

Normal People — Season 1 Episode 1
Kelimeler ve anlamları
328 kelime
Seviye
kullanmak
Sahnedebir şeyi işlevinden faydalanmak için çalıştırmak
She uses her computer every day
Bilgisayarını her gün kullanır
alışkın
bir şeyi deneyimden dolayı bilen
I am used to this cold weather
Soğuk havaya alışkınım
yarar
bir şeyin sağladığı fayda
That information has no use
O bilginin hiçbir yararı yok
of
Sahnedeacı öfke veya hayal kırıklığını ifade eden bir ses
Argh I cannot believe this
Of buna inanamıyorum
çok
büyük bir sayı veya miktar
I have a lot of friends
Çok arkadaşım var
sık sık
birçok kez veya sıklıkla
He travels a lot
O sık sık seyahat eder
çok
birçok kez veya büyük ölçüde
I read a lot
Çok okurum
çok
büyük ölçüde
I miss you a lot
Seni çok özlüyorum
teşekkür
Sahnedeminnettarlık ifadesi
He sent his thanks
Teşekkürlerini gönderdi
teşekkürler
birine minnettar olduğunu söylemek
Thanks for the help
Yardım için teşekkürler
teşekkürler
minnettar olduğunuzu göstermek için kullanılan kısa bir ifade
Thanks for your help
Yardımın için teşekkürler
herhangi biri
Sahnedeherhangi bir kişi
Can anyone help me?
Bana yardım edebilecek biri var mı?
geçen
Sahnedeşu andan hemen önce olan
I saw her last week
Onu geçen hafta gördüm
sürmek
belirli bir süre boyunca devam etmek
The movie lasts two hours
Film iki saat sürüyor
son
diğer her şeyden sonra gelen
This is the last train
Bu son tren
soyadı
kişinin aile ismi
Her last name is Smith
Onun soyadı Smith
herhangi biri
Sahnedeherhangi bir kişi
Is anybody here
Burada kimse var mı
herhangi biri
herhangi bir kişi
Does anybody want cake?
Herhangi biri kek ister mi?
kimse
belirli olmayan bir kişi
I didn't see anybody
Kimseyi görmedim
bir
Sahnede1 sayısı
I have one apple in my bag
Çantamda bir elma var
bölüm
bir dizinin parçası
I watched episode one last night
Dün gece dizinin ilk bölümünü izledim
an
çok kısa bir süre
Wait for one moment please
Lütfen bir an bekleyin
biraz
küçük bir derecede
This is one better than that
Bu ondan biraz daha iyi
perde
Sahnedepencereyi kapatan kumaş parçası
Close the curtain please
Lütfen perdeyi kapat
perde
tiyatro sahnesinin önünde açılıp kapanan örtü
The curtain fell at the end of the show
Gösterinin sonunda perde kapandı
gülmek
Sahnedebir şeyin komik olduğunu belirtmek için ses çıkarmak
He laughs at the joke
Şakaya gülüyor
kıkırdamak
bir şey komik olduğunda alçak sesle gülmek
She laughs quietly
Sessizce kıkırdıyor
gülüş
mutlu veya eğlenmişken çıkarılan ses
I heard her laugh
Onun gülüşünü duydum
gülmek
komik bir şey karşısında sesli tepki vermek
They laugh at the joke
Şakaya gülüyorlar
hayal kurmak
Sahnedeuyanıkken hoş şeyler düşünmek
I often daydream during class
Derste sık sık hayal kurarım
olmak
Sahnedemeydana gelmek veya gerçekleşmek
What happened?
Ne oldu?
meydana gelmek
bir şeyin gerçekleşmesi
Something strange happened
Tuhaf bir şey oldu
başına gelmek
bir olayın birinin başına gelmesi
That happened to my friend
Bu arkadaşımın başına geldi
çekmek
Sahnedebir kaptan veya gruptan bir şey çıkarmak
He drew a card from the deck
Desteden bir kart çekti
çizmek
kalemle resim yapmak
I like to draw flowers
Çiçekler çizmeyi severim
berabere kalmak
bir oyunu aynı skorla bitirmek
The game ended in a draw
Maç berabere bitti
yaklaşmak
bir şeye doğru hareket etmek
The holidays are drawing near
Tatiller yaklaşıyor
övünmek
Sahnedekendisiyle aşırı gurur duyarak konuşmak
He likes to brag about his car
Arabasıyla övünmeyi sever
bakış hizası
Sahnedebirinin bakışlarının yöneldiği doğrultu
Keep the eyeline consistent
Bakış hizasını tutarlı tut
biraz
az miktarda veya bir dereceye kadar
I am kind of tired
Biraz yorgunum
tür
benzer nitelikleri olan grup
What kind of book do you want
Ne tür bir kitap istiyorsun
keskin
Sahnedetadı veya etkisi yoğun olan
The coffee has a strong taste
Kahvenin keskin bir tadı var
güçlü
büyük bir güce veya kuvvete sahip olan
He is a strong man
O güçlü bir adamdır
ikna edici
insanları inandırmada çok etkili olan
She made a strong argument
Güçlü bir argüman sundu
güçlü
yüksek beceri veya yeteneğe sahip olma
She is a strong candidate for the job
O iş için güçlü bir aday
okumak
Sahnedeyazılı kelimeleri görüp anlamak
I read a book every month
Her ay bir kitap okurum
rol okumak
bir rol için metin okuyarak seçmelere katılmak
She will read for the part
Rol için seçmelere katılacak
almak
telsizle konuşurken birinin söylediklerini duymak ve anlamak
Do you read me
Beni alabiliyor musun
okumak
birinin düşüncelerini söylemeden anlamak
I can read your mind
Aklını okuyabiliyorum
ımm
Sahnededüşünürken veya ne diyeceğimizden emin değilken çıkarılan ses
Erm I am not sure about this
Imm bundan emin değilim
sahip olmak
Sahnedebir şeye mülkiyet olarak sahip olmak
They own a big house
Büyük bir eve sahipler
kendi başına
tek başına veya yardım almadan
I live on my own
Kendi başıma yaşıyorum
bizden biri
belirli bir gruba dahil olan kişi
He is one of our own
O bizden biri
üstlenmek
bir durumun sorumluluğunu kabul edip güvenle yönetmek
He decided to own his mistakes
Hatalarını üstlenmeye karar verdi
kurtulmak
bir şeyi yok etmek veya uzaklaştırmak
I need to get rid of this old sofa
Bu eski kanepeden kurtulmam gerekiyor
boğazını temizlemek
konuşmaya hazırlanmak için hafifçe öksürmek
He cleared his throat
Boğazını temizledi
görkemli
Sahnedeçok etkileyici ve muhteşem
They live in a grand house
Onlar görkemli bir evde yaşıyorlar
görkemli
çok büyük ve etkileyici
He lives in a grand house
Görkemli bir evde yaşıyor
bin dolar
bin dolar anlamına gelen argo ifade
The car cost ten grand
Araba on bin dolara mal oldu
harika
çok iyi veya hoş
That is a grand idea
Bu harika bir fikir
tavsiye
Sahnedene yapılması gerektiği hakkında verilen fikir veya öneri
I need some advice
Biraz tavsiyeye ihtiyacım var
peşinden gitmek
Sahnedebirinin veya bir şeyin ardından gitmek
The dog followed me home
Köpek eve kadar peşimden geldi
takip etmek
bir şeyi düzenli olarak izlemek veya okumak
I follow the news every day
Her gün haberleri takip ediyorum
uymak
talimatlara veya kurallara göre hareket etmek
Please follow the instructions
Lütfen talimatlara uyun
anlamak
söylenen bir şeyi kavrayabilmek
I do not follow you
Sizi anlamıyorum
bilmiyorum
Sahnededon't know ifadesinin kısa ve gayriresmi hali
I dunno where he is
Nerede olduğunu bilmiyorum
evet
Sahnedeevet demenin gayriresmi yolu
Yeah, I will come
Evet, geleceğim
evet
Sahnedeevet demenin gayriresmi yolu
Yeah I agree
Evet katılıyorum
parça
Sahnedebir şeyin küçük bir kısmı
Give me a bit of paper
Bana küçük bir parça kağıt ver
numara
kısa bir performans veya rutin
He did a funny bit on stage
Sahnede komik bir numara yaptı
ısırdı
kesmek veya incitmek için dişlerini kullanmak
The dog bit him
Köpek onu ısırdı
biraz
kısa bir zaman dilimi
Wait a bit
Biraz bekle
dışarıda
Sahnedebina dışında olan yer
The kids are playing outside
Çocuklar dışarıda oynuyor
dış yüzey
bir şeyin dış kısmı veya yüzeyi
The outside of the box is blue
Kutunun dışı mavidir
dışarıdan
bir grubun veya yerin dışından gelen
He is an outside consultant
O dışarıdan bir danışmandır
hariç
bir şeyin veya bir kimsenin dahil olmadığı durum
Outside of this small issue the project is complete
Bu küçük mesele haricinde proje tamamlandı
hatırlamak
Sahnedegeçmişteki bir anıyı zihne geri getirmek
I remember my childhood
Çocukluğumu hatırlıyorum
hatırlamak
bir şeyi yapmayı unutmamak
Remember to lock the door
Kapıyı kilitlemeyi hatırla
teknik olarak
Sahnedekesin kurallara veya gerçeklere uygun olarak
Technically, this is not allowed
Teknik olarak, buna izin verilmiyor
teknik olarak
tam olarak kurallara veya gerçeklere göre
Technically you are not allowed to park here
Teknik olarak buraya park etmenize izin verilmiyor
kural gereği
tam olarak mevcut kurallara göre
Technically we are closed now
Kural gereği şu an kapalıyız
teknik olarak
tam bir doğrulukla veya gerçekler temelinde
Technically this is a mammal
Teknik olarak bu bir memelidir
dikkat
Sahnedebir şeye veya birine odaklanma durumu
Please pay attention
Lütfen dikkat edin
bakım
hasta veya yaralı birine yardım etme eylemi
He needs medical attention
Tıbbi bakıma ihtiyacı var
dikkat
bir şeyi özenle dinleme veya izleme eylemi
Pay attention to the teacher
Öğretmene dikkat et
yol açmak
Sahnedebir şeyin olmasına neden olmak
The noise gave me a headache
Bu gürültü baş ağrısına yol açtı
vermek
Sahnedebir şeyi birinin eline ulaştırmak
He gave me his book
O bana kitabını verdi
söylemek
birine bilgi veya cevap iletmek
Please give me your answer
Lütfen bana cevabını söyle
varmak
Sahnedebir yere ulaşmak
The train arrives at ten
Tren saat onda varıyor
ulaşmak
bir yere varmak
We arrived at the hotel
Otele ulaştık
varmak
bir yere gelmek
When did you arrive
Ne zaman vardın
varmak
yolculuk sonunda hedefe ulaşmak
They arrived in London
Londra'ya vardılar
aman
Sahnedebıkkınlık veya yalvarma durumunda kullanılır
Oh, please stop it
Ah, lütfen dur artık
memnun etmek
birini mutlu etmek
I want to please my parents
Ailemi memnun etmek istiyorum
anlaşıldı
telsiz mesajını almak ve kavramak
Please the transmission
İletiyi anladım
oğlan
Sahnedegenç bir erkek çocuk veya genç adam
He is a bright lad
O zeki bir oğlan
delikanlı
genç bir erkek
The young lad helped me with my bags
Genç delikanlı çantalarımı taşımama yardım etti
koymak
Sahnedebir şeyi bir yere yerleştirmek
Put the book on the table
Kitabı masanın üzerine koy
ifade etmek
bir şeyi belirli bir şekilde söylemek
How should I put this
Bunu nasıl ifade etmeliyim
sokmak
birini zor bir duruma düşürmek
The mistake put him in a difficult situation
Hata onu zor bir duruma soktu
yöneltmek
dikkat veya çabayı bir şey üzerine çevirmek
She put all her energy into the project
Tüm enerjisini projeye yöneltti
kaymak
Sahnedebir yüzey üzerinde pürüzsüzce hareket etmek
The ice cube slides on the table
Buz küpü masanın üzerinde kayıyor
terlik
arkası açık bir ayakkabı türü
I bought new slides
Yeni terlikler aldım
slayt
dijital bir sunumdaki tek bir sayfa
This slide has a chart
Bu slaytta bir grafik var
es geçmek
bir şeyi yapmamayı tercih etmek
Just let that minor issue slide
Sadece o küçük sorunu es geç
varmak
seyahat sonrası bir yere ulaşmak
The train will come in soon
Tren yakında varacak
mevcut olmak
belirli bir formda satılmak veya bulunmak
This dress comes in red
Bu elbisenin kırmızısı var
işe yaramak
bir durumda faydalı olmak
This skill will come in handy
Bu beceri işe yarayacak
içeri girmek
bir odaya veya binaya girmek
Please come in
Lütfen içeri girin
gelmek
bir ürünün belirli seçenekleri veya çeşitleri ile sunulması
These shirts come in three sizes
Bu gömlekler üç bedende gelir
dereceye girmek
bir yarışmada belirli bir sırada bitirmek
She came in second in the race
Yarışta ikinci geldi
hareket etmek
Sahnedebir yerden başka bir yere gitmek
Please move your car
Lütfen arabanızı hareket ettirin
hamle
yapılan bir eylem veya adım
It was a smart move
Akıllıca bir hamleydi
film
sinemada veya televizyonda gösterilen bir hikaye
I watched a great movie last night
Dün gece harika bir film izledim
harika
Sahnedeçok iyi
You did a great job
Harika bir iş çıkardın
büyük
boyut veya derece olarak çok büyük
It was a great success
Büyük bir başarıydı
büyük
soy ağacında bir kuşak öncesi
He is my great-grandfather
O benim büyük büyükbabam
hissetmek
Sahnedefiziksel veya duygusal bir duyuya sahip olmak
I feel very tired
Çok yorgun hissediyorum
düşünmek
bir şeyin olduğuna dair inanca sahip olmak
I feel that you are right
Haklı olduğunu düşünüyorum
dokunmak
bir şeyi elle incelemek
Feel the fabric of this shirt
Bu gömleğin kumaşına dokun
üç
Sahnedeüç sayısı
I have three apples
Üç elmam var
rahatlamak
Sahnedesakinleşmek ve gerginliği azaltmak
I need to relax
Rahatlamam gerekiyor
gevşemek
gerginliği azaltmak
I like to relax on weekends
Hafta sonları gevşemeyi severim
memnun
Sahnedememnuniyet veya mutluluk duyan
I am glad to see you
Seni gördüğüme memnun oldum
iyi
Sahnedeyüksek kalitede veya tatmin edici
This is a good book
Bu iyi bir kitap
mal
alınıp satılan ürünler
These are luxury goods
Bunlar lüks mallardır
epey
bir miktarı veya dereceyi vurgulayan söz
It took a good ten minutes
Epey bir on dakika sürdü
kaçmak
bir yerden uzaklaşmak veya kurtulmak
He managed to get away with the bag
Çantayı alıp kaçmayı başardı
tamam
Sahnedebir şeyi kabul ettiğini belirtmek için kullanılır
OK I will do it
Tamam bunu yapacağım
uygun
yeterli veya tatmin edici
The price is ok
Fiyat uygun
çok miktar
büyük sayıda veya miktarda olan
I have an ok of work to do
Yapacak çok miktarda işim var
çok
büyük bir derecede
This song is ok good
Bu şarkı çok iyi
karar vermek
Sahnedebir seçim yapmak
I cannot decide
Karar veremiyorum
belirlemek
bir şeye karar kılıp seçmek
We decided the date
Tarihi belirledik
karar vermek
bir seçim yapmak
I decided to eat pizza
Pizza yemeye karar verdim
hayal
Sahnedearzu edilen bir şeye dair kurulan hoş düşünce veya rüya
He has a fantasy of traveling the world
Dünyayı gezme hayali var
fantezi
gerçek olmayan şeyleri konu alan hikaye
She loves reading fantasy books
O fantezi kitapları okumayı seviyor
hassas
Sahnedeolaylardan kolayca etkilenen veya üzülen
He is very sensitive
O çok hassastır
duyarlı
küçük değişikliklere hızlı tepki veren
The sensor is very sensitive
Sensör çok duyarlıdır
hassas
fiziksel olarak kolayca incinebilen
My teeth are sensitive to cold
Dişlerim soğuğa karşı hassastır
hassas
gizli tutulması gereken ve açıklanırsa sorun yaratabilecek
This is a sensitive topic
Bu hassas bir konu
geri dönmek
bir yere veya konuya tekrar gitmek
I went back to the office
Ofise geri döndüm
geri dönmek
eski haline veya konumuna dönmek
Let's get back to work
Hadi işe geri dönelim
alan
Sahnedebir yüzeyin veya boşluğun bir parçası
This is a quiet area
Burası sessiz bir alan
alan
belirli bir yer veya bölge
This is a play area for children
Burası çocuklar için bir oyun alanı
alan
bir konu veya durumun parçası
He is an expert in this area
O bu alanda bir uzmandır
anlamak
bir şeyi kavramak veya anlamak
I don't get it
Anlamıyorum
elemek
bir şeyin mümkün olmadığını belirlemek
We cannot rule out this option
Bu seçeneği eleyemeyiz
eleme
bir kişiyi veya olasılığı değerlendirme dışı bırakmak
The doctor ruled out a serious illness
Doktor ciddi bir hastalığı eledi
ayrılmak
bir yerden gitmek
I must be off now
Şimdi gitmeliyim
eğitim
Sahnedebecerileri öğrenme veya öğretme süreci
The company provides training for new employees
Şirket yeni çalışanlar için eğitim sağlıyor
antrenman
gücü veya beceriyi geliştirmek için yapılan fiziksel aktivite
He focuses on his training
Antrenmanına odaklanıyor
çalışma
düzenli alıştırma ile bir spora hazırlanma süreci
They started their training
Çalışmalarına başladılar
tahmin etmek
Sahnedekesin bilgi olmadan bir fikir yürütmek
Can you guess my age?
Yaşımı tahmin edebilir misin?
tahmin etmek
emin olmadan bir şeyin doğru olduğunu söylemek
Can you guess the answer
Cevabı tahmin edebilir misin
sanmak
bir durum hakkında kesin kanıt olmadan fikir oluşturmak
I guess it will rain
Sanırım yağmur yağacak
tahmin
emin olmadan doğru olduğunu düşündüğünüz bir fikir
It was just a guess
Sadece bir tahmindi
dalga
Sahnedesuyun veya havanın üzerindeki hareketli çıkıntı
The waves are very big today
Bugün dalgalar çok büyük
el sallamak
selamlaşmak veya vedalaşmak için elini hareket ettirmek
Wave hello to your grandmother
Büyükannene el salla
dalga
bir şeyin popülaritesinde veya etkinliğinde görülen ani artış
There is a new wave of interest in jazz
Caz müziğine karşı yeni bir ilgi dalgası var
itiraz etmek
Sahnedebir şeye katılmadığını söylemek
I object to this plan
Bu plana itiraz ediyorum
nesne
görülebilen ve dokunulabilen fiziksel şey
It is a small object
O küçük bir nesne
amaç
ulaşmayı planladığınız şey
Our main object is to succeed
Temel amacımız başarılı olmak
nesne
fiilden etkilenen isim veya zamir
Identify the object in the sentence
Cümledeki nesneyi belirleyin
zihin
Sahnedekişinin düşünen ve hisseden kısmı
He has a brilliant mind
Parlak bir zihni var
rahatsız olmak
bir şeyden rahatsızlık duymak
I don't mind the cold
Soğuktan rahatsız olmam
dikkat etmek
bir şeye odaklanmak veya özen göstermek
Please mind your step on the stairs
Lütfen merdivenlerde adımına dikkat et
niyetlenmek
bir şeyi yapmayı planlamak
I mind to help him
Ona yardım etmeye niyetlendim
oldukça
Sahnedebir dereceye kadar; aşırı olmayan
The exam was fairly easy
Sınav oldukça kolaydı
adilce
herkes için doğru ve eşit bir şekilde
The judge treated everyone fairly
Hakim herkese adilce davrandı
orta derecede
orta düzeyde
It is a fairly long walk
Bu orta derecede uzun bir yürüyüş
kullanışlı
Sahnedekullanımı kolay veya faydalı
This tool is very handy
Bu alet çok kullanışlı
el altında
kolayca ulaşılabilecek bir yerde olan
Keep your tools handy
Aletlerini el altında tut
becerikli
onarım veya yapım işlerinde yetenekli olan
He is very handy around the house
Ev işlerinde çok beceriklidir
anlamına gelmek
Sahnedebelirli bir anlama sahip olmak
What does this word mean
Bu kelime ne anlama geliyor
araç
bir şeyi yapma yolu
This is a means of communication
Bu bir iletişim aracıdır
kaba
nazik olmayan veya zalim
He is very mean to me
Bana karşı çok kaba
müthiş
çok iyi veya etkileyici olan
He plays a mean guitar
O müthiş gitar çalıyor
temiz
Sahnedekirli veya lekeli olmayan
The glass is clean
Bardak temiz
tamamen
bütünüyle veya tamamen
I clean forgot the date
Tarihi tamamen unuttum
temiz
yasadışı veya dürüst olmayan işlere karışmamış
He has a clean record
Onun sicili temiz
temiz
yasa dışı uyuşturucu veya alkol kullanmayan
He has been clean for three years
O üç yıldır temiz
saç
Sahnedekafa derisinde yetişen teller
I cut my hair
Saçımı kestirdim
kıl payı
çok küçük bir miktar veya mesafe
He won by a hair
Kıl payı kazandı
kıl
insan vücudunda yetişen ince teller
He has hair on his arms
Kollarında kıl var
saç
insanın başında büyüyen ince teller
She has long brown hair
Onun uzun kahverengi saçları var
çizgiyi aşmak
izin verilen veya uygun olan sınırın ötesinde
His joke was over the line
Şakası çizgiyi aştı
sınırı aşmış
belirlenmiş bir noktayı veya limiti geçmiş
You are over the line with that comment
Bu yorumunla sınırı aştın
ilgi
Sahnedebir şeyi öğrenme veya bilme isteği
She showed a great interest in science
Bilime büyük bir ilgi gösterdi
hobi
Sahnedeboş zamanlarda yapmaktan hoşlanılan etkinlik
Reading is one of my interests
Okumak hobilerimden biridir
faiz
ödünç alınan para için ödenen ek ücret
The bank charges a high interest rate
Banka yüksek bir faiz oranı uyguluyor
pay
bir işteki ortaklık veya hisse durumu
He has an interest in the company
Şirkette bir payı var
dil
Sahnedefikirleri ifade etmek için kullanılan kelime sistemi
I am learning a new language
Yeni bir dil öğreniyorum
dışında
aynı seviye veya kategoride olmayan
This is out of my league
Bu benim ligimin dışında
-den yapılmış
bir malzemeden veya kaynaktan üretilmiş
It is made out of wood
Bu ahşaptan yapılmış
bitmiş
bir şeyin artık kalmaması
We are out of milk
Sütümüz bitti
-den dışarı
bir şeyi içeriden dışarı çıkarmak
Get out of the car
Arabadan çık
uzak
bir şeyden kaçınmak veya girmemek
Stay out of trouble
Beladan uzak dur
dışarı
içinden dışına doğru
He ran out of the house
Evden dışarı koştu
kalmadı
bir şeyin elinde tükenmiş olması
We are out of sugar
Şekerimiz kalmadı
ileri
Sahnedeön tarafa veya geleceğe doğru
Step forward
İleri adım at
girişken
kaba görünebilecek kadar kendinden emin
He was too forward
Fazla girişkendi
forvet
sporlarda hücum oyuncusu pozisyonu
He plays as a forward
Forvet olarak oynuyor
iletmek
bir şeyi başka bir kişiye veya yere göndermek
Please forward the email
Lütfen e-postayı iletin
Selam
Sahnedesamimi ve gayriresmî bir selamlaşma sözü
Heya, what's up?
Selam, naber?
uğramak
birinin evine veya bulunduğu yere gitmek
Do you want to come over tonight?
Bu akşam uğramak ister misin?
etkisine almak
birinin duygu veya davranışlarını aniden değiştirmek
I do not know what came over her
Ona ne olduğunu bilmiyorum
ısınma
Sahnedebir yerin sıcak hale gelme süreci
The heating in the house is good
Evdeki ısınma iyi
ısıtma
bir şeyi sıcak hale getirme işlemi
The heating of the soup is fast
Çorbanın ısıtılması hızlı
kalorifer
binaları ısıtmak için kullanılan sistem
The heating is off today
Bugün kalorifer kapalı
sarhoş
Sahnedeçok fazla alkol aldığı için kendinde olmayan
He is too drunk to drive
Araba sürmek için çok sarhoş
ayyaş
çok fazla alkol tüketen kişi
He is a drunk
O bir ayyaş
içilmiş
içilerek tüketilmiş
I have drunk all the water
Tüm suyu içtim
sarhoş
birine karşı çok güçlü bir çekim hissetmek
She was drunk with love
Aşkla sarhoş olmuştu
içermek
Sahnedebir şeyin içinde başka bir şeyin bulunması
The box contains books
Kutu kitap içeriyor
kontrol altına almak
bir şeyi belirli bir alan içinde tutmak
The firemen tried to contain the fire
İtfaiyeciler yangını kontrol altına almaya çalıştı
tamam
yeterince iyi veya kabul edilebilir
The meal was all right
Yemek idare ederdi
peki
kesinlikle veya şüphe duymadan
All right, I will come
Peki, geleceğim
tamam
dinleyicinin anladığını kontrol etmek veya ara vermek için kullanılır
All right, let's move on
Tamam, devam edelim
tamam
bir şeyi kabul ettiğini belirtmek için kullanılır
All right I will help you
Tamam sana yardım edeceğim
bayılmak
bilincini kaybetmek
It was so hot that he passed out
Hava o kadar sıcaktı ki bayıldı
dağıtmak
bir gruptaki herkese vermek
He will pass out the papers
Kağıtları dağıtacak
bayılmak
bilincini yitirmek
She might pass out from the heat
Sıcaktan bayılabilir
neyse
Sahnedeönemsemediğini belirtmek için kullanılır
Whatever, I don't care
Neyse, umurumda değil
her ne olursa olsun
her ne olursa olsun
Do whatever you want
Ne istersen onu yap
herhangi bir şey
belirli olmayan bir şey
You can eat whatever you want
İstediğin herhangi bir şeyi yiyebilirsin
ne olursa olsun
sonucun fark etmediğini ifade eder
I will stay whatever happens
Ne olursa olsun kalacağım
önce
Sahnedeşimdiden önce veya geçmişte
I saw him two days ago
Onu iki gün önce gördüm
önce
şimdiye göre geçmişte kalmış zaman
I arrived an hour ago
Bir saat önce geldim