

Friends — Season 1 Episode 22
Kelimeler ve anlamları
368 kelime
Seviye
kurutmak
Sahnedebir şeyi sudan veya nemden arındırmak
Dry your hands with a towel
Ellerini bir havluyla kurula
kuru
su veya nem içermeyen
The grass is dry
Çimler kuru
sıkıcı
ilginç olmayan
The history lecture was dry
Tarih dersi sıkıcıydı
ayık
alkol almamış olan
He has been dry for a year
Bir yıldır ayık
kısa süreli
kısa bir zaman için süren
This is a short term solution
Bu kısa süreli bir çözüm
geçici
kısa bir süre boyunca devam eden
He has a short term contract
Geçici bir sözleşmesi var
bir şey
Sahnedebelirtilmemiş herhangi bir şey
I want something to eat
Yiyecek bir şey istiyorum
yaklaşık
yaklaşık bir miktar veya dereceyi belirtmek için kullanılır
It costs something like ten dollars
Yaklaşık on dolar tutuyor
bir şey
ne olduğu bilinmeyen bir şey
There is something in my eye
Gözümde bir şey var
nemli
Sahnedehafifçe ıslak
The soil is moist
Toprak nemli
pencere
Sahnededuvarda bulunan cam kaplı açıklık
The window is broken
Pencere kırık
pencere
ışık girmesini sağlayan, duvarda veya kapıda bulunan camlı alan
She opened the window
Pencereyi açtı
fırsat aralığı
bir şeyin yapılması için uygun olan kısıtlı zaman
We have a narrow window to finish the project
Projeyi bitirmek için kısıtlı bir zamanımız var
insanlar
Sahnedegenel olarak insanlar veya bireyler
People are social beings
İnsanlar sosyal varlıklardır
kişiler
Sahnedegenel olarak insanoğlu veya bir grup kişi
There are five people in the room
Odada beş kişi var
personel
Sahnedebir kuruluşun çalışanları veya temsilcileri
The people at this bank are helpful
Bu bankadaki personel yardımcı oluyor
yemin etmek
Sahnedeciddi bir söz veya vaatte bulunmak
I swear to tell the truth
Doğruyu söyleyeceğime yemin ederim
yemin etmek
bir şeyden çok emin olduğunu belirtmek
I swear I saw him
Onu gördüğüme yemin ederim
küfretmek
kötü kelimeler kullanmak
Do not swear in class
Derste küfretme
herhangi biri
Sahnedeherhangi bir kişi
Can anyone help me?
Bana yardım edebilecek biri var mı?
girmek
bir sürece başlamak
The car will go into production soon
Araba yakında üretime girecek
girmek
bir yerin içine girmek
She went into the room
Odaya girdi
girmek
bir işe veya alana dahil olmak
She wants to go into politics
Siyasete girmek istiyor
detaylandırmak
bir konuyu derinlemesine incelemek
We cannot go into the details now
Detayları şimdi inceleyemeyiz
biriktirmek
Sahnedegelecekte kullanmak için saklamak
I save money every month
Her ay para biriktiririm
kurtarmak
kötü bir durumun önüne geçmek
We saved the project
Projeyi kurtardık
kurtarmak
birini tehlikeden veya ölümden kurtarmak
The doctor saved his life
Doktor onun hayatını kurtardı
duymak
Sahnedekulakla sesleri algılamak
I hear a noise
Bir ses duyuyorum
duymak
bir bilgi edinmek
I heard the news
Haberi duydum
söylemek
bir şeyi dile getirmek veya ifade etmek
Hear me clearly
Bunu açıkça söylüyorum
kulak
başın yan tarafında bulunan ve duymamızı sağlayan organ
I hear with my ears
Kulaklarımla duyarım
değinmek
Sahnedebir konuya kısaca değinmek
Please mention your experience in the letter
Lütfen mektupta deneyiminizden değinin
bahsetmek
bir şeyden kısaca söz etmek
He didn't mention the price
Fiyattan bahsetmedi
parlak
Sahnedeışığı yansıtan
The coin is shiny
Bozuk para parlak
parlak
ışığı yansıtan ve cilalı görünen
The car looks very shiny
Araba çok parlak görünüyor
adlandırmak
Sahnedebirine veya bir şeye isim vermek
They named the baby Leo
Bebeğe Leo adını verdiler
isim
Sahnedebirini veya bir şeyi çağırmak için kullanılan kelime
My name is John
Benim adım John
ün
insanların bir kişi veya şey hakkındaki görüşü
He has a good name in the city
Şehirde iyi bir ünü var
ah
Sahnedeşaşkınlığı veya ani kavrayışı ifade eden ses
Oh I see what you mean
Ah ne demek istediğini anlıyorum
yani
cümle içinde duraksama ifadesi
I went there oh you know yesterday
Oraya gittim yani hani dün
sıfır
sıfır rakamı
My code ends in oh six
Kodum sıfır altı ile bitiyor
ah
bir şey ters gittiğinde çıkarılan ses
Oh I lost my keys
Ah anahtarlarımı kaybettim
sarhoş
Sahnedeçok fazla alkol aldığı için kendinde olmayan
He is too drunk to drive
Araba sürmek için çok sarhoş
ayyaş
çok fazla alkol tüketen kişi
He is a drunk
O bir ayyaş
içilmiş
içilerek tüketilmiş
I have drunk all the water
Tüm suyu içtim
sarhoş
birine karşı çok güçlü bir çekim hissetmek
She was drunk with love
Aşkla sarhoş olmuştu
görmezden gelmek
Sahnedebir şeye dikkat etmemek
Ignore the warning signs
Uyarı işaretlerini görmezden gel
yok saymak
birini veya bir şeyi fark etmemezlikten gelmek
He ignored me at the party
Partide beni yok saydı
dikkate almamak
bir şeye bakmamak veya dinlememek
Just ignore the noise
Sadece gürültüyü dikkate alma
görmezden gelmek
birine veya bir şeye bilerek dikkat etmemek
He ignored my question
Sorumu görmezden geldi
planlamak
Sahnedebir şeyi yapmaya niyet etmek
I plan to travel
Seyahat etmeyi planlıyorum
planlamak
bir şey için hazırlık yapmak
We plan a trip
Bir gezi planlıyoruz
plan
bir şeyi yapmak için yöntem
I have a great plan
Harika bir planım var
plan
gelecekteki bir olay için yapılan hazırlıklar
We have a plan for the weekend
Hafta sonu için bir planımız var
tamam
Sahnedekabul veya onay belirtmek için kullanılır
Okay, I agree
Tamam, katılıyorum
iyi
Sahnedeiyi veya kabul edilebilir durumda olan
I am okay
İyiyim
peki
Sahnedebir cümleye başlamak veya dikkat çekmek için kullanılır
Okay, let's go
Peki, hadi gidelim
teknik
Sahnedebelirli bir konu veya alanla ilgili
This is a technical problem
Bu teknik bir sorun
anlamak
Sahnedebir şeyin anlamını kavramak
I understand the lesson
Dersi anlıyorum
anlamak
ne demek olduğunu bilmek
I understand you
Seni anlıyorum
mumlar
Sahnedeışık veren fitilli balmumu çubuk
We lit the candles
Mumları yaktık
zorunda
Sahnedebir şeyi yapmak zorunda olmak
I gotta go now
Şimdi gitmem lazım
zorunda olmak
bir şeyi yapma gerekliliği
I gotta go now
Şimdi gitmem gerek
üstün başarı göstermek
Sahnedebir konuda çok başarılı olmak
She excels in mathematics
Matematikte üstün başarı gösteriyor
temel olarak
Sahnedetemel bir şekilde
It is basically a simple plan
Bu temel olarak basit bir plan
görkemli gösteri
Sahnededetaylı ve gösterişli bir etkinlik
The carnival was a colorful extravaganza
Karnaval renkli ve görkemli bir gösteriydi
hâlâ
Sahnedeşimdiye kadar veya şu an devam eden
I am still waiting
Hâlâ bekliyorum
yine de
Sahnedesöylenenlere rağmen
It was raining, but he still went out
Yağmur yağıyordu ama yine de dışarı çıktı
hareketsiz
hareket etmeyen
Stand still
Hareketsiz dur
biraz
Sahnedeaz miktarda veya derecede
I am a little tired
Biraz yorgunum
küçük
Sahnedeboyutu küçük olan
He has a little dog
Onun küçük bir köpeği var
sevmek
Sahnedebirine karşı güçlü sevgi ve şefkat duymak
I love my family
Ailemi seviyorum
çok sevmek
bir şeyi veya birini çok fazla sevmek
I love chocolate
Çikolatayı çok severim
çok istemek
bir şeyi çok fazla istemek
I would love a cup of coffee
Bir fincan kahve çok isterdim
sevişmek
cinsel ilişkiye girmek
They made love
Seviştiler
iğrenç
Sahnedehoş olmayan veya tiksindirici
This slime is icky
Bu sümüksü şey iğrenç
yola çıkan
Sahnedebir yerden uzaklaşan
He is off to school
O okula gidiyor
indirimli
fiyatı düşürülmüş
Get ten percent off
Yüzde on indirim alın
kapalı
çalışmayan veya aktif olmayan
The light is off
Işık kapalı
yanlış
doğru olmayan veya hatalı
The timing was off
Zamanlama yanlıştı
yargılamak
Sahnedebiri hakkında görüş oluşturmak
Do not judge people by their looks
İnsanları dış görünüşlerine göre yargılamayın
hakim
mahkemeyi yöneten kişi
The judge listened to the witness
Hakim tanığı dinledi
şaşırtıcı bir şekilde
Sahnedeşaşkınlık uyandıran bir biçimde
The cake was surprisingly delicious
Kek şaşırtıcı derecede lezzetliydi
hizmetler
Sahnedebaşkaları için yapılan yardım veya işler
The company offers many services
Şirket birçok hizmet sunuyor
teşkilatlar
resmi işler yapan bir grup
The intelligence services protect the country
İstihbarat teşkilatları ülkeyi korur
kamu hizmetleri
insanlara yardım veya yarar sağlayan sistemler
The city provides essential public services
Şehir temel kamu hizmetlerini sağlıyor
hizmet
bir şirket için yapılan iş
They offer high quality services
Onlar yüksek kalitede hizmet sunuyorlar
çalışmak
Sahnedebir işi veya görevi yerine getirmek
He works in an office
O bir ofiste çalışıyor
eser
emekle üretilen şey, özellikle sanat eseri
This is a great work of art
Bu harika bir sanat eseridir
iş
çaba gerektiren faaliyet
I have a lot of work to do
Yapacak çok işim var
çalışmak
doğru veya beklendiği gibi işlemek
The elevator does not work
Asansör çalışmıyor
dağıtmak
bir şeyi herkese vermek
The teacher handed out the papers
Öğretmen kağıtları dağıttı
ilk
Sahnedezaman veya sıra bakımından diğerlerinden önce gelen
This is my first car
Bu benim ilk arabam
biliyordu
Sahnedebir konuda bilgi sahibi olmak
I knew the answer
Cevabı biliyordum
biliyordu
bir durumu kavramış olmak
He knew the truth
Gerçeği biliyordu
tıraş etmek
Sahnedekılları veya saçları deriden kesmek
I will shave your head
Kafanı tıraş edeceğim
yontmak
küçük bir miktar kesip çıkarmak
He shaved the edge of the board
Tahtanın kenarını yonttu
bir kez
Sadece bir kez gerçekleşen
I saw him one time
Onu bir kez gördüm
bir defalık
Tek seferlik olan
This is a one time offer
Bu bir defalık bir tekliftir
bir seferlik
bir kez gerçekleşmiş veya yapılmış olan
This is a one time payment
Bu bir seferlik bir ödemedir
teşekkür ederim
minnettarlık göstermek için kullanılan sözler
Thank you for the help
Yardım için teşekkür ederim
teşekkür
bir takdir ifadesi
A big thank you to all
Herkese büyük bir teşekkür
teşekkür ederim
minnettar olduğunuzu belirtmek için kullanılan sözler
Thank you for your help
Yardımın için teşekkür ederim
havalı
Sahnedeçok iyi veya etkileyici
That car is so cool
O araba çok havalı
sakin
Sahnedeheyecanlı veya kızgın olmayan
Keep cool during the test
Sınav sırasında sakin kal
serin
sıcak veya ılık olmayan
The weather is cool today
Bugün hava serin
kuzen
Sahnedehala, teyze, amca veya dayı çocukları
She is my cousin
O benim kuzenim
hey
Sahnededikkat çekmek veya şaşkınlık belirtmek için kullanılır
Hey, look at this!
Hey, şuna bak!
bir yerde
Sahnedebelirlenmemiş veya bilinmeyen bir yer
I left my keys somewhere
Anahtarlarımı bir yere bıraktım
bir yer
bilinmeyen veya belirtilmemiş bir konum
I left my keys somewhere
Anahtarlarımı bir yerde bıraktım
çocuksu erkek
çocukça davranan yetişkin erkek
He is a total man child
O tam bir çocuksu erkek
olgunlaşmamış yetişkin
çocuk gibi davranan yetişkin kişi
Stop acting like a man child
Çocukça davranmayı bırak
büyümemiş adam
çocuk gibi davranan yetişkin erkek
He is a man child
O tam bir büyümemiş adam
ek
Sahnedeolağan veya gerekli olandan daha fazla
I need extra time
Ek zamana ihtiyacım var
figüran
film veya şovda görünen ancak konuşma rolü olmayan kişi
He worked as an extra in the movie
Filmde figüran olarak çalıştı
aşırı
yüksek derecede veya abartılı bir şekilde
Her outfit is so extra
Kıyafeti çok abartılı
başka bir
Sahnedebir tane daha veya farklı bir tane
I want another cup of coffee
Bir fincan daha kahve istiyorum
yakmak
Sahnedeateşe vermek
She lit the candle
Mumu yaktı
sarhoş
alkolün etkisi altında olan
He got lit at the party
Partide sarhoş oldu
hızla ayrılmak
bir yerden aceleyle uzaklaşmak
He lit out of there
Oradan hızla ayrıldı
edebiyat
roman ve şiir gibi yazılı eserler
I am taking a class on American lit
Amerikan edebiyatı üzerine bir ders alıyorum
masaj
Sahnedekasları gevşetmek için yapılan vücut uygulaması
I need a massage
Bir masaja ihtiyacım var
masaj yapmak
birinin vücuduna ellerle bastırarak ovmak
She massaged my shoulders
Omuzlarıma masaj yaptı
gün
Sahnede24 saatlik süre
I work every day
Her gün çalışıyorum
dönem
Sahnedeözellikle geçmişteki belirli bir zaman dilimi
In my grandfather's day, there were no computers
Büyükbabamın döneminde bilgisayarlar yoktu
gündüz
güneşin gökyüzünde olduğu zaman
It is bright during the day
Gündüz hava aydınlıktır
günlük
sıradan veya günlük kullanımla ilgili
This is my everyday routine
Bu benim günlük rutinim
kolay
Sahnedezor olmayan
This test is very easy
Bu sınav çok kolay
yumuşak
sert veya katı olmayan
Be easy with her
Ona karşı yumuşak ol
elbette
bir isteği kabul ederken veya onaylarken kullanılan ifade
Can you do this? Easy
Bunu yapabilir misin? Elbette
öğretmek
Sahnedebir şeyi nasıl yapacağını göstermek veya açıklamak
I can teach you English
Sana İngilizce öğretebilirim
giriş cümlesi
Sahnedebir sohbeti başlatmak için söylenen ilk söz
He used a funny opener
Komik bir giriş cümlesi kullandı
açılış maçı
bir serideki ilk oyun veya etkinlik
The opener was a great game
Açılış maçı harika bir oyundu
açacak
bir şeyi açmak için kullanılan araç
I need a bottle opener
Bir şişe açacağına ihtiyacım var
artık
Sahnedeartık veya bir daha (olumsuz cümlelerde kullanılır)
I don't live there anymore
Artık orada yaşamıyorum
artık
artık gerçekleşmeyen veya var olmayan
I don't live here anymore
Artık burada yaşamıyorum
artık
bir şeyin eskisi gibi devam etmediğini belirtir
I don't go there anymore
Artık oraya gitmiyorum
artık
günümüzde geçerliliğini yitirmiş durumları ifade eder
They don't play together anymore
Artık birlikte oynamıyorlar
u harfi
Sahnedealfabenin yirmi birinci harfi
U is a vowel
U bir sesli harftir
kovmak
Sahnedebirini işten çıkarmak
The boss fired him
Patron onu kovdu
ateş
yanma sonucu oluşan sıcak alevler
The fire is hot
Ateş sıcaktır
ateş etmek
silahtan kurşun çıkarmak
He fired the gun
Silahı ateşledi
tutuşturmak
bir şeyin yanmasını başlatmak
He fired the furnace
Fırını tutuşturdu
numara
Sahnedeniceliği gösteren sembol veya sözcük
What is your house number
Ev numaran kaç
sayı
bir şeylerin adedi
There is a large number of cars
Çok sayıda araba var
numaralandırmak
bir şeye sıra numarası vermek
We should number the boxes
Kutuları numaralandırmalıyız
telefon numarası
telefon hattını belirten rakam dizisi
Please call my phone number
Lütfen telefon numaramı ara
el
Sahnedekolun parmaklarla biten uç kısmı
Wash your hands
Ellerini yıka
yardım
birine verilen yardım veya destek
Can you give me a hand
Bana yardım edebilir misin
kontrol
bir şeyi yönetme veya kontrol etme gücü
The project is in my hands
Proje benim kontrolümde
uzatmak
bir şeyi el kullanarak birine vermek
Please hand me the pen
Lütfen bana kalemi uzat
gizlice
Sahnedebaşkaları tarafından bilinmeyecek şekilde
He secretly left the room
Odadan gizlice ayrıldı
izin vermek
Sahnedebirine bir şey yapması için müsaade etmek
Please let me go
Lütfen gitmeme izin ver
engel olmak
bir şeyin gerçekleşmesini durdurmak
He moved without let or hindrance
Hiçbir engel olmaksızın hareket etti
hadi
bir öneride bulunmak için kullanılan ifade
Let us go home
Hadi eve gidelim
hayal kırıklığına uğratmak
birinin beklentilerini karşılayamamak
I do not want to let my family down
Ailemi hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum
doğum
Sahnedebebeğin dünyaya gelme süreci
She is in labor
Doğum sancıları başladı
emek
fiziksel veya zihinsel çaba
This project required a lot of labor
Bu proje çok fazla emek gerektirdi
yalan söylemek
Sahnedegerçek olmayan bir şey söylemek
Do not lie to me
Bana yalan söyleme
uzanmak
bir yüzeyde yatay pozisyonda durmak
I like to lie on the beach
Plajda uzanmayı severim
bulunmak
belirli bir yerde veya durumda olmak
The village lies in the valley
Köy vadide bulunur
ıslak
Sahnedesu veya başka bir sıvı ile kaplı
The grass is wet
Çimler ıslak
ıslatmak
bir şeyi ıslak veya nemli hale getirmek
Wet the cloth first
Önce bezi ıslat
hatalı
bir konuda tamamen yanlış düşünme durumu
You are completely wet if you think that
Bunu düşünüyorsan tamamen hatalısın
farklı
Sahnedeaynı olmayan
We are different
Biz farklıyız
farklı
aynı olmayan veya benzerlik göstermeyen
These two books are different
Bu iki kitap birbirinden farklı
dışında
aynı seviye veya kategoride olmayan
This is out of my league
Bu benim ligimin dışında
-den yapılmış
bir malzemeden veya kaynaktan üretilmiş
It is made out of wood
Bu ahşaptan yapılmış
bitmiş
bir şeyin artık kalmaması
We are out of milk
Sütümüz bitti
-den dışarı
bir şeyi içeriden dışarı çıkarmak
Get out of the car
Arabadan çık
uzak
bir şeyden kaçınmak veya girmemek
Stay out of trouble
Beladan uzak dur
dışarı
içinden dışına doğru
He ran out of the house
Evden dışarı koştu
kalmadı
bir şeyin elinde tükenmiş olması
We are out of sugar
Şekerimiz kalmadı
masa
Sahnedeüzerine eşya koymaya yarayan ayaklı mobilya
Put the book on the table
Kitabı masanın üzerine koy
masa
düz bir yüzeye sahip mobilya parçası
We need a new kitchen table
Yeni bir mutfak masasına ihtiyacımız var
ertelemek
bir konunun görüşülmesini sonraya bırakmak
We will table the proposal
Öneriyi erteleyeceğiz
çağrı cihazı
Sahnedemesaj veya sinyal alan küçük bir elektronik cihaz
He has a beeper
Onun bir çağrı cihazı var
çağrı cihazı
Sahnedemesaj alan küçük bir elektronik cihaz
The beeper sounded
Çağrı cihazı öttü
görmek
Sahnedebir şeyi fark etmek için gözlerini kullanmak
I can see you
Seni görebiliyorum
görüşmek
Sahnedebiriyle buluşmak veya ziyaret etmek
I will see you tomorrow
Yarın seninle görüşeceğim
anlamak
Sahnedebir şeyi kavramak veya fark etmek
I see what you mean
Ne demek istediğini anlıyorum
bak
birinin dikkatini çekmek için kullanılır
See here
Buraya bak
margarita
Sahnedetekila ve lime ile yapılan alkollü bir içecek
I ordered a margarita
Bir margarita sipariş ettim
çok büyük
Sahnedeolağandan çok daha büyük
I bought a jumbo bag of chips
Büyük boy bir cips paketi aldım
tiksinme
Sahnedegüçlü bir hoşnutsuzluk veya iğrenme duygusu
This gives me the ick
Bu beni tiksindiriyor
söylemek
Sahnedekelimelerle ifade etmek veya konuşmak
What did you say?
Ne söyledin?
söz hakkı
karar verme veya fikir belirtme yetkisi
She has a say in the matter
Konuda onun söz hakkı var
diyelim
bir şeye örnek vermek için kullanılan ifade
Say we meet at noon
Diyelim ki öğlen buluşalım
sözü geçen
daha önce bahsedilmiş olan
The say project is cancelled
Sözü geçen proje iptal edildi
alışık olmak
bir duruma alışmış veya rahat olmak
I am used to the cold weather
Soğuk havaya alışığım
yapardı
geçmişte düzenli olarak yapılan eylem
He used to swim every day
Her gün yüzerdi
eskiden yapardı
geçmişte düzenli olarak olup artık olmayan durum
I used to smoke
Eskiden sigara içerdim
giymek veya takmak
Sahnedevücudunda bir şey bulundurmak
I wear a watch
Saat takıyorum
aşınmak
zamanla kalınlığın veya yoğunluğun azalması
The carpet began to wear
Halı aşınmaya başladı
tahta tabanlı ayakkabı
genellikle tahta tabana sahip bir tür ayakkabı
It is a unique kind of wear
Bu eşsiz bir tahta tabanlı ayakkabı türüdür
taşımak
yüzünde veya davranışında bir duygu veya özellik sergilemek
She wears a happy expression
Yüzünde mutlu bir ifade taşıyor
arsız
Sahnedeşakacı bir şekilde kaba veya cinsel imalı
She gave him a saucy wink
Ona arsız bir göz kırptı
düşünce
Sahnedebir fikir veya görüş
It was a great thought
Bu harika bir düşünceydi
düşünme
dikkatli bir şekilde düşünme eylemi
He was lost in thought
Düşüncelere dalmıştı
bahsetmek
bir konu hakkında konuşmaya başlamak
He thought to mention the new plan
O yeni plandan bahsetmeyi düşündü
haber
Sahnedebir olay veya durum hakkında yeni bilgi
I have some good news
Bazı iyi haberlerim var
korsan
Sahnededenizde gemilere saldıran kişi
He is a pirate
O bir korsandır
korsan
gemilere saldırıp yağmalayan kişi
Pirates stole the gold
Korsanlar altını çaldı
yasadışı kopyalamak
bir şeyi izin almadan kopyalamak
It is illegal to pirate software
Yazılımı yasadışı kopyalamak suçtur
izinsiz kullanmak
bir şeyi hak sahibinden çalmak veya izinsiz kullanmak
They pirate games without paying
Oyunları ödeme yapmadan izinsiz kullanıyorlar
kocaman
Sahnedeboyut veya miktar olarak çok büyük
He lives in a huge house
Kocaman bir evde yaşıyor