

Lost — 3. Sezon Bölüm 3
Kelimeler ve anlamları
338 kelime
kanıt
Sahnedebir şeyin doğru olduğunu gösteren bilgi
There is no evidence for this claim
Bu iddia için hiçbir kanıt yok
bakmak
Sahnedebirini veya bir şeyi görmek için gözlerini ona çevirmek
Look at that bird
Şu kuşa bak
incelemek
bir şeyi dikkatlice araştırmak veya düşünmek
I need to look at the documents
Belgeleri incelemem gerekiyor
gözlerini çevirmek
gözlerini birine ya da bir şeye yöneltmek
She turned to look at the dog
Köpeğe bakmak için döndü
gözlemlemek
bir şeye dikkatle bakmak
We looked at the birds in the trees
Ağaçlardaki kuşları gözlemledik
görmek
gözlerini kullanarak bir şeyi görüntülemek
I looked at the map
Haritaya baktım
incelemek
bir şeyi görmek için gözlerini ona yöneltmek
He looked at the report
Raporu inceledi
şahsi
Sahnedebelirli bir kişiyle ilgili olan
I have a personal opinion
Şahsi bir fikrim var
kişisel
birinin karakterine yönelik ve kırıcı olan
His comments were too personal
Yorumları çok kişiseldi
özel
belirli bir kişiye ait olan
This is a personal matter
Bu özel bir mesele
ilaç veya uyuşturucu
Sahnedevücudu etkileyen kimyasal madde
This drug helps you sleep
Bu ilaç uyumanıza yardımcı olur
arkadaş
çok sevilen bir kişi
He is a good drug
O iyi bir arkadaş
ilaç vermek
birine vücudunu etkileyen bir madde vermek
They drug the patient
Hastaya ilaç veriyorlar
hissetmek
Sahnedefiziksel veya duygusal bir duyuya sahip olmak
I feel very tired
Çok yorgun hissediyorum
endişeli
kendine güvenmeyen veya emin olamayan his
I feel anxious about the test
Sınav hakkında endişeli hissediyorum
düşünmek
bir fikir veya tutuma sahip olmak
I feel that we should go
Gitmemiz gerektiğini düşünüyorum
kulağa gelmek
Sahnedebir şeyin öyle göründüğü izlenimini vermek
That sounds great
Kulağa harika geliyor
merak uyandırmak
bir şeyi bilmek veya öğrenmek isteme duygusu yaratmak
His story sounds interesting
Onun hikayesi merak uyandırıyor
ses
kulakla duyulabilen titreşimler
The sounds were very loud
Sesler çok yüksekti
uzaklaşmak
Sahnedebir yerden veya durumdan uzaklaşmak
He decided to walk away
Uzaklaşmaya karar verdi
uzaklaşmak
bir durumdan veya ortamdan kaçınarak ayrılmak
It is better to walk away from an argument
Bir tartışmadan uzaklaşmak daha iyidir
uzaklaşmak
bir yerden veya durumdan ayrılmak
He walked away from the house
Evden uzaklaştı
benzemek
Sahnededış görünüş olarak birine veya bir şeye benzer olmak
You look like your father
Babana benziyorsun
gibi görünmek
Sahnedebir durumun öyle olduğu izlenimini vermek
It looks like it will rain
Yağmur yağacak gibi görünüyor
benzemek
bir şeye benzer bir dış görünüşe sahip olmak
You look like your father
Babana benziyorsun
benzemek
dış görünüşü birine veya bir şeye benzemek
You look like your brother
Erkek kardeşine benziyorsun
yaşamını sürdürmek
Sahnedeyaşamaya devam etmek
Plants cannot survive without water
Bitkiler susuz yaşayamaz
hayatta kalmak
tehlikeli bir olaydan sonra sağ kurtulmak
He survived the accident
Kazadan hayatta kaldı
hayatta kalmak
başka biri öldükten sonra yaşamaya devam etmek
He survived his wife by ten years
Eşinden on yıl daha fazla yaşadı
hayatta kalmak
zor bir durumdan sonra var olmaya devam etmek
They survived the earthquake
Depremden sağ kurtuldular
dağınıklık
Sahnededüzensiz veya kirli durum
This room is a mess
Bu oda çok dağınık
kurcalamak
düzeni bozmak veya sorun çıkarmak
Don't mess with the settings
Ayarları kurcalama
Kalan 328 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 338 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap