

Every Year After — Season 1 Episode 1
Kelimeler ve anlamları
592 kelime
Seviye
hazır
Sahnedehazırlanmış durumda olan
I am ready to go
Gitmeye hazırım
hı-hı
onaylama veya kabul etme anlamında çıkarılan ses
Mm hmm, I agree
Hı-hı, katılıyorum
hı-hı
dinlediğini göstermek için çıkarılan ses
Mm hmm, go on
Hı-hı, devam et
hı-hı
evet anlamında kullanılan ses
Mm hmm, it is
Hı-hı, öyle
hı hı
bir şeyi onaylamak veya dinlediğini belirtmek için kullanılan ses
Mm hmm, I am listening to you
Hı hı, seni dinliyorum
hı hı
insanların hemfikir olduklarını veya dinlediklerini göstermek için çıkardığı ses
Mm hmm I understand what you are saying
Hı hı ne dediğini anlıyorum
hı hı
birinin bizi dinlediğini veya onayladığını göstermek için çıkardığı ses
Mm hmm I agree with you
Hı hı sana katılıyorum
belki
Sahnedemuhtemelen
Maybe he is late
Belki geç kalmıştır
belki
belirsizlik ifade etmek için kullanılır
Maybe it will rain
Belki yağmur yağar
ihtimal
gerçekleşebilecek veya doğru olabilecek durum
It is a maybe
Bu bir ihtimal
yalınayak
Sahnedeayakkabı giymemiş şekilde
I like walking barefoot on the beach
Plajda yalınayak yürümeyi severim
keşfetme
Sahnedebir şeyi görüp bulma eylemi
Finding the treasure was amazing
Defineyi keşfetmek harikaydı
bulgu
öğrenilen veya keşfedilen şey
The research finding was important
Araştırma bulgusu önemliydi
bulma
bir şeyin veya birinin yerini keşfetme
Finding a job is hard
İş bulmak zordur
bulma
bir şeyi arayıp yerini saptama
I am finding my lost keys
Kayıp anahtarlarımı buluyorum
hissetti
Sahnededokunma veya duygu yoluyla fark etmek
I felt the cold wind
Soğuk rüzgarı hissettim
utandı
utangaç veya tuhaf hissetmek
He felt awkward at the party
Partide kendini tuhaf hissetti
keçe
preslenmiş yünden yapılan yumuşak kumaş
This hat is made of felt
Bu şapka keçeden yapılmıştır
eskiden yapmak
Sahnedegeçmişte düzenli olarak yapılan ama artık yapılmayan eylemler için kullanılır
I used to swim every day
Eskiden her gün yüzerdim
alışkın
bir durumu önceden deneyimlediği için ona aşina olma
I am used to the cold weather
Soğuk havaya alışkınım
tabak
Sahnedeyemek servis etmek veya yemek yemek için kullanılan düz kap
Please put the dish on the table
Lütfen tabağı masaya koy
yemek
hazırlanmış bir yemek veya öğün
This dish tastes great
Bu yemek harika tadıyor
dedikodu yapmak
başkaları hakkında özel haber veya dedikodu paylaşmak
We gathered to dish about the latest news
En son haberler hakkında dedikodu yapmak için toplandık
haricinde
Sahnedebir şeyin dışında veya hariç tutularak
No one was there besides me
Benden başka kimse yoktu
ayrıca
Sahnedesöylenene ek olarak
Besides it is getting late
Ayrıca hava kararıyor
ayrıca
ek bir bilgi veya nokta eklemek için kullanılır
Besides, it is too late
Ayrıca, çok geç
yazar
Sahnedekitap veya makale yazan kişi
He is a famous writer
O ünlü bir yazardır
ölüm ilanı
Sahnedebir kişinin ölümü üzerine gazetede yayımlanan kısa yazı
I read his obit in the morning paper
Sabah gazetesinde onun ölüm ilanını okudum
on
Sahnede10 sayısı
I have ten apples
On tane elmam var
olay
Sahnedeheyecanlı veya sıkıntılı durum
There is too much drama at work
İşte çok fazla olay var
dram
sahnede sergilenen hikaye
This drama is a classic
Bu dram bir klasiktir
oyun
sahnede veya ekranda sergilenen hikaye
I saw a new drama
Yeni bir oyun izledim
tiyatro oyunu
sahne veya ekranda sergilenen hikaye
They performed a drama at school
Okulda bir tiyatro oyunu sergilediler
göl
Sahnedekara ile çevrili geniş su kütlesi
The lake is very blue
Göl çok mavi
utandırıcı
Sahnederahatsızlık veya utanç veren
It was an awkward moment
Utandırıcı bir andı
huzursuz
Sahnedebir durumda kendini gergin veya tuhaf hissetme
I felt awkward at the party
Partide kendimi huzursuz hissettim
güzel
Sahnedegöze veya zihne hoş gelen
She has a beautiful voice
Onun güzel bir sesi var
güzel
göze hitap eden ve hoş görünen
She is a beautiful woman
O güzel bir kadın
biraz
Sahnedeaz miktarda veya bir dereceye kadar
I am kind of tired
Biraz yorgunum
tür
Sahnedebenzer nitelikleri olan grup
What kind of book do you want
Ne tür bir kitap istiyorsun
stabil
Sahnededeğişmesi veya hareket etmesi beklenmeyen
The patient is stable
Hasta stabil
ahır
atların tutulduğu bina
The horse is in the stable
At ahırda
en iyi arkadaş
Sahnedeen yakın arkadaş
She is my best friend
O benim en iyi arkadaşım
en iyi arkadaş
en çok sevilen ve güvenilen kişi
She is my best friend
O benim en iyi arkadaşım
en iyi arkadaş
çok yakın bir dost
She is my best friend
O benim en iyi arkadaşım
en yakın arkadaş
diğer herkesten daha çok sevdiğiniz kişi
She is my best friend
O benim en yakın arkadaşım
ücretsiz
Sahnedebedava olan veya ücret ödenmeyen
This water is free
Bu su ücretsiz
özgür
Sahnedekısıtlanmamış veya kontrol edilmeyen
The bird is free
Kuş özgür
serbest bırakmak
birini veya bir şeyi tutulduğu ya da sıkıştığı yerden kurtarmak
They decided to free the bird from the cage
Kuşu kafesten serbest bırakmaya karar verdiler
muaf
bir şeyden kurtulmuş veya bir şeye sahip olmayan
He is free from pain
O acıdan muaftır
kıskanç
Sahnedebaşkasının sahip olduğu bir şeye özenen
He is jealous of her new car
Onun yeni arabasını kıskanıyor
kıkırdamak
Sahnedesessiz ve yumuşak bir şekilde gülmek
He gave a little chuckle
Hafifçe kıkırdadı
kıkırdamak
Sahnedesessizce gülmek
He chuckled at the joke
Şakaya kıkırdadı
kıkırdamak
alçak sesle gülmek
She chuckled at the joke
Şakaya kıkırdayarak güldü
kıkırdamak
kısa ve sessiz sesler çıkararak gülmek
He started to chuckle at the funny video
Komik videoya kıkırdamaya başladı
kıkırdamak
Sahnedesessizce ve hafifçe gülmek
He chuckles at the joke
Şakaya kıkırdıyor
kıkırdamak
Sahnedesessizce gülmek
He chuckles at the joke
O şakaya kıkırdıyor
pantolon
Sahnedealt vücut için kullanılan giysi
These pants are too long
Bu pantolonlar çok uzun
pantolon
vücudun alt kısmını örten giysi
I am wearing black pants
Siyah pantolon giyiyorum
külot
alt bedene giyilen iç çamaşırı
He wears clean pants
O temiz bir külot giyer
berbat
çok düşük kaliteli veya kötü
This movie was pants
Bu film berbattı
anlamak
Sahnedebir şeyi kavramak
I don't get it
Bunu anlamıyorum
varmak
bir yere ulaşmak
When did you get home?
Eve ne zaman vardın?
olmak
belirli bir duruma gelmek
It is getting cold
Hava soğuyor
almak
bir şeyi elde etmek
I got a letter today
Bugün bir mektup aldım
lezzetli
Sahnedetadı çok güzel olan
This cake is delicious
Bu kek lezzetli
lezzetli
çok hoş veya tatmin edici olan
This cake is delicious
Bu kek çok lezzetli
yapacak
Sahnedegeleceğe dair bir plan veya tahmini ifade etmek için kullanılır
I'm gonna call you
Seni arayacağım
dolu
Sahnedemümkün olduğunca çok şeyle doldurulmuş
The glass is full of water
Bardak suyla dolu
tam
tüm parçaları içeren
Please write your full name
Lütfen tam adınızı yazın
tam
mümkün olan en yüksek derecede
He has full control
O tam kontrole sahip
tok
yeterince yemek yemiş olma durumu
I am full after that meal
O yemekten sonra tokum
bilardo
Sahnedemasada toplar ve ıstkalarla oynanan bir oyun
Let's play a game of pool
Hadi bir el bilardo oynayalım
havuz
bir şeylerin toplandığı ortak kaynak veya rezerv
We have a pool of talented candidates
Yetenekli adaylardan oluşan bir havuzumuz var
yüzme havuzu
yüzmek için yapılmış yapay su alanı
The hotel has a big pool
Otelin büyük bir havuzu var
gülmek
Sahnedebir şeyin komik olduğunu belirtmek için ses çıkarmak
He laughs at the joke
Şakaya gülüyor
kıkırdamak
bir şey komik olduğunda alçak sesle gülmek
She laughs quietly
Sessizce kıkırdıyor
gülüş
mutlu veya eğlenmişken çıkarılan ses
I heard her laugh
Onun gülüşünü duydum
gülmek
komik bir şey karşısında sesli tepki vermek
They laugh at the joke
Şakaya gülüyorlar
eğlenceli biri
çok komik veya keyifli olan kişi
He is a real laugh
O çok eğlenceli biri
bakmak
Sahnedegözleri bir yöne çevirmek
Please look at me
Lütfen bana bak
ele almak
bir konuyu değerlendirmek
We must look at this plan
Bu planı ele almalıyız
seyretmek
bir şeyi dikkatle izlemek
They look at the stars
Yıldızları seyrediyorlar
incelemek
detaylıca gözlemlemek
I looked at the painting
Resim tablosunu inceledim
bakmak
birini veya bir şeyi görmek için gözlerini ona çevirmek
Look at that bird
Şu kuşa bak
incelemek
bir şeyi dikkatlice araştırmak veya düşünmek
I need to look at the documents
Belgeleri incelemem gerekiyor
geri dönmek
Sahnedebir yere veya birine yeniden gitmek
I am coming back tomorrow
Yarın geri dönüyorum
saygı
Sahnedebaşkalarına karşı gösterilen nazik davranış ve özen
We show respect for our elders
Yaşlılarımıza saygı gösteririz
yön
bir şeyin belirli bir parçası veya detayı
He is right in this respect
O bu yönden haklı
saygı duymak
bir kişi veya şey hakkında olumlu düşüncelere sahip olmak
I respect my teacher
Öğretmenime saygı duyarım
nefes alma
Sahnedevücuda hava alıp verme işlemi
He is breathing deeply
Derin nefes alıyor
nefes alma
havayı akciğerlere alıp dışarı verme süreci
Deep breathing helps you relax
Derin nefes almak rahatlamana yardımcı olur
tür
Sahnedesanat veya eğlence türü ya da stili
What is your favorite movie genre?
En sevdiğin film türü nedir?
