

Every Year After — Season 1 Episode 3
Kelimeler ve anlamları
573 kelime
Seviye
sabırsızlıkla beklemek
Sahnedebir şeyin olmasını heyecanla istemek
I am waiting for my vacation
Tatilimi sabırsızlıkla bekliyorum
beklemek
bir şey olana kadar bir yerde durmak
I am waiting for the bus
Otobüsü bekliyorum
beklemek
birinin gelmesini veya bir şeyin olmasını bekleyerek bir yerde durmak
I wait for the bus
Otobüsü bekliyorum
bir ara
Sahnedebelirlenmemiş bir zamanda
Let's meet sometime next week
Gelecek hafta bir ara buluşalım
eski
geçmişte bir dönem olan
He is a sometime actor
O eski bir oyuncudur
ara sıra
sadece belirli zamanlarda gerçekleşen
We visit them sometime
Onları ara sıra ziyaret ederiz
yumuşak
Sahnedesert veya pürüzlü olmayan
The pillow is soft
Yastık yumuşak
formsuz
fiziksel olarak güçlü olmayan
He has become soft
Formdan düştü
yumuşak
dokunulduğunda sert olmayan
The pillow is very soft
Yastık çok yumuşak
zayıf
güçlü veya başarılı olmayan
The approach was too soft
Yaklaşım çok zayıftı
bira
Sahnedetahıldan yapılan alkollü bir içecek
I would like a beer
Bir bira istiyorum
bira
tahıllardan yapılan alkollü bir içecek
I would like a beer
Bir bira isterim
sağlamak
birine bir şey vermek
Can you beer me the pen
Bana kalemi sağlayabilir misin
ikram etmek
birine özellikle alkollü bir içecek vermek
Let me beer you a drink
Sana bir içecek ikram edeyim
fedakarlık
Sahnededaha büyük bir amaç için vazgeçilen şey
It was a huge sacrifice
Bu büyük bir fedakarlıktı
feda etmek
bir amaç uğruna değerli bir şeyden vazgeçmek
He sacrificed his time for the team
Takım için zamanını feda etti
kurban etmek
bir tanrıya sunu olarak bir canlıyı öldürmek
People used to sacrifice animals
İnsanlar eskiden hayvan kurban ederlerdi
feda etmek
bir amaç uğruna değerli bir şeyden vazgeçmek
She sacrificed her career for her family
Kariyerini ailesi için feda etti
biliyorsun
Sahnededinleyicinin anlayıp anlamadığını kontrol etmek veya duraksamak için kullanılır
It is a bit expensive, you know
Biraz pahalı, biliyorsun
hani
Sahnedekonuşurken dikkat çekmek veya düşünürken kullanılan bir ifade
You know, I am not sure about this
Hani, bu konuda emin değilim
harika
Sahnedeçok iyi
You did a great job
Harika bir iş çıkardın
büyük
boyut veya derece olarak çok büyük
It was a great success
Büyük bir başarıydı
büyük
soy ağacında bir kuşak öncesi
He is my great-grandfather
O benim büyük büyükbabam
devam etmek
Sahnedebir şeyi durmadan yapmaya devam etmek
Keep on trying
Denemeye devam et
işte tutmak
birini işten çıkarmayıp çalıştırmaya devam etmek
They decided to keep on the new assistant
Yeni asistanı işte tutmaya karar verdiler
gündüz
Sahnedegüneşin gökyüzünde olduğu zaman
It is bright during the day
Gündüz hava aydınlıktır
gün
24 saatlik süre
I work every day
Her gün çalışıyorum
dönem
özellikle geçmişteki belirli bir zaman dilimi
In my grandfather's day, there were no computers
Büyükbabamın döneminde bilgisayarlar yoktu
özel gün
belirli bir şeyi kutlamak için ayrılmış gün
We celebrate a special day
Biz özel bir gün kutlarız
özel
Sahnedesıradan olmayan durum
Today is a special day
Bugün özel bir gün
özel
sınırlı süreliğine sunulan ürün veya hizmet
The lunch special is very cheap
Öğle yemeği menüsü çok ucuz
özel program
belirli bir olay veya konu için hazırlanan televizyon programı
We watched a holiday special on TV
Televizyonda bir bayram özel programı izledik
özel ikram
zevk veren bir şey
Getting ice cream was a special treat
Dondurma yemek özel bir ikramdı
özel
alışılmışın dışında olan
This is a special day
Bugün özel bir gün
bölgesel
Sahnedebelirli bir bölgeyle ilgili
They have a regional office in Istanbul
İstanbul'da bölgesel bir ofisleri var
lanet olsun
Sahnedeöfke veya hayal kırıklığı ifadesi
Damn, I forgot my keys
Lanet olsun, anahtarlarımı unuttum
önemsemek
bir şeyi önemsemek veya değer vermek
I don't give a damn about it
Bunu hiç umurumda değil
lanetlemek
birinin cezayı hak ettiğini söylemek
The priest damned the sinner
Rahip günahkarı lanetledi
çok
büyük bir derecede
It is damn hot today
Bugün hava feci sıcak
değiştirmek
Sahnedebir şeyi başka bir hale getirmek
He needs to change his clothes
Kıyafetlerini değiştirmesi gerekiyor
para üstü
ödemeden sonra geri alınan miktar
You forgot your change
Para üstünü unuttun
konu değişimi
konuşulan temayı başka bir şeye çevirme
It is time for a change of topic
Konu değişimi zamanı geldi
değişim
bir şeyin başkalaşmasıyla ortaya çıkan yeni durum
There was a big change in the weather
Havada büyük bir değişim oldu
esnetmek
Sahnedebir kuralı veya gerekliliği daha az katı hale getirmek
The school decided to relax the rules
Okul kuralları esnetmeye karar verdi
rahatlamak
sakinleşmek ve gerginliği azaltmak
I need to relax
Rahatlamam gerekiyor
gevşemek
gerginliği azaltmak
I like to relax on weekends
Hafta sonları gevşemeyi severim
rahatlamak
sakinleşmek ve daha az gergin hissetmek
I need to relax after a long day
Uzun bir günden sonra rahatlamam gerekiyor
ev ödevi
Sahnedebir öğrencinin evde yapması gereken okul çalışması
I have a lot of homework today
Bugün çok ödevim var
mahvetmek
bir şeyi bozmak veya zarar vermek
I fucked up my knee skiing
Kayak yaparken dizimi mahvettim
batırmak
bir işi eline yüzüne bulaştırmak
I completely fucked up the exam
Sınavı tamamen batırdım
beceriksiz
sürekli hata yapan kişi
He is a total fuck-up
O tam bir beceriksiz
beceriksiz
sürekli hata yapan veya başarısız olan kişi
He is a total fuck up
O tam bir beceriksiz
bile
Sahnedeşaşırtıcı veya uç bir durumu belirtmek için kullanılır
He didn't even say hello
Merhaba bile demedi
ödeşmiş
iki taraf arasında borç veya avantaj bulunmaması durumu
Now we are even
Şimdi ödeştik
çabalamak
bir şeyi başarmak için gayret göstermek
You should even to reach your goal
Hedefine ulaşmak için çabalamalısın
çift
ikiye tam bölünebilen sayı
Four is an even number
Dört çift bir sayıdır
-sa bile
Sahnedebir şey ne olursa olsun gerçekleşeceğini belirtmek için kullanılır
I will go even if it rains
Yağmur yağsa bile gideceğim
dikkat
Sahnedetetikte olmak için yapılan uyarı
Heads up! The ball is coming
Dikkat! Top geliyor
ön bilgi
dikkat etmesi için verilen kısa bilgi
Give me a heads up
Bana önceden haber ver
önceden haber
bir durum hakkında önceden verilen kısa uyarı veya bilgi
I wanted to give you a heads up about the deadline
Seni son teslim tarihi konusunda önceden uyarmak istedim
önceden haber
birine bir şey hakkında önceden bilgi vermek
I gave him a heads up about the deadline
Ona son tarih hakkında önceden haber verdim
iyi
Sahnedenazik veya dost canlısı
She is a nice person
O iyi bir insan
güzel
göze hitap eden
That is a nice dress
O güzel bir elbise
hoş
keyifli veya zevkli
We had a nice day
Hoş bir gün geçirdik
-e rağmen
Sahnedesöylenen bir şeye rağmen şaşırtıcı bir durumu belirtmek için kullanılır
Even though it was raining, we went for a walk
Yağmur yağmasına rağmen yürüyüşe çıktık
olmasına rağmen
bir durumun olmasına karşın
I went out even though it was raining
Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktım
tamamen
Sahnedeeksiksiz bir şekilde veya kesin olarak
I totally agree with you
Sana tamamen katılıyorum
kriz
Sahnedebüyük tehlike veya zorluk dönemi
The country is in a financial crisis
Ülke mali bir kriz içinde
kriz
büyük tehlike veya zorluk zamanı
The country is in an economic crisis
Ülke ekonomik bir kriz içinde
kriz
acilen çözülmesi gereken tehlikeli veya zor durum
The country is facing a major crisis
Ülke büyük bir krizle karşı karşıya
zemin
Sahnedebir odanın alt kısmı
Please sit on the floor
Lütfen zemine oturun
kat
bir binanın katı veya seviyesi
I live on the third floor
Üçüncü katta yaşıyorum
şoke etmek
birini çok şaşırtmak
The news floored him
Haber onu şoke etti
söz hakkı
bir toplantıda veya oturumda konuşma izni
The chairperson gave her the floor
Başkan ona söz hakkı verdi
zemin
bir odada üzerinde yürüdüğünüz yüzey
Please clean the floor
Lütfen zemini temizleyin
buluşmak
Sahnedebiriyle bir araya gelmek
Let's hook up this weekend
Bu hafta sonu buluşalım
cinsel yakınlaşma
Sahnedeinsanlar arasında yaşanan gündelik cinsel buluşma
They decided to hook up after the party
Partiden sonra yakınlaşmaya karar verdiler
ayarlamak
birisi için görüşme veya bağlantı ayarlamak
I can hook you up with a job
Sana bir iş ayarlayabilirim
bağlantı kurmak
kişiler arasında bir bağlantı oluşturmak
We need to hook up with the local guides
Yerel rehberlerle bağlantı kurmamız gerekiyor
takılmak
gündelik romantik veya cinsel amaçla buluşmak
They hooked up a few times
Birkaç kez takıldılar
cinsel birliktelik
iki kişi arasındaki gündelik cinsel yakınlaşma
They decided to hook up at the party
Partide birlikte olmaya karar verdiler
bağlamak
cihazları veya makineleri birlikte çalışacak şekilde birbirine eklemek
Please hook up the printer to the computer
Lütfen yazıcıyı bilgisayara bağla
yakınlaşmak
biriyle cinsel veya romantik bir etkileşimde bulunmak
They hooked up at the party last night
Dün gece partide yakınlaştılar
buluşmak
bir proje üzerinde çalışmak için biriyle bir araya gelmek
Let us hook up tomorrow to finish the report
Raporu bitirmek için yarın buluşalım
ince
Sahnedebelirgin olmayan veya fark edilmesi zor olan
There is a subtle difference between the two
İkisi arasında ince bir fark var
iki yıl
Sahnedeiki yıl süren
I lived there for two years
Orada iki yıl yaşadım
özlemek
Sahnedebirinin yokluğunu hissedip üzülmek
I miss my family
Ailemi özlüyorum
kaçırmak
bir şeye yetişememek veya orada olmamak
I missed the bus
Otobüsü kaçırdım
ıskalamak
hedefi vuramamak veya tutturamamak
He missed the target
Hedefi ıskaladı
hanımefendi
genç kadın veya kız çocuk
Miss Taylor is my teacher
Bayan Taylor benim öğretmenim
ertelemek
Sahnedebir şeyin daha sonraki bir zamanda gerçekleşmesini sağlamak
We decided to postpone the meeting
Toplantıyı ertelemeye karar verdik
devasa
Sahnedeboyut olarak çok büyük
The elephant is enormous
Fil devasadır
pierogi
Sahnedeiçi doldurulmuş küçük hamur parçaları
I ate delicious pierogis for dinner
Akşam yemeği için lezzetli pierogiler yedim
fark etmek
Sahnedebir şeyi görmek veya dikkat etmek
I noticed a new sign
Yeni bir tabela fark ettim
duyuru
bilgi veya uyarı veren yazılı beyan
There is a notice on the wall
Duvarda bir duyuru var
fark etmek
bir şeyin varlığını algılamak
I did not notice the door was open
Kapının açık olduğunu fark etmedim
ihtar
bir şeyi hemen yapmaya yönelik istek veya işaret
The eviction notice was on the door
Tahliye ihtarı kapıdaydı
dikkat
bir şeye dikkatini verme durumu
His new car caught my notice
Yeni arabası dikkatimi çekti
teşvik
Sahnedebirini bir şey yapmaya ikna etme çabası
Her words were a strong urge to study
Onun sözleri ders çalışmak için güçlü bir teşvikti
dürtü
bir şeyi yapmaya yönelik güçlü arzu veya istek
I had a sudden urge to laugh
Aniden gülme isteği duydum
teşvik etmek
birini bir şey yapmaya kuvvetle yönlendirmek
I urge you to follow your dreams
Hayallerinin peşinden gitmeni şiddetle tavsiye ederim
ısrar etmek
birinden bir şey yapmasını kuvvetle istemek
He urged me to tell the truth
Doğruyu söylemem için bana ısrar etti
-den yapılmış
Sahnedebir malzemeden veya kaynaktan üretilmiş
It is made out of wood
Bu ahşaptan yapılmış
dışında
aynı seviye veya kategoride olmayan
This is out of my league
Bu benim ligimin dışında
bitmiş
bir şeyin artık kalmaması
We are out of milk
Sütümüz bitti
uzak
bir şeyden kaçınmak veya girmemek
Stay out of trouble
Beladan uzak dur
dışarı
içinden dışına doğru
He ran out of the house
Evden dışarı koştu
kalmadı
bir şeyin elinde tükenmiş olması
We are out of sugar
Şekerimiz kalmadı
-den yapılmış
bir şeyin imalatında kullanılan maddeyi belirtir
This table is made out of wood
Bu masa ahşaptan yapılmış
dışında
bir yerin veya durumun içinde olmayan
She stepped out of the room
O odadan dışarı çıktı
vazgeçirmek
birini bir şey yapmamaya ikna etmek
She talked him out of quitting
Onu işten ayrılmaktan vazgeçirdi
dışında
bir grubun veya kapsamın dışında olan
It is out of his control
Bu onun kontrolünün dışında
tür
Sahnedekategori veya sınıf
What type of music do you like
Ne tür müzik seversin
tip
benzer özelliklere sahip grup
He is a weird type of person
O tuhaf bir tip
yazmak
klavye ile yazı yazmak
I am typing an email
Bir e-posta yazıyorum
gruplandırmak
kan gibi biyolojik örnekleri ayırmak
The doctor typed his blood
Doktor kan grubunu belirledi
geri dönmek
Sahnedebir yere veya bir aktiviteye tekrar dönmek
I need to get back to work
İşe geri dönmem gerekiyor
dönüş yapmak
birine daha sonra bilgi vermek amacıyla cevap yazmak veya aramak
I will get back to you later
Sana daha sonra dönüş yapacağım
tekrar başlamak
bir işi yeniden yapmaya başlamak veya eski bir konuya geri dönmek
Let us get back to our work
İşimize tekrar başlayalım
geri dönmek
bir yere veya bir işe geri gitmek
I will get back to work soon
Yakında işe geri döneceğim
havalı
Sahnedeçok iyi veya etkileyici
That car is so cool
O araba çok havalı
sakin
heyecanlı veya kızgın olmayan
Keep cool during the test
Sınav sırasında sakin kal
serin
sıcak veya ılık olmayan
The weather is cool today
Bugün hava serin
ziyaret etmek
Sahnedebirini görmeye gitmek ve onunla vakit geçirmek
I will visit my grandmother
Babaannemi ziyaret edeceğim
ziyaret etmek
Sahnedebir yere belirli bir süre kalmak için gitmek
I will visit my grandmother tomorrow
Yarın büyükannemi ziyaret edeceğim
musallat olmak
birine kötü bir durum veya sıkıntı vermek
The sickness visited the small town
Hastalık küçük kasabaya musallat oldu
ziyaret
birini veya bir yeri görmek için yapılan kısa gezi
This visit was very nice
Bu ziyaret çok güzeldi
tavsiye
Sahnedene yapılması gerektiği hakkında verilen fikir veya öneri
I need some advice
Biraz tavsiyeye ihtiyacım var
kekelemek
Sahnedesinirlilik nedeniyle konuşurken duraksamak veya sesleri tekrarlamak
He stammers when he is nervous
Heyecanlandığında kekeler
film
Sahnedesinemada veya televizyonda gösterilen hikaye
I love watching movies
Film izlemeyi severim
uğramak
Sahnedekısa süreliğine birini ziyaret etmek
I will stop by later
Daha sonra uğrayacağım
uğramak
bir kişi veya yeri kısa süreliğine ziyaret etmek
I will stop by your office later
Daha sonra ofisine uğrayacağım
berbat
Sahnedeçok kötü veya düşük kaliteli
This movie is shit
Bu film berbat
kandırmak
birini kandırmak veya ona yalan söylemek
Are you shitting me
Benimle dalga mı geçiyorsun
tamam
Sahnedekabul veya onay belirtmek için kullanılır
Okay, I agree
Tamam, katılıyorum
iyi
Sahnedeiyi veya kabul edilebilir durumda olan
I am okay
İyiyim
peki
bir cümleye başlamak veya dikkat çekmek için kullanılır
Okay, let's go
Peki, hadi gidelim
korkmuş
Sahnedekorku hissetme
She is afraid of spiders
O örümceklerden korkar
korkarım ki
kötü bir durumdan dolayı üzüntü veya endişe duyma
I am afraid I cannot help you
Korkarım ki size yardım edemem
korkarım
kötü bir durumdan dolayı üzgün veya kaygılı hissetmek
I am afraid that we are late
Korkarım geç kaldık
sabırsızlanmak
Sahnedebir şeyin olması için heyecan duymak
I can't wait for summer
Yaz için sabırsızlanıyorum
beklemek
Sahnedekısa bir süreliğine durmak
Please wait a moment
Lütfen bir an bekle
beklemek
Sahnedebir şey olana kadar bir yerde kalmak
Please wait for me
Lütfen beni bekle
hizmet etmek
birine yardım etmek için onun işlerini yapmak
The server waits on the guests
Garson konuklara hizmet eder
erken
Sahnedebeklenen zamandan önce
I woke up early
Erken uyandım
erken
beklenen zamandan önce
I arrived early for the meeting
Toplantıya erken vardım
erken
bir zaman diliminin başlangıcına yakın
I woke up early today
Bugün erkenden uyandım
erken
şimdiki zamandan önceki bir vakitte
We arrived early
Erken geldik
cerrahi müdahale
Sahnedebir doktor tarafından gerçekleştirilen operasyon
The surgery was successful
Ameliyat başarılıydı
ameliyat
vücudun içindeki bir şeyi düzeltmek veya çıkarmak için yapılan tıbbi işlem
He needs heart surgery
Kalp ameliyatına ihtiyacı var
muayenehane
doktor veya diş hekiminin hastaları kabul ettiği yer
The doctor is at his surgery
Doktor muayenehanesinde
evet
Sahnedeevet demenin gayri resmi yolu
Yep, I can help you
Evet, sana yardım edebilirim
evet
evet anlamında kullanılan gayriresmi kelime
Yep I will be there
Evet orada olacağım
tamam
bir şeyi onaylamak için kullanılan ifade
Yep that sounds right
Tamam bu doğru görünüyor
ölüm ilanı
Sahnedebir gazetede yayınlanan ve birinin ölüm haberini veren yazı
I read the obituary in the newspaper
Gazetedeki ölüm ilanını okudum
hikaye
Sahnedeolayların anlatımı
I read a long story
Uzun bir hikaye okudum
kat
bir binanın seviyesi veya katı
The house has two stories
Evin iki katı var
durum
belirli bir durum veya olaylar dizisi
That is a different story
Bu farklı bir durum
koşmak
Sahnedeyürümekten daha hızlı hareket etmek
I run every morning
Her sabah koşarım
yönetmek
bir işin veya kurumun başında olmak
She runs a small business
Küçük bir işletme yönetiyor
sürmek
bir şeyin belirli bir süre devam etmesi
The play runs for two hours
Oyun iki saat sürüyor
pislik
Sahnedeçok kaba veya kötü niyetli kişi
He is such an asshole
O tam bir pislik
pislik
Sahnedeçok kaba veya kötü niyetli kimse
Don't be an asshole to your friends
Arkadaşlarına karşı pislik olma
makat
vücuttan dışkının atıldığı açıklık
He felt pain in his asshole
Makatında ağrı hissetti
pislik
çok kaba veya sevimsiz insan
Don't be such an asshole
Bu kadar pislik olma
yazmak
Sahnedebir belgeye veya alana bilgi eklemek
Write your name here
Adını buraya yaz
yazmak
Sahnedebir metin meydana getirmek
I will write a book
Bir kitap yazacağım
çek yazmak
bankaya para ödemesi için verilen yazılı belge
I need to write a check for the rent
Kira için bir çek yazmam gerekiyor
yazmak
bilgiyi bir belgeye veya kayda geçirmek
Please write your name on the form
Lütfen adınızı forma yazın
herhangi bir şey
Sahnedeherhangi bir nesne veya madde
I can eat anything
Herhangi bir şeyi yiyebilirim
hiçbir şey
herhangi bir nesne veya madde
I don't have anything
Hiçbir şeyim yok
tavsiye
Sahnedekısa bir tavsiye veya bilgi
Let me give you a word of advice
Sana bir tavsiye vereyim
kelime
anlamı olan tek bir dil birimi
I don't know this word
Bu kelimeyi bilmiyorum
ebeveyn
Sahnedebir kişinin annesi veya babası
My parents are coming to visit
Ebeveynlerim ziyarete geliyor
ebeveyn
Sahnedebir kişinin annesi veya babası
I love my parents
Ebeveynlerimi seviyorum
ebeveynlik yapmak
bir çocuğun bakımını üstlenip büyütmek
They want to parent their child with love
Çocuklarına sevgiyle ebeveynlik yapmak istiyorlar
ana şirket
başka bir şirketin sahibi olan şirket
The parent company owns several smaller businesses
Ana şirket birkaç küçük işletmeye sahip
ebeveynlik yapmak
bir çocuğun bakımını üstlenip onu büyütmek
They are parenting their children with love
Çocuklarını sevgiyle yetiştiriyorlar
teşekkür
Sahnedebir takdir ifadesi
A big thank you to all
Herkese büyük bir teşekkür
teşekkür ederim
minnettarlık göstermek için kullanılan sözler
Thank you for the help
Yardım için teşekkür ederim
teşekkür ederim
minnettar olduğunuzu belirtmek için kullanılan sözler
Thank you for your help
Yardımın için teşekkür ederim
yeterli
Sahnedeistenilen ya da gereken miktarda
Do you have enough water
Yeterli suyun var mı
yeterli
Sahnedegerektiği kadar
This is enough for me
Bu benim için yeterli
yeter
artık daha fazlasına gerek yok
That is enough
Bu kadar yeter
yeterli
ihtiyaç kadar olan
I have enough money
Yeterince param var
tıkırdamak
Sahnedesert nesnelerin birbirine çarpmasıyla gürültülü ses çıkarmak
The plates clattered on the table
Tabaklar masanın üzerinde tıkırdadı
eğilmek
Sahnedevücudun dik durmaması için hareket ettirilmesi
Do not lean against the wall
Duvara yaslanma
kıt
bir şeyin çok az olması
It was a lean year
Kıt bir yıldı
yağsız
vücutta çok az yağ olması
I like lean meat
Yağsız eti severim
eğiliminde olmak
bir şeyi tercih etme veya seçme olasılığı
I lean toward the blue shirt
Mavi gömleğe eğilimindeyim
popüler
Sahnedebirçok kişi tarafından sevilen
This song is very popular
Bu şarkı çok popüler
popüler
çok sayıda insan tarafından beğenilen
This song is very popular
Bu şarkı çok popüler
tahmin etmek
Sahnedekesin bilgi sahibi olmadan bir fikir yürütmek
I guess that he is at home
Onun evde olduğunu tahmin ediyorum
tahmin etmek
Sahnedeemin olmadan bir fikir oluşturmak
Can you guess my age
Yaşımı tahmin edebilir misin
tahmin
emin olmadan doğru olduğunu düşündüğünüz bir fikir
It was just a guess
Sadece bir tahmindi
tahmin
kesin olarak bilmeden bir cevap verme çabası
I made a guess about the answer
Cevap hakkında bir tahminde bulundum
mantıklı olmak
Sahnedemakul veya anlaşılır olmak
This does not make sense
Bu mantıklı değil
şimdi
Sahnedeiçinde bulunduğumuz zaman
I am busy now
Şimdi meşgulüm
bak
dikkat çekmek veya bir ifadeye giriş yapmak için kullanılır
Now, listen carefully
Bak, dikkatlice dinle
hadi
arkadaşça veda etmek için kullanılır
Now, I must go
Hadi, gitmeliyim
tam zamanı
bir şey için en uygun an
Now is the perfect time to start
Başlamak için tam zamanı
kıskanç
Sahnedebaşkasının sahip olduğu bir şeye özenen
He is jealous of her new car
Onun yeni arabasını kıskanıyor
değiştirmek
Sahnedebir şeyi farklı hale getirmek
I want to change up my routine
Rutinimi değiştirmek istiyorum
duymak
Sahnedekulakla sesleri algılamak
I hear a noise
Bir ses duyuyorum
duymak
Sahnedebir haberi veya bilgiyi başkasından öğrenmek
I heard that they are moving
Onların taşınacağını duydum
söylemek
bir şeyi dile getirmek veya ifade etmek
Hear me clearly
Bunu açıkça söylüyorum
kulak
başın yan tarafında bulunan ve duymamızı sağlayan organ
I hear with my ears
Kulaklarımla duyarım
geçen
Sahnedebir şeyin yanından veya ötesinden ilerleme
I saw a passing train
Geçen bir tren gördüm
geçici
kısa süren
It was just a passing thought
Sadece geçici bir düşünceydi
geçme
bir sınavda başarılı olma durumu
I am happy about passing the exam
Sınavı geçtiğim için mutluyum
istenmeyen
Sahnedeistenmeyen veya hoş olmayan
He received unwelcome news
İstenmeyen bir haber aldı
başarılı
Sahnedeiyi bir sonuç elde etmiş olan
She is a successful doctor
O, başarılı bir doktordur
başarılı
istenen sonuca ulaşmış
He is a successful student
O başarılı bir öğrenci
başarılı
istenen sonucu elde eden
He is a successful student
O başarılı bir öğrenci
de değil
Sahnedeolumsuz bir ifadenin başkası için de geçerli olduğunu belirtir
I don't like it. Neither do I
Sevmiyorum. Ben de sevmiyorum
hiçbiri
iki seçenekten hiçbirini değil
Neither book is good
İki kitap da iyi değil
hiçbiri
iki kişiden veya şeyden hiçbiri
Neither of the students is here
Öğrencilerin hiçbiri burada
ikisi de değil
iki durumdan hiçbiri
The box is neither big nor small
Kutu ne büyük ne de küçük
başarmak
Sahnedebir hedefe ulaşmak veya başarılı olmak
He worked hard to succeed
Başarmak için çok çalıştı
yerine geçmek
birinin görevini veya yerini devralmak
He will succeed his father as CEO
Babasının yerine CEO olarak o geçecek
tanımlamak
Sahnedebir şeyin ne olduğunu açıklamak
Can you define this word
Bu kelimeyi tanımlayabilir misin
tanımlamak
bir şeyin ne anlama geldiğini açıklamak
Can you define this word
Bu kelimeyi tanımlayabilir misin
beş para etmez
Sahnedehiçbir değeri olmayan kişi
He is a piece of shit
O beş para etmez biridir
pislik
kötü karakterli kişi
You are a piece of shit
Sen bir pisliksin
pislik
iğrenç veya değersiz bir kimse
He is a total piece of shit
O tam bir pislik
pislik
çok hoş olmayan veya aşağılık bir kişi
He is a total piece of shit
O tam bir pislik
çöp
çok düşük kaliteli veya değersiz şey
This car is a piece of shit
Bu araba tam bir çöp
wi-fi
internete kablosuz bağlanma yolu
Is there wi-fi here?
Burada wi-fi var mı?
kablosuz bağlantı
internete bağlanmak için kullanılan kablosuz yöntem
My wi-fi connection is slow
Wi-fi bağlantım yavaş
kablosuz internet
kablo kullanmadan internete bağlanma imkanı
I need the wi-fi password
Wi-fi şifresine ihtiyacım var
kablosuz internet
kablo olmadan internete bağlanma teknolojisi
Is there Wi-Fi here
Burada Wi-Fi var mı
kablosuz internet
kabloya gerek duymadan internete bağlanmayı sağlayan sistem
The cafe offers free Wi-Fi
Kafede ücretsiz kablosuz internet var
kablosuz internet
kablolar olmadan internete bağlanma yolu
The cafe has free wi-fi
Kafede ücretsiz kablosuz internet var
uyuyor
Sahnedeuyku durumunda olan
The baby is asleep
Bebek uyuyor
cevap
Sahnedebir soruya verilen yanıt
I am waiting for your answer
Cevabını bekliyorum
çözüm
bir sorunu çözmenin doğru yolu
I found the answer to the puzzle
Bulmacanın çözümünü buldum
cevap
doğru olmayan veya düzgün çalışmayan
The answer is not correct
Cevap doğru değil
yanıt
bilgi almak için kullanılan cümle veya ifade
I need an answer to this question
Bu soruya bir yanıt bekliyorum
dayanıklı
Sahnedeçok güçlü veya cesur olan
He is a tough man
O dayanıklı bir adamdır
zor
yapılması veya baş edilmesi kolay olmayan
This is a tough question
Bu zor bir soru
kötü şans
kötü bir durumu önemsemediklerini belirtmek için kullanılır
Tough luck for you
Senin için kötü şans
ölmek
Sahnedeyaşamın kalıcı olarak sona ermesi
Everyone will die one day
Herkes bir gün ölecek
zar
oyunlarda kullanılan üzerinde sayılar olan küçük küp
Roll the die
Zarı at
çok istemek
bir şeyi aşırı derecede arzulamak
I am dying for a coffee
Bir kahve için can atıyorum
ölmek üzere
ölüme çok yakın olmak
The plant is going to die soon
Bitki yakında ölmek üzere