

Lost — 1. Sezon Bölüm 3
Kelimeler ve anlamları
386 kelime
yürüyerek çıkmak
Sahnedebir tepeyi veya dağı yürüyüş yaparak çıkmak
They hiked up the steep hill
Sarp tepeyi yürüyerek çıktılar
yukarı çekmek
bir şeyi daha yüksek bir konuma getirmek için yukarı doğru çekmek
She had to hike up her socks
Çoraplarını yukarı çekmek zorunda kaldı
yukarı çekmek
bir giysiyi yukarı doğru çekmek
He hiked up his trousers
Pantolonunu yukarı çekti
yukarı kaldırmak
bir giysiyi daha yüksek bir konuma getirmek
She hiked up her skirt
Eteğini yukarı kaldırdı
iyi
Sahnedeyeterince iyi veya tatmin edici
I feel fine today
Bugün iyi hissediyorum
para cezası
bir kural veya yasayı çiğnediğiniz için ödemeniz gereken para
He paid a fine for parking
Park ettiği için para cezası ödedi
zinde
iyi bir sağlık durumu içinde
She is feeling fine today
Bugün kendini zinde hissediyor
ufak
boyut veya miktar olarak çok küçük
There is fine sand on the beach
Sahilde ufak kumlar var
iyi
kabul edilebilir veya sorunsuz olan
Everything will be fine
Her şey iyi olacak
güzel
göze hoş gelen veya çekici
She looks very fine today
Bugün çok güzel görünüyor
kaliteli
çok iyi niteliğe sahip olan
This is a fine piece of work
Bu kaliteli bir iş
yeterli
kabul edilebilir veya yeterli olan
It is fine to stay here
Burada kalmak yeterli
hoş
Sahnedekeyifli veya zevkli
We had a nice day
Hoş bir gün geçirdik
güzel
göze hitap eden
That is a nice dress
O güzel bir elbise
iyi
nazik veya dost canlısı
She is a nice person
O iyi bir insan
kaçmak
Sahnedebir yerden kaçmak veya ayrılmak
The thief managed to get away
Hırsız kaçmayı başardı
uzaklaşmak
bir yerden veya kişiden ayrılmak
I need to get away from the noise
Gürültüden uzaklaşmam gerekiyor
uzaklaşmak
tatil veya ortam değişikliği için başka bir yere gitmek
I need to get away for a few days
Birkaç günlüğüne uzaklaşmaya ihtiyacım var
kaçmak
bir yerden veya durumdan kurtulup uzaklaşmak
The thief managed to get away
Hırsız kaçmayı başardı
yakında
Sahnedekısa bir süre sonra
I will see you soon
Yakında görüşürüz
yakında
kısa bir süre içinde
I will see you soon
Seni yakında göreceğim
şeyler
Sahnedegenel olarak nesneler veya eşyalar
I have too much stuff
Çok fazla şeyim var
eşyalar
kişisel eşyalar veya sahip olunanlar
Put your stuff in the car
Eşyalarını arabaya koy
doldurmak
bir şeyi bir yere sıkıca yerleştirmek
She stuffed the bag
Çantayı doldurdu
tıkıştırmak
bir şeyi bir kaba veya boşluğa sıkıca yerleştirmek
I stuffed my clothes into the suitcase
Kıyafetlerimi bavula tıkıştırdım
enfeksiyon
Sahnedemikropların neden olduğu hastalık
She has a chest infection
Onun göğüs enfeksiyonu var
enfeksiyon
bakteri veya virüslerin neden olduğu hastalık
The doctor treated the infection
Doktor enfeksiyonu tedavi etti
bulaşma
mikropların bir yere veya şeye girmesine izin veren süreç
Wash your hands to prevent infection
Enfeksiyonu önlemek için ellerinizi yıkayın
işaret
Sahnedebilgi veren bir işaret veya ses
The red light is a signal to stop
Kırmızı ışık durmak için bir işarettir
sinyal
Sahnederadyo veya elektrik aracılığıyla gönderilen mesaj
I cannot get a signal here
Burada sinyal alamıyorum
sinyal
birine gönderilen mesaj veya işaret
He sent a signal for help
Yardım için bir sinyal gönderdi
işaret etmek
birine mesaj veya belirti göndermek
She signaled me to come here
Bana buraya gelmem için işaret etti
şu anda
Sahnedetam şu an veya bulunulan an
I am studying right now
Şu anda ders çalışıyorum
şu anda
içinde bulunulan an
I am busy right now
Şu anda meşgulüm
hemen
tam bu anda
I need to go right now
Hemen gitmem gerekiyor
oralarda bir yerlerde
Sahnededünyada veya bir yerde mevcut olan
There are many opportunities out there
Oralarda bir yerlerde birçok fırsat var
sıra dışı
tuhaf veya alışılmadık
His ideas are a bit out there
Fikirleri biraz sıra dışı
orada
bulunulan yerin uzağında
I left my umbrella out there
Şemsiyemi orada bıraktım
Kalan 376 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 386 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap