

Gossip Girl — 1. Sezon Bölüm 6
Kelimeler ve anlamları
606 kelime
Seviye
komedi
Sahnedeinsanları güldüren bir eğlence türü
I love watching comedy movies
Komedi filmleri izlemeyi severim
komedi
komik bir film veya gösteri
I love watching comedy movies
Komedi filmleri izlemeyi severim
komedi
insanları güldürmeyi amaçlayan film veya gösteri
We watched a funny comedy last night
Dün gece komik bir komedi izledik
soyunmalı poker
Sahnedeoyuncuların kıyafetlerini çıkardığı bir poker oyunu
They played strip poker at the party
Partide soyunmalı poker oynadılar
kağıt
Sahnedeyazı yazmak veya baskı yapmak için kullanılan ince tabaka
I need a piece of paper
Bir parça kağıda ihtiyacım var
kağıtla kaplamak
bir yüzeyi duvar kağıdı gibi bir maddeyle örtmek
They decided to paper the bedroom
Yatak odasını kağıtla kaplamaya karar verdiler
makale
okul veya yayın için hazırlanan yazılı çalışma
She wrote a paper about history
Tarih hakkında bir makale yazdı
sabah
Sahnedegünün güneş doğuşundan öğlene kadar olan kısmı
I wake up early in the morning
Sabahları erken uyanırım
günaydın
iyi sabahlar anlamında kullanılan kısa selamlama
Morning, how are you?
Günaydın, nasılsın?
sabah
günün öğleden önceki erken kısmı
I drink coffee in the morning
Sabahları kahve içerim
sabah
günün erken saatleri
I drink coffee in the morning
Sabahları kahve içerim
imza atmak
Sahnedekabul ettiğini göstermek için bir belgeye ismini yazmak
Please sign the contract here
Lütfen sözleşmeyi buraya imzalayın
işaret
bir anlamı olan vücut hareketi
He made a sign to be quiet
Sessiz olması için bir işaret yaptı
işaret
özel bir anlamı olan sembol
It is a sign of respect
Bu bir saygı işaretidir
ilgi odağı
Sahnedeinsanların ilgisini çeken odak noktası
She stepped into the limelight
O ilgi odağı haline geldi
bir nevi
Sahnedebir dereceye kadar veya kısmen
I sort of agree with you
Sana bir nevi katılıyorum
çeşit
benzer özelliklere sahip grup
This is a new sort of fruit
Bu yeni bir çeşit meyve
tür
bir şeyin belirli bir çeşidi
What sort of music do you like
Ne tür müzik seversin
aramak
Sahnedebir şeyi bulmaya çalışmak
I am looking for my keys
Anahtarlarımı arıyorum
aramak
Sahnedebir şeyi bulmaya çalışmak
I am looking for my keys
Anahtarlarımı arıyorum
beklemek
bir şeyin olacağını ummak ya da tahmin etmek
You are looking for trouble
Bela arıyorsun
aramak
kayıp bir şeyi ya da kişiyi bulmaya çalışmak
I am looking for my keys
Anahtarlarımı arıyorum
sıcak
Sahnedeyüksek sıcaklıkta olan
The coffee is hot
Kahve sıcak
popüler
Sahnedeşu an çok ilgi gören
This game is hot
Bu oyun çok popüler
hevesli
Sahnedebir şeyi yapmaya çok istekli olan
He is hot to start his new job
Yeni işine başlamak için çok hevesli
popüler
çok beğenilen veya talep gören
That game is very hot right now
O oyun şu an çok popüler
fark etmek
Sahnedebir şeyi anlamak veya farkına varmak
I realized my mistake
Hatamı fark ettim
gerçekleştirmek
bir şeyi gerçek hale getirmek veya hayata geçirmek
She realized her dream
Hayalini gerçekleştirdi
idrak etmek
bir durumun önemini veya gerçekliğini kavramak
He finally realized the truth
Sonunda gerçeği idrak etti
çözmek
Sahnededüşünerek bir şeyi kavramak
I can't figure it out
Bunu çözemiyorum
rakam
bir sayıyı temsil eden sembol
The figure is written here
Rakam burada yazılı
şekil
bir kişinin veya şeyin biçimi
It is a strange figure
Bu tuhaf bir şekil
şahsiyet
