

Lost — 2. Sezon Bölüm 1
Kelimeler ve anlamları
398 kelime
sabit
Sahnededeğişmeyen veya hareket etmeyen
He has a steady job
Sabit bir işi var
düzene girmek
düzenli veya sakin hale gelmek
His heart rate steadied
Kalp atış hızı düzene girdi
sevgili
ciddi ve özel bir ilişki içinde olunan kişi
He is my steady
O benim sevgilim
sabitlemek
bir şeyi sağlam veya sabit hale getirmek
He held the ladder to steady it
Merdiveni sabitlemek için tuttu
başarısız olmak
Sahnedebaşarısız olmak
He failed the test
Sınavda başarısız oldu
bozulmak
bir şeyin düzgün çalışmayı bırakması
The engine failed during the trip
Motor yolculuk sırasında bozuldu
davet etmek
Sahnedebirini gelmeye veya katılmaya çağırmak
I will invite him to join us
Onu bize katılmaya davet edeceğim
davet etmek
birini bir yere veya etkinliğe çağırmak
I will invite my friends to the party
Arkadaşlarımı partiye davet edeceğim
davet
bir yere gitmek veya bir şey yapmak için yapılan sözlü veya yazılı istek
I received an invite to the wedding
Düğüne bir davet aldım
davet etmek
birinden bir yere gitmesini veya bir şey yapmasını istemek
I will invite Sara to dinner
Sara'yı akşam yemeğine davet edeceğim
yanlış
Sahnededoğru olmayan veya düzgün çalışmayan
This answer is wrong
Bu cevap yanlış
yanlış
ahlaki olarak doğru olmayan veya kabul edilemez
Stealing is wrong
Çalmak yanlıştır
yanlış
doğru olmayan bir biçimde
You answered the question wrong
Soruyu yanlış cevapladın
yanlış
doğru olmayan veya düzgün çalışmayan
Something is wrong with my car
Arabamda bir sorun var
ciddi bir şekilde
Sahnedeçok ağır veya aşırı bir durumda
He was seriously injured in the accident
Kazada ciddi bir şekilde yaralandı
ciddiyetle
içtenlikle veya ciddi bir tavırla
He spoke seriously about his future
Geleceği hakkında ciddiyetle konuştu
ciddiyetle
içten ve ciddi bir biçimde
He spoke seriously about his future
Geleceği hakkında ciddiyetle konuştu
gerçekten
sahiden ve şaka yapmadan
I seriously want to help
Gerçekten yardım etmek istiyorum
incinmiş
Sahnedefiziksel veya duygusal acı hissetmek
He felt deeply hurt
Derinden incinmiş hissetti
incitmek
birine veya bir şeye fiziksel ya da duygusal zarar vermek
Don't hurt your brother
Kardeşini incitme
kırgın
üzgün veya alınmış hissetmek
She felt hurt by his words
Onun sözleri yüzünden kırgın hissetti
acıtmak
birine fiziksel acı vermek
Don't hurt your knee
Dizini acıtma
saat
Sahnede60 dakikaya eşit süre
I will be there in one hour
Bir saat içinde orada olacağım
saat
bir günün yirmi dört parçasından biri
We will leave in one hour
Bir saat içinde ayrılacağız
saat
60 dakikalık zaman dilimi
I will be there in an hour
Bir saat içinde orada olacağım
ayırıcı
Sahnedeiki alanı birbirinden ayıran şey
The room has a wooden divider
Odanın ahşap bir ayırıcısı var
feci şekilde
Sahnedebüyük derecede
It is damned hot today
Bugün hava feci sıcak
lanetlenmiş
birinin cezayı hak ettiğini söylemek
He was damned for his sins
Günahları yüzünden lanetlendi
lanetliler
cezalandırılmayı hak ettiği düşünülen insanlar
The story describes the fate of the damned
Hikaye lanetlilerin kaderini anlatıyor
lanet
öfke veya hayal kırıklığı ifade eden ünlem
Damned I forgot my keys
Lanet olsun anahtarlarımı unuttum
düşürmek
Sahnedebir şeyi elinden kaçırıp yere inmesini sağlamak
Be careful not to drop the plate
Tabağı düşürmemeye dikkat et
bırakmak
Sahnedebir şeyi belirli bir yere bırakmak
I will drop you off at school
Seni okula bırakacağım
damla
çok küçük miktarda sıvı
Put one drop of oil in the pan
Tavaya bir damla yağ koy
damla
çok az miktarda sıvı
A drop of water fell on the floor
Yere bir damla su düştü
Kalan 388 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 398 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap