

Brooklyn Nine-Nine — 1. Sezon Bölüm 3
Kelimeler ve anlamları
574 kelime
geç
Sahnedezamanında olmayan
I am late for work
İşe geç kaldım
merhum
artık hayatta olmayan
His late father was a doctor
Merhum babası doktordu
son
yakın zamanda gerçekleşen veya yapılan
These are late reports
Bunlar son raporlar
kesinlikle
Sahnedehiçbir şüphe olmadan
I will definitely come
Kesinlikle geleceğim
kişi
Sahnedeinsan olan varlık
He is a good person
O iyi bir kişidir
birey
Sahnedetek bir kişiyi ifade eden terim
Every person is different
Her birey farklıdır
insan
genel anlamda insan türü
A person needs sleep
Bir insanın uykuya ihtiyacı vardır
şahıs
belirli bir kimse
I know that person
O şahsı tanıyorum
özdeşleşmek
Sahnedebirinin duygularını veya yaşadıklarını anlamak ve paylaşmak
I identify with the main character in the book
Kitaptaki ana karakterle özdeşleşiyorum
çöp
Sahnededüşük değerli veya kalitesiz şeyler
This movie is total crap
Bu film tamamen çöp
kaka
vücudun attığı katı atık
The dog left some crap on the carpet
Köpek halıya kaka yaptı
umursama
bir şeye gösterilen ilgi veya kaygı
I do not give a crap
Umurumda değil
kötülemek
birisi veya bir şey hakkında çok olumsuz konuşmak
Do not crap on my work
Çalışmamı kötüleme
çocuklar
Sahnedebirden fazla genç kişi
Many children go to school
Birçok çocuk okula gider
çocuklar
bir kişinin erkek veya kız evlatları
She has three children
Üç çocuğu var
çocuklar
genç insan yavruları
The children are playing in the park
Çocuklar parkta oynuyorlar
gençler
gelişme çağındaki insanlar
These children are studying for their exam
Bu gençler sınavlarına çalışıyorlar
satıcı
Sahnedeürün veya eşya satan kişi
He is a car dealer
O bir araba satıcısıdır
kendi adına konuşmak
Sahnedebir şeyin niteliklerini veya karakterini ortaya koymak
The results speak for themselves
Sonuçlar kendi adına konuşuyor
talep etmek
bir şeyi kendisi için ayırmasını istemek
I want to speak for that room
O odayı kendim için ayırmak istiyorum
ayrılmış
başkası tarafından önceden alınmış veya rezerve edilmiş
This seat is already spoken for
Bu koltuk çoktan ayrılmış
ilişkisi olmak
biriyle romantik bir birliktelik içinde bulunmak
He is spoken for and not available
Onun bir ilişkisi var ve müsait değil
uyuşmuş
Sahnedehiçbir şeyi hissedemeyecek durumda olma
My fingers are numb from the cold
Soğuktan parmaklarım uyuştu
uyuşmuş
herhangi bir şeyi hissedemeyen
My feet are numb from the cold
Ayaklarım soğuktan uyuşmuş durumda
içeri girmek
Sahnedebir odaya veya binaya girmek
Please come in
Lütfen içeri girin
mevcut olmak
belirli bir formda satılmak veya bulunmak
This dress comes in red
Bu elbisenin kırmızısı var
gelmek
bir ürünün belirli seçenekleri veya çeşitleri ile sunulması
These shirts come in three sizes
Bu gömlekler üç bedende gelir
dereceye girmek
bir yarışmada belirli bir sırada bitirmek
She came in second in the race
Yarışta ikinci geldi
dahil olmak
bir durumda rol veya görev üstlenmek
Where does the expert come in
Uzman nerede devreye giriyor
gelmek
bir yere ulaşmak veya bir sırada yer almak
She came in first in the race
Yarışta birinci geldi
işe yaramak
bir durumda kullanışlı hale gelmek
This tool will come in handy later
Bu alet sonra işe yarayacak
dahil olmak
bir duruma katılmak veya rol almak
They asked me to come in on the project
Benden projeye dahil olmamı istediler
telsizden cevap vermek
telsiz çağrısına yanıt vermek
I called him on the radio, but he did not come in
Ona telsizden seslendim ama cevap vermedi
Kalan 564 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 574 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap