

Off Campus — Season 1 Episode 3
Kelimeler ve anlamları
510 kelime
Seviye
emin
Sahnedeşüphenin olmaması
I am sure about this
Bu konuda eminim
yer
belirli bir alan veya nokta
We met at this sure
Bu yerde buluştuk
kararsız
bir şey hakkında kesinliği olmayan
He is sure about the plan
Plan hakkında kararsız
elbette
bir şeyi kabul ettiğini veya onayladığını söylemek
Sure I will do that
Elbette bunu yapacağım
silecek
Sahnedeön camı temizleyen araç
The wipers are on
Silecekler çalışıyor
sesle ilgili
Sahnedeinsan sesiyle ilgili olan
He has great vocal range
Harika bir ses aralığı var
açık sözlü
görüşlerini özgürce dile getiren
She is very vocal about her beliefs
İnançları konusunda çok açık sözlüdür
sürekli bahsetmek
Sahnedebir konu hakkında sıkıcı veya rahatsız edici şekilde uzun süre konuşmak
He keeps going on about his old job
Eski işinden sürekli bahsedip duruyor
uzatıp durmak
bir konu hakkında çok uzun süre konuşmak
She went on about her problems for hours
Sorunları hakkında saatlerce uzatıp durdu
uzun uzun anlatmak
bir konu hakkında çok uzun süre konuşmak
Please do not go on about your work all night
Lütfen bütün gece işin hakkında uzun uzun konuşma
layık olmayan
Sahnedebir şeye değer görülmeyen
He felt unworthy of the award
Ödül için layık olmadığını hissetti
ders çalışma
Sahnedebir konu hakkında öğrenmek için zaman harcama
I am studying for my exams
Sınavlarım için ders çalışıyorum
inceleme
bir konu üzerinde yapılan ayrıntılı araştırma
They are studying the data
Verileri inceliyorlar
olmadan
Sahnedebir şeye sahip olmadan
I cannot see without my glasses
Gözlüklerim olmadan göremem
olmadan
bir şeyin veya birinin dahil edilmediği durum
You cannot go without a ticket
Bilet olmadan gidemezsin
dışında
bir şeyin dış tarafında
He stood without the door
Kapının dışında duruyordu
sonrasında
Sahnedebahsedilen zamandan sonra
He left later
O daha sonra ayrıldı
daha geç
beklenen zamandan sonra gerçekleşen
He arrived later than usual
Normalden daha geç geldi
yakın zamanda
çok uzun zaman önce olmayan
It happened in a later development
Bu yakın zamandaki bir gelişmede oldu
kibirli
Sahnedekendini çok üstün gören
He is very arrogant
O çok kibirlidir
kolay
Sahnedeyapılması veya anlaşılması zor olmayan
This math test was easy
Bu matematik sınavı kolaydı
yumuşak
sert veya katı olmayan
Be easy with her
Ona karşı yumuşak ol
elbette
bir isteği kabul ederken veya onaylarken kullanılan ifade
Can you do this? Easy
Bunu yapabilir misin? Elbette
rahat
endişeli olmayan ve sakin
She has an easy personality
O rahat bir kişiliğe sahip
bu yüzden
Sahnedeaz önce belirtilenin bir sonucu olarak
It is raining hence we will stay inside
Yağmur yağıyor bu yüzden içeride kalacağız
bu nedenle
bu sebeple
He was late, hence the apology
Geç kaldı, bu yüzden özür diledi
bundan sonra
şu andan itibaren
We will leave ten days hence
Bundan on gün sonra ayrılacağız
ayak bileği
Sahnedeayağı bacağa bağlayan eklem
I hurt my ankle
Ayak bileğimi incittim
ayak bileği
ayak ile bacak arasındaki eklem
He wore socks up to his ankle
Bileğine kadar çorap giydi
mutlak
Sahnedetam veya sınırsız
He has absolute power
Onun mutlak gücü var
lanet olsun
Sahnedeöfke veya hayal kırıklığı ifadesi
Damn, I forgot my keys
Lanet olsun, anahtarlarımı unuttum
önemsemek
bir şeyi önemsemek veya değer vermek
I don't give a damn about it
Bunu hiç umurumda değil
lanetlemek
birinin cezayı hak ettiğini söylemek
The priest damned the sinner
Rahip günahkarı lanetledi
çok
büyük bir derecede
It is damn hot today
Bugün hava feci sıcak
yapmak
Sahnedebir işi yerine getirmek
What are you doing
Ne yapıyorsun
yapma
bir şeyi gerçekleştirme eylemi
Success comes from doing
Başarı yapmaktan gelir
yapma
bir eylemi gerçekleştirme
I am doing my homework
Ödevimi yapıyorum
yapmak
bir eylemi gerçekleştirmek
She is doing her homework
O ödevini yapıyor
sonraki
Sahnedeşu anki veya mevcut olandan sonra gelen
See you next week
Gelecek hafta görüşürüz
sıvı
Sahnedeakışkan olan ve katı olmayan madde
Water is a liquid
Su bir sıvıdır
likit
borçları ödemek için hazır paraya sahip olan
The company is liquid enough to pay its debts
Şirket borçlarını ödeyecek kadar likit durumda
bakmak
Sahnedebirine veya bir şeye bakmak veya ilgilenmek
I look after my little brother
Küçük kardeşime bakarım
ilgilenmek
birinin veya bir şeyin bakımını üstlenip iyi durumda olmasını sağlamak
You must look after your dog
Köpeğinle ilgilenmelisin
dosya
Sahnedebelgelerin veya dijital verilerin toplandığı yer
I opened the file
Dosyayı açtım
sıra
insanların birbiri ardına dizildiği sıra
The students walked in a file
Öğrenciler tek sıra halinde yürüdü
törpü
bir şeyi düzeltmek veya şekillendirmek için kullanılan pürüzlü alet
She used a nail file
Tırnak törpüsü kullandı
dosyalamak
resmî makamlara belge teslim etmek
You must file your report today
Raporunu bugün dosyalamalısın
eklemek
Sahnedebir şeyi başka bir şeye katmak
Add some salt to the soup
Çorbaya biraz tuz ekle
artırmak
bir şeyin miktarını veya değerini büyütmek
They added to their existing debt
Mevcut borçlarını artırdılar
dikkat eksikliği
odaklanmayı zorlaştıran bir bozukluk
He has ADD and struggles to focus
Onun dikkat eksikliği var ve odaklanmakta zorlanıyor
eklemek
daha fazla şey söylemek
He added that he will be late
Geç kalacağını da ekledi
konuşma
Sahnedefikir veya bilgilerin sözlü olarak paylaşılması
We had a long talk
Uzun bir konuşma yaptık
konuşabilmek
Sahnedekonuşma yeteneğine sahip olmak
The baby can talk
Bebek konuşabiliyor
ikna etmek
birini bir şeyi yapmaya razı etmek
I talked him into coming
Onu gelmeye ikna ettim
konuşma
bir konu üzerine yapılan resmi sözlü sunum
She gave a short talk about history
Tarih hakkında kısa bir konuşma yaptı
tanımlamak
Sahnedebir şeyin ne anlama geldiğini açıklamak
Can you define this word
Bu kelimeyi tanımlayabilir misin
tanımlamak
bir şeyin ne olduğunu açıklamak
Can you define this word
Bu kelimeyi tanımlayabilir misin
trajik bir şekilde
Sahnedeçok üzücü bir şekilde
Tragically, the young man died in an accident
Trajik bir şekilde, genç adam bir kazada hayatını kaybetti
atıp tutan kişi
Sahnedeaptalca veya gerçek dışı şeyler söyleyen kişi
He is a total bullshitter
O tam bir yalancı
savunma oyuncusu
Sahnedebuz hokeyinde rakip takımın gol atmasını engellemekle görevli oyuncu
The defenseman blocked the shot
Savunma oyuncusu şutu engelledi
aynı
Sahnedefarklı olmayan
We have the same car
Bizim arabalarımız aynı
aynı
daha önce sözü edilenin tıpkısı
I saw the same man yesterday
Dün aynı adamı gördüm
önce
Sahnedeşimdiye göre geçmişte kalmış zaman
I arrived an hour ago
Bir saat önce geldim
önce
şimdiden önce veya geçmişte
I saw him two days ago
Onu iki gün önce gördüm
iki
Sahnede2 sayısı
I have two cats
İki kedim var
iki
1 ve 1 sayılarının toplamı olan rakam
I have two apples
İki elmam var
iki
1 sayısından sonra gelen sayı
The answer is two
Cevap iki
iki
2 sayısı
I have two dogs
İki köpeğim var
biriyle yatmak
Sahnedebiriyle cinsel ilişkiye girmek
He hopes to get laid tonight
Bu gece biriyle yatmayı umuyor
bakış açısı
Sahnedebir duruma bakış tarzı
Try a different angle
Farklı bir bakış açısı dene
açı
iki doğrunun kesiştiği noktadaki açıklık
This is a right angle
Bu bir dik açıdır
eğmek
bir şeyi belli bir yöne doğru yatırmak
Please angle the camera down
Lütfen kamerayı aşağı doğru eğin
açı
iki doğrunun birleştiği yerdeki açıklık
This angle is ninety degrees
Bu açı doksan derecedir
hatırlamak
Sahnedegeçmişteki bir anıyı zihne geri getirmek
I remember my childhood
Çocukluğumu hatırlıyorum
hatırlamak
bir şeyi yapmayı unutmamak
Remember to lock the door
Kapıyı kilitlemeyi hatırla
bastırmak
Sahnedebir şeye baskı uygulamak
Press the button
Düğmeye bas
basın
haber kurumları ve gazeteciler
The press is here
Basın burada
ısrar etmek
bir konuda güçlü talepte bulunmak
They will press us for an answer
Bizden cevap için ısrar edecekler
başa çıkmak
Sahnedebir durumla veya sorunla ilgilenmek
I can handle this problem
Bu sorunla başa çıkabilirim
takma ad
kimlik belirlemek için kullanılan isim veya lakap
What is your Twitter handle
Twitter kullanıcı adın nedir
sap
bir nesneyi tutmaya yarayan parça
The door handle is broken
Kapı kolu kırık
uzatmak
bir şeyi elden ele teslim etmek
Handle the book to your friend
Kitabı arkadaşına uzat
halletmek
bir işi çözüme kavuşturmak veya yönetmek
I can handle this task
Bu görevi halledebilirim
şarkı yazarlığı
Sahnedeşarkı sözü ve müziği üretme işi
She learned songwriting at school
Okulda şarkı yazarlığını öğrendi
tamam
Sahnedekabul veya onay belirtmek için kullanılır
Okay, I agree
Tamam, katılıyorum
iyi
Sahnedeiyi veya kabul edilebilir durumda olan
I am okay
İyiyim
peki
Sahnedebir cümleye başlamak veya dikkat çekmek için kullanılır
Okay, let's go
Peki, hadi gidelim
kanat arkadaşı
Sahnedebirinin romantik bir partner bulmasına yardım eden kişi
He was my wingman at the bar
Barda benim kanat arkadaşımdı
destekleyici arkadaş
sosyal durumlarda birine yardım eden kişi
He is a great wingman
O harika bir destekleyici arkadaştır
teşekkür
Sahnedebir takdir ifadesi
A big thank you to all
Herkese büyük bir teşekkür
teşekkür ederim
minnettarlık göstermek için kullanılan sözler
Thank you for the help
Yardım için teşekkür ederim
teşekkür ederim
minnettar olduğunuzu belirtmek için kullanılan sözler
Thank you for your help
Yardımın için teşekkür ederim
tako
Sahnedekatlanmış mısır tortillası ve iç malzemeden oluşan Meksika yemeği
He ordered a beef taco
Dana etli bir tako sipariş etti
tako
tortilla ve iç malzemeden yapılan Meksika yemeği
I love eating tacos
Tako yemeyi severim
tako
içine çeşitli malzemeler konulan katlanmış Meksika yemeği
I ate a delicious taco for lunch
Öğle yemeğinde lezzetli bir tako yedim
bulmak
Sahnedebirinin veya bir şeyin nerede olduğunu öğrenmek
I found my keys
Anahtarlarımı buldum
bulmak
birinin veya bir şeyin nerede olduğunu öğrenmek
They found the lost dog
Kayıp köpeği buldular
kurmak
bir şeyi başlatmak veya oluşturmak
He founded a new company
Yeni bir şirket kurdu
karar vermek
yasal bir süreçte bir sonuca veya hükme ulaşmak
The court found that the agreement was invalid
Mahkeme sözleşmenin geçersiz olduğuna karar verdi
cevap vermek
Sahnedebir soruya veya duruma karşılık olarak bir şey söylemek veya yapmak
Please respond to my question
Lütfen soruma cevap verin
yanıtlamak
bir yazıya veya mesaja karşılık olarak bir şey yazmak veya söylemek
He didn't respond to the email
E-postaya yanıt vermedi
tepki vermek
bir şeye karşılık olarak bir şey yapmak
How did he respond to the news
Habere nasıl tepki verdi
cevap vermek
bir soruya veya söze karşılık olarak bir şey söylemek
Please respond to my question
Lütfen soruma cevap ver
gitar
Sahnedeparmaklarla veya pena ile çalınan telli bir müzik aleti
I play the guitar
Gitar çalarım
berbat
Sahnedeçok kötü veya düşük kaliteli
This movie is shit
Bu film berbat
kandırmak
birini kandırmak veya ona yalan söylemek
Are you shitting me
Benimle dalga mı geçiyorsun
fıkra
Sahnedesonu komik biten kısa hikaye
He told a funny joke
Komik bir fıkra anlattı
şaka
ciddiye alınmaması gereken şey
His excuse was a joke
Bahanesi bir şakaydı
şaka
insanları güldürmek için yapılan komik veya zekice davranış
He played a joke on his friend
Arkadaşına bir şaka yaptı
şaka yapmak
gülmek için bir şeyler söylemek veya ciddi olmadığını belirtmek
I was only joking
Sadece şaka yapıyordum
ha
Sahnedekafa karışıklığını veya tekrar isteğini belirtir
Huh? Who is that?
Ha? O kim?
değil mi
karşıdakinin katılıp katılmadığını sormak için kullanılır
It's hot, huh?
Hava sıcak, değil mi?
planlamak
Sahnedebir şey için hazırlık yapmak
We plan a trip
Bir gezi planlıyoruz
plan
Sahnedebir şeyi yapmak için yöntem
I have a great plan
Harika bir planım var
planlamak
Sahnedebir şeyi yapmaya niyet etmek
I plan to travel
Seyahat etmeyi planlıyorum
plan
bir şeyi yapma konusundaki fikir veya düzenleme
We have a plan for the weekend
Hafta sonu için bir planımız var
üzerine yürümek
Sahnedebirine tehditkar bir şekilde yaklaşmak
He came at me angrily
Öfkeyle üzerime yürüdü
üzerine gelmek
bir şeye veya birine doğru hareket etmek
The dog came at me
Köpek üzerime geldi
varmak
bir yere veya sonuca ulaşmak
How did you come at this conclusion
Bu sonuca nasıl vardın
varmak
bir yere veya zamana ulaşmak
He came at the right time
O doğru zamanda geldi
gerektirmek
bir şeye ihtiyaç duymak
This task comes at a lot of focus
Bu görev çok fazla odaklanma gerektirir
bot
Sahnedeayağı ve ayak bileğini veya bacağı örten ayakkabı
I bought new boots for winter
Kış için yeni botlar aldım
üstelik
söylenenlere ilave bir şey eklemek için kullanılır
He is smart and kind to boot
O hem zeki hem de üstelik nazik
bagaj
arabanın arkasında eşya taşımak için kullanılan yer
Put the suitcase in the boot
Bavulu bagaja koy
başlatmak
bilgisayarı açıp çalışır duruma getirmek
It takes a minute to boot the computer
Bilgisayarı başlatmak bir dakika sürüyor
profesyonel
Sahnedebir işte oldukça yetenekli olan kişi
He is a professional photographer
O profesyonel bir fotoğrafçıdır
mesleki
özel eğitim gerektiren bir işle ilgili olan
She wants to improve her professional skills
Mesleki becerilerini geliştirmek istiyor
profesyonel
bir kişinin işi veya kariyeri ile ilgili
This is a professional decision
Bu profesyonel bir karar
umursamak
Sahnedebir şeyi önemsemek
I do not give a damn
Bunu hiç umursamıyorum
açıklamak
Sahnedebir şeyi anlaşılır hale getirmek
Can you explain this
Bunu açıklayabilir misin
açıklamak
bir şeyi anlaşılır kılmak için bilgi vermek
Please explain the rules to me
Lütfen kuralları bana açıkla
açıklamak
bir şeyi kolay anlaşılır kılmak için nedenlerini veya detaylarını vermek
Can you explain this rule
Bu kuralı açıklayabilir misin
açıklamak
bir şeyi anlaşılır hale getirmek
Can you explain this math problem to me
Bu matematik problemini bana açıklayabilir misin
çapkın
Sahnedeilişkilerde bencil davranan ve partnerine kötü muamele eden erkek
He is such a fuckboy because he never replies to her messages
O tam bir çapkın çünkü mesajlarına asla cevap vermiyor
etiketlemek
Sahnedebir şeyin üzerine isim veya bilgi yazmak veya yapıştırmak
Please label all your boxes
Lütfen tüm kutularınızı etiketleyin
etiket
ürün hakkında bilgi veren küçük parça
Check the label
Etiketi kontrol et
karbonhidrat ağırlıklı
Sahnedeçok miktarda karbonhidrat içeren
This meal is very carb forward
Bu öğün çok karbonhidrat ağırlıklı
büyülemek
Sahnedebirini hayran bırakmak veya şaşkına çevirmek
The stars bedazzled the crowd at the concert
Yıldızlar konserdeki kalabalığı büyüledi
şeyler
Sahnedebir nesne, fikir veya durum
Some things are hard to explain
Bazı şeyler açıklanması zordur
şeyler
Sahnedeherhangi türden ögeler
I have many things to do today
Bugün yapacak çok şeyim var
şey
nesne veya eşya
This is a useful thing
Bu yararlı bir şey
eşyalar
belirli türdeki nesneler
I have many things in my bag
Çantamda birçok eşya var
işler
durumlar veya faaliyetler
Things are going well today
Bugün işler iyi gidiyor
işler
genel durum veya olayların gidişatı
Things are going well
İşler yolunda gidiyor
bebeğim
Sahnedesevilen veya beğenilen kişiye hitap ederken kullanılan samimi sözcük
I love you babe
Seni seviyorum bebeğim
çekici kişi
genellikle kadınlar için kullanılan çekici kişi
She is a real babe
O gerçekten çekici bir kadın
toy
tecrübesiz veya saf kişi
He is a babe in the woods when it comes to business
İş konusunda tam bir toy
bebek
çok küçük çocuk
She is holding the babe in her arms
Bebeği kollarında tutuyor
sıcak
Sahnedeyüksek sıcaklıkta olan
The coffee is hot
Kahve sıcak
popüler
Sahnedeşu an çok ilgi gören
This game is hot
Bu oyun çok popüler
hevesli
bir şeyi yapmaya çok istekli olan
He is hot to start his new job
Yeni işine başlamak için çok hevesli
harika
çok iyi veya etkileyici olan
This new movie is hot
Bu yeni film harika
ateşli
hastalık sebebiyle vücut ısısının yüksek olması
I feel hot because I have a fever
Ateşim olduğu için kendimi sıcak hissediyorum
sevgili
Sahnederomantik veya cinsel ilişki yaşanan kişi
They are secret lovers
Onlar gizli sevgililer
sever
bir şeyi çok seven kimse
He is a music lover
O bir müziksever
sevgili
başka biriyle romantik ilişki yaşayan kimse
They are happy lovers
Onlar mutlu sevgililer
saat
Sahnede60 dakikaya eşit süre
I will be there in one hour
Bir saat içinde orada olacağım
saat
bir günün yirmi dört parçasından biri
We will leave in one hour
Bir saat içinde ayrılacağız
saat
60 dakikalık zaman dilimi
I will be there in an hour
Bir saat içinde orada olacağım
bilgi kartı
Sahnedeöğrenmeyi kolaylaştırmak için üzerinde bilgi bulunan kart
I use flash cards to study new words
Yeni kelimeleri çalışmak için bilgi kartları kullanıyorum
saygı
Sahnedebaşkalarına karşı gösterilen nazik davranış ve özen
We show respect for our elders
Yaşlılarımıza saygı gösteririz
yön
bir şeyin belirli bir parçası veya detayı
He is right in this respect
O bu yönden haklı
saygı duymak
bir kişi veya şey hakkında olumlu düşüncelere sahip olmak
I respect my teacher
Öğretmenime saygı duyarım
dolanma
Sahnedebir şeyin etrafında dairesel yolda hareket etme
The eagle is circling above the field
Kartal tarlanın üzerinde dolanıyor
giydirmek
Sahnedebirine kıyafet giydirmek
She helped clothe the baby
Bebeği giydirmesine yardım etti
çalışmak
Sahnedebir konu hakkında bilgi edinmek için zaman harcamak
I study English every day
Her gün İngilizce çalışırım
çalışma odası
Sahnedeokuma yazma veya çalışma için kullanılan oda
He is in his study
O çalışma odasında
hızlı öğrenen
bir şeyi çabuk kavrayan kimse
She is a fast study
O hızlı öğrenen biridir
araştırma
bir konunun detaylı incelenmesi
They conducted a study on the new medicine
Yeni ilaç üzerine bir araştırma yaptılar
teklif etmek
Sahnedebirinin kabul etmesi veya reddetmesi için bir şey sunmak
They offered him a new job
Ona yeni bir iş teklif ettiler
ikram etmek
birine bir şeyi alma şansı vermek
He offered me some water
Bana biraz su ikram etti
teklif
bir şeyin yapılması veya verilmesi yönündeki öneri
He accepted the job offer
İş teklifini kabul etti
sunmak
birine bir şey vermek veya uzatmak
He offered his hand to her
Elini ona uzattı
tamirci
Sahnedemakineleri özellikle de arabaları tamir eden kişi
The mechanic fixed my car
Tamirci arabamı tamir etti
tamirci
makineleri veya motorları onaran kişi
The mechanic fixed my car
Tamirci arabamı tamir etti
tamirci
makineleri veya araçları onaran kişi
The mechanic fixed my car
Tamirci arabamı tamir etti
tamirci
makineleri veya motorları onaran kişi
The mechanic fixed my car
Tamirci arabamı tamir etti
ketojenik diyet
Sahnededüşük karbonhidratlı ve yüksek yağlı bir beslenme planı
Many people follow a keto diet for weight loss
Birçok insan kilo kaybı için ketojenik diyet yapıyor
cüzdan
Sahnedepara ve kartların konulduğu küçük katlanabilir kılıf
I lost my wallet
Cüzdanımı kaybettim
cüzdan
para ve kart taşımaya yarayan küçük eşya
I keep my money in my wallet
Paramı cüzdanımda taşıyorum
kadın cinsel organı
kadın dış cinsel organı için kullanılan argo bir terim
Some people use the word wallet as a slang term for female genitalia
Bazı insanlar wallet kelimesini kadın cinsel organı için argo bir terim olarak kullanır
bitirmek
Sahnedebir şeyi sona erdirmek
I need to finish my homework
Ödevimi bitirmem gerekiyor
bitiş
bir olayın veya etkinliğin sonu
She is near the finish of her project
Projesinin bitişine yaklaştı
yüzey görünümü
bir yüzeyin son hali
The wood has a glossy finish
Ahşabın parlak bir yüzey görünümü var
bitirmek
bir şeyi sona erdirmek
I need to finish my homework
Ödevimi bitirmem gerekiyor
meme
Sahnedekadın göğsü için kullanılan gayri resmi terim
She has small boobs
Küçük memeleri var
aptalca hata
aptalca yapılan bir hata
I made a real boob
Gerçekten aptalca bir hata yaptım
aptal
aptal veya şapşal bir kişi
Stop acting like a boob
Aptal gibi davranmayı bırak
doğaçlama yapmak
Sahnedebir konu hakkında resmi olmayan şekilde doğaçlama konuşmak veya performans sergilemek
He started to riff on the theme of space travel
Uzay yolculuğu teması üzerine doğaçlama yapmaya başladı
tuvalet
Sahnedetuvalet ve lavabosu olan oda
Where is the bathroom?
Tuvalet nerede?
banyo
tuvalet ve lavabosu olan oda
The bathroom is upstairs
Banyo üst katta
yetenek
Sahnededoğuştan gelen beceri veya yatkınlık
She has a talent for music
Onun müziğe yeteneği var
yetenek
doğuştan gelen beceri veya kabiliyet
She has a talent for painting
Onun resim yapmaya yeteneği var
yetenekli insanlar
özel bir beceriye sahip kimseler grubu
The company is looking for new talent
Şirket yeni yetenekler arıyor
yetenekli
Sahnededoğal bir yeteneği veya becerisi olan
He is a talented musician
O yetenekli bir müzisyen
kullanmak
Sahnedebir şeyden yararlanmak
Can I use your pen
Kalemini kullanabilir miyim
yarar
bir şeyin sağladığı fayda
That information has no use
O bilginin hiçbir yararı yok
eskiden yapmak
geçmişte düzenli yapılan ama artık yapılmayan eylem
I used to swim every morning
Eskiden her sabah yüzerdim
ihtiyaç duymak
bir şeye gerek duymak
I could really use some help
Gerçekten biraz yardıma ihtiyacım var
sav veya argüman
Sahnedebir fikri desteklemek için sunulan nedenler bütünü
His argument was very convincing
Onun savı çok ikna ediciydi
tartışma
insanların farklı görüşlere sahip olduğu bir konuşma
They had a loud argument
Şiddetli bir tartışma yaşadılar
sürmek
Sahnedehareket halindeki bir aracı kontrol ederek kullanmak
She wants to ride her new bike
Yeni bisikletini sürmek istiyor
kaymak
bir konumda bulunmak veya yer değiştirmek
Her skirt tends to ride up
Eteği yukarı kayma eğiliminde
lunapark aracı
eğlence parklarında insanların keyif için bindiği mekanik araç
The roller coaster is a fun ride
Hız treni eğlenceli bir lunapark aracıdır
niyetinde olmak
Sahnedene yapmayı planladığını ifade etmek için kullanılır
I am going to study
Ders çalışacağım
gitmek
Sahnedebir yerden başka bir yere hareket etmek
I go to school every day
Her gün okula giderim
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
I go to school
Okula giderim
favori
belirli bir amaç için en sık kullanılan
This is my go-to coffee shop
Burası benim favori kahvecim
uyumaya gitmek
geçici olarak bir yerde uyumak
I go to sleep at ten
Saat onda uyumaya giderim
bozulmak
bir şeyin niteliğinin veya durumunun kötüleşmesi
This building will go to ruin soon
Bu bina yakında harap olacak
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
We will go to the park later
Daha sonra parka gideceğiz
niyetlenmek
bir eylemi yapmayı planlamak
I am going to call him tomorrow
Yarın onu aramayı planlıyorum
başvurulacak
yardım için danışılan kişi veya kaynak
She is my go to person for advice
Tavsiye için başvurduğum kişi odur
incelemek
bir şeyin doğru veya kabul edilebilir olup olmadığını anlamak için ona bakmak
Please go to the file to check for any mistakes
Hata olup olmadığını kontrol etmek için lütfen dosyayı inceleyin
tercih edilen
en sık başvurulan kişi veya şey
This is my go-to place for coffee
Burası kahve için tercih ettiğim yer
başvuru kaynağı
yardım almak için güvenilen kişi veya şey
She is my go to person for advice
O benim tavsiye için başvurduğum kişidir
gitmek
bir yere varmak veya bir etkinliğe katılmak
We go to school every morning
Her sabah okula gideriz
gitmek
bir yere bir amaçla gitmek
I go to school every day
Her gün okula giderim
göstermek
bir şeyin doğru olduğunu kanıtlamak veya ortaya koymak
This goes to show that hard work pays off
Bu çok çalışmanın karşılığını verdiğini gösteriyor
ilk tercih
birinin en sık kullandığı veya seçtiği şey ya da kişi
Pizza is my go-to meal on Fridays
Pizza cumaları ilk tercihim olan yemektir
yakıt
Sahnedeenerji üretmek için kullanılan madde
The car ran out of fuel
Arabanın yakıtı bitti
beslemek
bir şeyin büyümesi veya gerçekleşmesi için gereken enerjiyi sağlamak
His passion fuels his creativity
Tutkusu yaratıcılığını besliyor
yakıt sağlamak
bir şeye enerji veya güç sağlamak
Good food fuels our bodies
İyi yemek vücudumuza enerji sağlar
hava
Sahnedegenel bir his veya ortam
This room has a cool vibe
Bu odanın çok hoş bir havası var
etkilemek
birini belli bir şekilde etkilemek
She vibes with her colleagues
O çalışma arkadaşları üzerinde iyi bir etki bırakıyor
hissetmek
belirli bir ruh halini deneyimlemek
I am really vibing this music
Bu müziği gerçekten hissediyorum
keyif yapmak
rahatlayıp anın tadını çıkarmak
They are just vibing at the beach
Sahilde keyif yapıyorlar
frekans tutmak
birinin hislerini veya enerjisini anlamak
We really vibe well together
Onunla frekansımız gerçekten tutuyor