çalışma masası
Sahnedeyazı yazmak veya çalışmak için kullanılan düz yüzeyli mobilya
The book is on the desk
Kitap masanın üzerinde
masa
üstünde yazı yazılan veya çalışılan mobilya
Please put the book on the desk
Lütfen kitabı masanın üstüne koy
servis
haber kuruluşlarında belirli bir konudan sorumlu birim
She works on the sports desk
O spor servisinde çalışıyor
yer yok
Sahnedebir yerde hiç boş yer kalmaması
The hotel sign said no vacancy
Otel tabelasında yer yok yazıyordu
hatırlamak
Sahnedegeçmişteki bir anıyı zihne geri getirmek
I remember my childhood
Çocukluğumu hatırlıyorum
hatırlamak
bir şeyi yapmayı unutmamak
Remember to lock the door
Kapıyı kilitlemeyi hatırla
bağırmak
Sahnedeyüksek sesle haykırmak
He started to yell at his friend
Arkadaşına bağırmaya başladı
bağırmak
yüksek sesle haykırmak
Don't yell at me
Bana bağırma
inanmak
Sahnedebir şeyin doğru olduğunu düşünmek
I believe you
Sana inanıyorum
biliyorsun
Sahnededinleyicinin anladığını teyit etmek için kullanılır
It is hard, you know
Zor, biliyorsun
bilmek
Sahnedebilgi sahibi olmak
I know the answer
Cevabı biliyorum
tanımak
birini şahsen tanımak
I know him very well
Onu çok iyi tanıyorum
biliyorsun
dinleyicinin anladığından emin olmak veya konuşurken duraksamak için kullanılan söz
It is a nice car, you know, very fast
Güzel bir araba, biliyorsun, çok hızlı
bu kadar uzun süre
Sahnedebelirli bir zamanın uzunluğu
It has been so long since we met
Görüşmeyeli çok uzun zaman oldu
hoşça kal
vedalaşırken kullanılan bir ifade
So long, see you later!
Hoşça kal, sonra görüşürüz!
satın aldı
Sahnedepara ödeyerek bir şeyi edinmek
I bought a new car
Yeni bir araba satın aldım
hasta
Sahnedekendini iyi hissetmeyen
I feel sick today
Bugün hasta hissediyorum
müthiş
çok iyi veya etkileyici argo
That car is sick
Bu araba müthiş
iğrenç
tiksinme duygusu uyandıran
This is a sick joke
Bu iğrenç bir şaka
aşağılık
bir kişi için kullanılan kaba ifade
You are a sick person
Sen aşağılık bir insansın
birçok
Sahnedeçok sayıda veya miktarda olan
I have a lot of homework
Çok ödevim var
çok
büyük bir sayı veya miktar
I have a lot of friends
Çok arkadaşım var
sık sık
birçok kez veya sıklıkla
He travels a lot
O sık sık seyahat eder
çok
birçok kez veya büyük ölçüde
I read a lot
Çok okurum
çok
büyük ölçüde
I miss you a lot
Seni çok özlüyorum
çok
büyük bir miktar veya sayı
I have a lot of work today
Bugün çok işim var
çok
büyük miktarda veya derecede
We talk a lot
Çok konuşuruz
en azından
Sahnedebir sorun olsa da olumlu bir yanını belirtmek için kullanılır
At least it is not raining
En azından yağmur yağmıyor
en az
Sahnedebelirtilen miktardan daha az olmayan
I need at least ten dollars
En az on dolara ihtiyacım var
bari
yapılması beklenen en basit şeyi belirtmek için kullanılır
You could at least say sorry
Bari özür dileyebilirdin
caz
Sahnedegüçlü ritimleri ve doğaçlamaları olan bir müzik türü
I love listening to jazz
Caz dinlemeyi seviyorum
alışveriş merkezi
Sahnedeiçinde çok sayıda mağaza bulunan büyük bina
I am going to the mall
Alışveriş merkezine gidiyorum
sal
Sahnedesuyun üzerinde yüzebilen düz platform
He stood on a wooden raft
Ahşap bir salın üzerinde duruyordu
sal
suyun üzerinde yüzmek için kullanılan düz yapı
They built a raft from logs
Kütüklerden bir sal yaptılar
sal ile gitmek
su üzerinde sal kullanarak seyahat etmek
We decided to raft across the lake
Gölü sal ile geçmeye karar verdik
şişme bot
tahtadan veya kauçuktan yapılmış küçük düz tekne
We rented a rubber raft
Bir şişme bot kiraladık
keyifli vakit
Sahnedeeğlenceli veya mutlu geçirilen zaman
We had a good time at the party
Partide keyifli vakit geçirdik
eğlence düşkünü
sosyal etkinliklerden ve eğlenmekten hoşlanan
He is a good time person
O eğlence düşkünü bir insan
uygun zaman
bir şey için elverişli veya yerinde olan an
Is this a good time to talk
Konuşmak için uygun zaman mı
duygu
Sahnedeiçte yaşanan duygusal durum
Love is a strong feeling
Aşk güçlü bir duygudur
hava
bir yerin genel havası veya karakteri
The room has a cozy feeling
Odada rahat bir hava var
his
bir şeyin doğru olduğuna dair düşünce veya görüş
I have a feeling it will rain
Yağmur yağacak gibi bir hissim var
hiç kimse
Sahnedehiçbir kişi
No one is home
Evde kimse yok
hiç kimse
hiçbir kişi
No one knows the answer
Cevabı hiç kimse bilmiyor
hiç kimse
tek bir kişi bile değil
No one is at home
Evde hiç kimse yok
kuşlar
Sahnedetüyleri ve kanatları olan canlılar
Many birds live here
Burada birçok kuş yaşar
kuş
tüyleri ve kanatları olan sıcakkanlı hayvan
A bird can fly
Bir kuş uçabilir
böcek
Sahnedealtı bacağı olan ve genellikle kanatlı küçük canlı
There is an insect on the leaf
Yaprağın üzerinde bir böcek var
beceri
Sahnedepratik bilgi veya yetenek
He has the know-how to fix the car
Arabayı tamir edecek becerisi var
geri dönmek
Sahnedebir yere tekrar gelmek
I will be back soon
Yakında geri döneceğim
tam olarak
Sahnedekesin veya eksiksiz bir şekilde
It is exactly ten o'clock
Saat tam olarak on
kibar
Sahnedebaşkalarına karşı nazik ve saygılı davranan
He is a very polite boy
O çok kibar bir çocuk
oturmak
Sahnedebir yerde ikamet etmek
We live in a big city
Biz büyük bir şehirde oturuyoruz
yaşamak
hayatta olmak
I want to live
Yaşamak istiyorum
deneyimlemek
bir olayı tecrübe etmek
I want to live new adventures
Yeni maceralar deneyimlemek istiyorum
canlı
anında yayınlanan
The show is live now
Program şu anda canlı
halletmek
Sahnedebir sorunu veya durumu çözmek
I will take care of the dishes
Bulaşıkları ben halledeceğim
bakımını yapmak
Sahnedebirinin veya bir şeyin bakımını gerçekleştirme
You must take care of your bike
Bisikletinin bakımını yapmalısın
ilgilenmek
birinin veya bir şeyin sorumluluğunu almak
She takes care of the children
O çocuklarla ilgileniyor
bakmak
birine veya bir şeye göz kulak olmak
He takes care of his garden
O bahçesine bakıyor
mesafe
Sahnedeiki yer arasındaki uzaklık
The distance is very long
Mesafe çok uzun
uzaklaşmak
birinden veya bir şeyden uzak durmak
He tried to distance himself from the problem
Sorundan uzaklaşmaya çalıştı
uzaklık
iki kişi veya nesne arasındaki boşluk
The distance is too big
Uzaklık çok fazla
mesafe
kat edilen toplam yol
We traveled a long distance
Uzun bir mesafe katettik
film
Sahnedehareketli görüntülerden oluşan sinema yapıtı
I watched a great film
Harika bir film izledim
filme çekmek
kamera ile hareketli görüntüleri kaydetmek
They are filming a movie
Bir film çekiyorlar
film
fotoğraf çekmek için kullanılan ışığa duyarlı maddeyle kaplı ince esnek şerit
I need to buy a new roll of film
Yeni bir rulo film almam gerekiyor
tabaka
bir yüzey üzerindeki çok ince madde kaplaması
There was a thin film of oil on the water
Suyun üzerinde ince bir yağ tabakası vardı
veda etmek
Sahnedeayrılırken söylenen sözler
It is time to say goodbye
Veda etme zamanı
neyse
Sahnedekonuyu değiştirmek veya bir yorum eklemek için kullanılır
Anyways, I must go now
Neyse, artık gitmem lazım
memleket
Sahnedekişinin doğduğu veya büyüdüğü yer
I love my hometown
Memleketimi seviyorum
öğrenmek
Sahnedebir şeyi öğrenmek veya keşfetmek
I will find out the answer
Cevabı öğreneceğim
yakalanmak
birinin hatalı veya dürüst olmayan bir şey yaptığını keşfetmek
I hope he does not find out
Umarım o yakalanmaz
öğrenmek
bir bilgi veya gerçek hakkında fikir sahibi olmak
I want to find out the truth
Gerçeği öğrenmek istiyorum
hadi
Sahnedebirini bir şeyi yapmaya teşvik etmek
Come on, you can do it
Hadi, yapabilirsin
varmak
Sahnedebir yere ulaşmak
The guests will come on soon
Misafirler yakında varacak
üstüne gitmek
çok baskıcı veya aşırı davranmak
Don't come on so strong
Çok üstüme gelme
hadi canım
inanmamayı veya karşı çıkmayı ifade etmek
Come on, that is not true
Hadi canım, bu doğru değil
çalışmaya başlamak
devreye girmek veya çalışmaya başlamak
The lights come on at night
Işıklar gece yanar
hadi ama
öfke veya hayal kırıklığını ifade eden söz
Come on, stop wasting my time
Hadi ama, zamanımı boşa harcamayı bırak
çalışmak
bir cihazın veya ışığın devreye girmesi
The street lights come on at night
Sokak lambaları gece yanmaya başlar
gel
bir yere gitmeye davet etmek
Come on with me to the car
Arabaya benimle gel
hadi
birini bir şey yapmaya teşvik etmek
Come on you can do it
Hadi başarabilirsin
kur
birini cezbetmek için yapılan hamle
She gave him a come-on to start a conversation
Sohbet başlatmak için ona kur yaptı
ilerlemek
bir şeyin gelişmesi veya ilerleme kaydetmesi
Your project is really coming on well
Projen gerçekten iyi ilerliyor
davranmak
belirli bir şekilde hareket etmek
He came on too strong
Çok baskın davrandı
evi boşaltmak
Sahnedebir yerde yaşamayı bırakmak
He moved out of the apartment
Apartman dairesinden taşındı
taşınmak
yaşanılan yerden ayrılmak
I will move out next week
Gelecek hafta taşınacağım
taşınmak
yaşanılan bir yerden ayrılmak
We have to move out of the apartment today
Bugün daireden taşınmak zorundayız
ince sesli
gıcırdayan bir ses gibi yüksek ses frekanslı
She has a high pitched voice
Onun ince bir sesi var
tiz
yüksek ses frekanslı veya tonu yüksek
The whistle has a high pitched sound
Islığın tiz bir sesi var
kulak tırmalayıcı
yüksek ve keskin sesli
I heard a high pitched scream
Tiz bir çığlık duydum
yüksek tonlu
yüksek bir sese sahip
The alarm is very high pitched
Alarm çok yüksek tonlu
tiz
yüksek frekanslı ses
The singer has a high pitched voice
Şarkıcının tiz bir sesi var
ince
çok yüksek frekanslı ses
The whistle made a high pitched sound
Düdük ince bir ses çıkardı
tiz
ince ve yüksek sesli olan
The singer hit a high pitched note
Şarkıcı tiz bir nota söyledi
anıt
Sahnedeölen birini onurlandırmak için yapılan yapı veya nesne
This is a war memorial
Bu bir savaş anıtıdır
