

Friends — 1. Sezon Bölüm 17
Kelimeler ve anlamları
404 kelime
Seviye
çılgınca
Sahnedeçok aptalca veya mantıksız olan
That is an insane idea
Bu çılgınca bir fikir
güzel
Sahnedegöze veya zihne hoş gelen
She has a beautiful voice
Onun güzel bir sesi var
güzel
göze hitap eden ve hoş görünen
She is a beautiful woman
O güzel bir kadın
kadın
Sahnedeyetişkin bir insan dişi
She is a strong woman
O güçlü bir kadın
kadın
yetişkin kadınlarla ilgili
This is a woman's dress
Bu bir kadın elbisesi
kadın
yetişkin dişi insan
She is a professional woman
O profesyonel bir kadın
şu anda
Sahnedetam şu an veya bulunulan an
I am studying right now
Şu anda ders çalışıyorum
tamam mı
karşıdaki kişinin anlayıp anlamadığını kontrol etme
You understand right now
Anladın tamam mı
şu an
içinde bulunulan zaman dilimi
Right now is the best time
Şu an en iyi zaman
şu anda
içinde bulunulan an
I am busy right now
Şu anda meşgulüm
şu an
içinde bulunulan tam bu an
I am busy right now
Şu an meşgulüm
hemen
tam bu anda
I need to go right now
Hemen gitmem gerekiyor
biriyle çıkmak
Sahnedebiriyle romantik bir ilişki yaşamak
He is going out with Sarah
Sarah ile çıkıyor
geri
Sahnedeönceki yere veya konuma dönmek
Please come back
Lütfen geri gel
sırt
insan vücudunun arka kısmı
My back hurts
Sırtım ağrıyor
desteklemek
birini veya bir şeyi desteklemek
I will back you up
Seni destekleyeceğim
geri dönmek
birinin mesajına yanıt vermek
I will write back soon
Yakında geri döneceğim
iflas etmiş
Sahnedeartık faaliyet göstermeyen veya var olmayan
The local bakery went out of business
Yerel fırın iflas etti
kapanmış
artık faaliyet göstermeyen
The local store is out of business now
Yerel dükkan artık kapalı
iflas etmiş
artık faaliyette olmayan işletme
The restaurant went out of business
Restoran iflas etti
lise
Sahnede14 ile 18 yaş arasındaki öğrenciler için okul
She is a high school student
O bir lise öğrencisi
lise
öğrencilerin üniversiteden önce eğitim gördüğü yer
I go to high school
Liseye gidiyorum
çocukça
çocuksu veya olgunlaşmamış davranışlar sergileyen
Stop acting so high school about this
Bu konuda çocukça davranmayı bırak
lise
ergenlerin eğitim gördüğü okul
She is a high-school student
O bir lise öğrencisi
sıra
Sahnedebaşkalarından sonra bir şeyi yapabileceğiniz zaman
It is your turn now
Şimdi senin sıran
dönüştürmek
bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek
She turned the room into a gym
Odayı bir spor salonuna dönüştürdü
vermek
bir şeyi başkasına uzatmak
Please turn the book to him
Lütfen kitabı ona ver
çevirmek
bir cihazı çalıştırmak için düğmeyi hareket ettirmek
Turn the knob to start the machine
Makineyi çalıştırmak için düğmeyi çevir
lütfen
Sahnedenazik bir ricada bulunmak için kullanılır
Please help me
Lütfen bana yardım et
memnun etmek
birini mutlu etmek
I want to please my parents
Ailemi memnun etmek istiyorum
istediğini yapmak
birinin kendi keyfine göre hareket etmesi
You can do as you please
İstediğini yapabilirsin
hı hı
Sahnedeevet demek veya dinlediğini göstermek için kullanılan bir ses
Uh huh I understand what you mean
Hı hı ne demek istediğini anlıyorum
hı hı
evet veya onay belirtmek için çıkarılan ses
Do you agree? Uh huh
Katılıyor musun? Hı hı
anlıyorum
dinleyicinin anladığını göstermek veya bir duraksama için kullanılan ses
Go on. Uh huh
Devam et. Anlıyorum
evet
onaylama veya dinlediğini belirtme amacıyla kullanılan gayriresmi ifade
Uh-huh I understand what you mean
Evet ne demek istediğini anlıyorum
hı hı
onay veya anlaşıldığını göstermek için kullanılan ifade
Uh huh I understand your point
Hı hı fikrini anlıyorum
sıfır
Sahnedehiçbir miktar olmaması
I have zero dollars
Sıfır dolarım var
sıfır
0 sayısı
The temperature is zero
Sıcaklık sıfır
götürmek
Sahnedebir şeyi bir yere taşımak
Please take this book to the library
Lütfen bu kitabı kütüphaneye götür
almak
Sahnedebir şeyi eline veya sahipliğine geçirmek
I will take the keys
Anahtarları alacağım
yapmak
Sahnedebir eylemi gerçekleştirmek
I take a walk every day
Her gün yürüyüş yaparım
algılamak
bir şeyi belirli bir şekilde düşünmek
Don't take it personally
Bunu kişisel algılama
yine de
Sahnedeher durumda
It's raining, but I'll go anyway
Yağmur yağıyor ama yine de gideceğim
neyse
konuyu değiştirmek veya bir duraksamadan sonra devam etmek için kullanılan söz
Anyway let us continue with the lesson
Neyse derse devam edelim
doğru
Sahnedegerçek veya hatasız
You are right
Haklısın
tamam
Sahnedeanlaşma veya anlama belirtmek için kullanılır
Right, I will do it
Tamam, yapacağım
hak
yasal veya ahlaki talep
Everyone has the right to education
Herkesin eğitim hakkı vardır
sağ
solun karşı tarafı
Turn right at the corner
Köşeden sağa dön
bulmak
Sahnedebir şeyi görmek veya yerini tespit etmek
I found my keys
Anahtarlarımı buldum
bulmak
biri veya bir şey hakkında fikir sahibi olmak
I find it easy
Onu kolay buluyorum
hükmetmek
mahkemede resmen bir karara varmak
The jury found him guilty
Jüri onun suçlu olduğuna hükmetti
yanıt
bir soruya verilen cevap
What is your find to the question
Soruya verdiğin yanıt nedir
sevmek
Sahnedebirine karşı güçlü sevgi ve şefkat duymak
I love my family
Ailemi seviyorum
çok sevmek
bir şeyi veya birini çok fazla sevmek
I love chocolate
Çikolatayı çok severim
çok istemek
bir şeyi çok fazla istemek
I would love a cup of coffee
Bir fincan kahve çok isterdim
sevişmek
cinsel ilişkiye girmek
They made love
Seviştiler
dolar
SahnedeABD ve bazı diğer ülkelerin temel para birimi
This book costs ten dollars
Bu kitap on dolar
dolar
ABD ve bazı ülkelerde kullanılan temel para birimi
This book costs ten dollars
Bu kitap on dolar
güçlükle kaldırmak
Sahnedebüyük bir çabayla kaldırmak veya fırlatmak
They heaved the heavy bag
Ağır çantayı güçlükle kaldırdılar
inip kalkmak
yukarı ve aşağı hareket etmek
His chest began to heave
Göğsü inip kalkmaya başladı
kusmak
midedekileri dışarı çıkarmak
He felt sick and started to heave
Midesi bulandı ve kusmaya başladı
beraberinde gelmek
Sahnedebir şeyle beraber sunulmak
The phone comes with a charger
Telefon şarj cihazıyla birlikte gelir
eşlik etmek
biriyle beraber bir yere gitmek
Do you want to come with me
Benimle gelmek ister misin
birlikte gelmek
bir şeyin parçası olarak sunulmak veya satılmak
This phone comes with a charger
Bu telefon şarj aletiyle birlikte geliyor
beraberinde gelmek
bir şey ile aynı zamanda var olmak veya gerçekleşmek
This phone comes with a charger.
Bu telefonun yanında şarj aleti gelir.
minicik
Sahnedeaşırı derecede küçük olan
The insect is tiny
Böcek minicik
çok küçük
boyutu oldukça küçük olan
He has a tiny dog
Onun çok küçük bir köpeği var
dik dik bakmak
Sahnedebirine ya da bir şeye gözlerini ayırmadan bakmak
Stop staring at me
Bana dik dik bakmayı bırak
dik dik bakmak
bir şeye uzun süre gözlerini ayırmadan bakmak
Do not stare at people
İnsanlara dik dik bakma
güneş
Sahnedegökyüzünde bize ışık ve ısı veren büyük parlak nesne
The sun is hot
Güneş sıcaktır
ne kadar
Sahnedebir şeyin miktarı
How much is this
Bu ne kadar
çok
Sahnedebüyük ölçüde
I like it very much
Onu çok seviyorum
pek
küçük bir ölçüde
It did not help much
Pek yardımcı olmadı
fazla
geriye kalan miktar
Not much is left
Geriye fazla bir şey kalmadı
olay yeri
Sahnedebir olayın gerçekleştiği yer
Police arrived at the scene
Polis olay yerine ulaştı
rezalet
toplum içinde gösterilen öfkeli davranış
Please do not make a scene
Lütfen rezalet çıkarma
çevre
kişinin ilgi duyduğu sosyal ortam veya grup
She is part of the local art scene
O yerel sanat çevresinin bir parçası
sahne
bir oyun, film veya hikayenin bir bölümü
The first scene of the movie was sad
Filmin ilk sahnesi üzücüydü
köşe
Sahnedeiki çizginin veya duvarın birleştiği yer
The chair is in the corner
Sandalye köşede
köşeye sıkıştırmak
birini kaçacak yeri olmayan bir yere veya duruma zorlamak
The police cornered the thief
Polis hırsızı köşeye sıkıştırdı
oğul
Sahnedeebeveynlerin erkek çocuğu
He is my son
O benim oğlum
görmek
Sahnedebir şeyi fark etmek için gözlerini kullanmak
I can see you
Seni görebiliyorum
anlamak
Sahnedebir şeyi kavramak veya fark etmek
I see what you mean
Ne demek istediğini anlıyorum
bak
birinin dikkatini çekmek için kullanılır
See here
Buraya bak
görüşmek
biriyle buluşmak veya ziyaret etmek
I will see you tomorrow
Yarın seninle görüşeceğim
uzun
Sahnedesüresi fazla olan
The meeting was long
Toplantı uzundu
arzulamak
bir şeyi çok istemek
I long to see you
Seni görmeyi çok arzuluyorum
uzun
bir uçtan diğer uca mesafesi fazla olan
The snake is very long
Yılan çok uzun
uzun süre
fazla miktarda
We did not wait long
Uzun süre beklemedik
daire
Sahnedeyaşamak için ayrılmış odalar bütünü
Your apartment is very beautiful
Daireniz çok güzel
daire
daha büyük bir binanın parçası olan konut
I live in a small apartment
Küçük bir dairede yaşıyorum
daire
daha büyük bir binanın parçası olan yaşam alanı
She lives in a small apartment
O küçük bir dairede yaşıyor
değer
Sahnedeyeterli değere veya hakka sahip olmak
The book is worth reading
Kitap okunmaya değer
değer
bir şeyi denemeye değer olmak
It is worth a try
Denemeye değer
değer
maddi veya manevi kıymet
This ring has great worth
Bu yüzüğün büyük bir değeri var
değer
bir şeyin sahip olduğu önem veya fayda
This project has great worth
Bu projenin büyük bir değeri var
merhaba
Sahnedeselam vermek için kullanılır
Hello, how are you
Merhaba, nasılsın
yahu
şaşkınlık veya inanmazlık belirtmek için kullanılır
Hello? Are you kidding
Yahu, şaka mı yapıyorsun
yemek yemek
SahnedeBesinleri ağza alıp yutmak
We eat dinner at six
Saat altıda akşam yemeği yeriz
yemek
Yiyecekleri ağza alıp yutmak
I eat an apple
Bir elma yerim
tüketmek
Yiyerek bitirmek
He eats all the cookies
Bütün kurabiyeleri yer
etkinlik
Sahnedeyapılan bir iş veya faaliyet
Swimming is a good thing to do
Yüzmek yapılacak iyi bir etkinliktir
eşya
Sahnedesomut bir varlık veya nesne
Put your things on the table
Eşyalarını masanın üzerine koy
konu
üzerinde konuşulan mesele
That is a complicated thing
Bu karmaşık bir konudur
bir
Sahnede1 sayısı
I have one apple in my bag
Çantamda bir elma var
bölüm
bir dizinin parçası
I watched episode one last night
Dün gece dizinin ilk bölümünü izledim
an
çok kısa bir süre
Wait for one moment please
Lütfen bir an bekleyin
biraz
küçük bir derecede
This is one better than that
Bu ondan biraz daha iyi
tamamlamak
Sahnedebir eylemin başarıyla bittiğini gösterir
I worked it out
Bunu hallettim
dışarı
Sahnedebir bina veya odanın dışında olan
Let's go out
Hadi dışarı çıkalım
dışarı çıkarmak
bir şeyi içeriden dışarıya almak
Take out the trash
Çöpü dışarı çıkar
açığa çıkarmak
gizli bir şeyi bilinir hale getirmek
The truth came out
Gerçek ortaya çıktı
gibi gelmek
Sahnedebir durumun gerçekleşeceği izlenimine kapılmak
It feels like it is going to snow
Kar yağacak gibi geliyor
canı istemek
bir şeyi yapma isteği duymak
I feel like going for a walk
Yürüyüşe çıkasım var
gibi hissetmek
bir durumda veya rolde olduğunu düşünmek
Sometimes I feel like a child
Bazen kendimi çocuk gibi hissediyorum
isteyip canı çekmek
bir şeyi yapma arzusu duymak
I feel like eating pizza
Canım pizza yemek istiyor
saçma
Sahnedemantıksız veya aptalca
That is a crazy idea
Bu saçma bir fikir
çok düşkün
bir şeye veya birine çok ilgi duyan
I am crazy about this song
Bu şarkıya bayılıyorum
deli
zihinsel olarak rahatsız
He is acting crazy
Deli gibi davranıyor
aptal
Sahnedeaptal kimse
He is a complete idiot
O tam bir aptal
aptal
çok aptal veya budala kimse
Do not be an idiot
Aptal olma
içeri gel
Sahnedebir yere girmek için yapılan davet
Please come on in
Lütfen içeri gel
vay canına
Sahnedeşaşkınlığı ifade etmek için kullanılır
Gosh, it is cold outside
Vay canına, dışarısı çok soğuk
görünmek
Sahnedebelirli bir şekilde görünmek
You look happy
Mutlu görünüyorsun
bak
Sahnedebirinin dikkatini çekmek için kullanılır
Look, we are late
Bak, geç kaldık
görünüş
birinin dış görünüşü veya çekiciliği
I like her look
Onun görünüşünü seviyorum
bakmak
gözleri bir şeye doğru çevirmek
Look at the bird
Kuşa bak
çok
Sahnedebüyük bir miktarda veya derecede
It is way too expensive
Bu çok fazla pahalı
imkansız
bir şeyin gerçekleşemeyeceğini belirtmek için kullanılır
No way
İmkansız
yöntem
bir şeyi yapma biçimi veya yolu
This is the best way
Bu en iyi yöntem
yol
hareket edilen hat veya güzergah
I am on my way
Yoldayım
kasaba
Sahnedeinsanların yaşadığı, çok sayıda evin ve binanın bulunduğu yer
I live in a small town
Küçük bir kasabada yaşıyorum
aşağı
Sahnededaha alçak bir yere veya orada
Go down
Aşağı git
azalma
hızda veya etkinlikte azalmayı belirten
Slow down
Yavaşla
aşağıya doğru
daha alçak bir konuma doğru
Look down
Aşağı bak
varmak
Sahnedebir yere ulaşmak
When did you get home?
Eve ne zaman vardın?
olmak
Sahnedebelirli bir duruma gelmek
It is getting cold
Hava soğuyor
almak
Sahnedebir şeyi elde etmek
I got a letter today
Bugün bir mektup aldım
anlamak
Sahnedebir şeyi kavramak
I don't get it
Bunu anlamıyorum
bakmak
Sahnedebirini veya bir şeyi görmek için gözlerini ona çevirmek
Look at that bird
Şu kuşa bak
incelemek
bir şeyi dikkatlice araştırmak veya düşünmek
I need to look at the documents
Belgeleri incelemem gerekiyor
sigorta
Sahnedekayıp veya hasara karşı mali koruma
I have health insurance
Sağlık sigortam var
direnmek
Sahnedebir şeyi kabul etmeyi veya uymayı reddetmek
They resisted the new rules
Yeni kurallara direndiler
denemek
Sahnedebir şeyi yapmak için çaba sarf etmek
I will try to run
Koşmayı deneyeceğim
denemek
bir şeyin işe yarayıp yaramadığını kontrol etmek
Try this cake
Bu keki dene
yargılamak
mahkemede suçlu olup olmadığına karar vermek için delilleri incelemek
They will try the suspect in court
Şüpheliyi mahkemede yargılayacaklar
adlandırmak
Sahnedebirine veya bir şeye isim vermek
They named the baby Leo
Bebeğe Leo adını verdiler
isim
Sahnedebir kişiye veya nesneye verilen sözcük
My name is Alex
Benim adım Alex
ün
insanların bir kişi veya şey hakkındaki görüşü
He has a good name in the city
Şehirde iyi bir ünü var
kabul
Sahnedebir okula veya kuruluşa kabul edilme süreci
She applied for admission to the university
Üniversiteye kabul için başvurdu
itiraf
yanlış bir şey yaptığını kabul etme beyanı
His admission of guilt surprised everyone
Suçunu itiraf etmesi herkesi şaşırttı
hastaneye kabul
hastanın tedavi görmek üzere hastaneye alınma süreci
The hospital admission process was smooth
Hastaneye kabul süreci sorunsuzdu
giriş ücreti
bir yere veya etkinliğe girmek için ödenen para miktarı
The admission is ten dollars
Giriş ücreti on dolar
çünkü
Sahnedebir durumun nedenini açıklamak için kullanılır
I am happy because I passed the test
Mutluyum çünkü sınavı geçtim
biraz
Sahnedeaz miktarda veya derecede
I am a little tired
Biraz yorgunum
küçük
Sahnedeboyutu küçük olan
He has a little dog
Onun küçük bir köpeği var
tutkun
Sahnedebirine karşı aşırı ilgi duyan
He is nutsy about her
Ona çılgınca aşık
kürk
Sahnedebir hayvanın derisini kaplayan yumuşak tüy
The cat has soft fur
Kedinin yumuşak kürkü var
kürk
hayvanların vücudunu örten yumuşak tüylü deri
The rabbit has very soft fur
Tavşanın çok yumuşak kürkü var
tüy
bazı hayvanların vücudunu kaplayan yumuşak kıllar
The cat left fur on the chair
Kedi sandalyede tüy bıraktı
kıkırdamak
Sahnedealçak sesle gülmek
She chuckled at the joke
Şakaya kıkırdayarak güldü
kıkırdamak
sessiz ve yumuşak bir şekilde gülmek
He gave a little chuckle
Hafifçe kıkırdadı
kıkırdamak
sessizce gülmek
He chuckled at the joke
Şakaya kıkırdadı
kıkırdamak
kısa ve sessiz sesler çıkararak gülmek
He started to chuckle at the funny video
Komik videoya kıkırdamaya başladı
boğazını temizlemek
Sahnedekonuşmaya hazırlanmak için hafifçe öksürmek
He cleared his throat
Boğazını temizledi
heh
Sahnedegülmeyi temsil eden bir ses
Heh, you are right
Heh, haklısın
pahalı
Sahnedeçok para tutan
This car is very expensive
Bu araba çok pahalı
herkes
Sahnedeher bir kişi
Everybody likes pizza
Herkes pizzayı sever
herkes
tüm insanlar
Everybody is here
Herkes burada
oh
Sahnederahatlama veya bitkinlik ifade etmek için kullanılır
Whew, that was a close call!
Oh, ucuz atlattık!
puan
Sahnedebir oyundaki başarı durumunu belirten sayılar
He scored ten points in the game
Oyunda on puan aldı
göstermek
bir şeyin yerini işaret etmek
He points to the map
O haritayı gösteriyor
nokta
bir tartışma veya sunumda öne sürülen ana fikir ya da görüş
He made some interesting points in his presentation
Sunumunda bazı ilginç noktalara değindi
dublaj yapmak
Sahnedeorijinal konuşma dilini başka bir dille değiştirmek
The movie was dubbed into Turkish
Film Türkçeye dublaj yapıldı
adlandırmak
birine veya bir şeye isim vermek
He was dubbed a hero
Kahraman olarak adlandırıldı
seslendirmek
film veya videoya yeni bir ses kaydı eklemek
They will dub the movie into Turkish
Filmi Türkçeye seslendirecekler
gergin
Sahnedesinirli veya endişeli hisseden
He is very uptight about the meeting
Toplantı hakkında çok gergin
berbat etmek
Sahnedebir şeyi hata yaparak bozmak veya mahvetmek
I really don't want to screw it up
Bunu gerçekten berbat etmek istemiyorum
kapı
Sahnedebina veya oda girişindeki hareketli panel
Close the door please
Lütfen kapıyı kapat
kapı
girişe izin vermek için açılıp kapanan hareketli panel
The door is open
Kapı açık
kapı
bir odaya girmek için açılan panel
He is at the door
O kapıda
kapı
bir odaya veya binaya girişi kapatmaya yarayan hareketli engel
Please close the door
Lütfen kapıyı kapat
alan
Sahnedeaçık arazi parçası
There is a field behind the house
Evin arkasında bir alan var
alan
belirli bir uzmanlık veya faaliyet dalı
He is a leader in his field
Alanında bir liderdir
tarla
ekim yapılan veya spor oynanan açık arazi
The farmer is in the field
Çiftçi tarlada
yanıtlamak
soru veya istekleri cevaplandırmak
The CEO fielded several tough questions
CEO birçok zor soruyu yanıtladı
iki
Sahnede2 sayısı
I have two cats
İki kedim var
iki
1 ve 1 sayılarının toplamı olan rakam
I have two apples
İki elmam var
iki
1 sayısından sonra gelen sayı
The answer is two
Cevap iki
iki
2 sayısı
I have two dogs
İki köpeğim var
oynamak
Sahnedeeğlenmek için bir şeyler yapmak
The children play in the garden
Çocuklar bahçede oynuyor
çalmak
Sahnedebir cihazdan veya enstrümandan müzik sesi çıkarmak
Can you play a song
Bir şarkı çalabilir misin
rol yapmak
bir filmde veya oyunda rol üstlenmek
He plays a doctor in the movie
Filmde bir doktoru canlandırıyor
oynamak
bir durumu belirli bir şekilde yönetmek
You should play it safe
Garanti oynamalısın
kuru
Sahnedesu veya nem içermeyen
The grass is dry
Çimler kuru
sıkıcı
ilginç olmayan
The history lecture was dry
Tarih dersi sıkıcıydı
ayık
alkol almamış olan
He has been dry for a year
Bir yıldır ayık
tükenmiş
enerjisi veya kaynağı kalmamış
My motivation for this project is dry
Bu proje için motivasyonum tükendi
gül
Sahnedehoş kokulu bir çiçek türü
The rose is red
Gül kırmızıdır
çalmak
Sahnedezil gibi ses çıkarmak
The bell began to ring
Zil çalmaya başladı
aramak
birini telefonla aramak
I will ring you later
Seni sonra arayacağım
halka
yuvarlak bir çizgi veya iz
The cup left a ring on the table
Fincan masada bir halka bıraktı
yüzük
parmağa takılan yuvarlak takı
She is wearing a gold ring
O, altın bir yüzük takıyor
bağırmak
Sahnedeyüksek sesle haykırmak
Don't yell at me
Bana bağırma
bağırmak
yüksek sesle haykırmak
He started to yell at his friend
Arkadaşına bağırmaya başladı
sevimli
Sahnedeşirin veya sempatik görünen
The puppy is very cute
Yavru köpek çok sevimli
ukala
ukalalık yaparak saygısız veya sinir bozucu davranan
Don't get cute with me
Bana ukalalık yapma
şirin
hoş ve sempatik görünen
The puppy is very cute
Yavru köpek çok şirin
şirinleştirmek
bir şeyi daha sevimli veya çekici hale getirmek
You can cute up the room with some colorful cushions
Odayı renkli minderlerle şirinleştirebilirsin
dikkat
Sahnedebir şeye veya birine odaklanma durumu
Please pay attention
Lütfen dikkat edin
bakım
hasta veya yaralı birine yardım etme eylemi
He needs medical attention
Tıbbi bakıma ihtiyacı var
dikkat
bir şeyi özenle dinleme veya izleme eylemi
Pay attention to the teacher
Öğretmene dikkat et
biriyle yatmak
Sahnedebirisiyle cinsel ilişkiye girmek
He slept with her
Onunla yattı
aynı yatağı paylaşmak
başka bir kişiyle aynı yatakta uyumak
She sleeps with her brother
O erkek kardeşiyle aynı yatağı paylaşıyor
cinsel ilişkiye girmek
biriyle cinsel birleşme yaşamak
They slept with each other
Birbirleriyle cinsel ilişkiye girdiler
aynı yatakta yatmak
biriyle aynı yatakta uyumak
I slept with my baby
Bebeğimle aynı yatakta yattım
civarında
Sahnedebir yerin yakınındaki alan
Many trees are around the school
Okulun civarında çok ağaç var
yaklaşık
yaklaşık bir miktarı belirtmek için kullanılır
I will arrive around 5 PM
Saat 5 civarında geleceğim
aşina
bir şeyi nasıl kullanacağını veya idare edeceğini bilmek
She knows her way around the office
Ofis konusunda bilgisi var
tersine
bir şeyin yönünü veya sonucunu değiştirmek
We must turn the situation around
Durumu tersine çevirmeliyiz
bilmek
Sahnedebilgi sahibi olmak
I know the answer
Cevabı biliyorum
tanımak
birini şahsen tanımak
I know him very well
Onu çok iyi tanıyorum
biliyorsun
dinleyicinin anladığını teyit etmek için kullanılır
It is hard, you know
Zor, biliyorsun
biliyorsun
dinleyicinin anladığından emin olmak veya konuşurken duraksamak için kullanılan söz
It is a nice car, you know, very fast
Güzel bir araba, biliyorsun, çok hızlı
yakalamak
Sahnedehareket eden bir şeyi tutmak
He tried to catch the ball
Topu yakalamaya çalıştı
yetişmek
bir etkinliğe veya araca zamanında varmak
I managed to catch the bus
Otobüse yetişmeyi başardım
kapmak
bir hastalığa yakalanmak
I caught a cold
Soğuk algınlığı kaptım
anlamak
söylenen bir şeyi işitip kavramak
I didn't catch what you said
Ne dediğini anlayamadım