

Lost — 2. Sezon Bölüm 4
Kelimeler ve anlamları
410 kelime
kulaklık
Sahnedesesi duymak için kulaklara takılan cihaz
I bought new headphones
Yeni bir kulaklık aldım
kurtarma
Sahnedebirini tehlikeden kurtarma eylemi
The rescue was successful
Kurtarma başarılıydı
kurtarmak
birini tehlikeden veya zor durumdan kurtarmak
The lifeguard rescued the swimmer
Cankurtaran yüzücüyü kurtardı
istisna
Sahnedegenel bir kuralın dışında kalan durum
There is one exception to this rule
Bu kuralın bir istisnası var
istisna
genel kuralın dışında kalan şey
This rule has one exception
Bu kuralın bir istisnası var
izin vermek
Sahnedebirine bir şey yapması için müsaade etmek
Please let me go
Lütfen gitmeme izin ver
bildirmek
birine bir şeyi haber vermek
Let me know your answer
Cevabını bana bildir
işten çıkarmak
birinin işine son vermek
The manager had to let him go
Müdür onu işten çıkarmak zorunda kaldı
hayal kırıklığına uğratmak
beklentileri karşılayamamak
I will not let you down
Seni hayal kırıklığına uğratmayacağım
emin
Sahnedeşüphenin olmaması
I am sure about this
Bu konuda eminim
yer
belirli bir alan veya nokta
We met at this sure
Bu yerde buluştuk
elbette
bir şeyi kabul ettiğini veya onayladığını söylemek
Sure I will do that
Elbette bunu yapacağım
tamam
bir öneriyi veya fikri onaylamak için kullanılan ifade
We can meet later. Sure.
Daha sonra buluşabiliriz. Tamam.
hafta sonu
Sahnedecumartesi ve pazar günleri
I will go to the park this weekend
Bu hafta sonu parka gideceğim
hafta sonu tatili
Cuma akşamından pazar gecesine kadar olan zaman
We are going on a trip for the weekend
Hafta sonu tatili için bir geziye çıkıyoruz
aslında
Sahnedebir şeyin gerçek olduğunu vurgulamak veya ek bilgi vermek için kullanılır
I thought it was easy, but in fact it was hard
Kolay olduğunu sanmıştım ama aslında zordu
envanter
Sahnedebir yerdeki malların detaylı listesi
We need to check our inventory
Envanterimizi kontrol etmemiz gerekiyor
envanter
bir mağaza veya işletmedeki ürünlerin listesi
The manager checked the inventory
Müdür envanteri kontrol etti
envanter çıkarmak
bir yerdeki malların ayrıntılı listesini hazırlamak
We need to inventory the products
Ürünlerin envanterini çıkarmamız gerekiyor
envanter
eşyaların detaylı listesini çıkarmak
I need to inventory the office supplies
Ofis malzemelerinin envanterini çıkarmam gerekiyor
özgürlük
Sahnedeistediği gibi davranma, konuşma veya düşünme gücü
Everyone deserves freedom
Herkes özgürlüğü hak eder
intikam
Sahnedesize zarar veren birine karşılık verme eylemi
He wanted revenge for the joke
Şaka için intikam almak istedi
öç
yapılan bir haksızlık için birini cezalandırma eylemi
She sought vengeance for her friend
Arkadaşı için öç almak istedi
intikam
yapılan bir kötülüğe karşılık olarak zarar vermek
He took revenge on his enemy
Düşmanından intikam aldı
Kalan 400 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 410 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap