

Disenchantment — Season 1 Episode 8
Kelimeler ve anlamları
514 kelime
Seviye
yapamamak
Sahnedebir şeyi yapmaya gücü yetmemek
I cannot swim
Yüzemem
reddetmek
Sahnedebir şeyi yapmayı veya kabul etmeyi istemediğini söylemek
He refused the offer
Teklifi reddetti
reddetmek
bir şeyi yapmayacağını belirtmek
He refused to help me
Bana yardım etmeyi reddetti
reddetmek
bir şeyi yapmayacağını veya kabul etmeyeceğini söylemek
He refused the offer
Teklifi reddetti
çöp
atılan atık malzeme
Please take out the refuse
Lütfen çöpü dışarı çıkar
ızdırap
Sahnedefiziksel veya duygusal hoş olmayan his
Love can cause pain
Aşk acı verebilir
baş belası
sinir bozucu kimse veya bir şey
Stop being a pain
Baş belası olmayı bırak
acı
yaralanma veya hastalık sonucu oluşan kötü his
He felt a sharp pain
Keskin bir acı hissetti
üzmek
birinin duygusal olarak acı çekmesine veya kederlenmesine neden olmak
It pains me to see you so sad
Seni bu kadar üzgün görmek beni üzüyor
ön
Sahnedeileriye bakan taraf
Sit in the front of the car
Arabanın önünde otur
liderlik etmek
bir grubun veya projenin başında yer almak
He will front the team
Takıma o liderlik edecek
avans vermek
bir bedeli ödenmeden önce birine bir şey sağlamak
Can you front me the money until Friday
Cuma gününe kadar bana avans verebilir misin
tanınmış
Sahnedeçok sayıda kişi tarafından bilinen
He is a known expert
O tanınmış bir uzmandır
bilinen
hakkında bilgiye sahip olunan
This is a known fact
Bu bilinen bir gerçektir
bilinen
bir isimle tanınan veya anılan
He is known as Jack
O Jack olarak biliniyor
gerçek
Sahnedebir şey hakkındaki gerçekler
Tell me the truth
Bana gerçeği söyle
okşamak
Sahnedesevgiyle, hafifçe dokunmak
She caressed the baby's cheek
Bebeğin yanağını okşadı
talep
Sahnedebir şeyi isteme eylemi
I sent a request for more information
Daha fazla bilgi için bir talep gönderdim
talep etmek
bir şeyi veya birinden bir şey yapmasını istemek
I requested a copy of the report
Raporun bir kopyasını talep ettim
rica etmek
birinden bir şey yapmasını istemek
You should request more time
Daha fazla zaman rica etmelisin
istek
bir şeyin yapılması için yapılan başvuru
This was a simple request
Bu basit bir istekti
büyü
Sahnedesihirli güce sahip sözler veya eylemler
The witch cast a spell
Cadı bir büyü yaptı
belirtmek
genellikle kötü bir şeyin olacağının işareti olmak
This spells disaster
Bu felaket habercisidir
hecelemek
bir kelimenin harflerini sırayla söylemek veya yazmak
How do you spell your name
İsmini nasıl hecelersin
süre
kısa bir zaman aralığı
I worked there for a short spell
Orada kısa bir süre çalıştım
feda edilebilir
Sahnedeönemsiz ve kolayca değiştirilebilir olan
He felt that he was expendable
Kendisini feda edilebilir hissetti
hayat iksiri
efsanelere göre sonsuz yaşam veren sıvı
Everyone dreams of finding the elixir of life
Herkes hayat iksirini bulmanın hayalini kurar
affedersiniz
özür dilemek veya birinin dikkatini çekmek için kullanılan nazik bir ifade
Excuse me, where is the station?
Affedersiniz, istasyon nerede?
patlamak
Sahnedeaniden kırılmak veya parçalara ayrılmak
The balloon burst suddenly
Balon aniden patladı
aniden tutuşmak
aniden yanmaya başlamak
The dry grass burst into flames
Kuru otlar aniden alev aldı
aniden girmek
bir yere beklenmedik biçimde hızla girmek
He burst into the room
Odaya aniden daldı
ani patlama
bir şeyin aniden kısa süreliğine ortaya çıkması
A burst of energy filled her
İçini ani bir enerji kapladı
tesadüfen
bir şeyi planlamadan veya kazara yapmak
I happen to know the answer
Tesadüfen cevabı biliyorum
başına gelmek
birinin başına bir olay meydana gelmek
What happened to him
Onun başına ne geldi
başına gelmek
birinin başına bir şey gelmesi durumu
What happened to him
Ona ne oldu
soğutmak
birinin bir şeye olan ilgisini kaybetmesine neden olmak
His bad temper turned her off
Kötü huyu onu soğuttu
sapak
ana yoldan ayrılan küçük yol
Take the next turn off
Bir sonraki sapağa girin
kapatmak
bir makineyi veya ışığı durdurmak
Please turn off the light
Lütfen ışığı kapatın
kapatmak
bir cihazın veya makinenin çalışmasını durdurmak
Please turn off the lamp
Lütfen lambayı kapat
soğutan şey
birinin birine veya bir şeye olan ilgisini azaltan durum
Rude behavior is a real turn off
Kaba davranış insanı gerçekten soğutuyor
kapatmak
bir cihazı düğmeye basarak durdurmak
Please turn off the light
Lütfen ışığı kapat
kafasını boşaltmak
bir şey hakkında düşünmeyi durdurmak
I need to turn off for a while
Bir süreliğine kafamı boşaltmaya ihtiyacım var
iki
Sahnede2 sayısı
I have two cats
İki kedim var
iki
Sahnede1 ve 1 sayılarının toplamı olan rakam
I have two apples
İki elmam var
iki
1 sayısından sonra gelen sayı
The answer is two
Cevap iki
taç
Sahnedekral veya kraliçenin taktığı süslü başlık
The king wears a golden crown
Kral altın bir taç takıyor
tepe
bir şeyin en yüksek kısmı
The crown of the hill is rocky
Tepenin zirvesi kayalıktır
birinci ilan etmek
bir yarışın kazananı olarak seçilmek
The athlete was crowned the winner of the race
Atlet yarışın kazananı ilan edildi
teşekkür ederim
minnettarlık göstermek için kullanılan sözler
Thank you for the help
Yardım için teşekkür ederim
teşekkür
bir takdir ifadesi
A big thank you to all
Herkese büyük bir teşekkür
teşekkür ederim
minnettar olduğunuzu belirtmek için kullanılan sözler
Thank you for your help
Yardımın için teşekkür ederim
sevmek
bir şeye karşı sevgi hissetmek
I don't care for sweets
Tatlılardan hoşlanmam
bakmak
birinin veya bir şeyin ihtiyaçlarını karşılamak
He cares for his sick dog
Hasta köpeğine bakıyor
istemek
bir şeyi arzu etmek veya talep etmek
Would you care for some coffee?
Biraz kahve ister misiniz?
haberdar olmak
bir şeyin varlığından haberdar olmak
I know of a good doctor in town
Kasabada iyi bir doktor olduğunu biliyorum
plan
Sahnedebir şeyi yapmak için yöntem
I have a great plan
Harika bir planım var
plan
Sahnedegelecekteki bir olay için yapılan hazırlıklar
We have a plan for the weekend
Hafta sonu için bir planımız var
planlamak
bir şey için hazırlık yapmak
We plan a trip
Bir gezi planlıyoruz
planlamak
bir şeyi yapmaya niyet etmek
I plan to travel
Seyahat etmeyi planlıyorum
bütün
Sahnedeeksiksiz ve tam olan
She read the entire book
Bütün kitabı okudu
bütün
tamamı veya eksiksiz olan
I read the entire book
Kitabın tamamını okudum
tüm
bir şeyin tamamı
The entire team arrived early
Tüm takım erken geldi
çın sesi çıkarmak
Sahnedemetalin metale çarpmasıyla çıkan sert ses
The metal chains began to clank
Metal zincirler çın sesi çıkarmaya başladı
efsane
Sahnedegeçmişten gelen çok eski bir hikaye
The legend of King Arthur is famous
Kral Arthur efsanesi ünlüdür
efsane
büyük başarılarıyla tanınan çok ünlü kişi
He is a football legend
O bir futbol efsanesi
efsane
doğru olmayabilecek çok eski bir hikaye
It is only a local legend
Bu sadece yerel bir efsane
tuhaf tip
Sahnedesıradışı veya garip davranan kişi
He is a bit of a weirdo
O biraz tuhaf bir tip
tuhaf tip
tuhaf davranan kimse
He is such a weirdo
O çok tuhaf bir tip
cenaze töreni
Sahnedeölen kişi için düzenlenen tören
They attended the funeral yesterday
Dün cenaze törenine katıldılar
öpüşmek
Sahnederomantik bir şekilde öpüşmek
The couple was smooching in the park
Çift parkta öpüşüyordu
cehennem
Sahnedekorkunç ve yaşanmaz bir yer veya durum
The city became a hellscape during the disaster
Felaket sırasında şehir bir cehenneme döndü
çuval
Sahnedeeşyaları saklamak veya taşımak için kullanılan büyük torba
He carried a sack of potatoes
Bir çuval patates taşıdı
beceriksiz
Sahnedeözellikle acınası veya beceriksiz olarak görülen kimse
Stop acting like such a sad sack
Öyle beceriksiz gibi davranmayı bırak
cesaret
kişisel cesaret özelliği
He had the sack to speak up
Konuşacak cesareti vardı
yağmalamak
bir yeri zorla ele geçirip her şeyi alıp götürmek
The soldiers sacked the city
Askerler şehri yağmaladı
fasulye
Sahnedebir bitkinin yenilebilir tohumu
I like to eat beans
Fasulye yemeyi severim
çalışmak
Sahnedeişlemek veya faaliyet göstermek
This watch doesn't go
Bu saat çalışmıyor
gitmek
Sahnedebir yerden başka bir yere hareket etmek
I go to school
Okula giderim
niyetlenmek
bir eylemi yapmayı planlamak
I am going to start my diet tomorrow
Yarın diyetime başlamaya niyetliyim
gitmek
bir durumun veya sürecin belirli bir şekilde ilerlemesi
The party went well
Parti iyi gitti
uzman
Sahnedebir mesleği icra eden kişi
She is a qualified practitioner in the field of law
O hukuk alanında nitelikli bir uzmandır
şişko
fazla kilolu kişiler için kullanılan kaba bir ifade
Stop calling him a fat ass.
Ona şişko demeyi bırak.
şişko
çok kilolu birine söylenen kaba ve gayri resmi bir söz
He is acting like a lazy fat ass today
Bugün tembel bir şişko gibi davranıyor
düşmek
kötü bir duruma girmek
He fell into a trap
Bir tuzağa düştü
cep
Sahnedeeşya taşımak için kıyafete dikilmiş küçük torba
I have a coin in my pocket
Cebimde bir bozuk para var
cebe koymak
bir şeyi kendi cebine yerleştirmek
He pocketed the keys
Anahtarları cebine koydu
etkilemek
güçlü bir duygu uyandırmak
His words got to me
Sözleri beni etkiledi
varmak
bir yere ulaşmak
How do I get to the station
İstasyona nasıl giderim
zorunda kalmak
bir şeyi yapmakla yükümlü olmak
I get to do the chores
Ev işlerini yapmak zorundayım
şansı olmak
bir şeyi yapma imkanına sahip olmak
I get to visit Japan
Japonya'yı ziyaret etme şansım var
fırsat bulmak
bir şeyi yapma imkanına sahip olmak
I get to meet the famous actor today
Bugün ünlü oyuncuyla tanışma fırsatı buluyorum
hale gelmek
belirli bir duruma dönüşmek
It will get to be hot soon
Yakında sıcak bir hal alacak
varmak
bir yere ulaşmak
We will get to the hotel soon
Otele yakında varacağız
dedikodu yapmak
Sahnedebaşkaları hakkında özel haber veya dedikodu paylaşmak
We gathered to dish about the latest news
En son haberler hakkında dedikodu yapmak için toplandık
yemek
hazırlanmış bir yemek veya öğün
This dish tastes great
Bu yemek harika tadıyor
tabak
yemek servis etmek veya yemek yemek için kullanılan düz kap
Please put the dish on the table
Lütfen tabağı masaya koy
korku evi
ziyaretçileri korkutmak için tasarlanmış eğlence yeri
We visited a spooky spook house for Halloween
Cadılar Bayramı için bir korku evini ziyaret ettik
büyücü
Sahnedesihirli güçleri olan kişi
The witch cast a spell
Büyücü bir büyü yaptı
cadı
Sahnedeözellikle hikayelerde büyü yapan kişi
The witch flies on a broomstick
Cadı süpürge üzerinde uçuyor
cadı
sihirli güçleri olan kadın
The wicked witch lives in the forest
Kötü cadı ormanda yaşıyor
cadı
büyü yapan kadın
The witch flew on her broom
Cadı süpürgesinin üzerinde uçtu
yaklaşmak
Sahnedebir şeye doğru gelmek
The runner nears the finish line
Koşucu bitiş çizgisine yaklaşıyor
yakın
uzak olmayan
The park is near my house
Park evimin yakınında
neredeyse
gerçekleşmesine çok az kalması
It is near lunchtime
Neredeyse öğle yemeği vakti
yakın
kısa bir mesafede bulunan
My house is near the park
Evim parka yakın
yelpaze
Sahnedefarklı şeylerin tamamını kapsayan geniş aralık
The company offers a broad spectrum of services
Şirket geniş bir hizmet yelpazesi sunuyor
beklemek
Sahnedebir şey olana kadar bir yerde durmak
I will wait here for you
Seni burada bekleyeceğim
aramak
birini telefonla aramak
I will wait you at eight
Seni sekizde arayacağım
hizmet etmek
birine yardım etmek için onun işlerini yapmak
The server waits on the guests
Garson konuklara hizmet eder
somon
Sahnedegenellikle yenen pembe etli bir balık
I love eating grilled salmon
Izgara somon yemeyi severim
somon rengi
kırmızıya yakın açık bir renk
She wore a salmon dress
Somon rengi bir elbise giydi
kötü adam
Sahnedekötü şeyler yapan kişi
Every story has a villain
Her hikayenin bir kötü adamı vardır
büyücü geçirmez
büyücülerin etkileyemediği veya zarar veremediği
This magical wall is wizard proof
Bu sihirli duvar büyücü geçirmez
yanardağ
Sahnedesıcak kaya ve kül püskürtebilen dağ
The volcano erupted
Yanardağ patladı
sahtekar
Sahnedebaşkası gibi davranan kimse
He is a total fraud
O tam bir sahtekar
dolandırıcılık
maddi kazanç sağlamak için yapılan hile
He was arrested for credit card fraud
Kredi kartı dolandırıcılığı nedeniyle tutuklandı
ilkbahar
Sahnedekıştan sonra gelen mevsim
Flowers bloom in spring
Çiçekler ilkbaharda açar
yay
esneyebilen bükülmüş metal tel
This pen has a spring
Bu kalemin bir yayı var
fırlamak
aniden ve hızlıca hareket etmek
He sprang out of bed
Yataktan fırladı
kaynak
yeraltından doğal olarak suyun çıktığı yer
We drank water from the cold spring
Soğuk kaynaktan su içtik
başvurmak
Sahnedeyardım için bir şeye yönelmek
They had to resort to violence
Şiddete başvurmak zorunda kaldılar
tatil köyü
tatil ve dinlenme yeri
We stayed at a beach resort
Bir plaj tatil köyünde kaldık
tatil yeri
insanların tatilde dinlenmek ve eğlenmek için gittikleri yer
We stayed at a beautiful resort
Güzel bir tatil yerinde kaldık
sır
Sahnedebaşkalarından saklanan şey
Can you keep a secret?
Bir sır tutabilir misin?
gizli
başkaları tarafından bilinmeyen
I have a secret plan
Gizli bir planım var
gizli bilgi
gizli tutulan bilgi
The secret was revealed
Gizli bilgi açığa çıktı
sır
başkalarına söylemediğiniz bilgi
I have a secret to tell you
Sana söyleyecek bir sırrım var
nefret etmek
Sahnedebirinden veya bir şeyden hiç hoşlanmamak
I hate cold weather
Soğuk havadan nefret ederim
itiraf etmek
bir şeyin doğru olduğunu söylemek
He confessed the truth
Gerçeği itiraf etti
eller
Sahnedekolun parmakların olduğu uç kısmı
Wash your hands
Ellerini yıka
yardım
insanların sağladığı fiziksel destek
I need extra hands to finish the project
Projeyi bitirmek için yardıma ihtiyacım var
kontrol
birinin gözetimi veya yönetimi altında olma
This situation is out of my hands
Bu durum benim kontrolümde değil
beceri
bir işi yapma konusundaki yetenek veya ustalık
He has the hands for this work
Bu iş için yetenekli elleri var
çoğunlukla
Sahnedebüyük ölçüde veya genel olarak
The students are mostly from Turkey
Öğrencilerin çoğu Türkiye'den
çoğunlukla
büyük oranda veya genellikle
It is mostly sunny today
Bugün hava çoğunlukla güneşli
şaka yapmak
Sahnedeciddi olmayan bir şey söylemek
I am just kidding
Sadece şaka yapıyorum
çocuk
genç bir kişi
The kid is playing
Çocuk oyun oynuyor
hiç
Sahnedeherhangi bir zamanda
Have you ever been to Rome
Hiç Roma'ya gittin mi
çok
bir ifadeyi güçlendirmek için kullanılan kelime
It was ever so cold
Hava çok soğuktu
daima
her zaman
He is ever loyal to his duty
O görevine her zaman sadıktır
hiçbir zaman
hiçbir vakitte
I will not ever go back
Hiçbir zaman geri dönmeyeceğim
düşürmek
Sahnedebir şeyi elinden kaçırıp yere inmesini sağlamak
Be careful not to drop the plate
Tabağı düşürmemeye dikkat et
damla
Sahnedeçok küçük miktarda sıvı
Put one drop of oil in the pan
Tavaya bir damla yağ koy
bırakmak
Sahnedebir şeyle ilgilenmeyi veya konuşmayı sonlandırmak
Please drop the subject now
Lütfen şimdi bu konuyu bırak
bırakmak
bir şeyi belirli bir yere bırakmak
I will drop you off at school
Seni okula bırakacağım
pirinç
Sahnedeyaygın bir gıda olan küçük tahıl tanesi
We eat rice with chicken
Tavukla birlikte pirinç yeriz
yol açmak
Sahnedebir olaya sebep olmak
His research led to a new discovery
Araştırması yeni bir buluşa yol açtı
yol gösterdi
birine yolu göstermek
He led me to the room
Beni odaya götürdü
led lamba
elektrikle çalışan aydınlatma cihazı
The room has an LED bulb
Odada led lamba var
kolay
Sahnedezor olmayan
This test is very easy
Bu sınav çok kolay
yumuşak
sert veya katı olmayan
Be easy with her
Ona karşı yumuşak ol
elbette
bir isteği kabul ederken veya onaylarken kullanılan ifade
Can you do this? Easy
Bunu yapabilir misin? Elbette
kaldırmak
Sahnedebir şeyi sona erdirmek veya iptal etmek
The government lifted the ban
Hükümet yasağı kaldırdı
kaldırmak
bir şeyi daha yüksek bir konuma taşımak
Can you lift this box
Bu kutuyu kaldırabilir misin
arabayla bırakmak
bir araçla ücretsiz olarak bir yere götürmek
He gave me a lift
Beni arabayla bıraktı
asansör
bir binada insanları veya eşyaları katlar arasında aşağı yukarı taşıyan cihaz
The lift is broken so we must take the stairs
Asansör bozuk olduğu için merdivenleri kullanmalıyız
dördüncü
Sahnedesıralamada dördüncü sırada olan
He finished in fourth place
Yarışı dördüncü sırada bitirdi
harika
Sahnedebir şeyi onaylamak veya heyecan belirtmek için kullanılan argo ifade
Noice that is a great car
Harika bu çok güzel bir araba
kalmak
Sahnedebir yerde bulunmaya devam etmek
Please stay here
Lütfen burada kal
uyanık kalmak
tamamen uyanık ve net düşünebilir durumda olmak
I need to stay awake
Uyanık kalmam gerekiyor
konaklama
bir yerde geçirilen süre
Enjoy your stay
Konaklamanızın tadını çıkarın
durdurmak
bir şeyin bir süreliğine gerçekleşmesini engellemek
The court decided to stay the proceedings
Mahkeme davayı durdurmaya karar verdi
öf
Sahnederahatsızlık veya sıkkınlık belirten ünlem
Ugh, I hate waking up early
Öf, erken uyanmaktan nefret ederim
yardım etmek
Sahnedebirine destek olmak veya yardım sağlamak
Can you help me?
Bana yardım edebilir misin?
yardımcı
başkalarına yardım eden kişi
She is a great help
O harika bir yardımcıdır
kendini tutmak
bir şeyi yapmaktan kendini alıkoymak
I couldn't help laughing
Gülmekten kendimi alamadım
azaltmak
bir şeyi daha az miktarda kullanmak
This habit helps to use less water
Bu alışkanlık daha az su kullanmaya yardımcı olur
endişelenmek
Sahnedehuzursuz veya kaygılı hissetmek
I worry about my upcoming test
Yaklaşan sınavım hakkında endişeleniyorum
endişe
bir durumdan kaynaklanan huzursuzluk hissi
She expressed her worry about the project
Proje hakkındaki endişesini dile getirdi
endişeli
huzursuz veya kaygılı olma durumu
He is worried about his health
Sağlığı konusunda endişeli
endişelendirmek
birini huzursuz veya mutsuz etmek
His bad grades worry his parents
Kötü notları ailesini endişelendiriyor
sembol
Sahnedebaşka bir şeyi temsil eden nesne veya işaret
The dove is a symbol of peace
Güvercin barışın bir sembolüdür
kaşıntılı
Sahnedeciltte kaşıma isteği uyandıran
My skin is itchy
Cildim kaşınıyor
ölmek
Sahnedehayatta olmayı bırakmak
All living things eventually die
Tüm canlılar sonunda ölür
zar
oyunlarda kullanılan üzerinde sayılar olan küçük küp
Roll the die
Zarı at
çok istemek
bir şeyi aşırı derecede arzulamak
I am dying for a coffee
Bir kahve için can atıyorum
bitmek
işlevini yitirmek
My phone died
Telefonum kapandı
keçi
Sahnedeboynuzları ve sakalı olan bir çiftlik hayvanı
The goat is eating grass
Keçi ot yiyor
gelmiş geçmiş en iyi
tüm zamanların en başarılı kişisi
Michael Jordan is the GOAT
Michael Jordan gelmiş geçmiş en iyi oyuncudur
hatırlamak
Sahnedebir şeyi yapmayı unutmamak
Remember to lock the door
Kapıyı kilitlemeyi hatırla
hatırlamak
Sahnedegeçmişteki bir anıyı zihne geri getirmek
I remember my childhood
Çocukluğumu hatırlıyorum
peşinden koşmak
bir şeyi elde etmek veya başarmak için çabalamak
You should go after your dreams
Hayallerinin peşinden gitmelisin
sanatlar
Sahnedeözel yetenekler veya yaratıcı beceriler
He studied martial arts
Savaş sanatları çalıştı
sanatlar
resim, müzik ve tiyatro gibi yaratıcı etkinlikler
I love the arts
Sanatları severim
sanat
resim müzik tiyatro ve diğer yaratıcı faaliyetler
She loves the arts
Sanatı çok seviyor
sanat eserleri
resim müzik tiyatro ve diğer yaratıcı çalışmalar
The gallery displays many arts
Galeri birçok sanat eseri sergiliyor
ısrar etmek
bir şeyi kesinlikle istemek
I insist on a refund
Para iadesi konusunda ısrar ediyorum
keşke
bir şeyin farklı olmasını istemek için kullanılır
If only I had more time
Keşke daha fazla vaktim olsaydı
hey
Sahnededikkat çekmek veya şaşkınlık belirtmek için kullanılır
Hey, look at this!
Hey, şuna bak!
bip sesi
Sahnedekısa ve tiz bir ses
I heard a loud beep
Yüksek bir bip sesi duydum
çağrı göndermek
birinin çağrı cihazına veya telefonuna sinyal göndermek
He beeped me yesterday
Dün bana çağrı gönderdi
biplemek
kısa ve tiz bir ses çıkarmak
The machine started to beep
Makine biplemeye başladı
tür
Sahnedebenzer özelliklere sahip grup
What kind of music do you like
Ne tür müzik seversiniz
nazik
dost canlısı ve cömert
She is a kind person
O nazik bir insandır
biraz
küçük bir ölçüde
I am kind of tired
Biraz yorgunum
şeyler
Sahnedegenel olarak nesneler veya eşyalar
I have too much stuff
Çok fazla şeyim var
eşyalar
kişisel eşyalar veya sahip olunanlar
Put your stuff in the car
Eşyalarını arabaya koy
doldurmak
bir şeyi bir yere sıkıca yerleştirmek
She stuffed the bag
Çantayı doldurdu
idare etmek
bir şeyi kullanabilmek veya onunla başa çıkabilmek
I can work with this budget
Bu bütçeyle idare edebilirim
birlikte çalışmak
bir işi bir başkasıyla beraber yapmak
I work with my sister
Kız kardeşimle birlikte çalışıyorum