doğru
Sahnedegerçek olan veya yanlış olmayan
It is true that she is here
Burada olduğu doğru
dürüst
yalan söylemeyen ve doğru sözlü
He is a true person
O dürüst bir insan
sadık
birine bağlı ve vefalı olan
She is a true friend to me
O benim için sadık bir dost
güvenilir
her zaman beklenen şekilde çalışan
This system is true and effective
Bu sistem güvenilir ve etkili
açıkça söylemek
Sahnedebir şeyi dürüst ve doğrudan ifade etmek
You should come out of it and be honest
Gerçekleri açıkça söylemelisin
dışarı çıkmak
bir yerden ayrılmak veya görünür olmak
He came out of the house
Evden dışarı çıktı
-den çıkmak
bir şeyin içinden gelmek
The cat came out of the box
Kedi kutudan çıktı
sonuçlanmak
bir durumun veya girişimin belli bir şekilde neticelenmesi
Nothing good came out of the meeting
Toplantıdan iyi bir sonuç çıkmadı
dışarı çıkmak
bir yerin içinden dış kısmına hareket etmek
He came out of the room
O odadan dışarı çıktı
çıkmak
bir yerin veya kabın içinden ayrılmak
The rabbit will come out of the hole
Tavşan delikten çıkacak
çıkmak
belli bir durumdan kurtulmak
He will come out of the coma soon
Yakında komadan çıkacak
doğmak
bir olaydan veya süreçten kaynaklanmak
Nothing good came out of that meeting
O toplantıdan iyi bir şey çıkmadı
bırakmak
Sahnedebir işi veya aktiviteyi sonlandırmak
He decided to pack in his job
İşi bırakmaya karar verdi
tıkıştırmak
bir kabın içine çok sayıda şeyi zorla sığdırmak
She packed all her things in the box
Eşyalarının hepsini kutuya tıkıştırdı
zırh
Sahnedesavaşta giyilen metal koruyucu giysi
The knight wore heavy armor
Şövalye ağır bir zırh giydi
zırhlamak
savunma amacıyla sert bir katmanla kaplamak
The soldiers armored the vehicle
Askerler aracı zırhladı
acele
Sahnedebir şeyi hızlıca yapma durumu
I am in a hurry
Acelem var
acele etmek
hızlı hareket etmek
Please hurry up
Lütfen acele et
aceleye getirmek
bir şeyi çok hızlı yapmak
Don't hurry the work
İşi aceleye getirme
evet
Sahnedeevet demenin gayriresmi yolu
Yeah, I will come
Evet, geleceğim
evet
Sahnedeevet demenin gayriresmi yolu
Yeah I agree
Evet katılıyorum
evet
Sahnedebir şeyi kabul ettiğini veya onayladığını söylemek
Yeah I agree with you
Evet sana katılıyorum
evet
bir şeyi onaylamak için kullanılan söz
Yeah that sounds great
Evet kulağa harika geliyor
hiç
Sahnedeherhangi bir zamanda
Have you ever been to Rome
Hiç Roma'ya gittin mi
çok
bir ifadeyi güçlendirmek için kullanılan kelime
It was ever so cold
Hava çok soğuktu
daima
her zaman
He is ever loyal to his duty
O görevine her zaman sadıktır
hiçbir zaman
hiçbir vakitte
I will not ever go back
Hiçbir zaman geri dönmeyeceğim
zihnimi boşaltmak
Sahnedezihni karmaşadan arındırıp sakinleştirmek
I went for a walk to clear my head
Zihnimi boşaltmak için yürüyüşe çıktım
homurdanmak
Sahnededüşük ve kaba bir ses çıkarmak
He grunted in response
Cevap olarak homurdandı
homurtu
Sahnedebir insan veya hayvan tarafından çıkarılan düşük kaba ses
The pig let out a loud grunt
Domuz yüksek bir homurtu çıkardı
er
düşük rütbeli asker için kullanılan gayriresmi bir sözcük
He started as a grunt
Er olarak başladı
yabancı
Sahnedebir gruba ait olmayan kişi
He always felt like an outsider
Kendini her zaman bir yabancı gibi hissetti