

Bridgerton — 1. Sezon Bölüm 3
Kelimeler ve anlamları
760 kelime
borçlu olmak
Sahnedebirine para veya bir şey verme zorunluluğu
I owe you ten dollars
Sana on dolar borçluyum
dayandırmak
bir şeyi bir nedene bağlamak
He owes his success to hard work
Başarısını çok çalışmaya dayandırıyor
borçlu olmak
birine para veya bir şey vermek zorunda olmak
I owe you five dollars
Sana beş dolar borçluyum
alışkın
Sahnedebir durumu önceden deneyimlediği için ona aşina olma
I am used to the cold weather
Soğuk havaya alışkınım
eskiden yapmak
geçmişte düzenli olarak yapılan ama artık yapılmayan eylemler için kullanılır
I used to swim every day
Eskiden her gün yüzerdim
alışkın olmak
bir duruma tecrübe yoluyla aşina olmak
I am used to living here
Burada yaşamaya alışkınım
barış
Sahnedeçatışmanın olmadığı, sessiz ve sakin durum
We all want peace
Hepimiz barış istiyoruz
barış
savaş veya çatışmanın olmadığı durum
We all want peace in the world
Hepimiz dünyada barış istiyoruz
sulh hakimi
küçük yasal meselelerle ilgilenen yerel görevli
The justice of the peace signed our papers
Sulh hakimi kağıtlarımızı imzaladı
sorumluluk
Sahnedeyapmanız gereken işler
Doing homework is his responsibility
Ödev yapmak onun sorumluluğudur
sorumluluk
yerine getirilmesi gereken görev
It is my responsibility to finish the work
İşi bitirmek benim sorumluluğum
sevişmek
Sahnedecinsel ilişkide bulunmak
They made love
Seviştiler
sonunda
Sahnedeuzun bir süre veya gecikmeden sonra
He eventually arrived home
Sonunda eve vardı
sonunda
uzun bir süre sonra veya sonunda
He eventually found his keys
Sonunda anahtarlarını buldu
sonunda
uzun bir süreden veya gecikmeden sonra
We eventually arrived home
Sonunda eve vardık
yaygın olarak
Sahnedegeniş bir alanda veya kapsamda
This book is widely read
Bu kitap yaygın olarak okunur
yönetmek
Sahnedebir şeyin sorumluluğunu üstlenmek veya kontrol etmek
He manages a large team
Büyük bir ekibi yönetiyor
başarmak
Sahnedebir şeyi yapmayı becermek
I can manage to finish the report
Raporu bitirmeyi başarabilirim
başarmak
bir işi veya sorunu üstesinden gelerek halletmek
I can manage this task by myself
Bu görevi kendi başıma başarabilirim
hadi
Sahnedebirini bir şeyi yapmaya teşvik etmek
Come on, you can do it
Hadi, yapabilirsin
üstüne gitmek
çok baskıcı veya aşırı davranmak
Don't come on so strong
Çok üstüme gelme
hadi canım
inanmamayı veya karşı çıkmayı ifade etmek
Come on, that is not true
Hadi canım, bu doğru değil
hadi ama
öfke veya hayal kırıklığını ifade eden söz
Come on, stop wasting my time
Hadi ama, zamanımı boşa harcamayı bırak
kur
birini cezbetmek için yapılan hamle
She gave him a come-on to start a conversation
Sohbet başlatmak için ona kur yaptı
belirmek
görünmeye veya olmaya başlamak
A smile came on his face
Yüzünde bir gülümseme belirdi
yaklaşmak
bir şeye doğru veya daha yakınına hareket etmek
He came on toward the house
Eve doğru yaklaştı
büyülenmiş
Sahnedebir şeyin etkisine kapılıp gözünü ayıramayacak kadar hayran kalmak
The audience listened to the story spellbound
İzleyiciler hikayeyi büyülenmiş bir şekilde dinledi
Kalan 750 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 760 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap