Avatar: The Last Airbender — 1. Sezon Bölüm 5
Kelimeler ve anlamları
308 kelime
Seviye
daha erken
Sahnedebeklenenden önce
I arrived sooner than expected
Beklenenden daha erken geldim
daha erken
beklenenden daha kısa sürede gerçekleşen
Please arrive sooner next time
Lütfen bir dahaki sefere daha erken gel
tercih etmek
bir şeyi başka bir şeye yeğlemek
I would sooner stay than leave
Gitmektense kalmayı tercih ederim
daha erken
kısa bir süre içinde
Please arrive sooner
Lütfen daha erken gel
ayrılmak
Sahnedebir yerden başka bir yere gitmek
They left the house early
Evden erkenden ayrıldılar
bırakmak
Sahnedebir şeyi olduğu yerde tutmak
Leave your coat on the chair
Ceketini sandalyede bırak
bırakmak
birine bir şey devretmek
He left his money to his son
Parasını oğluna bıraktı
izin
bir şey yapma müsaadesi
He asked for leave to visit his family
Ailesini ziyaret etmek için izin istedi
görev
Sahnedeyapılması gereken iş
This is a difficult task
Bu zor bir görev
görevlendirmek
birine bir iş vermek
They tasked me with the project
Beni proje ile görevlendirdiler
farklı
Sahnedeaynı olmayan
We are different
Biz farklıyız
hoş
Sahnedeçok güzel veya keyifli
It was a delightful evening
Hoş bir akşamdı
mesele
Sahnedeele alınması gereken önemli bir konu
This is a private matter
Bu özel bir mesele
süre
kısa bir zaman dilimi
It happened in a matter of days
Bu birkaç gün içinde oldu
madde
eşyaların yapıldığı fiziksel temel
Everything is made of matter
Her şey maddeden yapılmıştır
önemli olmak
bir şeyin değer veya önem taşıması
It does not matter to me
Bu benim için önemli değil
yaratıcı
Sahnedeyeni şeyler veya fikirler üretme yeteneği olan
She is a very creative artist
O çok yaratıcı bir sanatçıdır
yüzleşmek
Sahnedebiriyle zorlayıcı bir şekilde karşı karşıya gelmek
I decided to confront him about the lie
Yalanı hakkında onunla yüzleşmeye karar verdim
emin
Sahnedeşüphenin olmaması
I am sure about this
Bu konuda eminim
yer
belirli bir alan veya nokta
We met at this sure
Bu yerde buluştuk
elbette
bir şeyi kabul ettiğini veya onayladığını söylemek
Sure I will do that
Elbette bunu yapacağım
kural gereği
Sahnedetam olarak mevcut kurallara göre
Technically we are closed now
Kural gereği şu an kapalıyız
yeni
Sahnedekısa süre önce
They are newly married
Onlar yeni evliler
düello
Sahnedeiki kişi arasındaki dövüş
They fought a duel
Düello yaptılar
umut etmek
Sahnedebir şeyin olmasını istemek
I am hoping for the best
En iyisini umuyorum
Görüşürüz
Sahnedebirine veda ederken kullanılan ifade
See you tomorrow
Yarın görüşürüz
tamamen
Sahnedeher bakımdan veya tam derecede
I completely forgot about the meeting
Toplantıyı tamamen unuttum
geri alma
Sahnedesöylenen ya da yapılan bir şeyi geri alma eylemi
You cannot say take backsies in this game
Bu oyunda geri almak yok
karşılık vermek
Sahnedebir saldırıya aynı şekilde yanıt vermek
The rebels decided to strike back
İsyancılar karşılık vermeye karar verdi
vandalizm
Sahnedemülke kasten zarar verme eylemi
The statue was damaged by vandalism
Heykel vandalizm nedeniyle zarar gördü
toprak bükücü
Sahnedezihniyle toprağı kontrol edebilen kişi
Toph is a powerful earthbender
Toph güçlü bir toprak bükücüdür
bina
Sahnededuvarları ve çatısı olan yapı
This building is very tall
Bu bina çok yüksek
inşa etmek
parçaları bir araya getirerek bir şey yapmak
They are building a new house
Yeni bir ev inşa ediyorlar
üzerine inşa etme
bir şeyi temel alarak daha fazla ilerleme kaydetmek
They are building on their past success
Geçmiş başarılarının üzerine inşa ediyorlar
inşaat
bir yapıyı oluşturma süreci
The building of the new house is almost finished
Yeni evin inşaatı neredeyse bitti
dalış
Sahnedebaş aşağı suya atlama sporu
She enjoys professional diving
Profesyonel dalıştan keyif alıyor
suya dalmak
başını öne eğerek suya atlamak
He is diving into the pool
Havuzun içine dalıyor
keyif almak
Sahnedebir şeyden zevk almak
I enjoy reading books
Kitap okumaktan keyif alırım
anlamına gelmek
Sahnedebelirli bir anlama sahip olmak
What does this word mean
Bu kelime ne anlama geliyor
araç
bir şeyi yapma yolu
This is a means of communication
Bu bir iletişim aracıdır
kaba
nazik olmayan veya zalim
He is very mean to me
Bana karşı çok kaba
niyetlenmek
bir şey yapmayı planlamak veya istemek
I meant to call you earlier
Seni daha önce aramaya niyetlenmiştim
reddetmek
Sahnedebir şeyi yapmayı veya kabul etmeyi istemediğini söylemek
He refused the offer
Teklifi reddetti
çöp
atılan atık malzeme
Please take out the refuse
Lütfen çöpü dışarı çıkar
daha az miktarda
Sahnededaha küçük bir miktar veya sayı
I want less water
Daha az suya ihtiyacım var
kutsamak
tanrıdan korumasını veya yardım etmesini istemek
May God bless you
Tanrı seni kutsasın
sayısız
sayılamayacak kadar çok
The stars are endless
Yıldızlar sayısızdır
siz eki
bir şeyin bulunmadığını belirten son ek
She is fearless
O korkusuz
yardım etmek
Sahnedebirine destek olmak veya yardım sağlamak
Can you help me?
Bana yardım edebilir misin?
yardımcı
başkalarına yardım eden kişi
She is a great help
O harika bir yardımcıdır
kendini tutmak
bir şeyi yapmaktan kendini alıkoymak
I couldn't help laughing
Gülmekten kendimi alamadım
azaltmak
bir şeyi daha az miktarda kullanmak
This habit helps to use less water
Bu alışkanlık daha az su kullanmaya yardımcı olur
uzak durmak
Sahnedebir yerden veya bir durumdan uzak durmak
Please stay out of my room
Lütfen odama girme
girmemek
bir yere girmekten kaçınmak
Please stay out of that room
Lütfen o odaya girme
karışmamak
bir meseleye dahil olmaktan kaçınmak
I want to stay out of their argument
Onların tartışmasına karışmak istemiyorum
dile getirmek
Sahnedesözle veya yazıyla aktarmak
She voiced her concerns
Endişelerini dile getirdi
söz hakkı
karar verme veya fikir belirtme yetkisi
She has a say in the matter
Konuda onun söz hakkı var
göstermek
bilgi veya rakam belirtmek
The sign says stop
Tabela durmayı gösteriyor
gecekondu mahallesi
Sahnedeşehrin yoksul insanların yaşadığı bakımsız ve kalabalık bölgesi
They lived in a slum for many years
Yıllarca bir gecekondu mahallesinde yaşadılar
görev
Sahnedeyapılması gereken iş veya sorumluluk
It is my duty to help you
Sana yardım etmek benim görevim
gümrük vergisi
mallar üzerinden ödenen vergi
You must pay duty on these goods
Bu mallar için gümrük vergisi ödemelisiniz
tüp
Sahnedesıvı veya gazın akabileceği uzun, içi boş nesne
Water flows through the tube
Su tüpün içinden akar
metro
şehir içi yeraltı demir yolu sistemi
I took the tube to work today
Bugün işe gitmek için metroya bindim
getirmek
Sahnedebir şeyi bir yere taşımak
Please bring me some water
Lütfen bana biraz su getir
beraberinde getirmek
Sahnedebir durumun yaşanmasına neden olmak
Spring brings warm weather
Bahar sıcak havaları beraberinde getirir
büyütmek
bir çocuğa yetişkin olana kadar bakmak
They brought up three children
Üç çocuk büyüttüler
hissetmek
Sahnedefiziksel veya duygusal bir duyuya sahip olmak
I feel very tired
Çok yorgun hissediyorum
endişeli
kendine güvenmeyen veya emin olamayan his
I feel anxious about the test
Sınav hakkında endişeli hissediyorum
düşünmek
bir fikir veya tutuma sahip olmak
I feel that we should go
Gitmemiz gerektiğini düşünüyorum
biliyorsun
Sahnededinleyicinin anladığını teyit etmek için kullanılır
It is hard, you know
Zor, biliyorsun
bilmek
Sahnedebilgi sahibi olmak
I know the answer
Cevabı biliyorum
biliyorsun
Sahnededinleyicinin anladığından emin olmak veya konuşurken duraksamak için kullanılan söz
It is a nice car, you know, very fast
Güzel bir araba, biliyorsun, çok hızlı
içeride
Sahnedebir yerin veya nesnenin içi
It is very hot inside
İçerisi çok sıcak
içinde
bir şeyin iç kısmı veya içinde
The keys are inside the bag
Anahtarlar çantanın içinde
içeriden
sadece sınırlı sayıda kişinin bildiği
She has inside knowledge
Onun içeriden bilgisi var
iç
bir yerin iç kısmı veya oraya girme imkanı
The key lets you inside the room
Anahtar odaya girmenizi sağlar
çelimsiz
Sahnedefiziksel olarak güçsüz veya sağlıksız olma durumu
He looked very frail after his long illness
Uzun süren hastalığından sonra çok çelimsiz görünüyordu
cevap
Sahnedebir soruya verilen yanıt
I am waiting for your answer
Cevabını bekliyorum
çözüm
bir sorunu çözmenin doğru yolu
I found the answer to the puzzle
Bulmacanın çözümünü buldum
cevap
doğru olmayan veya düzgün çalışmayan
The answer is not correct
Cevap doğru değil
yanıt
bilgi almak için kullanılan cümle veya ifade
I need an answer to this question
Bu soruya bir yanıt bekliyorum
başlangıçta
Sahnedebaşlangıçta
At first, I didn't like it
Başlangıçta onu sevmedim
kaybetmek
Sahnedeartık bir şeye sahip olmamak
I lost my ring
Yüzüğümü kaybettim
yenilmek
bir mücadelede mağlup duruma düşmek
The team lost the match
Takım maçta yenildi
kaybetmek
bir şeyi bulamamak
I lost my keys
Anahtarlarımı kaybettim
anlayamamak
bir konuyu takip edememek
I lost you when you talked about science
Bilim hakkında konuştuğunda seni anlayamadım
vay
Sahnedeşaşkınlık veya hayranlık belirten ünlem
Whoa, look at that!
Vay, şuna bak!
mükemmel
Sahnedeçok iyi
This cake is excellent
Bu kek mükemmel
niyetlenmek
Sahnedebir şeyi yapmaya istekli veya meyilli olmak
I have half a mind to leave
Ayrılmaya niyetim var
zorunda
Sahnedebir şeyi yapmak zorunda olmak
I gotta go now
Şimdi gitmem lazım
keşfetmek
Sahnedebir şeyi ilk kez bulmak
They discovered a new planet
Yeni bir gezegen keşfettiler
keşfetmek
bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak
Scientists discovered a new planet
Bilim insanları yeni bir gezegen keşfetti
yeni yenilenmiş
Sahnedeyakın zamanda onarılmış veya iyileştirilmiş
The hotel was newly refurbished last year
Otel geçen yıl yeni yenilenmişti
rakip
Sahnedeyarışılan veya mücadele edilen kişi
He defeated his opponent
Rakibini yendi
soğuk algınlığı
Sahnedeburun akıntısı ve öksürükle seyreden hastalık
I have a cold
Soğuk algınlığına yakalandım
soğuk
nezaket veya sevgi göstermeyen
He is a cold person
O soğuk bir insandır
soğuk
düşük sıcaklık
The winter cold is harsh
Kış soğuğu serttir
bilinçsiz
olan bitenin farkında olmayacak şekilde uyanık olmama durumu
He was knocked cold in the fight
Dövüşte darbe alıp bilinçsiz hale geldi
haydi
Sahnedebir öneride bulunmak için kullanılır
Let us go
Haydi gidelim
izin vermek
birinin bir şey yapmasına müsaade etmek
Please let us play outside
Lütfen dışarıda oynamamıza izin ver
ha
Sahnedekafa karışıklığını veya tekrar isteğini belirtir
Huh? Who is that?
Ha? O kim?
değil mi
karşıdakinin katılıp katılmadığını sormak için kullanılır
It's hot, huh?
Hava sıcak, değil mi?
yetiştirmek
Sahnedebitki veya saç gibi şeylerin gelişmesini sağlamak
They grow tomatoes in the garden
Bahçede domates yetiştiriyorlar
artmak
Sahnedebir şeyin miktarının veya sayısının çoğalması
The demand for goods continues to grow
Ürünlere olan talep artmaya devam ediyor
büyümek
bir duruma gelmek veya gelişmeye başlamak
The plant started to grow
Bitki büyümeye başladı
aynı
Sahnedefarklı olmayan
We have the same car
Bizim arabalarımız aynı
aynı
daha önce sözü edilenin tıpkısı
I saw the same man yesterday
Dün aynı adamı gördüm
yakında
Sahnedekısa bir süre sonra
I will see you soon
Yakında görüşürüz
zor
Sahnedekolay olmayan; çaba gerektiren
This exam is very difficult
Bu sınav çok zor
dürüst
Sahnededoğruyu söyleyen ve hile yapmayan
He is an honest man
O dürüst bir adamdır
yamuk
Sahnedeşekli bozulmuş veya bükülmüş
He has a crooked nose
Onun yamuk bir burnu var
hilekar
dürüst veya adil olmayan
He is a crooked politician
O hilekar bir politikacıdır
dolandırıcı
suç işleyen kimse
That man is a known crooked
O adam bilinen bir dolandırıcıdır
genç
Sahnedehenüz yetişkin olmayan kimse
The juvenile is still a student
Genç hâlâ bir öğrenci
çocukça
genç birine özgü
His behavior was very juvenile
Davranışları çok çocukçaydı
niyetinde olmak
Sahnedene yapmayı planladığını ifade etmek için kullanılır
I am going to study
Ders çalışacağım
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
I go to school
Okula giderim
favori
belirli bir amaç için en sık kullanılan
This is my go-to coffee shop
Burası benim favori kahvecim
uyumaya gitmek
geçici olarak bir yerde uyumak
I go to sleep at ten
Saat onda uyumaya giderim
bozulmak
bir şeyin niteliğinin veya durumunun kötüleşmesi
This building will go to ruin soon
Bu bina yakında harap olacak
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
We will go to the park later
Daha sonra parka gideceğiz
başvurulacak
yardım için danışılan kişi veya kaynak
She is my go to person for advice
Tavsiye için başvurduğum kişi odur
incelemek
bir şeyin doğru veya kabul edilebilir olup olmadığını anlamak için ona bakmak
Please go to the file to check for any mistakes
Hata olup olmadığını kontrol etmek için lütfen dosyayı inceleyin
tercih edilen
en sık başvurulan kişi veya şey
This is my go-to place for coffee
Burası kahve için tercih ettiğim yer
gitmek
bir yere varmak veya bir etkinliğe katılmak
We go to school every morning
Her sabah okula gideriz
ilk tercih
birinin en sık kullandığı veya seçtiği şey ya da kişi
Pizza is my go-to meal on Fridays
Pizza cumaları ilk tercihim olan yemektir
gitmek
bir yere veya kişiye ulaşmak
The letter goes to the manager
Mektup müdüre gidiyor
gitmek
bir okulda öğrenci olmak
She goes to university in London
O Londra'da üniversiteye gidiyor
yönelmek
bir yerin doğrultusunda hareket etmek
The road goes to the city center
Yol şehir merkezine yöneliyor
uğramak
bir yeri ziyaret etmek
I will go to the library today
Bugün kütüphaneye uğrayacağım
gitmek
birine ulaşmak ya da teslim edilmek
This award will go to the best student
Bu ödül en iyi öğrenciye gidecek
beslenme çantası
Sahnedeevden dışarıya yemek taşımak için kullanılan kutu
I put an apple in my lunchbox
Beslenme çantama bir elma koydum
yarın
Sahnedebugünden sonraki gün
See you tomorrow
Yarın görüşürüz
gelecek
zamanın ilerisi
Hope for a better tomorrow
Daha iyi bir gelecek için umut et
yalnızca
Sahnedebelirtilenden fazlası olmadığını vurgular
It is only a scratch
Bu yalnızca bir çizik
tek
Sahnedeeşsiz veya biricik olan
You are my only friend
Sen benim tek arkadaşımsın
ancak
bir istisna veya karşıtlık belirtir
I would go only I am tired
Giderdim ancak yorgunum
sistem
Sahnedebirbiriyle bağlantılı parçalar veya prosedürler bütünü
The school has a new system
Okulun yeni bir sistemi var
vücut sistemi
insan vücudu ve işleyişi
Her immune system is very strong
Bağışıklık sistemi çok güçlü
sistem
bir şeyi yapma yöntemi
We need a better system to organize our files
Dosyalarımızı düzenlemek için daha iyi bir sisteme ihtiyacımız var
bir zamanlar
Sahnedegeçmişte bir zamanda
I once lived here
Bir zamanlar burada yaşadım
bir kez
tek bir sefer
I visited Paris once
Paris'i bir kez ziyaret ettim
olduğunda
olduğu zaman veya olur olmaz
Once you finish, we can go
Bitirdiğinde gidebiliriz
derhal
hemen hiç gecikmeden
Do it at once
Bunu derhal yap
dâhilik
Sahnedeüstün zihinsel yetenek
Her musical genius is obvious
Onun müzikal dâhiliği ortada
dahi
Sahnedeolağanüstü zeka veya yeteneğe sahip kişi
Albert Einstein was a true genius
Albert Einstein gerçek bir dahiydi
yavaşça
Sahnededüşük bir hızda; hızlı değil
Please speak slowly
Lütfen yavaş konuşun
mızrak
Sahnedeavlanmak veya savaşmak için kullanılan ucu sivri uzun sopa
The soldier carried a spear
Asker bir mızrak taşıyordu
saplamak
sivri bir nesneyi bir şeye iterek geçirmek
He speared the target
Hedefe sapladı
iş birliği yapmak
Sahnedeortak bir amaç için başkalarıyla birlikte hareket etmek
We need to cooperate to finish the project
Projeyi bitirmek için iş birliği yapmalıyız
üçüncü
Sahnedebir seride ikinciden sonra gelen
He is the third person in line
Sıradaki üçüncü kişi o
üçte bir
bir şeyin üç eşit parçasından biri
I ate a third of the pizza
Pizzanın üçte birini yedim
sonraki
Sahnedeşu anki veya mevcut olandan sonra gelen
See you next week
Gelecek hafta görüşürüz
yandaki
bir şeye çok yakın veya onun yanında olan
She sat in the next seat
O yandaki koltukta oturdu
başlamak
Sahnedebir işe girişmek
We will get to the main topic soon
Ana konuya yakında başlayacağız
fırsatı olmak
Sahnedebir şeyi yapma şansı bulmak
You get to meet the director
Yönetmenle tanışma fırsatın var
varmak
bir yere ulaşmak
How do I get to the station
İstasyona nasıl giderim
şansı olmak
bir şeyi yapma imkanına sahip olmak
I get to visit Japan
Japonya'yı ziyaret etme şansım var
etkilemek
birinin duygularını sarsmak veya üzmek
Her bad mood started to get to me
Onun kötü ruh hali beni etkilemeye başladı
varlık
Sahnedebirinin veya bir şeyin yakınında olma durumu
His presence calmed me down
Onun varlığı beni sakinleştirdi
varlık
bir yerde bulunma durumu
I felt his presence in the room
Odanın içinde onun varlığını hissettim
varlık
