

Lost — 4. Sezon Bölüm 9
Kelimeler ve anlamları
357 kelime
yas
Sahnedesevilen birinin kaybından sonra hissedilen derin üzüntü
He felt great grief after his father died
Babası öldükten sonra büyük bir yas tuttu
keder
derin üzüntü veya acı
He felt great grief after the loss
Kayıptan sonra büyük bir keder hissetti
dert
endişeye neden olan sorun veya sıkıntı
This broken computer is giving me a lot of grief
Bu bozuk bilgisayar bana çok dert açıyor
yol
Sahnedehareket edilen hat veya güzergah
I am on my way
Yoldayım
imkansız
bir şeyin gerçekleşemeyeceğini belirtmek için kullanılır
No way
İmkansız
yöntem
bir şeyi yapma biçimi veya yolu
This is the best way
Bu en iyi yöntem
çok
büyük bir miktarda veya derecede
It is way too expensive
Bu çok fazla pahalı
gitmek
Sahnedebir yere varmak veya bir etkinliğe katılmak
We go to school every morning
Her sabah okula gideriz
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
I go to school
Okula giderim
niyetinde olmak
ne yapmayı planladığını ifade etmek için kullanılır
I am going to study
Ders çalışacağım
favori
belirli bir amaç için en sık kullanılan
This is my go-to coffee shop
Burası benim favori kahvecim
uyumaya gitmek
geçici olarak bir yerde uyumak
I go to sleep at ten
Saat onda uyumaya giderim
bozulmak
bir şeyin niteliğinin veya durumunun kötüleşmesi
This building will go to ruin soon
Bu bina yakında harap olacak
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
We will go to the park later
Daha sonra parka gideceğiz
başvurulacak
yardım için danışılan kişi veya kaynak
She is my go to person for advice
Tavsiye için başvurduğum kişi odur
incelemek
bir şeyin doğru veya kabul edilebilir olup olmadığını anlamak için ona bakmak
Please go to the file to check for any mistakes
Hata olup olmadığını kontrol etmek için lütfen dosyayı inceleyin
tercih edilen
en sık başvurulan kişi veya şey
This is my go-to place for coffee
Burası kahve için tercih ettiğim yer
ilk tercih
birinin en sık kullandığı veya seçtiği şey ya da kişi
Pizza is my go-to meal on Fridays
Pizza cumaları ilk tercihim olan yemektir
gitmek
bir yere veya kişiye ulaşmak
The letter goes to the manager
Mektup müdüre gidiyor
gitmek
bir okulda öğrenci olmak
She goes to university in London
O Londra'da üniversiteye gidiyor
yönelmek
bir yerin doğrultusunda hareket etmek
The road goes to the city center
Yol şehir merkezine yöneliyor
uğramak
bir yeri ziyaret etmek
I will go to the library today
Bugün kütüphaneye uğrayacağım
gitmek
belirli bir yere doğru hareket etmek
I go to school every day
Her gün okula giderim
gitmek
birine ulaşmak ya da teslim edilmek
This award will go to the best student
Bu ödül en iyi öğrenciye gidecek
gitmek
bir yerin yönüne doğru hareket etmek
I go to school every day
Her gün okula giderim
yardım etmek
Sahnedebirine destek olmak veya yardım sağlamak
Can you help me?
Bana yardım edebilir misin?
yardımcı
başkalarına yardım eden kişi
She is a great help
O harika bir yardımcıdır
kendini tutmak
bir şeyi yapmaktan kendini alıkoymak
I couldn't help laughing
Gülmekten kendimi alamadım
azaltmak
bir şeyi daha az miktarda kullanmak
This habit helps to use less water
Bu alışkanlık daha az su kullanmaya yardımcı olur
telefonla aramak
Sahnedebirini telefonla aramak
I will call up my mother
Annemi telefonla arayacağım
üst seviyeye çağırmak
birini daha yüksek bir seviyeye veya pozisyona getirmek
He was called up to the national team
Milli takıma çağrıldı
askere çağırmak
askeri yedekleri aktif göreve çağırmak
They called up the reserves
Yedekleri askere çağırdılar
çağırmak
birini bir görev için gelmeye veya bir işi yapmaya davet etmek
The army called up the soldiers
Ordu askerleri göreve çağırdı
an
Sahnedeçok kısa bir zaman dilimi
Wait a moment
Bir an bekle
şu an
şimdiki zaman dilimi
I am busy at the moment
Şu anda meşgulüm
an
çok kısa bir zaman dilimi
Wait a moment please
Lütfen bir an bekleyin
süre
oldukça kısa bir zaman parçası
It only took a moment
Sadece kısa bir süre aldı
göz
Sahnedegörmeyi sağlayan vücut bölümü
I have two eyes
İki gözüm var
yetenek
bir şeyi fark etme veya ona dikkat etme becerisi
She has a good eye for art
Sanat konusunda iyi bir yeteneği var
merkez
fırtınanın tam ortasındaki sakin bölge
The eye of the storm is calm
Fırtınanın merkezi çok sakindir
gözlemek
birine veya bir şeye dikkatlice bakmak
He eyed the stranger suspiciously
Yabancıyı şüpheyle gözledi
kurtarmak
Sahnedebir şeyi hasardan veya kayıptan kurtarmak
They tried to salvage what they could from the fire
Yangından kurtarabildikleri her şeyi kurtarmaya çalıştılar
enkazdan çıkarmak
kaza veya felaket sonrası bir nesneyi kurtarmak
They salvaged cargo from the sunken ship
Batık gemiden yükü enkazdan çıkardılar
bip
Sahnedekısa ve tiz bir ses
The toy made a little boop sound
Oyuncak küçük bir bip sesi çıkardı
dıt
kısa ve tiz bir ses
The toy made a cute boop sound
Oyuncak tatlı bir dıt sesi çıkardı
hafifçe dokunmak
birine şakacı ve nazik bir şekilde dokunmak
I will boop your nose
Burnuna hafifçe dokunacağım
kötü bir şekilde
Sahnedeyetersiz veya hatalı bir biçimde
He played the game badly
Oyunu kötü oynadı
çok
çok fazla bir şekilde
I badly need some help
Çok yardıma ihtiyacım var
Kalan 347 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 357 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap