

Lost — 1. Sezon Bölüm 20
Kelimeler ve anlamları
376 kelime
beklemek
Sahnedebir şeyin olmasını ya da birinin gelmesini umarak durmak
Please wait for me
Lütfen beni bekle
hizmet etmek
birine yardım etmek için onun işlerini yapmak
The server waits on the guests
Garson konuklara hizmet eder
sabırsızlanmak
bir şeyin olması için heyecan duymak
I can't wait for summer
Yaz için sabırsızlanıyorum
beklemek
kısa bir süreliğine durmak
Please wait a moment
Lütfen bir an bekle
çok şükür
Sahnederahatlama veya minnettarlık ifadesi
Thank god you are safe
Güvende olduğun için çok şükür
şükretmek
kötü bir şey yaşanmadığı için mutlu hissetmek
I thank God that we are safe
Sağ salim olduğumuz için şükrediyorum
çok şükür
bir durumdan mutlu olunduğunda söylenen ifade
Thank God we are here
Çok şükür buradayız
hadi
Sahnedebirini bir şeyi yapmaya teşvik etmek
Come on, you can do it
Hadi, yapabilirsin
üstüne gitmek
çok baskıcı veya aşırı davranmak
Don't come on so strong
Çok üstüme gelme
hadi canım
inanmamayı veya karşı çıkmayı ifade etmek
Come on, that is not true
Hadi canım, bu doğru değil
hadi ama
öfke veya hayal kırıklığını ifade eden söz
Come on, stop wasting my time
Hadi ama, zamanımı boşa harcamayı bırak
kur
birini cezbetmek için yapılan hamle
She gave him a come-on to start a conversation
Sohbet başlatmak için ona kur yaptı
belirmek
görünmeye veya olmaya başlamak
A smile came on his face
Yüzünde bir gülümseme belirdi
yaklaşmak
bir şeye doğru veya daha yakınına hareket etmek
He came on toward the house
Eve doğru yaklaştı
denemek
Sahnedebir şeyi yapmak için çaba sarf etmek
I will try to run
Koşmayı deneyeceğim
denemek
bir şeyin işe yarayıp yaramadığını kontrol etmek
Try this cake
Bu keki dene
yargılamak
mahkemede suçlu olup olmadığına karar vermek için delilleri incelemek
They will try the suspect in court
Şüpheliyi mahkemede yargılayacaklar
sıkıcı kişi
Sahnedeilginç veya heyecan verici olmayan insan
He is such a bore
O çok sıkıcı biridir
meydana getirmek
bir şey üretmek veya ortaya koymak
The tree bore delicious fruit
Ağaç lezzetli meyve verdi
delik
katı bir şeyin içindeki boşluk
The pipe has a wide bore
Borunun geniş bir deliği var
doğurmak
bir bebek dünyaya getirmek
She bore a baby boy
Bir erkek bebek doğurdu
istemek
Sahnedebir şeyi yapmayı dilemek
I wanna go home
Eve gitmek istiyorum
istemek
bir şeye sahip olmayı dilemek
I wanna drink
Bir şeyler içmek istiyorum
etkinlik
Sahnedeyapılan bir iş veya faaliyet
Swimming is a good thing to do
Yüzmek yapılacak iyi bir etkinliktir
eşya
somut bir varlık veya nesne
Put your things on the table
Eşyalarını masanın üzerine koy
konu
üzerinde konuşulan mesele
That is a complicated thing
Bu karmaşık bir konudur
kaldırmak
Sahnedebir şeyi daha yüksek bir konuma taşımak
Can you lift this box
Bu kutuyu kaldırabilir misin
arabayla bırakmak
bir araçla ücretsiz olarak bir yere götürmek
He gave me a lift
Beni arabayla bıraktı
asansör
bir binada insanları veya eşyaları katlar arasında aşağı yukarı taşıyan cihaz
The lift is broken so we must take the stairs
Asansör bozuk olduğu için merdivenleri kullanmalıyız
iyileştirmek
bir şeyi daha iyi veya daha çekici hale getirmek
This paint will lift the look of the room
Bu boya odanın görünümünü iyileştirecek
diyaliz
Sahnedeböbrekleri çalışmayan hastaların kanını temizlemek için uygulanan tıbbi işlem
He undergoes dialysis three times a week
Haftada üç kez diyalize giriyor
bir gün
Sahnedegelecekte belli olmayan bir zaman
I will visit Japan one day
Bir gün Japonya'yı ziyaret edeceğim
bir gün
tek bir günü kapsayan
I will stay there for one day
Orada bir gün kalacağım
bir gün
gelecekteki belirsiz bir zamanda
One day I will visit Japan
Bir gün Japonya'yı ziyaret edeceğim
bir günlük
sadece bir gün süren
This was a one day trip
Bu bir günlük bir geziydi
bir günlük
sadece bir gün süren
This is a one day trip
Bu bir günlük bir gezi
Kalan 366 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 376 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap