

Gilmore Girls — 7. Sezon Bölüm 15
Kelimeler ve anlamları
800 kelime
Seviye
hasta
Sahnedetıbbi bakım alan kişi
The doctor sees the patient
Doktor hastayı muayene ediyor
sabırlı
beklerken veya sorunlarla uğraşırken sakin kalan
Please be patient
Lütfen sabırlı olun
bu da ne
Sahnedeşaşkınlık hüsran veya kayıtsızlık ifade etmek için kullanılır
What the hell is that
Bu da ne
ne halt
bir soruyu vurgulamak veya şaşkınlık belirtmek için kullanılır
What the hell are you doing
Ne halt ediyorsun
bu da ne
şaşkınlık veya öfke belirtmek için kullanılan bir ifade
What the hell you broke it
Bu da ne sen onu kırdın
ayar
Sahnedebir şeyi düzeltmek için yapılan küçük değişiklik
He made an adjustment to the mirror
Aynada bir ayar yaptı
mikrodalgada ısıtmak
Sahnedeyiyeceği mikrodalgada hızlıca ısıtmak
Please zap this food for me
Lütfen bu yemeği mikrodalgada ısıt
çarpmak
bir şeye aniden veya elektrikle vurmak
The laser zapped the target
Lazer hedefe vurdu
tüketmek
birini çok yorgun hissettirmek
This long day really zapped me
Bu uzun gün beni gerçekten tüketti
kutlamak
Sahnedeözel bir olay için eğlenceli bir şeyler yapmak
We will celebrate your birthday tonight
Bu gece doğum gününü kutlayacağız
kutlamak
özel bir etkinlik için eğlenceli bir şeyler yapmak
We celebrate my birthday
Doğum günümü kutlarız
kutlamak
önemli bir olayı anmak için özel bir şeyler yapmak
They celebrate the victory
Zaferi kutluyorlar
kutlamak
özel bir günü veya olayı anmak
We celebrate his birthday every year
Onun doğum gününü her yıl kutlarız
bir gün
Sahnedegelecekteki belirsiz bir zamanda
Someday I will travel the world
Bir gün dünyayı gezeceğim
bir gün
gelecekte belirli olmayan bir zaman
I hope to visit Japan someday
Bir gün Japonya'yı ziyaret etmeyi umuyorum
ilk
Sahnedezaman veya sıra bakımından herkesten önce gelen
She was the first person to arrive
O gelen ilk kişiydi
başlangıçta
Sahnedeen başta veya başlangıç aşamasında
At first I did not understand
Başlangıçta anlamadım
birinci sınıf
mümkün olan en yüksek standartta
This hotel provides first class service
Bu otel birinci sınıf hizmet sunuyor
tam anlamıyla
Sahnedekelimesi kelimesine veya tam olarak
I literally read every word of the book
Kitabın her kelimesini tam anlamıyla okudum
gerçekten
Sahnedegerçek bir şekilde
I am literally exhausted today
Bugün gerçekten çok yorgunum
yelpazelemek
Sahnedehareketli hava ile birini veya bir şeyi serinletmek
She fanned herself with a newspaper
Gazeteyle kendini yelpazeledi
yatak
Sahnedeuyumak için kullanılan mobilya
I go to bed
Yatağa gidiyorum
kasa
kamyonun arkasındaki yük taşıma alanı
The truck bed is full of wood
Kamyonun kasası odunla dolu
taban
nehir veya vadi zemini
Fish live at the river bed
Balıklar nehir tabanında yaşar
evet
Sahnedeevet demenin gayriresmi yolu
Yeah, I will come
Evet, geleceğim
evet
Sahnedebir şeyi kabul ettiğini veya onayladığını söylemek
Yeah I agree with you
Evet sana katılıyorum
kararsız
iki seçenek arasında karar veremeyen
I am yeah about this choice
Bu seçim konusunda kararsızım
gitmek
Sahnedebelirli bir şekilde hareket etmek veya davranmak
Things are going well
İşler yolunda gidiyor
gitmek
bir yerden başka bir yere hareket etmek
I am going to the market now
Şimdi markete gidiyorum
yapacak olmak
bir şeyi yapma sürecinde olmak
I am going to study
Ders çalışacağım
yapacak olmak
gelecekte yapılması planlanan bir eylemi belirtmek için kullanılır
I am going to read this book later
Bu kitabı daha sonra okuyacağım
alkolsüz kokteyl
Sahnedealkol içermeyen karışık içecek
I ordered a delicious mocktail at the bar
Barda lezzetli bir alkolsüz kokteyl sipariş ettim
azalma
Sahnedebir şeyi daha az veya küçük hale getirme
There is a reduction in costs
Maliyetlerde bir azalma var
golf
Sahnedetopun deliklere sokulduğu bir spor
He plays golf on weekends
O hafta sonları golf oynar
ceviz
Sahnedeceviz ağacından elde edilen sert kabuklu yemiş
I like eating walnuts
Ceviz yemeyi severim
bitirmek
Sahnedebir şeyi sona erdirmek
I need to finish my homework
Ödevimi bitirmem gerekiyor
bitiş
bir olayın veya etkinliğin sonu
She is near the finish of her project
Projesinin bitişine yaklaştı
yüzey görünümü
bir yüzeyin son hali
The wood has a glossy finish
Ahşabın parlak bir yüzey görünümü var
bitirmek
bir şeyi sona erdirmek
I need to finish my homework
Ödevimi bitirmem gerekiyor
zahmet etmek
Sahnedebir işi yapmak için çaba harcamak
I could not be bothered to cook
Yemek yapmaya zahmet edemedim
rahatsız
huzursuz veya sinirli olan
She was bothered by the noise
Gürültüden rahatsız olmuştu
kayropraktik
Sahnedeomurgayı düzelterek hastalıkları tedavi etme yöntemi
She sought chiropractic treatment for her neck
Boynu için kayropraktik tedavi aradı
heyecanlandırmak
Sahnedeçok mutlu ve hevesli hale getirmek
This book will excite you
Bu kitap seni heyecanlandıracak
heyecanlandırmak
birini istekli veya ilgili hissettirmek
The news will excite the fans
Haber taraftarları heyecanlandıracak
heyecanlandırmak
birini çok mutlu veya istekli hissettirmek
The news will excite the children
Bu haber çocukları heyecanlandıracak
belki
Sahnedebelirsizlik ifade etmek için kullanılır
Maybe it will rain
Belki yağmur yağar
belki
Sahnedemuhtemelen
Maybe he is late
Belki geç kalmıştır
ihtimal
gerçekleşebilecek veya doğru olabilecek durum
It is a maybe
Bu bir ihtimal
doğru
Sahnedegerçek olan veya yanlış olmayan
It is true that she is here
Burada olduğu doğru
dürüst
yalan söylemeyen ve doğru sözlü
He is a true person
O dürüst bir insan
sadık
birine bağlı ve vefalı olan
She is a true friend to me
O benim için sadık bir dost
güvenilir
her zaman beklenen şekilde çalışan
This system is true and effective
Bu sistem güvenilir ve etkili
kaliteli zaman
Sahnedebirine tüm dikkatinizi vererek geçirdiğiniz zaman
We need to spend some quality time together
Birlikte kaliteli zaman geçirmemiz gerekiyor
kaliteli zaman
birine tüm dikkati vererek geçirilen zaman
I spend quality time with my family
Ailemle kaliteli zaman geçiriyorum
misafir
Sahnedesizi ziyaret eden veya sizinle olan kişiler
I have company tonight
Bu akşam misafirim var
şirket
mal veya hizmet satan kuruluş
He works for a big company
Büyük bir şirkette çalışıyor
Company
popüler bir Amerikan televizyon programı
I watched the show Company
Company programını izledim
heyecanlı
Sahnedeçok mutlu ve istekli hissetmek
She is excited to meet you
Seninle tanışacağı için heyecanlı
heyecanlı
bir şey hakkında çok mutlu ve coşkulu hissetmek
I am excited about the trip
Gezi için heyecanlıyım
heyecanlı
çok mutlu veya istekli hissetme durumu
I am excited about the trip
Gezi için heyecanlıyım
saçma
Sahnedemantıksız veya saçma
That is a ridiculous idea
Bu saçma bir fikir
akıl almaz
aşırı derecede saçma veya mantıksız
The price is ridiculous
Fiyat akıl almaz
gülünç
çok saçma veya komik
You look ridiculous in that hat
O şapkayla gülünç görünüyorsun
saçma
çok aptalca veya mantıksız olan
Your idea is completely ridiculous
Senin fikrin tamamen saçma
varlık
Sahnedebir kişinin veya şirketin sahip olduğu değerli şey
This company has many valuable assets
Bu şirketin birçok değerli varlığı var
varlık
Sahnedeyararlı veya değerli olan şey
His experience is a great asset to the company
Tecrübesi şirket için büyük bir varlıktır
varlık
bir kişinin veya şirketin sahip olduğu değerli şey
The company has many assets
Şirketin birçok varlığı var
neredeyse hiç
Sahnedeçok az veya neredeyse hiç
I can hardly hear you
Seni neredeyse hiç duyamıyorum
ikram etmek
Sahnedebirine bir şeyi alma şansı vermek
He offered me some water
Bana biraz su ikram etti
teklif
bir şeyin yapılması veya verilmesi yönündeki öneri
He accepted the job offer
İş teklifini kabul etti
uyanmak
Sahnedeuykudan çıkıp bilincin yerine gelmesi
I wake up at seven
Saat yedide uyanırım
uyandırmak
birini uykudan uyandırmak
Wake up your sister
Kız kardeşini uyandır
uyanma
uykudan uyanma eylemi
My early wake-up made me tired
Erken uyanmam beni yordu
uyanmak
uykudan uyanmak
I wake up early every morning
Her sabah erken uyanırım
uyanmak
uyumayı bırakıp bilinçli hale gelmek
I wake up early every day
Her gün erken uyanırım
belirleyici
Sahnedeçok önemli ve merkezde olan
This decision will play a pivotal role in our future
Bu karar geleceğimizde belirleyici bir rol oynayacak
şerefe
Sahnedeiçki içmeden önce söylenen söz
They said cheers and drank
Şerefe dediler ve içtiler
neşelendirmek
birini daha mutlu hissettirmek
I tried to cheer her up
Onu neşelendirmeye çalıştım
tezahürat yapmak
destek veya sevinçle bağırmak
The crowd cheered for the team
Kalabalık takım için tezahürat yaptı
pinyata
Sahnedeiçi şekerle doldurulan ve partilerde patlatılan süs
We broke the piñata at the party
Partide pinyatayı patlattık
hesap özeti
Sahnedefinansal işlemlerin yazılı kaydı
I checked my bank statement
Banka hesap özetimi kontrol ettim
beyan
söylenen veya yazılan şey
He made a strong statement
Güçlü bir beyanda bulundu
açıklama
bir konu hakkındaki görüşlerin veya gerçeklerin sözlü ya da yazılı ifadesi
He made a statement to the press
Basına bir açıklama yaptı
kükremek
Sahnedeçok yüksek ve derin ses çıkarmak
The lion roared in the forest
Aslan ormanda kükredi
kükreme
aslanın veya bir insanın çıkardığı çok yüksek ve derin ses
The lion let out a loud roar
Aslan yüksek bir kükreme çıkardı
kükremek
yüksek ve gür bir ses çıkarmak
The lion let out a loud roar
Aslan yüksek bir kükreme çıkardı
kabul etmek
Sahnedesunulan bir şeyi almak
I will take it
Onu kabul edeceğim
öyle varsaymak
Sahnedekanıt olmadan bir şeyin doğru olduğunu düşünmek
I take it you agree
Katıldığını varsayıyorum
başa çıkmak
bir sorunla veya durumla mücadele etmek
Can you take it
Bununla başa çıkabilir misin
taşımak
bir şeyi bir yerden başka bir yere yer değiştirmek
Please take it to the kitchen
Lütfen bunu mutfağa taşı
kabul etmek
kendisine sunulanı almak
You should take it as a gift
Onu bir hediye olarak kabul etmelisin
dayanmak
zor bir duruma katlanmak
I cannot take it anymore
Artık buna dayanamıyorum
gönül rahatlığıyla
Sahnedekişinin kendi ahlaki değerlerine göre dürüst ve adil bir biçimde
I cannot in good conscience accept this money
Bu parayı gönül rahatlığıyla kabul edemem
vay
Sahnedeşaşkınlık veya hayranlık belirten ünlem
Whoa, look at that!
Vay, şuna bak!
çalışma masası
Sahnedeyazı yazmak veya çalışmak için kullanılan düz yüzeyli mobilya
The book is on the desk
Kitap masanın üzerinde
masa
üstünde yazı yazılan veya çalışılan mobilya
Please put the book on the desk
Lütfen kitabı masanın üstüne koy
masada çalışmak
bir masanın başında oturup iş yapmak
I will desk for the whole day
Bütün gün masada çalışacağım
yorum
Sahnedesözlü veya yazılı görüş
She left a comment on the post
Gönderiye bir yorum bıraktı
balıkçılık
Sahnedebalık yakalama sporu veya uğraşı
Fishing is a popular hobby
Balıkçılık popüler bir hobidir
balık tutma
balık yakalamaya çalışma
We are going fishing today
Bugün balık tutmaya gidiyoruz
balıkçılık
balık tutma eylemi
He enjoys fishing in the lake
O gölde balık tutmaktan hoşlanır
olta balıkçılığı
boş zamanlarda balık tutma hobisi
Fishing is a relaxing hobby
Balıkçılık rahatlatıcı bir hobidir
hastalar
Sahnedetıbbi bakım alan kişiler
The doctor visited all the patients
Doktor tüm hastaları ziyaret etti
hastalar
tıbbi tedavi gören kişiler
The doctor sees many patients
Doktor birçok hasta görür
hasta
tıbbi tedavi gören kişi
The doctor has many patients today
Doktorun bugün çok hastası var
hastalar
doktor veya hastanede tedavi gören kişiler
The doctor visits his patients
Doktor hastalarını ziyaret ediyor
yeterli
Sahnedeihtiyaç duyulduğu kadar olan
We have plenty of food for everyone
Herkes için yeterli yemeğimiz var
oldukça
Sahnedebüyük ölçüde veya çok
That room is plenty big for our needs
O oda ihtiyaçlarımız için oldukça büyük
bolca
yeterince veya çok miktarda olan
We have plenty of time
Bolca vaktimiz var
dondurma
Sahnedesütten yapılan tatlı ve donmuş bir gıda
I love chocolate ice cream
Çikolatalı dondurmayı severim
dondurma
süt veya krema, şeker ve aromalarla yapılan tatlı ve soğuk yiyecek
I love to eat strawberry ice cream
Çilekli dondurma yemeyi seviyorum
tanrıça
Sahnededişi tanrı
Athena is a goddess
Athena bir tanrıçadır
tanrıça
kadın tanrı veya kutsal varlık
She is a powerful goddess
O güçlü bir tanrıçadır
infüzyon
Sahnedebir şeye büyük miktarda bir şey ekleme eylemi
The patient received an infusion of medicine
Hasta ilaç infüzyonu aldı
de
Sahnedeolumsuz cümlelerde de anlamı katar
I don't like it either
Ben de sevmiyorum
ya da
Sahnedeiki seçenekten biri veya diğeri
Either you stay or I go
Ya sen kalırsın ya da ben giderim
da
olumsuz cümlelerde benzer bir durumu belirtmek için kullanılır
I do not like apples and she does not either
Elma sevmiyorum ve o da sevmiyor
bahsetmek
Sahnedebir şeyden kısaca söz etmek
He didn't mention the price
Fiyattan bahsetmedi
değinmek
bir konuya kısaca değinmek
Please mention your experience in the letter
Lütfen mektupta deneyiminizden değinin
bahsetmek
birinden veya bir şeyden söz etmek
He mentioned the book to me
Kitaptan bana bahsetti
kase
Sahnedeyemek için kullanılan yuvarlak ve derin kap
I have a bowl of soup
Bir kase çorbam var
yuvarlamak
bowling gibi bir oyunda topu yuvarlamak
He bowls the ball slowly
Topu yavaşça yuvarlıyor
turnuva
ödüllü bir yarışma veya müsabaka
They played in the big bowl
Büyük turnuvada oynadılar
top atmak
krikette vurucuya top göndermek
He learned how to bowl
Top atmayı öğrendi
çok kollu
Sahnedeikiden fazla kola sahip olan
The multiarms robot is very useful for cleaning
Çok kollu robot temizlik için çok yararlı
geçmiş
Sahnedezaten yaşanmış olan zaman
We should learn from the past
Geçmişten ders almalıyız
geçe
saatin tam vaktinden sonraki zaman
It is ten past five
Saat beşi on geçiyor
hamur işi
fırında pişmiş bir tür hamur işi veya tuzlu yemek
He bought a fresh past
Taze bir hamur işi satın aldı
sunmak
birine incelemesi veya onaylaması için vermek
Please pass this document to the manager
Lütfen bu belgeyi yöneticiye sunun
kullanmak
Sahnedebir şeyden yararlanmak
Can I use your pen
Kalemini kullanabilir miyim
ihtiyaç duymak
Sahnedebir şeye gerek duymak
I could really use some help
Gerçekten biraz yardıma ihtiyacım var
kullanmak
Sahnedebir şeyi işleme koymak
Use your brain to solve this
Bunu çözmek için beynini kullan
yarar
bir şeyin sağladığı fayda
That information has no use
O bilginin hiçbir yararı yok
eskiden yapmak
geçmişte düzenli yapılan ama artık yapılmayan eylem
I used to swim every morning
Eskiden her sabah yüzerdim
istismar etmek
birini kendi çıkarı için kandırmak
He used me for his benefit
Kendi çıkarı için beni istismar etti
küfür etmek
kaba veya saldırgan bir dil kullanmak
Do not use bad words here
Burada kötü kelimeler kullanma
yararlanmak
bir şeyden fayda sağlamak
You can use these tools for work
İş için bu araçlardan yararlanabilirsin
gerekçe göstermek
bir durum için geçerli bir sebep sunmak
She used the rain as a reason for being late
Yağmuru geç kalmak için gerekçe gösterdi
kötüye kullanmak
bir şeyi yanlış veya zararlı bir şekilde kullanmak
He misused his power
Yetkisini kötüye kullandı
sık sık
bir şeyin çok kez yapılması veya gerçekleşmesi
I use my computer often
Bilgisayarımı sık sık kullanırım
kahvaltı
Sahnedegünün ilk öğünü
I eat breakfast at 8 AM
Saat 8'de kahvaltı yaparım
kahvaltı
günün ilk öğünü
I like to eat eggs for breakfast
Kahvaltıda yumurta yemeyi severim
manevi olarak
Sahnedeinsan ruhu veya maneviyatı ile ilgili olarak
She feels spiritually connected to nature
Kendini doğaya manevi olarak bağlı hissediyor
uçak
Sahnedekanatları olan uçan bir taşıt
The airplane is big
Uçak büyük
getirmek
Sahnedebir şeyi bir yere taşımak
Please bring me some water
Lütfen bana biraz su getir
beraberinde getirmek
bir durumun yaşanmasına neden olmak
Spring brings warm weather
Bahar sıcak havaları beraberinde getirir
peşinden gelmek
birinin arkasından yakın bir şekilde yürümek
The dog likes to bring behind me
Köpek peşimden gelmeyi sever
suçlamak
birinin yasa dışı bir şey yaptığını resmen ifade etmek
The police decided to bring charges against him
Polis ona karşı suçlamada bulunmaya karar verdi
sosyal
Sahnedeinsanlarla etkileşim kurmakla ilgili
He is a very social person
O çok sosyal bir insan
toplumsal
insanların gruplar halinde birlikte yaşamasıyla ilgili
This is a major social issue
Bu önemli bir toplumsal sorun
sosyal etkinlik
insanların eğlenmek veya sosyalleşmek için bir araya gelmesi
We went to a social last night
Dün akşam bir sosyal etkinliğe gittik
karar vermek
Sahnedebir konu hakkında seçim yapmak
I need to decide what to eat
Ne yiyeceğime karar vermem lazım
komplo kurmak
Sahnedekötü bir şey yapmak için başkalarıyla gizlice planlar hazırlamak
The villains conspired to steal the treasure
Kötü adamlar hazineyi çalmak için komplo kurdular
komplo kurmak
gizlice bir şey planlamak
They conspired to overthrow the government
Hükümeti devirmek için komplo kurdular
gizli anlaşma yapmak
başkalarıyla kötü bir şey yapmak için gizli planlar kurmak
They conspired to rob the bank
Bankayı soymak için gizli anlaşma yaptılar
geri dönmek
Sahnedebir yere veya bir konuya yeniden dönmek
I want to go back to my home
Evime geri dönmek istiyorum
geri dönmek
Sahnedebir yere tekrar gitmek
I will go back to my house
Evime geri döneceğim
yemin etmek
Sahnedebir şeyden çok emin olduğunu belirtmek
I swear I saw him
Onu gördüğüme yemin ederim
küfretmek
kötü kelimeler kullanmak
Do not swear in class
Derste küfretme
yemin etmek
ciddi bir söz veya vaatte bulunmak
I swear to tell the truth
Doğruyu söyleyeceğime yemin ederim
görünmek
Sahnedebelirli bir şekilde görünmek
You look happy
Mutlu görünüyorsun
görünüş
birinin dış görünüşü veya çekiciliği
I like her look
Onun görünüşünü seviyorum
bak
birinin dikkatini çekmek için kullanılır
Look, we are late
Bak, geç kaldık
bakmak
gözleri bir şeye doğru çevirmek
Look at the bird
Kuşa bak
e-posta
Sahnedeinternet üzerinden elektronik olarak gönderilen veya alınan mesaj
I received an important e-mail
Önemli bir e-posta aldım
e-posta göndermek
Sahnedeinternet üzerinden elektronik mesaj iletmek
Please e-mail me the file
Lütfen dosyayı bana e-posta ile gönder
posta
bir sistem aracılığıyla gönderilen mektuplar veya paketler
The mail arrives every morning
Posta her sabah gelir
e-posta
bilgisayar üzerinden gönderilen mesaj
I received an important e-mail
Önemli bir e-posta aldım
davetiye
Sahnedebirini bir etkinliğe çağırmak için gönderilen kart veya mesaj
I received an invitation to the wedding
Düğün için bir davetiye aldım
bir nevi
Sahnedebir dereceye kadar veya kısmen
I sort of agree with you
Sana bir nevi katılıyorum
çeşit
benzer özelliklere sahip grup
This is a new sort of fruit
Bu yeni bir çeşit meyve
tür
bir şeyin belirli bir çeşidi
What sort of music do you like
Ne tür müzik seversin
şampiyona
Sahnedeen iyi oyuncuyu veya takımı belirlemek için yapılan yarışma
They won the world championship
Dünya şampiyonasını kazandılar
nakliyeci
Sahnedeeşyaları bir yerden başka bir yere taşıyan kişi
The mover carried the heavy sofa
Nakliyeci ağır kanepeyi taşıdı
nakliyeci
mobilyaları taşıyan kişi
The mover carried the sofa
Nakliyeci kanepeyi taşıdı
etkili kişi
bir şeyleri gerçekleştirme gücüne sahip kimse
He is a big mover in the industry
O sektörde etkili bir isimdir
evet
Sahnedeevet demenin gayri resmi yolu
Yep, I can help you
Evet, sana yardım edebilirim
evet
Sahnedeevet anlamında kullanılan gayriresmi kelime
Yep I will be there
Evet orada olacağım
tamam
bir şeyi onaylamak için kullanılan ifade
Yep that sounds right
Tamam bu doğru görünüyor
kız torun
Sahnedebirinin oğlunun veya kızının çocuğu olan kız
She is my granddaughter
O benim kız torunum
çıkmak
Sahnedefiziksel bir yerden ayrılmak
Get out of the room right now
Hemen odadan çık
sıyrılmak
bir sorumluluktan veya işten kurtulmak
I want to get out of this meeting
Bu toplantıdan sıyrılmak istiyorum
verim almak
bir şeyden kazanç veya fayda sağlamak
What did you get out of that class
O dersten ne verim aldın
kaçmak
bir yerden uzaklaşmak
You should get out of the house
Evden kaçmalısın
çıkmak
bir yerden ayrılmak
Get out of my room
Odamdan çık
rağmen
Sahnedebir durumun tersine rağmen
Though it was raining we went out
Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık
yine de
Sahnedebuna rağmen
It was delicious though
Yine de lezzetliydi
her ne kadar
karşıt bir durumu ifade etmek için kullanılır
Though he was tired he kept working
Her ne kadar yorgun olsa da çalışmaya devam etti
yine de
bir cümlede karşıt bir fikir belirtmek için kullanılır
It is a bit expensive though
Yine de biraz pahalı
kızartmak
Sahnedeekmeği ısıtarak rengini kahverengiye döndürmek
I toast the bread
Ekmeği kızartırım
kızarmış ekmek
Sahnedeısı ile rengi kahverengiye dönmüş ekmek
I eat toast for breakfast
Kahvaltıda kızarmış ekmek yerim
kadeh kaldırmak
Sahnedebirini onurlandırmak için kadeh kaldırıp içmek
They made a toast to the success
Başarı için kadeh kaldırdılar
bitmiş
başarısız veya kurtarılamaz bir durumda olan
If we lose this game we are toast
Eğer bu maçı kaybedersek bittik demektir
tamam
Sahnedekabul veya onay belirtmek için kullanılır
Okay, I agree
Tamam, katılıyorum
iyi
Sahnedeiyi veya kabul edilebilir durumda olan
I am okay
İyiyim
peki
bir cümleye başlamak veya dikkat çekmek için kullanılır
Okay, let's go
Peki, hadi gidelim
tatlı
Sahnedeyemeğin sonunda yenen şekerli yemek
I want chocolate cake for dessert
Tatlı olarak çikolatalı pasta istiyorum
yetişkin olmak
Sahnedeyetişkin bir birey haline gelmek
I want to be a doctor when I grow up
Büyüdüğümde doktor olmak istiyorum
büyümek
yaşça büyümek
Children grow up quickly
Çocuklar çabuk büyür
kadar
bir sınıra veya miktara kadar
The price can grow up to fifty dollars
Fiyat elli dolara kadar çıkabilir
büyümek
çocukluktan yetişkinliğe geçmek
I want to be a pilot when I grow up
Büyüdüğümde pilot olmak istiyorum
yakında
Sahnedekısa bir süre sonra
I will see you soon
Yakında görüşürüz
yakında
kısa bir süre içinde
I will see you soon
Seni yakında göreceğim
kelebekler
Sahnederenkli kanatlara sahip uçan bir böcek
There are many butterflies in the garden
Bahçede çok sayıda kelebek var
heyecan
bir şeyden dolayı hissedilen gerginlik veya heyecan
I felt butterflies before the presentation
Sunumdan önce heyecan duydum
ölümsüz
Sahnedeasla ölmeyen veya sonsuza kadar yaşayacak olan
Some myths feature immortal gods
Bazı mitler ölümsüz tanrıları anlatır
kuru
Sahnedesu veya nem içermeyen
The grass is dry
Çimler kuru
sıkıcı
ilginç olmayan
The history lecture was dry
Tarih dersi sıkıcıydı
ayık
alkol almamış olan
He has been dry for a year
Bir yıldır ayık
tükenmiş
enerjisi veya kaynağı kalmamış
My motivation for this project is dry
Bu proje için motivasyonum tükendi
ünlü
Sahnedebirçok kişi tarafından tanınan
He is a famous singer
O ünlü bir şarkıcıdır