

Lost — 4. Sezon Bölüm 6
Kelimeler ve anlamları
457 kelime
yalan söyleme
Sahnededoğru olmayan bir şeyi bilerek söylemek
He is lying to his parents
Ailesine yalan söylüyor
boş boş yatmak
faydalı hiçbir şey yapmadan vakit geçirmek
Stop lying around all day
Bütün gün boş boş yatmayı bırak
uzanma
bir yüzey üzerinde yatay konumda bulunma
He is lying on the sofa
Koltukta uzanıyor
uzanmak
yatay bir konumda bulunmak
He is lying on the bed
O yatakta uzanıyor
birlikte çalışmak
Sahnedebir işi bir başkasıyla beraber yapmak
I work with my sister
Kız kardeşimle birlikte çalışıyorum
idare etmek
bir şeyi kullanabilmek veya onunla başa çıkabilmek
I can work with this budget
Bu bütçeyle idare edebilirim
başa çıkmak
bir durumu başarılı şekilde yönetmek
I can work with that schedule
Bu programla başa çıkabilirim
ile çalışmak
bir nesneyi kullanmak veya bir kişiyle iş yapmak
I work with computers every day
Her gün bilgisayarlarla çalışırım
fark etmek
Sahnedebir şeyin farkına varmak
I didn't realise you were here
Burada olduğunu fark etmemiştim
fark etmek
Sahnedebir şeyin farkına varmak
I realised I was late
Geç kaldığımı fark ettim
şarap
Sahnedeüzümden yapılan alkollü içecek
I drink red wine
Kırmızı şarap içerim
ağırlamak
birinin beğenisini kazanmak için ona yemek veya içki ısmarlamak
They wined and dined the potential client
Potansiyel müşteriyi güzelce ağırladılar
çamaşır makinesi
Sahnedekıyafetleri yıkayan makine
The washer is broken
Çamaşır makinesi bozuk
pul
bağlantıları sızdırmaz hale getirmek için kullanılan küçük düz halka
Put a washer on the bolt
Civataya bir pul tak
çamaşır makinesi
kıyafetleri temizlemek için kullanılan cihaz
She put the clothes in the washer
Kıyafetleri çamaşır makinesine koydu
yıkayıcı
bir şeyi yıkayan kişi
He is a car washer
O bir araba yıkayıcı
kenarında
Sahnedebir şeyin sağ veya sol kısmı
She sat on the side of the bed
Yatağın kenarında oturdu
tarafında
birini veya bir fikri destekler konumda
I am on the side of the truth
Gerçeğin tarafındayım
tabii ki
Sahnedeonaylamak veya evet demek için kullanılır
Of course I will help you
Tabii ki sana yardım edeceğim
elbette
birini onaylamak veya beklendik bir durumu belirtmek için kullanılan ifade
Can you help me? Of course
Bana yardım edebilir misin? Elbette
elbette
bir şeyin beklendiğini veya aşikar olduğunu belirtmek için kullanılır
Of course I will help you
Elbette sana yardım edeceğim
yolcu
Sahnedebir araçla seyahat eden kişi
The passenger is waiting
Yolcu bekliyor
kaçmak
Sahnedebir yerden hızla uzaklaşmak veya firar etmek
The thief tried to run off with the money
Hırsız parayla birlikte kaçmaya çalıştı
boşaltmak
bir sıvıyı bir yerden dışarı akıtmak
We need to run off the water
Suyu boşaltmamız gerekiyor
çoğaltmak
bir şeyin kopyasını üretmek
I will run off ten copies for the meeting
Toplantı için on kopya çoğaltacağım
öğrenmek
Sahnedeçalışarak veya deneyim yoluyla bilgi veya beceri edinmek
I want to learn English
İngilizce öğrenmek istiyorum
öğretmek
birine bilgi veya beceri kazandırmak
He learned me a new skill
Bana yeni bir beceri öğretti
öğrenmek
bir durum hakkında haber almak
I learned that the meeting is postponed
Toplantının ertelendiğini öğrendim
öğrenmek
yeni bir bilgi veya beceri edinmek
I am learning how to play chess
Satranç oynamayı öğreniyorum
Kalan 447 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 457 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap