

Modern Family — 10. Sezon Bölüm 14
Kelimeler ve anlamları
575 kelime
Seviye
dışlamak
Sahnedebirinin girmesini veya katılımını engellemek
They shut him out of the group
Onu grubun dışında bıraktılar
dışarıda bırakmak
bir şeyin içeri girmesini engellemek
Close the window to shut out the noise
Gürültüyü dışarıda bırakmak için pencereyi kapat
ameliyat
Sahnedevücudun içindeki bir şeyi düzeltmek veya çıkarmak için yapılan tıbbi işlem
He needs heart surgery
Kalp ameliyatına ihtiyacı var
cerrahi müdahale
bir doktor tarafından gerçekleştirilen operasyon
The surgery was successful
Ameliyat başarılıydı
muayenehane
doktor veya diş hekiminin hastaları kabul ettiği yer
The doctor is at his surgery
Doktor muayenehanesinde
ilaçlar
Sahnedehastalıkları tedavi etmek için kullanılan ilaçlar
Did you take your meds?
İlaçlarını aldın mı?
harika
Sahnedehayranlık veya şaşkınlık uyandıran
The view is amazing
Manzara harika
harika
Sahnedeçok iyi veya olumlu şekilde şaşırtıcı
You did an amazing job
Harika bir iş çıkardın
sağlığına kavuşmak
Sahnedehastalık sonrası tekrar sağlıklı hale gelme
She is getting back to health
O sağlığına kavuşuyor
sonuçlanmak
Sahnedebir durumun belirli bir şekilde bitmesi
The meeting turned out well
Toplantı iyi sonuçlandı
ortaya çıkmak
gerçek durumun sonradan anlaşılması
It turned out that he was lying
Yalan söylediği ortaya çıktı
boşaltmak
bir kabın veya cebin içindekileri dışarı çıkarmak
He turned out his pockets to find the coin
Bozuk parayı bulmak için ceplerini boşalttı
katılmak
bir topluluğa veya etkinliğe hazır bulunmak
Many people turned out for the concert
Konsere pek çok insan katıldı
üretmek
büyük miktarlarda mal ortaya koymak
The factory turns out many toys
Fabrika çok sayıda oyuncak üretiyor
tekrar
Sahnedebir kez daha
Please try again
Lütfen tekrar dene
mesele
Sahnedeçok önemli olan durum
It is a big deal
Bu büyük bir mesele
başa çıkmak
bir sorunu çözmek için harekete geçmek
I can deal with this
Bununla başa çıkabilirim
çok miktar
bir şeyin büyük miktarı
This task takes a great deal of time
Bu görev çok fazla zaman alıyor
yasa dışı ticaret yapmak
yasa dışı ürünlerin alım satımını yapmak
He was arrested for dealing drugs
Uyuşturucu ticaretinden tutuklandı
yüklü
Sahnedebir şeyi vurgulamak için kullanılan
He received a fat salary
Yüklü bir maaş aldı
şişman
vücut yapısı geniş veya ağırlığı fazla olan
The fat cat is sleeping
Şişman kedi uyuyor
yağ
yiyeceklerde bulunan doğal yağlı madde
This food has too much fat
Bu yiyecek çok fazla yağ içeriyor
yine de
Sahnedebuna rağmen
It was delicious though
Yine de lezzetliydi
rağmen
bir durumun tersine rağmen
Though it was raining we went out
Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık
her ne kadar
karşıt bir durumu ifade etmek için kullanılır
Though he was tired he kept working
Her ne kadar yorgun olsa da çalışmaya devam etti
yine de
bir cümlede karşıt bir fikir belirtmek için kullanılır
It is a bit expensive though
Yine de biraz pahalı
anlamına gelmek
Sahnedebelirli bir anlama sahip olmak
What does this word mean
Bu kelime ne anlama geliyor
araç
bir şeyi yapma yolu
This is a means of communication
Bu bir iletişim aracıdır
kaba
nazik olmayan veya zalim
He is very mean to me
Bana karşı çok kaba
niyetlenmek
bir şey yapmayı planlamak veya istemek
I meant to call you earlier
Seni daha önce aramaya niyetlenmiştim
müşteri
Sahnedebir hizmet için ödeme yapan kişi
The lawyer met with his client
Avukat müşterisiyle buluştu
görüşmek
Sahnedebiriyle buluşmak veya ziyaret etmek
I will see you tomorrow
Yarın seninle görüşeceğim
anlamak
Sahnedebir şeyi kavramak veya fark etmek
I see what you mean
Ne demek istediğini anlıyorum
görmek
bir şeyi fark etmek için gözlerini kullanmak
I can see you
Seni görebiliyorum
sonuna kadar götürmek
bir işi bitene kadar sürdürmek
I will see the project through
Projeyi sonuna kadar götüreceğim
park
Sahnedeağaçların ve çimlerin olduğu kamusal alan
I go to the park
Parka giderim
park etmek
bir aracı bir yere bırakmak
Park the car here
Arabayı buraya park et
kurulmak
bir yere rahatça yerleşip oturmak
You can park yourself on the couch
Koltuğa kurulabilirsin
küçük kız
Sahnedegenç bir kız çocuk
The little girl is playing
Küçük kız oyun oynuyor
nefret etmek
Sahnedebirinden veya bir şeyden hiç hoşlanmamak
I hate cold weather
Soğuk havadan nefret ederim
itiraf etmek
bir şeyin doğru olduğunu söylemek
He confessed the truth
Gerçeği itiraf etti
nefret
birine veya bir şeye karşı duyulan çok güçlü hoşlanmama duygusu
They have so much hate in their hearts
Kalplerinde çok fazla nefret var
nefret etmek
birinden veya bir şeyden yoğun bir şekilde hoşlanmamak
I hate spiders
Örümceklerden nefret ederim
yoga
SahnedeHindistan kökenli fiziksel ve zihinsel bir uygulama
I do yoga every morning
Her sabah yoga yaparım
denemek
Sahnedebir şeyi yapmak için çaba sarf etmek
I will try to run
Koşmayı deneyeceğim
denemek
bir şeyin işe yarayıp yaramadığını kontrol etmek
Try this cake
Bu keki dene
yargılamak
mahkemede suçlu olup olmadığına karar vermek için delilleri incelemek
They will try the suspect in court
Şüpheliyi mahkemede yargılayacaklar
kutsama
SahnedeTanrı'dan koruma veya yardım için yapılan dua
The priest gave a blessing
Rahip kutsama yaptı
nimet
mutluluk veya yardım getiren şey
This rain is a blessing
Bu yağmur bir nimet
nimet
insanın kendini şanslı veya minnettar hissetmesini sağlayan şey
Having good health is a blessing
Sağlığının yerinde olması bir nimettir
iyi dilek
birinin mutluluğu için söylenen sözler
They gave us their blessing
Bize iyi dileklerini sundular
aile
Sahnedekan veya evlilikle birbirine bağlı kişiler
I love my family
Ailemi seviyorum
yemek tarifi
yemek hazırlamak için gerekli talimatlar
Please follow the family for this dish
Lütfen bu yemek için tarifi izle
bölüm
bir televizyon dizisinin parçası
I watched the first family of the show
Dizinin ilk bölümünü izledim
Mad Libs kelime oyunu
SahnedeBoşlukları kelimelerle doldurarak komik hikayeler oluşturulan oyun
Let's play Mad Libs
Haydi Mad Libs oynayalım
kelime oyunu
oyuncuların komik bir hikaye oluşturmak için boşlukları doldurduğu oyun
We played Mad Libs in class
Sınıfta kelime oyunu oynadık
köylü
Sahnedeküçük bir toprak parçasına sahip olan veya kiralayan fakir çiftçi
The peasant worked hard in the fields
Köylü tarlalarda çok çalıştı
bitirmek
Sahnedebir şeyi sona erdirmek
I need to finish my homework
Ödevimi bitirmem gerekiyor
bitiş
bir olayın veya etkinliğin sonu
She is near the finish of her project
Projesinin bitişine yaklaştı
yüzey görünümü
bir yüzeyin son hali
The wood has a glossy finish
Ahşabın parlak bir yüzey görünümü var
ortak ev
SahnedeHindistan'da birkaç kişinin birlikte yaşadığı ev
He stayed in a chummery during his time in India
Hindistan'da geçirdiği süre boyunca bir ortak evde kaldı
giyinmiş
Sahnedekıyafetlerini giymiş
He is dressed for the party
O parti için giyinmiş
giyimli
kıyafet kuşanmış
She is smartly dressed
O şık giyimli
hatırlanmayan
Sahnedezihinden silinmiş olan
This is a forgotten place
Burası hatırlanmayan bir yer
tahmin etmek
Sahnedeemin olmadan bir fikir oluşturmak
Can you guess my age
Yaşımı tahmin edebilir misin
tahmin
kesin olarak bilmeden bir cevap verme çabası
I made a guess about the answer
Cevap hakkında bir tahminde bulundum
tahmin
tam olarak emin olmadan doğru olduğunu düşündüğünüz fikir
My guess was wrong
Tahminim yanlıştı
kapı
Sahnedebina veya oda girişindeki hareketli panel
Close the door please
Lütfen kapıyı kapat
nişanlı
Sahnedeevlenmek üzere söz vermiş
They are engaged
Onlar nişanlı
dahil etmek
birini bir şeye katmak veya ilgilendirmek
We need to engage the local community
Yerel topluluğu dahil etmemiz gerekiyor
çalıştırmak
bir makineyi veya sistemi çalışır duruma getirmek
You need to engage the machine
Makineyi çalıştırman gerekiyor
çatışmaya girmek
birine veya bir şeye karşı savaşmaya başlamak
The soldiers engaged the enemy
Askerler düşmanla çatışmaya girdi
film
Sahnedesinema veya televizyonda gösterilen hikaye
I watched a good film
İyi bir film izledim
iniş yapmak
uçuş sonrası yere inmek
The plane landed safely
Uçak güvenle iniş yaptı
elde etmek
bir şeyi başarıyla kazanmak
He landed a new job
Yeni bir iş elde etti
kara
yer kürenin katı kısmı
We finally saw land
Sonunda karayı gördük
yavaş pişirmek
Sahnedeyiyeceği düşük ısıda uzun süre pişirmek
You should slow cook the meat for six hours
Eti altı saat boyunca yavaş pişirmelisin
sıra
Sahnedebaşkalarından sonra bir şeyi yapabileceğiniz zaman
It is your turn now
Şimdi senin sıran
dönüştürmek
bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek
She turned the room into a gym
Odayı bir spor salonuna dönüştürdü
vermek
bir şeyi başkasına uzatmak
Please turn the book to him
Lütfen kitabı ona ver
çevirmek
bir cihazı çalıştırmak için düğmeyi hareket ettirmek
Turn the knob to start the machine
Makineyi çalıştırmak için düğmeyi çevir
sahibi
Sahnedebir şeye sahip olan kişi
Who is the owner of this car?
Bu arabanın sahibi kim?
sahip
bir şeye sahip olan kimse
He is the owner of the company
Şirketin sahibi o
her ne zaman
Sahnedeherhangi bir zamanda
Call me whenever you want
İstediğin her an beni ara
her ne zaman
uygun olan herhangi bir zamanda
Come visit whenever you like
Ne zaman istersen gel
eski eş
Sahnedeevli olduğu kişiden boşanmış olan erkek
He is my ex husband
O benim eski eşim
fenomen
Sahnedehızla popülerleşen kişi veya şey
The new singer became a sensation
Yeni şarkıcı bir fenomen haline geldi
his
vücut tarafından hissedilen fiziksel duygu
I felt a burning sensation
Yanma hissettim
teşekkür ederim
Sahnedeminnettar olduğunuzu göstermek için kullanılan nazik ifade
I want to say thank you
Sana teşekkür ederim demek istiyorum
teşekkür
minnettarlık ifade eden söz
I sent a thank-you to my teacher
Öğretmenime bir teşekkür gönderdim
müzikal
Sahnedeşarkıların ve dansların yer aldığı tiyatro oyunu veya film
We went to see a musical
Bir müzikal izlemeye gittik
müzikal
müzikle ilgili veya müzikle bağlantılı
She has great musical talent
Harika bir müzikal yeteneği var
düşünmek
Sahnedefikir oluşturmak için zihnini kullanmak
I need to think about it
Bunu düşünmem gerekiyor
üzerinde düşünmek
bir konuyu dikkatle zihninden geçirmek
I need to think about your offer
Teklifin üzerinde düşünmem gerekiyor
üzerinde düşünmek
bir şeyi dikkatlice değerlendirmek
I need to think about your offer
Teklifin üzerinde düşünmem gerekiyor
geri dönmek
Sahnedebir yere veya bir aktiviteye tekrar gitmek
I will get back to work
İşe geri döneceğim
geri almak
kaybedilen bir şeyi yeniden elde etmek
I want to get back my book
Kitabımı geri almak istiyorum
öcünü almak
birine yaptığı kötülüğe karşılık zarar vermek
He wanted to get back at her
Ondan öcünü almak istedi
piyano bar
Sahnedeinsanların içki içip piyano müziği dinlediği mekan
We went to a nice piano bar last night
Dün gece güzel bir piyano bara gittik
tanımak
Sahnededaha önce görülen birini veya bir şeyi hatırlayıp kim olduğunu anlamak
I didn't recognize him at first
Onu ilk başta tanıyamadım
kabul etmek
bir şeyin doğru veya önemli olduğunu kabul etmek
They finally recognized the need for change
Sonunda değişim gerekliliğini kabul ettiler
aniden
Sahnedebeklenmedik bir şekilde ve hızlıca gerçekleşen
All of a sudden, it started to rain
Birdenbire yağmur yağmaya başladı
Soru sormak
Sahnedebirinden bilgi almak amacıyla bir şey sormak
She wanted to question him about the project
Proje hakkında ona soru sormak istedi
sorgulamak
bir şey hakkında şüphe belirtmek
I question his honesty
Onun dürüstlüğünü sorguluyorum
Söz konusu
Üzerinde tartışılan konu
This is the issue in question
Söz konusu olan mesele budur
dışarı
Sahnedebir bina veya odanın dışında olan
Let's go out
Hadi dışarı çıkalım
dışarı çıkarmak
Sahnedebir şeyi içeriden dışarıya almak
Take out the trash
Çöpü dışarı çıkar
tamamlamak
bir eylemin başarıyla bittiğini gösterir
I worked it out
Bunu hallettim
açığa çıkarmak
gizli bir şeyi bilinir hale getirmek
The truth came out
Gerçek ortaya çıktı
evlenmek
Sahnedeevlilik bağıyla bağlanmak
They want to get married
Evlenmek istiyorlar
evli
bir eşe sahip olma durumu
They are married
Onlar evli
evlenmek
nikah kıyarak eş olma
They will get married in June
Onlar haziranda evlenecekler
veteriner
Sahnedehayvanları tedavi eden doktor
I took my cat to the vet
Kedimi veterinere götürdüm
incelemek
bir şeyi dikkatlice kontrol etmek
They vet all new employees
Tüm yeni çalışanları incelerler
Hanımlar ve beyler
SahnedeBir gruba hitap etmenin nazik bir yolu
Ladies and gentlemen, welcome to the show
Hanımlar ve beyler, gösteriye hoş geldiniz
konum
Sahnedebelirli bir yer veya pozisyon
What is your current location?
Şu anki konumun nedir?
vay be
Sahnedeşaşkınlık veya hayranlık belirten ünlem
Wow, this is beautiful
Vay be, bu çok güzel
hayran bırakmak
birini çok etkilemek
Her performance wowed the audience
Performansı izleyicileri hayran bıraktı
Vay
şaşkınlık veya hayranlık ifade eden söz
Wow, what a nice view
Vay, ne kadar güzel bir manzara
blok
Sahnedeiki kavşak arasındaki sokak bölümü
Walk one block and turn left
Bir blok yürüyün ve sola dönün
kütle
bir şeyin büyük katı parçası
He used a block of ice
Bir buz kütlesi kullandı
engellemek
bir şeyin hareket etmesini önlemek
The fallen tree blocks the road
Devrilmiş ağaç yolu engelliyor
kütük
infaz için kullanılan ahşap platform
The prisoner knelt on the block
Mahkum kütüğün önünde diz çöktü
kaplumbağa
Sahnedesert kabuklu, yavaş hareket eden bir hayvan
The turtle moves slowly
Kaplumbağa yavaş hareket eder
kabuğuna çekilmek
korunmak için başı ve uzuvları içeri çekmek
The boy turtled when he saw the dog
Çocuk köpeği görünce kabuğuna çekildi
yavaşça ilerlemek
çok ağır hareket etmek
Traffic turtled along the highway
Trafik otoyolda çok yavaş ilerledi
turtle çikolatası
kaplumbağa şeklinde çikolata
She ate a chocolate turtle
O bir kaplumbağa çikolata yedi
biraz
Sahnedekısa bir zaman dilimi
Wait a bit
Biraz bekle
numara
kısa bir performans veya rutin
He did a funny bit on stage
Sahnede komik bir numara yaptı
ısırdı
kesmek veya incitmek için dişlerini kullanmak
The dog bit him
Köpek onu ısırdı
parça
bir şeyin küçük bir kısmı
Give me a bit of paper
Bana küçük bir parça kağıt ver
az miktar
küçük bir miktar
I need a bit of water
Biraz suya ihtiyacım var
değiştirmek
Sahnedebir şeyi başka bir hale getirmek
He needs to change his clothes
Kıyafetlerini değiştirmesi gerekiyor
üstünü değiştirmek
farklı kıyafetler giymek
Please change before we leave
Gitmeden önce lütfen üstünü değiştir
bozuk para
küçük metal para şeklindeki para
I have some change in my pocket
Cebimde biraz bozuk para var
müzikal
şarkı ve dans içeren oyun veya film
We saw a change at the theater
Tiyatroda bir müzikal izledik
imza atmak
Sahnedekabul ettiğini göstermek için bir belgeye ismini yazmak
Please sign the contract here
Lütfen sözleşmeyi buraya imzalayın
işaret
bir anlamı olan vücut hareketi
He made a sign to be quiet
Sessiz olması için bir işaret yaptı
işaret
özel bir anlamı olan sembol
It is a sign of respect
Bu bir saygı işaretidir
belirti
bir şeyin var olduğunu gösteren işaret
Dark clouds are a sign of rain
Koyu bulutlar yağmurun belirtisidir
tahammül etmek
Sahnedehoş olmayan bir durumu kabul edebilmek
I can stand the noise
Gürültüye tahammül edebiliyorum
durumda olmak
Sahnedebelirli bir konumda veya durumda bulunmak
How do things stand now
Şu an durumlar nasıl
destek
bir şeyi tutmak için kullanılan yapı
The camera is on a stand
Kamera bir desteğin üzerinde
kız çocuk
Sahnedegenç bir dişi kişi
The girl is playing
Kız çocuk oynuyor
kız
dişi bir insan
She is a smart girl
O zeki bir kız
kız
kadınlar için kullanılan samimi ifade
I am with the girls
Kızlarla beraberim
putt vuruşu
Sahnedegolf topunu deliğe sokmak için yapılan hafif vuruş
He made a long putt
Uzun bir putt vuruşu yaptı
başına gelmek
Sahnedebirinin veya bir şeyin başına bir durumun gelmesi
What happened to your car
Arabana ne oldu
tesadüfen yapmak
planlamadan bir şey yapmak
I happened to meet him
Onunla tesadüfen karşılaştım
üzgün
Sahnedepişmanlık duyan veya özür dileyen
I am sorry for being late
Geç kaldığım için üzgünüm
içinde
Sahnedebir şeyin iç kısmı veya içinde
The keys are inside the bag
Anahtarlar çantanın içinde
içeride
Sahnedebir yerin veya nesnenin içi
It is very hot inside
İçerisi çok sıcak
içeriden
sadece sınırlı sayıda kişinin bildiği
She has inside knowledge
Onun içeriden bilgisi var
iç
bir yerin iç kısmı veya oraya girme imkanı
The key lets you inside the room
Anahtar odaya girmenizi sağlar
kemik iliği
Sahnedekemiklerin merkezinde bulunan yumuşak doku
The doctor checked his bone marrow
Doktor kemik iliğini kontrol etti
yaylı
Sahnedehareket etmek veya kapanmak için yay kullanan
The lock is spring loaded
Kilit yaylıdır
çok
Sahnedebüyük miktarda veya sayıda
I have a lot of work to do
Yapacak çok işim var
arsa
küçük bir toprak parçası
He bought a parking lot
Bir otopark alanı satın aldı
kader
kişinin hayatındaki yazgısı
This is my lot in life
Bu benim hayattaki kaderim
kader
bir kişinin içinde bulunduğu durum veya hayat koşulları
He accepted his lot in life
Hayatındaki kaderini kabullendi
sıklıkla
birçok kez veya sıkça
I see him a lot
Onu sıklıkla görürüm
grup
bir insan topluluğu
That is a loud lot
O gürültülü bir grup
çok miktarda
büyük bir sayı veya miktar
We have a lot of time
Çok miktarda vaktimiz var
az miktarda
küçük bir sayı veya miktar
That is a lot less
O az miktarda
fazlasıyla
büyük ölçüde
I like it a lot
Onu fazlasıyla seviyorum
kapmak
Sahnedebir şeyi elinle hızla almak
She reached out to grab the bag
Çantayı kapmak için uzandı
çevrelemek
bir şeyi her taraftan sarmak
The walls grab the garden
Duvarlar bahçeyi çevreliyor
kapmak
hızlı bir hareketle bir şeyi almak
She grabbed her keys and left
Anahtarlarını kaptı ve gitti
söndürmek
Sahnedebir yangını durdurmak
Please put out the fire
Lütfen ateşi söndür
zahmet etmek
biri için çaba göstermek veya zahmete girmek
I don't want to put you out
Seni zahmete sokmak istemiyorum
dışarı koymak
bir şeyi başkalarının görebileceği veya kullanabileceği bir yere koymak
Put out the trash
Çöpü dışarı çıkar
rahatsız
canı sıkılmış veya gücenmiş
She felt put out by his rude comment
Onun kaba yorumu yüzünden rahatsız oldu
yayınlamak
bilgiyi birçok kişiyle paylaşmak veya duyurmak
The company put out a new report today
Şirket bugün yeni bir rapor yayınladı
şok
Sahnedeani bir şaşkınlık veya üzüntü hissi
It was a big shock
Bu büyük bir şoktu
elektrik çarpması
vücuttan geçen elektriğin yarattığı ani acı hissi
I felt a shock when I touched the wire
Tele dokunduğumda elektrik çarpması hissettim
şok
vücudun ani ve tehlikeli tepki göstermesi durumu
The patient went into shock after the medicine
Hasta ilacı aldıktan sonra şoka girdi
şok
cihazlarda veya makinelerde bulunan bir seçenek
Press the shock button to start
Başlatmak için şok düğmesine basın
canı istemek
Sahnedebir şeyi yapma isteği duymak
I feel like going for a walk
Yürüyüşe çıkasım var
gibi hissetmek
Sahnedebir durumda veya rolde olduğunu düşünmek
Sometimes I feel like a child
Bazen kendimi çocuk gibi hissediyorum
gibi gelmek
bir durumun gerçekleşeceği izlenimine kapılmak
It feels like it is going to snow
Kar yağacak gibi geliyor
eğlenmek
Sahnedeyapılan şeyden keyif almak ve mutlu olmak
We are having fun at the party
Partide eğleniyoruz
bir seferde
Sahnedeher bir ayrı durumda veya seferde
Please enter one at a time
Lütfen teker teker giriniz
tek tek
bir seferde sadece bir tane
Go through the door one at a time
Kapıdan tek tek geçin
değer
Sahnedemaddi veya manevi kıymet
This ring has great worth
Bu yüzüğün büyük bir değeri var
değer
bir şeyi denemeye değer olmak
It is worth a try
Denemeye değer
değer
yeterli değere veya hakka sahip olmak
The book is worth reading
Kitap okunmaya değer
değer
bir şeyin sahip olduğu önem veya fayda
This project has great worth
Bu projenin büyük bir değeri var
büyük
Sahnedeboyut veya miktar olarak çok olan
She has a large family
Onun büyük bir ailesi var
büyük
boyut olarak geniş
I want a large coffee
Büyük bir kahve istiyorum
binlik
bin Amerikan dolarını ifade eden argo terim
He won five large in the game
Oyunda beş bin dolar kazandı
sevimli
Sahnedeşirin veya sempatik görünen
The puppy is very cute
Yavru köpek çok sevimli
ukala
ukalalık yaparak saygısız veya sinir bozucu davranan
Don't get cute with me
Bana ukalalık yapma
şirinleştirmek
bir şeyi daha sevimli veya çekici hale getirmek
You can cute up the room with some colorful cushions
Odayı renkli minderlerle şirinleştirebilirsin
hatırlamak
Sahnedebir şeyi yapmayı unutmamak
Remember to lock the door
Kapıyı kilitlemeyi hatırla
hatırlamak
geçmişteki bir anıyı zihne geri getirmek
I remember my childhood
Çocukluğumu hatırlıyorum
herhangi biri
Sahnedeherhangi bir kişi
Can anyone help me?
Bana yardım edebilecek biri var mı?
korkutucu
Sahnedekorku veya gerginlik hissettiren
The interview was intimidating
Mülakat korkutucuydu
boyunca
Sahnedetüm süre boyunca
He sang along the way
Yol boyunca şarkı söyledi
yanında
Sahnedebiriyle birlikte veya beraberinde
Bring your sister along
Kız kardeşini de yanına al
boyunca
bir hat veya yön boyunca
Walk along the river
Nehir boyunca yürüyün
kandırmak
birini çıkar sağlamak amacıyla yalanla oyalama
He led me along with fake promises
Beni sahte vaatlerle kandırdı
ödül
Sahnedehaz veren şey
This chocolate is a special treat
Bu çikolata özel bir ödül
davranmak
birine karşı belirli bir şekilde hareket etmek
She treats everyone with kindness
Herkese nezaketle davranır
ısmarlamak
birinin yiyecek veya içecek masrafını karşılamak
I will treat you to lunch today
Bugün öğle yemeğini ben ısmarlayacağım
tedavi etmek
bir hastaya tıbbi bakım uygulamak
The doctor will treat the patient
Doktor hastayı tedavi edecek
öğrenmek
Sahnedebir şeyi öğrenmek veya keşfetmek
I will find out the answer
Cevabı öğreneceğim
yakalanmak
birinin hatalı veya dürüst olmayan bir şey yaptığını keşfetmek
I hope he does not find out
Umarım o yakalanmaz
bırakmak
Sahnedebir şeyi belirli bir yere bırakmak
I will drop you off at school
Seni okula bırakacağım
düşürmek
bir şeyi elinden kaçırıp yere inmesini sağlamak
Be careful not to drop the plate
Tabağı düşürmemeye dikkat et
damla
çok küçük miktarda sıvı
Put one drop of oil in the pan
Tavaya bir damla yağ koy
damla
çok az miktarda sıvı
A drop of water fell on the floor
Yere bir damla su düştü