internet ortamında görünür olma durumu
She has a strong online presence
Onun güçlü bir çevrimiçi varlığı var
adlandırmak
Sahnedebir şeye isim vermek
Let's call it a success
Hadi buna bir başarı diyelim
paydos etmek
bir etkinliği şimdilik durdurmak
Let us call it a day
Hadi bugünlük paydos edelim
doğru tahmin etmek
bir şeyi önceden isabetli şekilde bilmek
You called it when you said it would rain
Yağmur yağacağını söylediğinde doğru tahmin ettin
yanlış
Sahnededoğru olmayan veya düzgün çalışmayan
This answer is wrong
Bu cevap yanlış
yanlış
ahlaki olarak doğru olmayan veya kabul edilemez
Stealing is wrong
Çalmak yanlıştır
gerçek
Sahnedevar olan veya doğru olan
This is a real diamond
Bu gerçek bir elmas
gerçekten
çok veya samimi bir şekilde
He is real quiet
O gerçekten sessiz
sade
süslü veya karmaşık olmayan
He prefers a real and simple lifestyle
O sade ve basit bir yaşam tarzını tercih ediyor
sosyalist
üretim araçlarının topluma ait olduğu bir sisteme inanan kişi
He is a real who believes in common ownership
O ortak mülkiyete inanan bir sosyalisttir
düşünmek
Sahnedebir konu hakkında görüş sahibi olmak veya bir eylemi değerlendirmek
What do you think of this movie
Bu film hakkında ne düşünüyorsun
aklına gelmek
bir fikir üretmek ya da bir şeyi hatırlamak
I can think of a better name
Daha iyi bir isim aklıma geliyor
akla getirmek
bir konudan bahsetmeye başlamak
Can you think of any good movies
Aklına iyi bir film geliyor mu
düşünmek
birini veya bir şeyi zihninde tutmak
I am thinking of my friends
Arkadaşlarımı düşünüyorum
düşünmek
bir konu hakkında fikir veya görüş sahibi olmak
What do you think of this book
Bu kitap hakkında ne düşünüyorsun
denemek
Sahnedebir şeyi yapmak için çaba sarf etmek
I will try to run
Koşmayı deneyeceğim
denemek
bir şeyin işe yarayıp yaramadığını kontrol etmek
Try this cake
Bu keki dene
yargılamak
mahkemede suçlu olup olmadığına karar vermek için delilleri incelemek
They will try the suspect in court
Şüpheliyi mahkemede yargılayacaklar
kel
Sahnedekafasında saç olmayan
He is bald
O keldir
kelleştirmek
saç dökülmesine neden olmak
The treatment made him bald
Tedavi onu kelleştirdi
kullanmak
Sahnedebir şeyden yararlanmak
Can I use your pen
Kalemini kullanabilir miyim
yarar
bir şeyin sağladığı fayda
That information has no use
O bilginin hiçbir yararı yok
eskiden yapmak
geçmişte düzenli yapılan ama artık yapılmayan eylem
I used to swim every morning
Eskiden her sabah yüzerdim
ihtiyaç duymak
bir şeye gerek duymak
I could really use some help
Gerçekten biraz yardıma ihtiyacım var
tahmin etmek
Sahnedeemin olmadan bir fikir oluşturmak
Can you guess my age
Yaşımı tahmin edebilir misin
tahmin
tam olarak emin olmadan doğru olduğunu düşündüğünüz fikir
My guess was wrong
Tahminim yanlıştı
kalça
Sahnedevücudun üzerine oturulan kısmı
He fell on his backside
Kalçasının üzerine düştü
arka taraf
bir nesnenin ön olmayan diğer tarafı
Please write your name on the backside of the paper
Lütfen ismini kağıdın arka tarafına yaz
seçmek
Sahnedeseçenekler arasından karar vermek
Choose a color
Bir renk seç
seçmek
seçenekler arasından birini almak
You can choose a color
Bir renk seçebilirsin