Succession — 1. Sezon Bölüm 5
Kelimeler ve anlamları
824 kelime
Seviye
şok
Sahnedeani bir şaşkınlık veya üzüntü hissi
It was a big shock
Bu büyük bir şoktu
elektrik çarpması
vücuttan geçen elektriğin yarattığı ani acı hissi
I felt a shock when I touched the wire
Tele dokunduğumda elektrik çarpması hissettim
şok
vücudun ani ve tehlikeli tepki göstermesi durumu
The patient went into shock after the medicine
Hasta ilacı aldıktan sonra şoka girdi
şok
cihazlarda veya makinelerde bulunan bir seçenek
Press the shock button to start
Başlatmak için şok düğmesine basın
e-posta
Sahnedeinternet üzerinden elektronik olarak gönderilen mesaj
I sent an email to my boss
Patronuma bir e-posta gönderdim
e-posta
bilgisayar aracılığıyla gönderilen veya alınan mesaj
I sent an email to my boss
Patronuma bir e-posta gönderdim
e-posta göndermek
internet üzerinden elektronik olarak mesaj yollamak
I will email you the report later
Raporu sana daha sonra e-posta ile göndereceğim
iyi
Sahnedeyüksek kalitede veya tatmin edici
This is a good book
Bu iyi bir kitap
mal
alınıp satılan ürünler
These are luxury goods
Bunlar lüks mallardır
epey
bir miktarı veya dereceyi vurgulayan söz
It took a good ten minutes
Epey bir on dakika sürdü
konuşmak
Sahnedebirisiyle sohbet etmek amacıyla konuşmak
I need to speak to you
Seninle konuşmam gerekiyor
azarlamak
birisinin kötü davranışı veya hatası hakkında ciddi şekilde konuşmak
The teacher had to speak to the student
Öğretmen öğrenciyi azarlamak zorunda kaldı
hitap etmek
birinin duygularına veya düşüncelerine seslenmek
This movie really speaks to me
Bu film gerçekten duygularıma hitap ediyor
konuşmak
biriyle sohbet etmek veya iletişim kurmak
I need to speak to you
Seninle konuşmam gerekiyor
konuşmak
biriyle sözlü iletişim kurmak
I need to speak to him
Onunla konuşmam gerekiyor
görüşmek
biriyle karşılıklı sohbet etmek
I want to speak to the manager
Müdürle görüşmek istiyorum
paket
Sahnedeeşyaları koymaya yarayan küçük kap veya zarf
I bought a packet of seeds
Bir paket tohum aldım
paket
içinde ürünlerin bulunduğu küçük kapalı paket
I opened the packet of chips
Cips paketini açtım
gevelemek
Sahnedesessiz ve belirsiz bir şekilde konuşmak
He mumbled something
Bir şeyler geveledi
mırıldanmak
alçak sesle ve anlaşılmaz bir şekilde konuşmak
Don't mumble
Mırıldanma
az miktar
Sahnedebir şeyin çok küçük miktarı
He has a modicum of common sense
Onun birazcık sağduyusu var
kopya
Sahnedebaşka bir şeyin aynısı olarak yapılan şey
I made a copy of the document
Belgenin bir kopyasını çıkardım
anlaşıldı
bir radyo mesajını almak ve anlamak
Copy that, loud and clear
Anlaşıldı, yüksek ve net
taklit etmek
bir başkasının yaptığı bir şeyi aynı şekilde yapmak
She tries to copy her sister
Kız kardeşini taklit etmeye çalışıyor
metin
basılacak veya yayınlanacak yazılı içerik
Please proofread the advertising copy
Lütfen reklam metnini düzeltin
aileler
Sahnedekan bağı veya evlilikle birbirine bağlı insan grubu
Many families live here
Burada birçok aile yaşıyor
mafya ailesi
organize suç üyelerinden oluşan grup
These crime families control the city
Bu suç aileleri şehri kontrol ediyor
bağlantı
Sahnedeiki şey arasındaki bağ veya ilişki
There is a clear tie in between these two ideas
Bu iki fikir arasında net bir bağlantı var
bağdaşmak
bir şeyle uyumlu olmak veya ilişkili olmak
The new plan ties in with our schedule
Yeni plan programımızla bağdaşıyor
bir
Sahnede1 sayısı
I have one apple in my bag
Çantamda bir elma var
bölüm
bir dizinin parçası
I watched episode one last night
Dün gece dizinin ilk bölümünü izledim
an
çok kısa bir süre
Wait for one moment please
Lütfen bir an bekleyin
biraz
küçük bir derecede
This is one better than that
Bu ondan biraz daha iyi
boğulmak
Sahnedeyeterince nefes alamamak
He felt like he was suffocating
Boğuluyormuş gibi hissetti
boğmak
nefes almayı zorlaştırmak
The heat started to suffocate me
Sıcaklık beni boğmaya başladı
boğmak
birinin nefes almasını güçleştirmek
Thick smoke can suffocate a person
Yoğun duman bir insanı boğabilir
saplantılı
Sahnedeönüne geçilemeyen bir dürtüyle hareket eden
He is a compulsive gambler
O, saplantılı bir kumarbazdır
kol
Sahnedeomuzdan ele kadar olan vücut bölümü
My arm hurts
Kolum ağrıyor
silahlandırmak
silah veya araç gereç sağlamak
The soldiers were armed
Askerler silahlandırıldı
silah
savaşta kullanılan ateşli veya kesici araç
He had to drop his arm
Silahını bırakmak zorunda kaldı
kol
büyük bir organizasyonun belirli bir iş alanıyla ilgilenen bölümü
This is the research arm of the company
Bu şirketin araştırma koludur
zor
Sahnedekolay olmayan; güç
He had a rough year
Zor bir yıl geçirdi
pürüzlü
düzgün olmayan yüzey
The rock is rough
Kaya pürüzlü
yaklaşık
tam olmayan veya kesinlik içermeyen
This is just a rough estimate
Bu sadece yaklaşık bir tahmin
sert
nazik olmayan güç kullanımı
The game was very rough
Oyun çok sertti
endişe
Sahnedesizi huzursuz hissettiren şey
My main concern is the weather
Temel endişem hava durumu
firma
büyük bir iş yeri veya şirket
It is a large manufacturing concern
Bu büyük bir üretim firmasıdır
mesele
ele almanız gereken iş veya görev
That is none of your concern
Bu senin meselen değil
ilgilendirmek
bir konuyla ilgili veya bağlantılı olmak
This problem concerns all of us
Bu sorun hepimizi ilgilendiriyor
müzik
Sahnedekulağa hoş gelen seslerin düzenlenmesi
I love listening to music
Müzik dinlemeyi severim
sıkıntı
zor veya hoş olmayan bir durum
He had to face the music for his actions
Yaptıkları yüzünden hesap vermek zorunda kaldı
müzik
dinlenmek için oluşturulmuş düzenli sesler
I listen to music every day
Her gün müzik dinlerim
çift
Sahnedebirlikte kullanılan iki eşyadan oluşan set
I have a pair of socks
Bir çift çorabım var
eşlemek
iki şeyi bir araya getirerek takım oluşturmak
I need to pair these socks
Bu çorapları eşlemem gerekiyor
çift
birbiriyle ilgili iki şeyden oluşan set
I bought a new pair of shoes
Yeni bir çift ayakkabı aldım
sürme
Sahnedebir taşıtı kontrol etmek ve hareket ettirmek
I am driving a car
Araba sürüyorum
zorlamak
birini bir şeyi yapmaya veya belli bir şekilde hissetmeye itmek
He is driving me crazy
Beni deli ediyor
kazandırmak
bir işletmenin para kazanmasını sağlamak
This strategy is driving profit
Bu strateji kâr sağlıyor
olur böyle şeyler
Sahnedekötü durumların bazen kaçınılmaz olduğunu belirten ifade
I lost my keys but shit happens
Anahtarlarımı kaybettim ama olur böyle şeyler
olur böyle şeyler
Sahnedebazen kötü olayların yaşanabileceğini ifade eden yaygın bir söz
I missed the train but shit happens
Treni kaçırdım ama olur böyle şeyler
aksilikler olur
kontrol edilemeyen beklenmedik kötü olayların gerçekleşmesi
I lost my keys but shit happens
Anahtarlarımı kaybettim ama aksilikler olur
kalite
Sahnedebir şeyin ne kadar iyi veya kötü olduğu
This is high quality work
Bu yüksek kaliteli bir iştir
vasıf
bir kişinin sahip olduğu özel özellik
He has leadership qualities
Onun liderlik vasıfları var