önemli veya tanınan kişi
He is a leading figure in politics
O siyasette önde gelen bir şahsiyettir
incelemek
Sahnedebir şeyi dikkatle kontrol etmek
The lawyer will look over the contract
Avukat sözleşmeyi inceleyecek
gözden geçirmek
bir şeyi dikkatlice incelemek
Please look over the report
Lütfen raporu gözden geçir
göz gezdirmek
bir şeye hızlıca bakmak
I will look over the notes
Notlara göz gezdireceğim
gözden geçirmek
bir şeyi dikkatlice incelemek
I will look over your report
Raporunu gözden geçireceğim
hemen
Sahnedebekletmeden, şu anda
Come here immediately
Hemen buraya gel
yön
Sahnedebir şeyin hareket ettiği yol veya hat
The wind changed direction
Rüzgar yön değiştirdi
yönetim
bir işi veya projeyi idare etme süreci
The project needed strong direction
Projenin güçlü bir yönetime ihtiyacı vardı
düşünmek
Sahnedefikir oluşturmak için zihnini kullanmak
I need to think about it
Bunu düşünmem gerekiyor
üzerinde düşünmek
bir konuyu dikkatle zihninden geçirmek
I need to think about your offer
Teklifin üzerinde düşünmem gerekiyor
üzerinde düşünmek
bir şeyi dikkatlice değerlendirmek
I need to think about your offer
Teklifin üzerinde düşünmem gerekiyor
kapalı
Sahnedegirişlere izin verilmeyen
The shop is closed
Mağaza kapalı
bitirmek
bir işi veya durumu sona erdirmek
He closed the meeting
Toplantıyı bitirdi
seçmek
Sahnedebir şeyi tercih etmek veya seçmek
Pick a color
Bir renk seç
pena
telli çalgıları çalmak için kullanılan küçük alet
He lost his guitar pick
Gitar penasını kaybetti
almak
bir nesneyi elinize almak veya kaldırmak
Pick up your book
Kitabını al
temizlemek
küçük bir boşluktan bir şeyi çıkarmak
Use a toothpick to pick your teeth
Dişlerini temizlemek için kürdan kullan
harika
Sahnedeçok iyi
This cake is fantastic
Bu kek harika
inanılmaz
çok büyük ölçüde
He spent a fantastic amount of money
İnanılmaz miktarda para harcadı
üzerine koymak
Sahnedebir şeyi bir yüzeyin üstüne bırakmak
Please put it on the table
Lütfen onu masanın üzerine koy
giymek
kıyafet veya aksesuarı vücuda yerleştirmek
You should put it on before you go out
Dışarı çıkmadan önce onu giymelisin
aynı evi paylaşmak
Sahnedebaşka birisiyle aynı evi kullanmak
They live with their friends
Arkadaşlarıyla aynı evi paylaşıyorlar
kabullenmek
zor veya nahoş bir durumu tahammül ederek kabul etmek
You have to learn to live with it
Bununla yaşamayı öğrenmelisin
ticaret
Sahnedemal veya hizmet alıp satma faaliyeti
International trade is important for the economy
Uluslararası ticaret ekonomi için önemlidir
cinsel partner
cinsel anlamda kullanılan argo erkek terimi
He is just trade to him
O onun için sadece cinsel bir partner
zanaat
özel beceri gerektiren iş dalı
He learned a trade from his father
Babasından bir zanaat öğrendi
takas etmek
bir şeyi verip karşılığında başka bir şey almak
I want to trade my red pen for your blue one
Kırmızı kalemimi mavi kalemle takas etmek istiyorum
tuhaf
Sahnedealışılmadık veya garip
This is a weird smell
Bu tuhaf bir koku
garip
Sahnedenormal veya alışılmış olmayan
He had a weird dream last night
Dün gece garip bir rüya gördü
garip hissettirmek
birine kendini garip veya rahatsız hissettirmek
He weirded me out
Beni garip hissettirdi
garip hissettirmek
birini tuhaf veya tedirgin hissettirmek
His comment really weirded me out
Yorumu beni gerçekten garip hissettirdi
çözmek
Sahnedebir şeyin cevabını veya çözümünü bulmak
I will figure it out
Bunu çözeceğim
başlık
Sahnedebaş için kullanılan dekoratif örtü
She wore a beautiful headdress
Güzel bir başlık taktı
son
Sahnedediğer her şeyden sonra gelen
This is the last train
Bu son tren
geçen
Sahnedeşimdiki zamandan hemen önce gelen
I saw him last night
Onu geçen gece gördüm
soyadı
kişinin aile ismi
Her last name is Smith
Onun soyadı Smith
sürmek
bir süre devam etmek
The meeting will last one hour
Toplantı bir saat sürecek
hakkında yalan söylemek
Sahnedebir konu hakkında doğru olmayan şeyler söylemek
He lied about his age
Yaşı hakkında yalan söyledi
peruk
Sahnedebaşa takılan yapay saç
She wore a blonde wig
Sarı bir peruk taktı
huzursuz davranmak
gergin veya kaygılı bir şekilde hareket etmek
He started to wig during the test
Sınav sırasında huzursuz davranmaya başladı
endişelendirmek
birini gergin veya endişeli hissettirmek
This noise really wigs me
Bu gürültü beni gerçekten endişelendiriyor
telafi etmek
Sahnedebir hatayı düzeltmek için iyi bir şey yapmak
I will make it up to you
Bunu sana telafi edeceğim
telafi etmek
birine karşı yaptığınız hatayı düzeltmek için iyi bir şey yapmak
I will make it up to you
Bunu senin için telafi edeceğim
-sa bile
Sahnedebir şey ne olursa olsun gerçekleşeceğini belirtmek için kullanılır
I will go even if it rains
Yağmur yağsa bile gideceğim
iyileşmek
Sahnedetekrar sağlıklı hale gelmek
The wound will heal soon
Yara yakında iyileşecek
iyileştirmek
birini veya bir şeyi tekrar sağlıklı hale getirmek
The doctor helped to heal his wound
Doktor yarasının iyileşmesine yardım etti
şok
Sahnedeani bir şaşkınlık veya üzüntü hissi
It was a big shock
Bu büyük bir şoktu
elektrik çarpması
vücuttan geçen elektriğin yarattığı ani acı hissi
I felt a shock when I touched the wire
Tele dokunduğumda elektrik çarpması hissettim
şok
vücudun ani ve tehlikeli tepki göstermesi durumu
The patient went into shock after the medicine
Hasta ilacı aldıktan sonra şoka girdi
yormak
Sahnedebirini çok yormak
Working all day exhausts me
Tüm gün çalışmak beni yoruyor
egzoz
motorlu taşıtların dışarı attığı atık gaz
The exhaust from the car is black
Arabadan çıkan egzoz siyahtır
tüketmek
bir şeyi hiç kalmayana kadar kullanmak
They exhausted their savings
Birikimlerini tükettiler
hava atmak
Sahnedeinsanların beğenisini kazanmak için bir şeyi gururla göstermek
He likes to show off his new car
O yeni arabasıyla hava atıyor
gösteriş meraklısı
yeteneklerini sergileyerek dikkat çekmeye çalışan kişi
He is such a show off
O tam bir gösteriş meraklısı
hava atmak
bir şeyi sergileyerek başkalarını etkilemeye çalışmak
Stop showing off
Hava atmayı bırak
sergilemek
bir şeyi birine göstermek
She wanted to show off her new dress
Yeni elbisesini sergilemek istedi
gösteriş budalası
başkalarını etkilemeye çalışan kimse
He is such a show off
O tam bir gösteriş budalası
gösterişçi
başkalarını etkilemek için becerilerini veya sahip olduklarını sergileyen kimse
He is such a show-off
O tam bir gösterişçi
gizemli
Sahnedeanlaşılması veya açıklanması zor olan
The mysterious box was locked
Gizemli kutu kilitliydi
gizemli
anlaşılması veya açıklanması zor
The forest is mysterious
Orman gizemli
gizemli
açıklanması veya anlaşılması güç olan
The movie has a mysterious ending
Filmin gizemli bir sonu var
veya benzeri
Sahnedeveya buna benzer bir şey
Do you want some tea or something?
Çay veya benzeri bir şey ister misin?
falan
veya benzeri bir şey
Do you want coffee or something
Kahve falan ister misin
doğru
Sahnedegerçek veya hatasız
You are right
Haklısın
tamam
Sahnedeanlaşma veya anlama belirtmek için kullanılır
Right, I will do it
Tamam, yapacağım
hak
yasal veya ahlaki talep
Everyone has the right to education
Herkesin eğitim hakkı vardır
sağ
solun karşı tarafı
Turn right at the corner
Köşeden sağa dön
rock yıldızı
Sahnedeözellikle eğlence dünyasında çok ünlü kişi
He is a famous rock star
O ünlü bir rock yıldızı
rock yıldızı
ünlü ve başarılı rock müzik sanatçısı
She wants to be a rock star
O bir rock yıldızı olmak istiyor
rock yıldızı
çok ünlü ve başarılı rock müzisyeni
The rock star signed my album
Rock yıldızı albümümü imzaladı
daha iyi
Sahnededaha yüksek kaliteli veya daha sağlıklı
This is a better plan
Bu daha iyi bir plan
daha iyi
daha yüksek bir ölçüde
I understand it better now
Onu şimdi daha iyi anlıyorum
iyileştirmek
bir şeyi veya birini daha iyi hale getirmek
He wants to better his English
İngilizcesini iyileştirmek istiyor
iyi olur
bir şeyin yapılması gerektiğini veya mantıklı olduğunu belirtmek için kullanılır
You had better leave now
Şimdi gitsen iyi olur
gözlerini kısmak
Sahnededaha iyi görmek için gözleri hafifçe kapatmak
She squinted in the bright sun
Parlak güneşte gözlerini kıstı
oluşturmak
Sahnedebir yüzeyde yazı meydana getirmek
She writes content for the website
Web sitesi için içerik oluşturuyor
çek yazmak
bankaya para ödemesi için verilen yazılı belge
I need to write a check for the rent
Kira için bir çek yazmam gerekiyor
yazmak
bir belgeye veya alana bilgi eklemek
Write your name here
Adını buraya yaz
harika
Sahnedeçok etkileyici veya çok iyi
This view is awesome
Bu manzara harika
harika
Sahnedeson derece etkileyici veya keyifli
That movie was awesome
O film harikaydı
müthiş
çok yüksek kalitede veya şaşırtıcı derecede iyi
Your performance was awesome
Performansın müthişti
şahane
çok güzel veya hayranlık uyandırıcı
That is an awesome idea
Bu şahane bir fikir
baştan başlamak
Sahnedeen baştan tekrar başlamak
I want to start over
Baştan başlamak istiyorum
yeniden başlamak
bir işi en başından tekrar yapmaya başlamak
I had to start over after the mistake
Hatadan sonra yeniden başlamak zorunda kaldım
gizlice takip etmek
Sahnedebirini gizlice veya takıntılı bir şekilde takip etmek
He began to stalk her
Onu gizlice takip etmeye başladı
sap
bir bitkinin ana gövdesi
The celery stalk is green
Kereviz sapı yeşildir
takip etmek
birini gizlice izlemek
He stalked his target through the park
Hedefini park boyunca gizlice takip etti
dinlemek
Sahnedekonuşan birine veya bir sese dikkatini vermek
Please listen to me
Lütfen beni dinle
dinlemek
seslere dikkat etmek
Listen to the music
Müziği dinle
tebrikler
Sahnedebirinin başarısından dolayı duyulan mutluluğu belirten sözler
Congrats on your new job
Yeni işin için tebrikler
mücadele etmek
Sahnedebir şeyi durdurmak veya engellemek için çok çabalamak
We must fight the disease
Hastalıkla mücadele etmeliyiz
azim
güçlü ve kararlı olma niteliği
She showed great fight today
Bugün büyük bir azim gösterdi
kavga
iki kişi arasındaki fiziksel veya sözlü çatışma
They had a big fight yesterday
Dün büyük bir kavga ettiler
savaşmak
bir kavgada veya savaşta yer almak
Soldiers fight to protect their country
Askerler ülkelerini korumak için savaşırlar
emin
Sahnedeşüphenin olmaması
I am sure about this
Bu konuda eminim
elbette
Sahnedebir şeyi kabul ettiğini veya onayladığını söylemek
Sure I will do that
Elbette bunu yapacağım
yer
belirli bir alan veya nokta
We met at this sure
Bu yerde buluştuk
tamam
bir öneriyi veya fikri onaylamak için kullanılan ifade
We can meet later. Sure.
Daha sonra buluşabiliriz. Tamam.
icat etmek
Sahnedeyeni bir şey tasarlamak veya yapmak
Who invented the telephone?
Telefonu kim icat etti?
büyümek
Sahnedeyaşça büyümek
Children grow quickly
Çocuklar hızlı büyür
yetiştirmek
bitki veya saç gibi şeylerin gelişmesini sağlamak
They grow tomatoes in the garden
Bahçede domates yetiştiriyorlar
artmak
bir şeyin miktarının veya sayısının çoğalması
The demand for goods continues to grow
Ürünlere olan talep artmaya devam ediyor
endişelenmek
bir durum karşısında kaygı duymaya başlamak
I began to grow worried about the weather
Hava durumu hakkında endişelenmeye başladım
çöpçü avı
Sahnedebelirli nesneleri bulmak için yapılan bir oyun
We played a scavenger hunt at the park
Parkta bir çöpçü avı oynadık
beceri
Sahnedepratik bilgi veya yetenek
He has the know-how to fix the car
Arabayı tamir edecek becerisi var
ironik bir şekilde
Sahnedebeklenenin aksine bir şekilde
Ironically, the fire station burned down
İronik bir şekilde itfaiye istasyonu yandı
ironik bir şekilde
beklenenin veya amaçlananın tam tersi bir biçimde
Ironically it rained on our wedding day
Ironik bir şekilde düğün günümüzde yağmur yağdı
hiçbir şey
Sahnedehiçbir miktar veya nesne
There is nothing here
Burada hiçbir şey yok
hiçbir şey
herhangi bir nesnenin olmaması
I have nothing in my hand
Elimde hiçbir şey yok
hiç
geriye kalan bir şeyin yokluğu
There is nothing left
Geriye hiçbir şey kalmadı
hiçbir şey
herhangi bir şeyin bulunmaması
There is nothing in the box
Kutunun içinde hiçbir şey yok
biriyle çıkmak
Sahnedebiriyle romantik bir ilişki yaşamak
He is going out with Sarah
Sarah ile çıkıyor
nişanlı
Sahnedeevlenmek üzere sözleşmiş olan
They are engaged
Onlar nişanlı
nişanlı
biriyle evlenmek için anlaşmış olan
She is engaged to Mark
O, Mark ile nişanlı
savaşa girmek
bir çatışmada veya savaşta yer almak
The soldiers engaged the enemy
Askerler düşmanla savaşa girdi
nişanlı
evlenmek için söz vermiş olan
They are engaged
Onlar nişanlı
sonraki
Sahnedeşu anki veya mevcut olandan sonra gelen
See you next week
Gelecek hafta görüşürüz
yandaki
bir şeye çok yakın veya onun yanında olan
She sat in the next seat
O yandaki koltukta oturdu
fikrini belirtmek
Sahnedebir düşünceyi ifade etmek
She says it is a good idea
O bunun iyi bir fikir olduğunu söylüyor
dile getirmek
Sahnedesözle veya yazıyla aktarmak
She voiced her concerns
Endişelerini dile getirdi
söz hakkı
karar verme veya fikir belirtme yetkisi
She has a say in the matter
Konuda onun söz hakkı var
göstermek
bilgi veya rakam belirtmek
The sign says stop
Tabela durmayı gösteriyor
güzel
Sahnedegöze veya zihne hoş gelen
She has a beautiful voice
Onun güzel bir sesi var
güzel
göze hitap eden ve hoş görünen
She is a beautiful woman
O güzel bir kadın
bahsetmek
Sahnedebir şeyden kısaca söz etmek
He didn't mention the price
Fiyattan bahsetmedi
değinmek
bir konuya kısaca değinmek
Please mention your experience in the letter
Lütfen mektupta deneyiminizden değinin
bahsetmek
birinden veya bir şeyden söz etmek
He mentioned the book to me
Kitaptan bana bahsetti
ilgi alanı
Sahnedebir durumun veya kişinin dikkat çekme durumu
This project is on my radar
Bu proje benim ilgi alanımda
sezgi
bir şeyi fark etme veya sezme yeteneği
She has a radar for danger
Tehlikeyi sezme konusunda bir yeteneği var
radar
radyo dalgalarını kullanarak nesneleri tespit eden cihaz
The police use radar to check speed
Polis hızı kontrol etmek için radar kullanır
nişasta
Sahnedekıyafetleri sertleştirmek için kullanılan beyaz bir toz
She uses starch for her shirts
Gömlekleri için nişasta kullanır
nişasta
yiyeceklerde bulunan enerji veren bir madde
Potatoes contain a lot of starch
Patatesler bol miktarda nişasta içerir
çekinmeyin
Sahnedebir şeyi yapmakta özgür olduğunu belirtmek için kullanılır
Feel free to call me
Beni aramaktan çekinmeyin
boş olmak
yapılacak bir işi veya sorumluluğu olmamak
I am free this afternoon to help you
Size yardım etmek için bu öğleden sonra boşum
zorunlu hissetmemek
bir şeyi yapmaya mecbur olmadığını düşünmek
You do not need to feel obligated to help
Yardım etmek için zorunlu hissetmemelisin
hareketli
Sahnedeyer değiştiren
The car is moving
Araba hareket ediyor
duygulandırıcı
güçlü duygular uyandıran
It was a moving story
Duygulandırıcı bir hikayeydi
taşınmak
yaşadığı yeri değiştirmek
We are moving to a new city next week
Gelecek hafta yeni bir şehre taşınıyoruz
sabırsızlanmak
Sahnedebir şeyin olması için heyecan duymak
I can't wait for summer
Yaz için sabırsızlanıyorum
beklemek
Sahnedekısa bir süreliğine durmak
Please wait a moment
Lütfen bir an bekle
beklemek
Sahnedebir şeyin gerçekleşmesini beklemek
Please wait for me
Lütfen beni bekle
hizmet etmek
birine yardım etmek için onun işlerini yapmak
The server waits on the guests
Garson konuklara hizmet eder
içecek
Sahnedeiçilebilen sıvı
I want a cold drink
Soğuk bir içecek istiyorum
içecek
tüketilen sıvı
I want a cold drink
Soğuk bir içecek istiyorum
içmek
sıvı bir maddeyi yutmak
I drink water every day
Her gün su içerim
limuzin
Sahnedeyolcu taşımak için kullanılan büyük ve lüks otomobil
They arrived at the party in a limo
Partiye limuzinle geldiler
limuzin
şoförlü, uzun ve pahalı bir araç
They arrived in a limo
Bir limuzinle geldiler
limuzin
şoförlü uzun lüks araç
They arrived at the party in a limo
Partiye limuzinle geldiler
limuzin
lüks seyahat için kullanılan uzun araba
They arrived at the party in a limo
Partiye bir limuzinle geldiler
kayıp
Sahnedebir şeye artık sahip olmama durumu
The company suffered a huge loss
Şirket büyük bir kayıp yaşadı
şaşkınlık
ne yapacağını veya ne diyeceğini bilememe durumu
I was at a loss for words
Söyleyecek söz bulamadım
izin vermek
Sahnedebirine bir şey yapması için müsaade etmek
Please let me go
Lütfen gitmeme izin ver
bildirmek
Sahnedebirine bir şeyi haber vermek
Let me know your answer
Cevabını bana bildir
işten çıkarmak
birinin işine son vermek
The manager had to let him go
Müdür onu işten çıkarmak zorunda kaldı
hayal kırıklığına uğratmak
beklentileri karşılayamamak
I will not let you down
Seni hayal kırıklığına uğratmayacağım
geri
Sahnedeönceki yere veya konuma dönmek
Please come back
Lütfen geri gel
sırt
insan vücudunun arka kısmı
My back hurts
Sırtım ağrıyor
desteklemek
birini veya bir şeyi desteklemek
I will back you up
Seni destekleyeceğim
geri dönmek
birinin mesajına yanıt vermek
I will write back soon
Yakında geri döneceğim
tahmin etmek
Sahnedeemin olmadan bir fikir oluşturmak
Can you guess my age
Yaşımı tahmin edebilir misin
tahmin
kesin olarak bilmeden bir cevap verme çabası
I made a guess about the answer
Cevap hakkında bir tahminde bulundum
tahmin
tam olarak emin olmadan doğru olduğunu düşündüğünüz fikir
My guess was wrong
Tahminim yanlıştı
cep telefonu
Sahnedearama yapmaya ve internete erişmeye yarayan taşınabilir cihaz
I lost my cell phone yesterday
Dün cep telefonumu kaybettim
telefon
uzaktaki kişilerle konuşmayı sağlayan araç
She answered the phone quickly
Telefona hızlıca cevap verdi
cep telefonu
yanınızda taşıyabileceğiniz küçük telefon
My cell phone is in my bag
Cep telefonum çantamda
cep telefonu
yanınızda taşıyabileceğiniz küçük bir telefon
I forgot my cell phone at home
Cep telefonumu evde unuttum
mobil telefon
yanınızda her yere götürebildiğiniz taşınabilir telefon
Many people use a mobile phone
Birçok insan mobil telefon kullanıyor
kanıtlamak
Sahnedebir şeyin doğru olduğunu göstermek
I can prove it
Bunu kanıtlayabilirim
ispatlamak
bir iddianın gerçekliğini ortaya koymak
He proved his theory
Teorisini ispatladı
doğruluğunu göstermek
bir şeyin gerçek olduğunu kanıtlamak
They proved the truth
Gerçeği kanıtladılar
robot
Sahnedeotomatik olarak hareket edebilen ve görevleri yerine getirebilen makine
The robot can clean the house
Robot evi temizleyebilir
esrarkeş
Sahnedesık sık uyuşturucu madde kullanan kimse
He is a known stoner
O tanınmış bir esrarkeştir
bilgi
Sahnededeneyimle kazanılan bilgi veya farkındalık
She has a lot of knowledge about history
Tarih hakkında çok bilgisi var
maskeli
Sahnedeyüzü bir şeyle örtülü olan
The masked man walked fast
Maskeli adam hızlı yürüdü
gizlenmiş
Sahnedekimliğini saklamak için yüzü örtülü olan
The masked villain escaped
Gizlenmiş kötü adam kaçtı
yüzü kapalı
Sahnedeyüzünde bir maske veya örtü bulunan
Everyone is masked today
Bugün herkesin yüzü kapalı
getirmek
Sahnedebir şeyi bir yere taşımak
Please bring me some water
Lütfen bana biraz su getir
beraberinde getirmek
bir durumun yaşanmasına neden olmak
Spring brings warm weather
Bahar sıcak havaları beraberinde getirir
peşinden gelmek
birinin arkasından yakın bir şekilde yürümek
The dog likes to bring behind me
Köpek peşimden gelmeyi sever
suçlamak
birinin yasa dışı bir şey yaptığını resmen ifade etmek
The police decided to bring charges against him
Polis ona karşı suçlamada bulunmaya karar verdi
New York
Sahnedebüyük ve önemli bir şehir
New York is a large city
New York büyük bir şehirdir
New York
Amerika Birleşik Devletleri'nin kuzeydoğusunda bir eyalet
New York is a state in the northeastern US
New York ABD'nin kuzeydoğusunda bir eyalettir
kur yapmak
Sahnedebirine romantik amaçla yaklaşmak
He is trying to court her
Ona kur yapmaya çalışıyor
mahkeme
yasal davaların görüldüğü yer
He must appear in court
Mahkemeye çıkmak zorunda
saha
belirli sporların oynandığı alan
They are playing on the tennis court
Tenis kortunda oynuyorlar
saray
kral veya imparatorun ailesiyle yaşadığı ve çalıştığı yer
The queen lives at the court
Kraliçe sarayda yaşıyor
sus
Sahnedekonuşmayı bırakmak veya birini susturmak
Please shut up
Lütfen sus
susturmak
birinin konuşmayı bırakmasını sağlamak
Just shut up and listen
Sadece sus ve dinle
susmak
konuşmayı kesmek veya birine sessiz kalmasını söylemek
Please shut up while I am working
Çalışırken lütfen sus
susmak
konuşmayı bırakmak
Please shut up and listen
Lütfen sus ve beni dinle