bir yardakçısı vardı
rüşvet alan
rüşvet veya yasa dışı para kabul eden
The police officer was on the take
Polis memuru rüşvet alıyordu
gider
Sahnedebir yerden başka bir yere gitmek
He goes to school
Okula gider
ses çıkarır
bir ses veya müzikal ton çıkarmak
The clock goes tick-tock
Saat tik tak diye ses çıkarır
gitmek
düzenli olarak bir yere devam etmek
He goes to school every day
O her gün okula gidiyor
olmak
belli bir duruma veya hale gelmek
The milk goes sour
Süt ekşi olur
hitap etmek
Sahnedebirine konuşmak veya bir şeyi birine göndermek
He addressed the crowd
Kalabalığa hitap etti
ele almak
bir sorunu veya soruyu düşünmek ve çözmeye başlamak
We need to address the issue
Bu sorunu ele almamız gerekiyor
adres
birinin yaşadığı veya çalıştığı yer
What is your home address
Ev adresin nedir
konuşma
bir dinleyici kitlesine yapılan resmi konuşma
The president gave an address
Başkan bir konuşma yaptı
düşünmek
Sahnedebir şeyi dikkatlice düşünmek
I am considering a new job
Yeni bir iş düşünüyorum
dikkate alarak
bir karar verirken belirli bir durumu göz önüne almak
Considering the rain we stayed home
Yağmuru dikkate alarak evde kaldık
üzgün
Sahnedepişmanlık duyan veya özür dileyen
I am sorry for being late
Geç kaldığım için üzgünüm
basmak
Sahnedebir yere zorla girmek
The soldiers stormed the castle
Askerler kaleyi bastı
hışımla ayrılmak
çok öfkeli bir şekilde bir yerden çıkmak
He stormed out of the meeting
Toplantıdan hışımla ayrıldı
fırtına
yağmur veya karla gelen güçlü rüzgar
There is a storm tonight
Bu gece fırtına var
fırtına
şiddetli hava olayı
A huge storm is coming
Büyük bir fırtına geliyor
kesinlikle
Sahnedeşüphe olmadan veya kesin olarak
I will certainly help you
Sana kesinlikle yardım edeceğim
uzlaşmak
Sahnedeanlaşmazlığı gidermek veya yeniden dostluk kurmak
They finally reconciled after their long fight
Uzun kavgalarından sonra nihayet barıştılar
etkilemek
güçlü bir duygu uyandırmak
His words got to me
Sözleri beni etkiledi
varmak
bir yere ulaşmak
How do I get to the station
İstasyona nasıl giderim
zorunda kalmak
bir şeyi yapmakla yükümlü olmak
I get to do the chores
Ev işlerini yapmak zorundayım
şansı olmak
bir şeyi yapma imkanına sahip olmak
I get to visit Japan
Japonya'yı ziyaret etme şansım var
fırsat bulmak
bir şeyi yapma imkanına sahip olmak
I get to meet the famous actor today
Bugün ünlü oyuncuyla tanışma fırsatı buluyorum
hale gelmek
belirli bir duruma dönüşmek
It will get to be hot soon
Yakında sıcak bir hal alacak
varmak
bir yere ulaşmak
We will get to the hotel soon
Otele yakında varacağız
konuşan
Sahnedekonuşma yeteneği olan
A talking parrot
Konuşan bir papağan
konuşma
Sahnedefikir ve bilgi alışverişi içeren sözlü iletişim
There has been too much talking lately
Son zamanlarda çok fazla konuşma oldu
konuşma
karşılıklı olarak yapılan sözlü iletişim
Please stop the talking
Lütfen konuşmayı kesin