

Arrow — Season 7 Episode 21
Kelimeler ve anlamları
665 kelime
Seviye
ölmek üzere
Sahnedeölüme çok yakın olmak
The plant is dying
Bitki ölmek üzere
can atmak
bir şeyi yapmayı çok istemek
I am dying to see you
Seni görmek için can atıyorum
baş belası
sorun yaratması muhtemel olan kişi veya şey
Stay away from him, he is bad news
Ondan uzak dur, o baş belasıdır
gelecek
Sahnedeşimdiden sonraki zaman dilimi
No one knows what will happen in the future
Gelecekte ne olacağını kimse bilmez
gelecek
şu andan sonra gerçekleşecek olan
We need to think about future generations
Gelecek nesilleri düşünmemiz gerekiyor
gelecek
gelecek olan zaman
I hope for a better future
Daha iyi bir gelecek umuyorum
daha iyi
Sahnededaha yüksek kaliteli veya daha sağlıklı
This is a better plan
Bu daha iyi bir plan
daha iyi
Sahnededaha yüksek bir ölçüde
I understand it better now
Onu şimdi daha iyi anlıyorum
iyileştirmek
Sahnedebir şeyi veya birini daha iyi hale getirmek
He wants to better his English
İngilizcesini iyileştirmek istiyor
iyi olur
bir şeyin yapılması gerektiğini veya mantıklı olduğunu belirtmek için kullanılır
You had better leave now
Şimdi gitsen iyi olur
terörist
Sahnedesiyasi hedefler için şiddet kullanan kişi
The police arrested the terrorist
Polis teröristi tutukladı
terörist
siyasi amaçlar doğrultusunda şiddete başvuran kimse
He was labeled as a terrorist
O, bir terörist olarak damgalandı
iyi haber
sevindirici bir bilgi
I have some good news for you
Senin için iyi bir haberim var
yaz
Sahnedeyılın en sıcak mevsimi
I love summer
Yazı severim
yaz geçirmek
yaz mevsimini bir yerde geçirmek
They summer in Italy
Yaz mevsimini İtalya'da geçirirler
Summer
bir kadın ismi
Summer is my best friend
Summer benim en iyi arkadaşım
hesap
Sahnedekişisel bilgilerin kayıtlı olduğu profil
I created a new account
Yeni bir hesap oluşturdum
anlatım
bir olayın yazılı veya sözlü açıklaması
He gave a clear account of the accident
Kazanın net bir anlatımını yaptı
müşteri
bir şirketin hizmet verdiği müşteri veya işletme
This company has many important accounts
Bu şirketin birçok önemli müşterisi var
dikkate alma
bir şeye verilen dikkat veya özen
You should take his advice into account
Onun tavsiyesini dikkate almalısın
evet
Sahnedeevet demenin gayriresmi yolu
Yeah, I will come
Evet, geleceğim
evet
Sahnedeevet demenin gayriresmi yolu
Yeah I agree
Evet katılıyorum
lisanslama
Sahnedebir şeye resmi izin verme işlemi
They are responsible for the licensing of software products
Yazılım ürünlerinin lisanslanmasından onlar sorumludur
batmak
faaliyetine son vermek veya iflas etmek
The company went under
Şirket battı
batmak
suyun yüzeyinin altına inmek
The ship went under
Gemi battı
narkozla uyumak
anestezi etkisiyle uykuya dalmak
The patient will go under soon
Hasta birazdan narkozla uyuyacak
gizli
Sahnedebaşkaları tarafından bilinmeyen
I have a secret plan
Gizli bir planım var
sır
Sahnedebaşkalarından saklanan şey
Can you keep a secret?
Bir sır tutabilir misin?
gizli bilgi
gizli tutulan bilgi
The secret was revealed
Gizli bilgi açığa çıktı
sır
başkalarına söylemediğiniz bilgi
I have a secret to tell you
Sana söyleyecek bir sırrım var
gerçekleştirmek
bir şeyin meydana gelmesini sağlamak
We will make it happen
Bunu gerçekleştireceğiz
hızlandırmak
bir işi çabuklaştırmak
Please make it fast
Lütfen hızlandır
başarmak
bir hedefe ulaşmak veya başarılı olmak
She finally made it
Sonunda başardı
ölmek
birinin yaşamını yitirmesi
The patient did not make it
Hasta hayata tutunamadı
toparlamak
bir yeri temiz ve düzgün hale getirmek
I need to make it tidy
Onu toparlamam gerek
sonraki
Sahnedeşu anki veya mevcut olandan sonra gelen
See you next week
Gelecek hafta görüşürüz
berbat
Sahnedeçok kötü
The weather was terrible
Hava berbattı
kötü
çok nahoş olan
The weather is terrible today
Bugün hava çok kötü
berbat
aşırı derecede hoş olmayan veya düşük nitelikli
The weather is terrible today
Bugün hava berbat
güvenli
Sahnedetehlikeden veya zarardan korunmuş
This is a secure location
Burası güvenli bir yer
kendinden emin
kendinden emin ve güvende hissetmek
She feels secure in her job
İşinde kendini güvende hissediyor
elde etmek
bir şeyi çaba göstererek kazanmak
They managed to secure a loan
Bankadan kredi almayı başardılar
sabitlemek
bir şeyi hareket etmeyecek şekilde sağlamca tutturmak
Please secure the rope to the post
Lütfen halatı direğe sabitleyin
tutum
Sahnedebir şey hakkında düşünme veya hissetme biçimi
She has a positive attitude
Olumlu bir tutumu var
mikro düşünme
Sahnedeçok küçük detaylar hakkında düşünme eylemi
He spends too much time microthinking every small decision
Her küçük karar üzerinde mikro düşünerek çok fazla zaman harcıyor
gözetim
Sahnedeinsanları veya yerleri yakından izleme eylemi
The police kept the suspect under surveillance
Polis şüpheliyi gözetim altında tuttu
hoşça kal
birinden ayrılırken kullanılan sözler
Good bye, see you tomorrow
Hoşça kal, yarın görüşürüz
hoşça kal
vedalaşırken söylenen dostça ifade
Please say good bye to your friend
Lütfen arkadaşına hoşça kal de
katil
Sahnedebaşka birini öldüren kişi
The police caught the murderer
Polis katili yakaladı
yer
Sahnededünyanın katı yüzeyi
Sit on the ground
Yere otur
öğütmek
yiyecekleri çok küçük parçalara ayırmak
He ground the pepper
Karabiberi öğüttü
aralık
iki hareketli nesne arasındaki boşluk
Keep ground between the cars
Arabaların arasında aralık bırak
gerekçe
bir kararın veya inancın dayandığı neden
There is no ground for your complaint
Şikayetin için bir gerekçe yok
çalıntı
Sahnedeizinsiz olarak alınan
My bike was stolen
Bisikletim çalındı
çalıntı
yasa dışı yollarla alınmış eşya
The police found the stolen items
Polis çalıntı eşyaları buldu
suçlamak
Sahnedebirinin bir yanlıştan sorumlu olduğunu söylemek
Do not blame me for this mistake
Bu hata için beni suçlama
ayıplamak
birinin yaptığı davranışı onaylamadığını belirtmek
They blamed him for his selfish behavior
Bencil davranışından dolayı onu ayıpladılar
sorumlu tutmak
bir olayın sonucunu birinin üzerine yıkmak
I blame the rain for the delay
Gecikmeden dolayı yağmuru sorumlu tutuyorum
bozmak
plan veya düzeni aksatmak
Don't mess up my plans
Planlarımı bozma
dağıtmak
bir yeri düzensiz hale getirmek
You messed up my room
Odamı dağıttın
hırpalamak
birine fiziksel zarar vermek
The bullies messed him up
Zorbalar onu hırpaladı
batırmak
bir işi kötü bir şekilde yapmak
I messed up the test
Sınavı batırdım
mahvetmek
bir şeyi bozmak veya kötü duruma getirmek
I messed up the project
Projeyi mahvettim
zemin
Sahnedebir odanın alt kısmı
Please sit on the floor
Lütfen zemine oturun
kat
bir binanın katı veya seviyesi
I live on the third floor
Üçüncü katta yaşıyorum
şoke etmek
birini çok şaşırtmak
The news floored him
Haber onu şoke etti
söz hakkı
bir toplantıda veya oturumda konuşma izni
The chairperson gave her the floor
Başkan ona söz hakkı verdi
affedersiniz
özür dilemek veya birinin dikkatini çekmek için kullanılan nazik bir ifade
Excuse me, where is the station?
Affedersiniz, istasyon nerede?
hatırlamak
Sahnedegeçmişteki bir anıyı zihne geri getirmek
I remember my childhood
Çocukluğumu hatırlıyorum
hatırlamak
bir şeyi yapmayı unutmamak
Remember to lock the door
Kapıyı kilitlemeyi hatırla
kazanmak
Sahnededaha fazlasını elde etmek
She gained a lot of experience
Çok deneyim kazandı
kazanmak
bir şeyi elde etmek
He wants to gain experience
Deneyim kazanmak istiyor
Soru
SahnedeBilgi edinmek için sorulan cümle
He asked me a difficult question
Bana zor bir soru sordu
sorgulamak
bir şey hakkında şüphe belirtmek
I question his honesty
Onun dürüstlüğünü sorguluyorum
Söz konusu
Üzerinde tartışılan konu
This is the issue in question
Söz konusu olan mesele budur
sorgulamak
birine resmi olarak soru sormak
The police questioned the suspect
Polis şüpheliyi sorguladı
robot
Sahnedeotomatik olarak hareket edebilen ve görevleri yerine getirebilen makine
The robot can clean the house
Robot evi temizleyebilir
geleneksel
Sahnedegeleneklere dayanan
They wore traditional clothes
Geleneksel kıyafetler giydiler
uzmanlık alanı
Sahnedebelirli bir konuda uzmanlaşılan alan
Heart surgery is his specialty
Kalp cerrahisi onun uzmanlık alanı
kalıcı
Sahnedeuzun süre veya sonsuza dek süren
This is a permanent job
Bu kalıcı bir iş
hasar
Sahnedebir şeyin değerini veya kullanışlılığını azaltan fiziksel zarar
The storm caused a lot of damage
Fırtına çok fazla hasara yol açtı
hesap
ödenmesi gereken para miktarı
How much is the damage for the meal
Yemeğin hesabı ne kadar
iyi
Sahnedeyeterince iyi veya tatmin edici
I feel fine today
Bugün iyi hissediyorum
para cezası
bir kural veya yasayı çiğnediğiniz için ödemeniz gereken para
He paid a fine for parking
Park ettiği için para cezası ödedi
ince
kalın olmayan
The pen has a fine tip
Kalemin ince bir ucu var
tamam
karşıdakinin anladığından emin olmak veya konuşmada duraksamak için kullanılan sözcük
Fine I will be there at five
Tamam saat beşte orada olacağım
hoş
Sahnedebeğenilmesi kolay veya keyifli
It was an agreeable evening
Hoş bir akşamdı
razı
bir şeyi kabul etmeye hazır
He was agreeable to the plan
Plana razıydı
fikir
Sahnedebir şey hakkındaki bilgi veya anlayış
I have no idea where he is
Onun nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok
fikir
Sahnedezihindeki bir düşünce veya plan
That is a great idea
Bu harika bir fikir
güvenlik duvarı
Sahnedeistenmeyen ağ trafiğini engelleyen sistem
The firewall blocks malicious traffic
Güvenlik duvarı kötü niyetli trafiği engeller
kopya
Sahnedebaşka bir şeyin aynısı olarak yapılan şey
I made a copy of the document
Belgenin bir kopyasını çıkardım
anlaşıldı
Sahnedebir radyo mesajını almak ve anlamak
Copy that, loud and clear
Anlaşıldı, yüksek ve net
taklit etmek
Sahnedebir başkasının yaptığı bir şeyi aynı şekilde yapmak
She tries to copy her sister
Kız kardeşini taklit etmeye çalışıyor
kopyalama
başka bir şeyin benzerini yapma eylemi
Copying is not allowed
Kopyalamaya izin verilmez
içermek
Sahnedebir grubun veya setin parçası olarak bulundurmak
The price includes breakfast
Fiyata kahvaltı dahildir
içermek
bir grubun veya bütünün parçası olarak bulundurmak
The book includes many pictures
Kitap birçok resim içerir
yol göstermek
Sahnedeyolu göstermek veya yönetmek
She will lead the group
Gruba o yol gösterecek
kurşun
ağır ve yumuşak bir metal
Lead is a heavy metal
Kurşun ağır bir metaldir
ipucu
bir problemi veya gizemi çözmeye yardımcı olan bilgi parçası
The police followed a new lead in the case
Polis vakada yeni bir ipucunu takip etti
başrol
bir film veya tiyatro oyunundaki ana karakter
She played the lead in the movie
Filmde başrolü o oynadı
galaksi
Sahnedeuzayda yıldızlardan oluşan çok büyük grup
The Milky Way is our galaxy
Samanyolu bizim galaksimizdir
galaksi
Sahnedeyıldızlar, gaz ve tozdan oluşan devasa sistem
Our galaxy is the Milky Way
Bizim galaksimiz Samanyolu
durdurmak
Sahnedebir eyleme son vermek
Stop talking
Konuşmayı bırak
dur
Sahnedebirine durması için söylenen söz
Stop!
Dur!
durdurmak
Sahnedebir şeyin gerçekleşmesini engellemek
We must stop the fire
Yangını durdurmalıyız
durak
otobüs veya trenin durduğu yer
Where is the bus stop
Otobüs durağı nerede
yol açmak
Sahnedebir şeyin olmasına neden olmak
The noise gave me a headache
Bu gürültü baş ağrısına yol açtı
vermek
Sahnedebir şeyi birinin eline ulaştırmak
He gave me his book
O bana kitabını verdi
söylemek
birine bilgi veya cevap iletmek
Please give me your answer
Lütfen bana cevabını söyle
ilgili olmak
Sahnedebelirli bir konuyla ilgili olmak
This book concerns history
Bu kitap tarihle ilgilidir
endişe
sizi huzursuz hissettiren şey
My main concern is the weather
Temel endişem hava durumu
firma
büyük bir iş yeri veya şirket
It is a large manufacturing concern
Bu büyük bir üretim firmasıdır
mesele
ele almanız gereken iş veya görev
That is none of your concern
Bu senin meselen değil
bak
Sahnededikkat çekmek veya bir ifadeye giriş yapmak için kullanılır
Now, listen carefully
Bak, dikkatlice dinle
hadi
Sahnedearkadaşça veda etmek için kullanılır
Now, I must go
Hadi, gitmeliyim
şimdi
Sahnedeşu anki zaman
I am busy now
Şimdi meşgulüm
tam zamanı
bir şey için en uygun an
Now is the perfect time to start
Başlamak için tam zamanı
hatırlatmak
Sahnedebirine bir şeyi hatırlamasını sağlamak
Please remind me to call him
Lütfen ona telefon etmemi hatırlat
havalı
Sahnedeçok güçlü havalı veya etkileyici olan
That motorcycle looks badass
O motosiklet çok havalı görünüyor
sert
güçlü ve kendine güvenen kişi
He is a badass
O sert biridir
teknik olarak
Sahnedetam olarak kurallara veya gerçeklere göre
Technically you are not allowed to park here
Teknik olarak buraya park etmenize izin verilmiyor
teknik olarak
kesin kurallara veya gerçeklere uygun olarak
Technically, this is not allowed
Teknik olarak, buna izin verilmiyor
kural gereği
tam olarak mevcut kurallara göre
Technically we are closed now
Kural gereği şu an kapalıyız
teknik olarak
tam bir doğrulukla veya gerçekler temelinde
Technically this is a mammal
Teknik olarak bu bir memelidir
kâr
Sahnedemaliyetler ödendikten sonra elde edilen para
The company made a profit
Şirket kâr elde etti
kâr
masraflar ödendikten sonra kazanılan para
The company made a big profit this year
Şirket bu yıl büyük bir kâr elde etti
farklı
Sahnedeaynı olmayan
We are different
Biz farklıyız
farklı
aynı olmayan veya benzerlik göstermeyen
These two books are different
Bu iki kitap birbirinden farklı
çözmek
bir problemi çözmek veya bir şeyi anlamak
I need to figure out this puzzle
Bu bulmacayı çözmem gerekiyor
anlamak
düşünerek bir şeyi kavramak
I can't figure out how this works
Bunun nasıl çalıştığını anlayamıyorum
öğrenmek
bir şeyi öğrenmek veya keşfetmek
I will find out the answer
Cevabı öğreneceğim
yakın
Sahnedeuzak olmayan
The park is near my house
Park evimin yakınında
neredeyse
gerçekleşmesine çok az kalması
It is near lunchtime
Neredeyse öğle yemeği vakti
yaklaşmak
bir şeye doğru gelmek
The runner nears the finish line
Koşucu bitiş çizgisine yaklaşıyor
yakın
kısa bir mesafede bulunan
My house is near the park
Evim parka yakın
neredeyse
Sahnedetam olarak değil ama çok yakın
I almost missed the bus
Neredeyse otobüsü kaçırıyordum
acele etmek
Sahnedehızlı hareket etmek
Please hurry up
Lütfen acele et
aceleye getirmek
Sahnedebir şeyi çok hızlı yapmak
Don't hurry the work
İşi aceleye getirme
acele
bir şeyi hızlıca yapma durumu
I am in a hurry
Acelem var
patlatma
Sahnedebir patlayıcıyı infilak ettirme eylemi
The bomb squad performed a controlled detonation
Bomba imha ekibi kontrollü bir patlatma gerçekleştirdi
tanımak
Sahnededaha önce görülen birini veya bir şeyi hatırlayıp kim olduğunu anlamak
I didn't recognize him at first
Onu ilk başta tanıyamadım
kabul etmek
bir şeyin doğru veya önemli olduğunu kabul etmek
They finally recognized the need for change
Sonunda değişim gerekliliğini kabul ettiler
araştırmak
Sahnedebir durumun veya olayın iç yüzünü öğrenmeye çalışmak
The police will investigate the crime
Polis suçu araştıracak
araştırmak
bir şeyin gerçeğini ortaya çıkarmaya çalışmak
The police will investigate the crime
Polis suçu araştıracak
göstermek
Sahnedebir şeye dikkat veya saygı yöneltmek
Please pay attention to the teacher
Lütfen öğretmene dikkat edin
işe yaramak
iyi bir sonuç veya avantaj getirmek
Honesty will pay in the end
Dürüstlük sonunda işe yarayacak
ödemek
bir şey için para vermek
I have to pay the bill
Faturayı ödemem gerekiyor
maaş
çalışma karşılığında alınan para
Her monthly pay is high
Aylık maaşı yüksek
başka
Sahnedebelirtilenlerin dışında veya ek olarak
Who else is coming?
Başka kim geliyor?
başka
Sahnedefarklı bir kişi veya şey
I want to go somewhere else
Başka bir yere gitmek istiyorum
başka türlü
farklı bir biçimde
How else can I do this
Bunu başka türlü nasıl yapabilirim
kârlı
Sahnedeiyi bir sonuç veya avantaj sağlayan
The new business is very profitable
Yeni işletme çok kârlı
karşılamak
Sahnedevaran birini selamlamak
They welcomed the guests
Misafirleri karşıladılar
hoş karşılanan
memnuniyetle karşılanan veya istenen
You are welcome here
Burada isteniyorsunuz
serbest
bir şeyi yapmasına izin verilen
Questions are welcome
Sorular serbesttir
olay
Sahnedegenellikle kötü veya sıra dışı olan bir hadise
It was a strange incident
Tuhaf bir olaydı
üstünü kapatmak
bir şeyi gizlemek için üzerini örtmek
Cover it up with a blanket
Üzerini bir battaniyeyle ört
güvenlik kamerası
güvenliği sağlamak için çevreyi izleyen ve kaydeden cihaz
There is a security camera in the shop
Dükkanda bir güvenlik kamerası var
durmak
Sahnedebir yerde veya konumda bulunmak
The house stands on a hill
Ev bir tepenin üzerinde duruyor
tezgah
eşyaların satıldığı küçük yapı
I bought an apple from the fruit stand
Meyve tezgahından bir elma aldım
katlanmak
bir şeye tahammül etmek
I cannot stand this noise
Bu gürültüye katlanamıyorum
tutum
bir konu hakkındaki kesin görüş veya tavır
They took a firm stand on the issue
Bu konuda kesin bir tutum sergilediler
öldürmek
Sahnedebir canlının yaşamına son vermek
The hunter killed the deer
Avcı geyiği öldürdü
canını yakmak
birine çok şiddetli acı vermek
These shoes are killing my feet
Bu ayakkabılar ayaklarımı çok acıtıyor
zaman öldürmek
vaktin daha hızlı geçmesi için bir şeyler yaparak uğraşmak
I read a book to kill time at the airport
Havaalanında zaman öldürmek için kitap okudum
canlı
Sahnedehayat sahibi olan
All living things need water
Tüm canlıların suya ihtiyacı vardır
yaşam
yaşanılan yer veya koşullar
Their living conditions are poor
Yaşam koşulları kötüdür
geçim
hayatını sürdürmek için kazandığı para
He earns a living as a teacher
Öğretmenlik yaparak geçimini sağlıyor
yaşam tarzı
bir kişinin hayatını sürdürme biçimi
They have a simple way of living
Onların basit bir yaşam tarzı var
pasaport
Sahnedebaşka ülkelere seyahat etmek için kullanılan resmi belge
I need my passport for the trip
Yolculuk için pasaportuma ihtiyacım var
ekipman
Sahnedebelirli bir etkinlik için kullanılan araç gereçler
I have all the gear for skiing
Kayak yapmak için tüm ekipmanlara sahibim
vites
taşıtlarda tekerleklere giden gücü ayarlayan mekanizma
Shift into a lower gear for the hill
Yokuş için daha düşük bir vitese geç
ateş etmek
birine veya bir şeye silahla ateş etmek
The hunter shot at the deer
Avcı geyiğe ateş etti
şans
bir şeyi yapmak için sahip olunan fırsat
I want a shot at the job
İş için bir şans istiyorum
tahmin etmek
Sahnedekesin bilgi olmadan bir fikir yürütmek
Can you guess my age?
Yaşımı tahmin edebilir misin?
sanmak
Sahnedebir durum hakkında kesin kanıt olmadan fikir oluşturmak
I guess it will rain
Sanırım yağmur yağacak
tahmin etmek
emin olmadan bir şeyin doğru olduğunu söylemek
Can you guess the answer
Cevabı tahmin edebilir misin
tahmin
emin olmadan doğru olduğunu düşündüğünüz bir fikir
It was just a guess
Sadece bir tahmindi
desteklemek
Sahnedebirine yardım veya teşvik vermek
I support your decision
Kararını destekliyorum
taşımak
bir şeyin ağırlığını taşımak
The pillars support the roof
Sütunlar çatıyı taşır
yaşam desteği
çok hasta birini hayatta tutmak için tıbbi cihaz kullanılması
The patient was kept on life support
Hasta yaşam desteğinde tutuldu
almak
Sahnedebir şeyi teslim almak veya kabul etmek
I received a letter
Bir mektup aldım
milyon
Sahnedebin tane binlikten oluşan sayı
A million people live here
Burada bir milyon insan yaşıyor
çatı
Sahnedebir binanın en üst kısmı
The roof is leaking
Çatı akıyor
ev
yaşanılan ev veya yer
He has a roof over his head
Başını sokacak bir evi var
en feci
Sahnedeen ağır veya en olumsuz durumda olan
It was the worst day of his life
Hayatının en feci günüydü
en kötü
en nahoş veya en düşük kaliteli olan
This is the worst movie I have ever seen
Bu, şimdiye kadar izlediğim en kötü film
en kötü
kalite bakımından en düşük seviyede olan
This is the worst restaurant in town
Bu şehirdeki en kötü restoran
asla
Sahnedehiçbir zaman
I never eat meat
Asla et yemem