nitelik
bir kişiyi veya şeyi tanımlayan belirgin özellik
Patience is a good quality to have
Sabırlı olmak iyi bir niteliktir
siktir
Sahnedeöfke veya şaşkınlık belirtmek için kullanılan kaba söz
fuck I missed the bus
siktir otobüsü kaçırdım
sikişmek
cinsel ilişkiye girmek
they decided to fuck
sikişmeye karar verdiler
sevgili
Sahnederomantik bir ilişki içinde olunan kişi
Everyone likes my girlfriend
Herkes benim sevgilimi seviyor
kadın arkadaş
arkadaş olan kadın
She is my female friend
O benim kadın arkadaşım
kız arkadaş
bir rol için uygun olma nitelikleri
She is my girlfriend and has the qualities for this role
O benim kız arkadaşım ve bu rol için gereken niteliklere sahip
kız arkadaş
romantik bir ilişki içinde olunan kişi
She is my girlfriend
O benim kız arkadaşım
çok
Sahnedeçok yüksek bir derecede
He messed up big time
Çok büyük bir hata yaptı
en üst düzey
çok önemli veya başarılı
He finally made it to the big time
Sonunda en üst düzeye ulaştı
büyük başarı
büyük bir başarı veya ün seviyesi
She finally made it to the big time
Sonunda büyük başarıyı yakaladı
çok
büyük ölçüde veya fazlasıyla
You messed up big time
Bunu çok berbat ettin
çok
büyük bir ölçüde veya derecede
He messed up big time
O işi çok berbat etti
köpekbalığı
Sahnedekeskin dişleri olan büyük bir deniz balığı
The shark is swimming
Köpekbalığı yüzüyor
köpek balığı
keskin dişleri olan büyük bir balık
The shark swam in the ocean
Köpek balığı okyanusta yüzdü
kurt avukat
çok hırslı veya becerikli avukat
He is a real shark in the courtroom
O mahkeme salonunda tam bir kurt avukattır
takma ad
Sahnedebir kişi için kullanılan kısa veya gayriresmi isim
Everyone calls him Dickie
Herkes ona Dickie diyor
üretici
Sahnedebir şeyi yapan veya organize eden kişi
The company is a producer of cars
Şirket bir araba üreticisidir
üretici
bir şeyi yapan veya meydana getiren kişi
The farmer is a food producer
Çiftçi bir gıda üreticisidir
yapımcı
film müzik veya medya içeriklerini hazırlayan kişi
The producer managed the movie set
Yapımcı film setini yönetti
hesap defteri
Sahnedefinansal işlemlerin kaydedildiği defter
He entered the transaction in the ledger
İşlemi hesap defterine kaydetti
duymak
Sahnedekulakla sesleri algılamak
I hear a noise
Bir ses duyuyorum
duymak
Sahnedebir haberi veya bilgiyi başkasından öğrenmek
I heard that they are moving
Onların taşınacağını duydum
söylemek
bir şeyi dile getirmek veya ifade etmek
Hear me clearly
Bunu açıkça söylüyorum
kulak
başın yan tarafında bulunan ve duymamızı sağlayan organ
I hear with my ears
Kulaklarımla duyarım
edinme
Sahnedebir şeyi elde etme süreci
The acquisition of new skills takes time
Yeni becerilerin edinimi zaman alır
satın alma
bir şeyi satın alma işlemi
The company announced a new acquisition
Şirket yeni bir satın alma duyurdu
uyuyor
Sahnedeuyku durumunda olan
The baby is asleep
Bebek uyuyor
hikaye
Sahnedeolayların anlatımı
I read a long story
Uzun bir hikaye okudum
kat
bir binanın seviyesi veya katı
The house has two stories
Evin iki katı var
durum
belirli bir durum veya olaylar dizisi
That is a different story
Bu farklı bir durum
başarılı
Sahnedeistenen sonuca ulaşmış
He is a successful student
O başarılı bir öğrenci
başarılı
iyi bir sonuç elde etmiş olan
She is a successful doctor
O, başarılı bir doktordur
başarılı
istenen sonucu elde eden
He is a successful student
O başarılı bir öğrenci
can sıkıntısı
Sahnedeyorgunluk ve ilgisizlikten kaynaklanan derin bıkkınlık
He suffered from a sense of ennui
Derin bir can sıkıntısı yaşıyordu
yanında olmak
Sahnededestek olmak için birinin yanında bulunmak
I will sit with her
Onun yanında olacağım
içine sinmek
bir durumun kişide belirli bir duygu oluşturması
That decision does not sit well with me
Bu karar içime sinmedi
baş başa kalmak
zor bir duygu veya durumla sakin kalarak yüzleşmek
It is healthy to sit with your emotions
Duygularınla baş başa kalmak sağlıklıdır
üzerinde düşünmek
bir şey hakkında dikkatlice düşünmek veya hissetmek
I need to sit with this decision before acting
Harekete geçmeden önce bu karar üzerinde düşünmem gerekiyor
yüzme havuzu
Sahnedeyüzmek için yapılmış yapay su alanı
The hotel has a big pool
Otelin büyük bir havuzu var
bilardo
masada toplar ve ıstkalarla oynanan bir oyun
Let's play a game of pool
Hadi bir el bilardo oynayalım
havuz
bir şeylerin toplandığı ortak kaynak veya rezerv
We have a pool of talented candidates
Yetenekli adaylardan oluşan bir havuzumuz var
vınlamak
Sahnededüşük ve sürekli bir ses çıkarmak
The cooling fan began to whir
Soğutma fanı vınlamaya başladı
fırıldamak
ses çıkararak hızla hareket etmek
The wheels began to whir on the track
Tekerlekler pistte fırıldamaya başladı
vızıltı
düşük ve sürekli bir vınlama sesi
The computer fan made a soft whir
Bilgisayar fanı hafif bir vızıltı çıkardı
tanıştırmak
Sahnedebirini başka biriyle tanıştırmak
I want to introduce you to my friend
Seni arkadaşımla tanıştırmak istiyorum
tanıştırmak
birini başkasına ilk kez tanıtmak
I want to introduce my friend to you
Arkadaşımı seninle tanıştırmak istiyorum
tanıtmak
bir şeyi ilk defa bir yere getirmek
The company introduced a new product
Şirket yeni bir ürün tanıttı
tanıtmak
yeni bir şeyi ortaya koymak
The company introduced a new phone
Şirket yeni bir telefon tanıttı
sinir krizi
Sahnedezihinsel sağlığın aniden bozulması
She had a nervous breakdown last year
Geçen yıl sinir krizi geçirdi
döküm
bir şeyin bölümlerinin detaylı analizi
I need a full budget breakdown
Bütçenin dökümüne ihtiyacım var
arıza
bir sistemin düzgün çalışmaması durumu
The system suffered a breakdown
Sistem arıza yaşadı
telefon
Sahnedearama yapmak için kullanılan aygıt
The phone is on the table
Telefon masanın üzerinde
telefon etmek
telefonla aramak
I will phone you tomorrow
Seni yarın arayacağım
telefon
arama yapmak ve internete girmek için kullanılan cihaz
My phone is charging
Telefonum şarj oluyor
içki
Sahnedealkollü içecekler için kullanılan gayriresmi kelime
They bought some booze for the party
Parti için biraz içki aldılar
içki içmek
alkollü içecek tüketmek
They like to booze on the weekends
Hafta sonları içki içmeyi severler
içki
alkollü içecekler için kullanılan argo bir ifade
He brought some booze to the party
Partiye biraz içki getirdi
sağlıklı
Sahnedesağlığa yararlı
Eating fruit is a healthy choice
Meyve yemek sağlıklı bir seçimdir
sağlıklı
iyi bir sağlık durumuna sahip olma
She is a healthy person
O sağlıklı bir insan
faydalı
yararlı veya olumlu
A healthy profit is good
İyi bir kar faydalıdır
sağlıksız
bedenen güçlü ve iyi durumda olmayan
He looks not healthy
Sağlıksız görünüyor
politika
Sahnedebir kurumun veya kişinin izlediği kural veya yöntem
This is the company policy
Bu, şirket politikasıdır
düzenleme
bir kurum tarafından konulan yazılı kural veya belge
The company has a strict policy about lateness
Şirketin geç kalma konusunda katı bir düzenlemesi var
politika
bir hükümet veya grubun izlediği plan veya eylem dizisi
The government has a new economic policy
Hükümetin yeni bir ekonomi politikası var
mülteci
Sahnedekendi ülkesini terk etmek zorunda kalan kişi
He is a refugee
O bir mülteci
yalancı
Sahnededoğru olmayan şeyler söyleyen kişi
He is a liar
O bir yalancı
yayılmış
Sahnedegeniş bir alana dağılmış olan
We saw some scattered clouds
Gökyüzünde yayılmış bulutlar gördük
dağınık
düzensiz bir şekilde duran
The papers were scattered on the desk
Kağıtlar masanın üzerinde dağınık duruyordu
güzelce
Sahnedeiyi veya hoş bir şekilde
They played nicely together
Birlikte güzelce oynadılar
nazikçe
kibar ve hoş bir şekilde
She spoke to the children nicely
Çocuklarla nazikçe konuştu
istekli
Sahnedebir şey yapmaya hazır veya gönüllü olan
Are you up for a coffee
Bir kahve içmeye istekli misin
aday
bir şey için değerlendirilmeye hazır olan
He is up for a promotion
O terfi için aday
aday
bir şey için değerlendirilmeye uygun olmak
Is this job still up for grabs
Bu iş hala adaylara açık mı
bip sesi
Sahnedekısa ve tiz bir ses çıkarma
The machine is making a beeping sound
Makine bir bip sesi çıkarıyor
bip sesi
kısa ve yüksek perdeli bir ses
I heard a loud beeping
Yüksek bir bip sesi duydum
fikir
Sahnedebir şey hakkındaki bilgi veya anlayış
I have no idea where he is
Onun nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok
fikir
Sahnedezihindeki bir düşünce veya plan
That is a great idea
Bu harika bir fikir
dahil etmek
Sahnedebir şeye katılmasını sağlamak
We want to involve everyone in the project
Herkesi projeye dahil etmek istiyoruz
kapsamak
bir parçası veya özelliği olarak bulundurmak
The job involves a lot of travel
İş çok fazla seyahat gerektiriyor
ilişki yaşamak
romantik bir ilişki içinde olmak
They are romantically involved
Romantik bir ilişki yaşıyorlar
vay
Sahnedeşaşkınlık veya hayranlık belirten ünlem
Whoa, look at that!
Vay, şuna bak!
birini harcamak
Sahnedekendi çıkarı için birine ihanet etmek
He threw his friend under the bus to get the promotion
Terfi alabilmek için arkadaşını harcadı
uçma
Sahnedehavada hareket etme
Birds are flying in the sky
Kuşlar gökyüzünde uçuyor
dalgalandırmak
bir şeyi havada hareket ettirerek göstermek
They are flying the flag
Bayrağı dalgalandırıyorlar
uçuş
bir hava aracıyla seyahat etme aktivitesi
I enjoy flying to other countries
Diğer ülkelere uçmaktan keyif alıyorum
uçan
havada kanatlarıyla hareket eden
The bird is flying in the sky
Kuş gökyüzünde uçuyor
evsiz gezgin
Sahnedeevi olmayan ve yer yer gezen kişi
The hobo slept in the park
Evsiz gezgin parkta uyudu
gezgin işçi
genellikle iş aramak için yer yer gezen kişi
He lived as a hobo for a year
Bir yıl boyunca gezgin işçi olarak yaşadı
gülmek
Sahnedebir şeyin komik olduğunu belirtmek için sesler çıkarmak
He is laughing at the joke
Şakaya gülüyor
kıkırdamak
kısık sesle gülmek
She is laughing softly
Hafifçe kıkırdıyor
gülmek
komik bir şeye sesli tepki vermek
He is laughing at the joke
O şakaya gülüyor
kıkırdama
kısa ve sessiz sesler çıkararak gülmek
She is laughing at the joke
O şakaya kıkırdıyor
sadakat
Sahnedebirine veya bir şeye olan bağlılık
Loyalty is important in a friendship
Arkadaşlıkta sadakat önemlidir
sadakat
birine veya bir şeye karşı duyulan güçlü bağlılık hissi
He showed great loyalty to his team
Takımına büyük bir sadakat gösterdi
kuzen
Sahnedehala, teyze, amca veya dayı çocukları
She is my cousin
O benim kuzenim
ilaçlar
Sahnedehastalıkları tedavi etmek için kullanılan ilaçlar
Did you take your meds?
İlaçlarını aldın mı?
ayrılmak
Sahnedebir yerden başka bir yere gitmek
They left the house early
Evden erkenden ayrıldılar
bırakmak
Sahnedebir şeyi olduğu yerde tutmak
Leave your coat on the chair
Ceketini sandalyede bırak
bırakmak
birine bir şey devretmek
He left his money to his son
Parasını oğluna bıraktı
izin
bir şey yapma müsaadesi
He asked for leave to visit his family
Ailesini ziyaret etmek için izin istedi
ciddi
Sahnededikkatli düşünme veya eylem gerektiren
This is a serious problem
Bu ciddi bir problem
ciddi
Sahnedeşaka yapmayan, söylediklerinde samimi olan
Are you serious?
Ciddi misin?
ciddi
zarar veya tehlikeye neden olan
He had a serious accident
O ciddi bir kaza geçirdi
ciddi
miktarı veya derecesi yüksek olan
It is a serious problem
Bu ciddi bir problem
çok sevmek
Sahnedebir şeyi veya birini aşırı derecede sevmek
I jadore this beautiful new dress
Bu güzel yeni elbiseyi çok seviyorum
duyurmak
Sahnedebir şeyi kamuoyuna bildirmek
They announced the winner
Kazananı duyurdular
açıklamak
bir şeyi resmi olarak insanlara söylemek
The company announced a new plan
Şirket yeni bir plan açıkladı
duyurmak
bir şeyi herkese bildirmek
They will announce the winner soon
Kazananı yakında duyuracaklar
duyurmak
bir şeyi herkese açıkça bildirmek
They will announce the winner soon
Kazananı yakında duyuracaklar
durdurmak
Sahnedebir eyleme son vermek
Stop talking
Konuşmayı bırak
dur
Sahnedebirine durması için söylenen söz
Stop!
Dur!
durak
otobüs veya trenin durduğu yer
Where is the bus stop
Otobüs durağı nerede
uğramak
bir yere kısa süreliğine gitmek
I will stop by your house later
Daha sonra evine uğrayacağım
bak
Sahnededikkat çekmek veya bir ifadeye giriş yapmak için kullanılır
Now, listen carefully
Bak, dikkatlice dinle
şimdi
Sahnedeiçinde bulunduğumuz zaman
I am busy now
Şimdi meşgulüm
hadi
arkadaşça veda etmek için kullanılır
Now, I must go
Hadi, gitmeliyim
tam zamanı
bir şey için en uygun an
Now is the perfect time to start
Başlamak için tam zamanı
fark etmek
Sahnedebir şeyi görmek veya dikkat etmek
I noticed a new sign
Yeni bir tabela fark ettim
duyuru
bilgi veya uyarı veren yazılı beyan
There is a notice on the wall
Duvarda bir duyuru var
dikkat
bir şeye dikkatini verme durumu
His new car caught my notice
Yeni arabası dikkatimi çekti
duyuru
Sahnedebir topluluğa yapılan resmi açıklama
The school made an important announcement
Okul önemli bir duyuru yaptı
duyuru
halka veya bir gruba yapılan resmi bildirim
The school made an announcement
Okul bir duyuru yaptı
evlilik öncesi sözleşme
Sahnedeevlenmeden önce varlıkların nasıl bölüneceğine dair yasal anlaşma
They signed a prenup before getting married
Evlenmeden önce bir evlilik öncesi sözleşme imzaladılar
evlilik sözleşmesi
Sahnedeevlilikte mal varlığı ve parayı düzenleyen resmi sözleşme
The lawyer explained the details of the prenup
Avukat evlilik sözleşmesinin detaylarını açıkladı
Evlilik sözleşmesi
Evlilik öncesinde para ve mal paylaşımı hakkında yapılan yasal anlaşma
They signed a pre-nup before the wedding
Düğünden önce bir evlilik sözleşmesi imzaladılar
sonraki
Sahnedeşu anki veya mevcut olandan sonra gelen
See you next week
Gelecek hafta görüşürüz
yandaki
bir şeye çok yakın veya onun yanında olan
She sat in the next seat
O yandaki koltukta oturdu
minnettar olmak
Sahnedebir şey için teşekkür hissetmek
I appreciate your help
Yardımınız için minnettarım
takdir etmek
Sahnedebir şeyin değerini anlamak
I appreciate your help
Yardımını takdir ediyorum
rahatsız olmak
bir durumdan dolayı hoşnutsuzluk duymak
I would appreciate it if you stopped bothering me
Beni rahatsız etmeyi bırakırsan sevinirim
takdir etmek
bir şeyin önemini veya değerini anlamak
I appreciate the effort you put into this
Bunun için harcadığın çabayı takdir ediyorum
nefes alma
Sahnedevücuda hava alıp verme işlemi
He is breathing deeply
Derin nefes alıyor
nefes alma
havayı akciğerlere alıp dışarı verme süreci
Deep breathing helps you relax
Derin nefes almak rahatlamana yardımcı olur
nefes alma
havayı ciğerlerine çekme eylemi
Deep breathing helps you relax
Derin nefes alma rahatlamana yardımcı olur
hareketli ve sert
Sahnedekaba ve enerjik oyun şekli
The boys enjoyed rough and tumble play
Erkek çocuklar hareketli ve sert oyunlardan hoşlandı
boğuşma
kaba ve hareketli oyun
The children enjoy rough and tumble play
Çocuklar boğuşmalı oyunlardan keyif alırlar
it dalaşı
nazik olmayan aktif fiziksel oyun
Kids love rough and tumble play
Çocuklar it dalaşı şeklinde oyunları severler
hoş karşılanan
Sahnedememnuniyetle karşılanan veya istenen
You are welcome here
Burada isteniyorsunuz
karşılamak
Sahnedevaran birini selamlamak
They welcomed the guests
Misafirleri karşıladılar
serbest
Sahnedebir şeyi yapmasına izin verilen
Questions are welcome
Sorular serbesttir
eski İskoç
SahnedeEskiden İskoçya vatandaşı olan kişi
He is an ex Scot
O eski bir İskoçyalı
bütün
Sahnedeeksiksiz ve tam olan
She read the entire book
Bütün kitabı okudu
bütün
tamamı veya eksiksiz olan
I read the entire book
Kitabın tamamını okudum
tüm
bir şeyin tamamı
The entire team arrived early
Tüm takım erken geldi
düşünmek
Sahnedebir konu üzerinde dikkatlice düşünmek
I will consider your offer
Teklifinizi düşüneceğim
saymak
bir şeyi belli bir şekilde görmek veya kabul etmek
I consider him a friend
Onu bir arkadaşım olarak görüyorum
dikkate almak
bir karar verirken belirli bir durumu düşünmek
You should consider the cost before buying it
Satın almadan önce maliyeti dikkate almalısın
yüksek sesle çalmak
Sahnedeçok yüksek ve rahatsız edici bir ses çıkarmak
The radio began to blare
Radyo yüksek sesle çalmaya başladı
gürlemek
çok yüksek ve rahatsız edici ses çıkarmak
The car horns began to blare
Araba kornaları gürlemeye başladı
çınlama
Sahnedekısa bir zil sesi
I heard a ding from the bell
Zilden bir çınlama sesi duydum
küçük göçük
bir yüzeydeki küçük ezik veya iz
There is a ding on the car door
Araba kapısında küçük bir göçük var
özel etkinlik
özel bir sosyal olay
They hosted a small ding
Küçük bir etkinlik düzenlediler
hafifçe vurmak
bir nesneye hafifçe çarpmak
He dinged the wall
Duvara hafifçe vurdu
eski Kanadalı
Sahnedeeskiden Kanada vatandaşı olan kişi
She is an ex Canadian who now lives in France
O şu anda Fransa'da yaşayan eski bir Kanadalı
oylama
Sahnedebir seçimde veya toplantıda tercih yapma eylemi
Voting is important for democracy
Oylama demokrasi için önemlidir