

Fleabag — 1. Sezon Bölüm 6
Kelimeler ve anlamları
299 kelime
evet
Sahnedeevet demenin gayriresmi yolu
Yeah, I will come
Evet, geleceğim
evet
Sahnedebir şeyi kabul ettiğini veya onayladığını söylemek
Yeah I agree with you
Evet sana katılıyorum
kararsız
iki seçenek arasında karar veremeyen
I am yeah about this choice
Bu seçim konusunda kararsızım
evet
bir şeyi onaylamak için kullanılır
Yeah that sounds like a good plan
Evet bu kulağa iyi bir plan gibi geliyor
istemek
Sahnedebir şeyi yapmayı dilemek
I wanna go home
Eve gitmek istiyorum
istemek
bir şeye sahip olmayı dilemek
I wanna drink
Bir şeyler içmek istiyorum
harika
Sahnedeson derece iyi veya memnuniyet verici
You look marvellous today
Bugün harika görünüyorsun
niyetinde olmak
Sahnedene yapmayı planladığını ifade etmek için kullanılır
I am going to study
Ders çalışacağım
gitmek
Sahnedebir yere varmak veya bir etkinliğe katılmak
We go to school every morning
Her sabah okula gideriz
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
I go to school
Okula giderim
favori
belirli bir amaç için en sık kullanılan
This is my go-to coffee shop
Burası benim favori kahvecim
uyumaya gitmek
geçici olarak bir yerde uyumak
I go to sleep at ten
Saat onda uyumaya giderim
bozulmak
bir şeyin niteliğinin veya durumunun kötüleşmesi
This building will go to ruin soon
Bu bina yakında harap olacak
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
We will go to the park later
Daha sonra parka gideceğiz
başvurulacak
yardım için danışılan kişi veya kaynak
She is my go to person for advice
Tavsiye için başvurduğum kişi odur
incelemek
bir şeyin doğru veya kabul edilebilir olup olmadığını anlamak için ona bakmak
Please go to the file to check for any mistakes
Hata olup olmadığını kontrol etmek için lütfen dosyayı inceleyin
tercih edilen
en sık başvurulan kişi veya şey
This is my go-to place for coffee
Burası kahve için tercih ettiğim yer
ilk tercih
birinin en sık kullandığı veya seçtiği şey ya da kişi
Pizza is my go-to meal on Fridays
Pizza cumaları ilk tercihim olan yemektir
gitmek
bir yere veya kişiye ulaşmak
The letter goes to the manager
Mektup müdüre gidiyor
gitmek
bir okulda öğrenci olmak
She goes to university in London
O Londra'da üniversiteye gidiyor
yönelmek
bir yerin doğrultusunda hareket etmek
The road goes to the city center
Yol şehir merkezine yöneliyor
uğramak
bir yeri ziyaret etmek
I will go to the library today
Bugün kütüphaneye uğrayacağım
gitmek
belirli bir yere doğru hareket etmek
I go to school every day
Her gün okula giderim
gitmek
birine ulaşmak ya da teslim edilmek
This award will go to the best student
Bu ödül en iyi öğrenciye gidecek
gitmek
bir yerin yönüne doğru hareket etmek
I go to school every day
Her gün okula giderim
plank
Sahnedevücudu düz ve sert tutma egzersizi
I hold a plank for one minute
Bir dakika boyunca plank yaparım
kalas
uzun, düz bir tahta parçası
He used a wooden plank
Ahşap bir kalas kullandı
kurşun kalem
Sahnedeyazmak veya çizmek için kullanılan grafitle dolu ince tahta çubuk
I have a yellow pencil
Sarı bir kurşun kalemim var
kurşun kalemle yazmak
Sahnedebir şeyi kurşun kalem kullanarak yazmak veya işaretlemek
Please pencil your name on the list
Lütfen adınızı listeye kurşun kalemle yazın
not düşmek
bir etkinliği takvime geçici olarak kaydetmek
I will pencil our meeting in for Friday
Toplantımızı cuma günü için not düşeceğim
dolgu
Sahnedekonfor veya destek için kullanılan yumuşak malzeme
The chair has extra padding
Sandalyenin ekstra dolgusu var
dolgu
bir şeyi daha rahat hale getirmek veya korumak için kullanılan yumuşak malzeme
The helmet has extra padding inside
Kaskın içinde fazladan dolgu var
dolgu
bir şeyi daha rahat kılmak veya korumak için kullanılan yumuşak malzeme
The jacket has extra padding to keep me warm
Ceketin beni sıcak tutması için fazladan dolgusu var
ha
Sahnedekafa karışıklığını veya tekrar isteğini belirtir
Huh? Who is that?
Ha? O kim?
değil mi
karşıdakinin katılıp katılmadığını sormak için kullanılır
It's hot, huh?
Hava sıcak, değil mi?
tutmak
Sahnedebir şeyi belirli bir yerde bulundurmak
I kept the keys in my pocket
Anahtarları cebimde tuttum
saklamak
bir şeye sahip olmaya devam etmek
She kept the book
Kitabı sakladı
devam etti
bir eylemi sürekli olarak yapmak
He kept waiting for the bus
O otobüsü beklemeye devam etti
kaza
Sahnedebeklenmedik ve zararlı olay
It was a car accident
Bu bir araba kazasıydı
kaza
hasar veya yaralanmaya yol açan beklenmedik olay
There was a car accident yesterday
Dün bir araba kazası oldu
kaza
planlanmadan meydana gelen olay
It was just an accident
Bu sadece bir kazaydı
Kalan 289 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 299 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap