Succession — 4. Sezon Bölüm 7
Kelimeler ve anlamları
1007 kelime
Seviye
keyif almak
Sahnedebir şeyden zevk almak
I enjoy reading books
Kitap okumaktan keyif alırım
gayret
Sahnededikkatli ve istikrarlı çalışma
She succeeded due to her diligence
Başarısını gayretine borçlu
köşeye sıkışmış
Sahnedehiçbir iyi seçeneğin olmadığı zor bir durumda kalmış
He felt he was against the wall during the difficult negotiations
Zorlu müzakereler sırasında köşeye sıkıştığını hissetti
köşeye sıkışmış
hiçbir iyi seçeneğin olmadığı zor bir durumda
He is against the wall with these deadlines
Bu teslim tarihleriyle köşeye sıkışmış durumda
uluslararası
Sahnedebirden fazla ülke ile ilgili olan
He works for an international company
Uluslararası bir şirket için çalışıyor
uluslararası
birçok ülkede faaliyet gösteren büyük iş kuruluşu
They work for an international company
Uluslararası bir şirkette çalışıyorlar
pay
Sahnedebir işteki ortaklık veya hisse durumu
He has an interest in the company
Şirkette bir payı var
faiz
ödünç alınan para için ödenen ek ücret
The bank charges a high interest rate
Banka yüksek bir faiz oranı uyguluyor
hobi
boş zamanlarda yapmaktan hoşlanılan etkinlik
Reading is one of my interests
Okumak hobilerimden biridir
ilgilendirmek
birinin bir şeye merak duymasını veya dikkat etmesini sağlamak
This book interests me
Bu kitap ilgimi çekiyor
hormon
Sahnedevücutta fonksiyonları kontrol eden doğal bir madde
Insulin is a hormone
İnsülin bir hormondur
bile
Sahnedeşaşırtıcı veya uç bir durumu belirtmek için kullanılır
He didn't even say hello
Merhaba bile demedi
ödeşmiş
iki taraf arasında borç veya avantaj bulunmaması durumu
Now we are even
Şimdi ödeştik
çabalamak
bir şeyi başarmak için gayret göstermek
You should even to reach your goal
Hedefine ulaşmak için çabalamalısın
çift
ikiye tam bölünebilen sayı
Four is an even number
Dört çift bir sayıdır
dışarı
Sahnedebir bina veya odanın dışında olan
Let's go out
Hadi dışarı çıkalım
tamamlamak
bir eylemin başarıyla bittiğini gösterir
I worked it out
Bunu hallettim
dışarı çıkarmak
bir şeyi içeriden dışarıya almak
Take out the trash
Çöpü dışarı çıkar
açığa çıkarmak
gizli bir şeyi bilinir hale getirmek
The truth came out
Gerçek ortaya çıktı
defol
Sahnedebirine kaba şekilde gitmesini söylemek
Just fuck off and leave me alone
Sadece defol ve beni yalnız bırak
defolup gitmek
bir yerden ayrılmak veya birisiyle uğraşmayı bırakmak
I told him to fuck off
Ona defolup gitmesini söyledim
elde etmek
Sahnedebir şeyi çaba göstererek kazanmak
They managed to secure a loan
Bankadan kredi almayı başardılar
kendinden emin
kendinden emin ve güvende hissetmek
She feels secure in her job
İşinde kendini güvende hissediyor
güvenli
tehlikeden veya zarardan korunmuş
This is a secure location
Burası güvenli bir yer
sabitlemek
bir şeyi hareket etmeyecek şekilde sağlamca tutturmak
Please secure the rope to the post
Lütfen halatı direğe sabitleyin
korumak
bir şeyi tehlikelere karşı güvenceye almak
The lock helps to secure the house
Kilit evi korumaya yardımcı olur
ele geçirmek
bir şeyi güvende tutmak için kontrolünü sağlamak
They managed to secure the area
Bölgeyi ele geçirmeyi başardılar
yön
Sahnedebir şeyin hareket ettiği yol veya hat
The wind changed direction
Rüzgar yön değiştirdi
yönetim
bir işi veya projeyi idare etme süreci
The project needed strong direction
Projenin güçlü bir yönetime ihtiyacı vardı
hafife almak
Sahnedebirini veya bir şeyi olduğundan daha az önemli görmek
Do not underestimate your abilities
Yeteneklerini hafife alma
hafife almak
birinin yeteneklerini olduğundan daha az görmek
Never underestimate your opponent
Rakibini asla hafife alma
hafife almak
bir şeyin gerçekte olduğundan daha küçük veya daha az önemli olduğunu düşünmek
Never underestimate your own potential
Kendi potansiyelini asla hafife alma
oluşturmak
Sahnedebir yüzeyde yazı meydana getirmek
She writes content for the website
Web sitesi için içerik oluşturuyor
çek yazmak
bankaya para ödemesi için verilen yazılı belge
I need to write a check for the rent
Kira için bir çek yazmam gerekiyor
yazmak
bir belgeye veya alana bilgi eklemek
Write your name here
Adını buraya yaz
yazmak
bir sayfada kelimeler oluşturmak
I want to write a story
Bir hikaye yazmak istiyorum
yazmak
bir yüzey üzerinde harfler veya kelimeler meydana getirmek
Please write your name here
Lütfen isminizi buraya yazın
güvenli
Sahnedetehlikeli veya riskli olmayan
You are safe here
Burada güvendesin
çelik kasa
değerli eşyaları korumak için kullanılan metal kutu
The documents are in the safe
Belgeler çelik kasada
güvenilir
bir işi iyi yapacağına inanılan
She is a safe choice for the job
O bu iş için güvenilir bir seçenek
kesin
bir şeyden emin olma durumu
It is a safe bet
Bu kesin bir bahis
yol açmak
Sahnedebir şeyin olmasına sebep olmak
Smoking can lead to cancer
Sigara kansere yol açabilir
yol açmak
bir şeyin olmasına neden olmak
Hard work will lead to success
Sıkı çalışma başarıya yol açacaktır
varmak
belirli bir yere giden yol veya rota olmak
This path leads to the beach
Bu yol plaja varır
yol açmak
bir yere gitmeyi sağlayan geçit oluşturmak
This door leads to the garden
Bu kapı bahçeye yol açar
kravat
Sahnedeboyna takılan uzun kumaş parçası
He is wearing a red necktie
Kırmızı bir kravat takıyor
saçmalık
Sahnedeaptalca veya gerçek dışı konuşma
That is total bullshit
Bu tamamen saçmalık
saçmalamak
doğru olmayan şeyler söylemek
Stop bullshitting me and tell the truth
Bana saçmalamayı bırak ve doğruyu söyle
gevezelik etmek
rahat ve resmi olmayan bir şekilde sohbet etmek
We were just bullshitting in the kitchen
Mutfakta öylece gevezelik ediyorduk
beyan
Sahnedesöylenen veya yazılan şey
He made a strong statement
Güçlü bir beyanda bulundu
hesap özeti
finansal işlemlerin yazılı kaydı
I checked my bank statement
Banka hesap özetimi kontrol ettim
açıklama
bir konu hakkındaki görüşlerin veya gerçeklerin sözlü ya da yazılı ifadesi
He made a statement to the press
Basına bir açıklama yaptı
yatak
Sahnedeuyumak için kullanılan mobilya
I go to bed
Yatağa gidiyorum
kasa
kamyonun arkasındaki yük taşıma alanı
The truck bed is full of wood
Kamyonun kasası odunla dolu
taban
nehir veya vadi zemini
Fish live at the river bed
Balıklar nehir tabanında yaşar
herhangi bir şey
Sahnedeherhangi bir nesne veya madde
I can eat anything
Herhangi bir şeyi yiyebilirim
hiçbir şey
herhangi bir nesne veya madde
I don't have anything
Hiçbir şeyim yok
seçim
Sahnedeoy vererek birini seçme süreci
The election is tomorrow
Seçim yarın
seçim
oylama yoluyla birini seçme süreci
People vote in the election
İnsanlar seçimde oy kullanır
seçim
bir lideri seçmek veya bir karar almak için yapılan resmi oylama süreci
The country held an election yesterday
Ülke dün bir seçim yaptı
seçim
kamu görevine gelecek kişiyi oylama yoluyla belirleme süreci
The election is next month
Seçim gelecek ay
sıra dışı
Sahnedeilginç bir şekilde garip veya farklı olan
She wears funky clothes
O sıra dışı kıyafetler giyiyor
sıra dışı
ilginç bir şekilde şık ve modern
I love your funky glasses
Sıra dışı gözlüklerini çok sevdim
kötü kokulu
kötü veya tuhaf kokan
This cheese smells funky
Bu peynir kötü kokuyor
değerleme
Sahnedebir şeyin ne kadar ettiğini hesaplama süreci
The valuation of the house was very high
Evin değerlemesi çok yüksekti
eşyalar
Sahnedebirine ait olan şeyler
He lost all his possessions
Tüm eşyalarını kaybetti
sahiplik
bir şeye sahip olma durumu
The possession of the land is disputed
Arazinin sahipliği tartışmalı
musallat
bir ruh tarafından ele geçirilme durumu
He claimed to be suffering from demonic possession
Kötü ruhların musallatına uğradığını iddia etti
bulundurma
bir şeyi yasal olarak elinde tutma durumu
The suspect was arrested for illegal drug possession
Şüpheli yasa dışı uyuşturucu bulundurmaktan tutuklandı
yarı emekli
Sahnedetam zamanlı işini bırakmış ancak henüz tam olarak emekli olmamış kişi
He is pre-tired and works part-time
O yarı emekli ve yarı zamanlı çalışıyor
Fikir önderi
Sahnedebelirli bir alanda uzman kabul edilen kişi
She is a thought leader in her industry
O sektöründe bir fikir önderidir
şapka çıkarmak
Sahnedebirine saygı duyduğunu veya hayran kaldığını göstermek
Hats off to you for finishing the race
Yarışı bitirdiğin için sana şapka çıkarıyorum
affetmek
Sahnedebirinin hatası nedeniyle ona kızmayı bırakmak
Please forgive me
Lütfen beni affet
affetmek
birinin yaptığı bir şey için ona kızmayı bırakmak
You should forgive him for his mistake
Onun hatası için onu affetmelisin
kısa bir ara vermek
Sahnedebeş dakika kadar dinlenmek
Let's take five before the next meeting
Bir sonraki toplantıdan önce kısa bir ara verelim
kısa mola vermek
çalışmaya kısa bir süreliğine ara verip dinlenmek
We should take five before the next meeting
Bir sonraki toplantıdan önce kısa bir mola vermeliyiz
beyin takımı
Sahnedetavsiyede bulunan uzmanlar grubu
The company gathered a brain trust to solve the problem
Şirket sorunu çözmek için bir beyin takımı oluşturdu
rica etmek
Sahnedebir şey istemek
I ask for a pen
Bir kalem rica ediyorum
sormak
Sahnedebirine soru yöneltmek
I need to ask a question
Bir soru sormam gerekiyor
istemek
bir şeyi yapmayı planlamak
I ask to do this task
Bu görevi yapmayı istiyorum
belirtmek
bir görüşü ifade etmek
You should ask your opinion clearly
Görüşünü açıkça belirtmelisin
güçlendirmek
Sahnedebir şeyi daha güçlü veya yüksek sesli hale getirmek
The microphone will amplify his voice
Mikrofon onun sesini güçlendirecek
yükseltmek
bir şeyin sesini veya gücünü artırmak
The device can amplify the signal
Cihaz sinyali yükseltebilir
pislik
Sahnedeçok kaba veya kötü niyetli kişi
He is such an asshole
O tam bir pislik
makat
vücuttan dışkının atıldığı açıklık
He felt pain in his asshole
Makatında ağrı hissetti
pislik
çok kaba veya kötü niyetli kimse
Don't be an asshole to your friends
Arkadaşlarına karşı pislik olma
pislik
çok kaba veya sevimsiz insan
Don't be such an asshole
Bu kadar pislik olma
yazılımcı
Sahnedebilgisayar kodu yazan kişi
The coder is fixing the bug
Yazılımcı hatayı düzeltiyor
laf kalabalığı yapan
Sahnedegereğinden fazla kelime ile ifade edilen
His essay was too wordy
Yazısı gereksiz kelimelerle doluydu
mükemmel
Sahnedeen yüksek kalitede olan
Everything is in tip top condition
Her şey mükemmel durumda
itibar
Sahnedeinsanların biri hakkındaki genel düşüncesi
He has a good reputation
Onun iyi bir itibarı var
itibar
insanların biri hakkında sahip olduğu düşünce
She has a good reputation in the company
Şirkette iyi bir itibarı var
aşina olmak
Sahnedebir şeyi öğrenmek veya ona alışmak
You should familiarize yourself with the rules
Kurallara aşina olmalısın
rol
Sahnedefilm veya tiyatrodaki karakter
He played a small part
Küçük bir rol oynadı
parça
Sahnedebütünün bir kısmı
The engine has many parts
Motorun birçok parçası var
ayrılmak
birbirinden uzaklaşmak
They parted at the airport
Havalimanında ayrıldılar
dolu
Sahnedebir şeyin içinde çok miktarda bulunan
The room is full of people
Oda insanlarla dolu
tedirginlik
Sahnedekorku veya endişe duygusu
Looking at spiders gives me the heebie jeebies
Örümceklere bakmak bende tedirginlik yaratıyor
ürperti
korku veya tedirginlik hissi
That old house gives me the heebie jeebies
O eski ev bana ürperti veriyor
ürperti
korku veya endişe hissi
This creepy sound gives me the heebie jeebies
Bu ürkütücü ses bende ürperti uyandırıyor
dalga
Sahnedesuyun veya havanın üzerindeki hareketli çıkıntı
The waves are very big today
Bugün dalgalar çok büyük
dalga
Sahnedebir şeyin popülaritesinde veya etkinliğinde görülen ani artış
There is a new wave of interest in jazz
Caz müziğine karşı yeni bir ilgi dalgası var
el sallama
selam vermek için elin yandan yana hareketi
She gave a friendly wave
Dostça bir el sallama yaptı
sallanmak
bir yandan diğer yana tekrarlı hareket etmek
The trees wave in the wind
Ağaçlar rüzgarda sallanıyor
sallamak
havada bir şeyi ileri geri hareket ettirmek
Wave the flag to show support
Destek göstermek için bayrağı salla
el sallamak
selam vermek veya işaret etmek için eli bir yandan diğer yana hareket ettirmek
She waved at her friend
O arkadaşına el salladı
forum
Sahnedeinsanların çeşitli konuları tartıştığı web sitesi
I read a post on the forum
Forumda bir yazı okudum
forum
antik Roma şehirlerinde toplantılar ve ticaret için kullanılan açık kamusal alan
The tourists visited the Roman forum
Turistler Roma forumunu ziyaret etti
forum
insanların fikirlerini paylaştığı ve konuları tartıştığı yer
I found the answer on the forum
Cevabı forumda buldum
iyi geceler
Sahnedeayrılırken veya uyumaya giderken kullanılan bir ifade
Good night, see you tomorrow
İyi geceler, yarın görüşürüz
iyi geceler
gece veda ederken kullanılan ifade
Good night see you tomorrow
İyi geceler yarın görüşürüz
iyi geceler
akşam veda ederken veya uyumaya giderken kullanılan nazik bir ifade
I will see you tomorrow good night
Yarın görüşürüz iyi geceler
güzel bir akşam
akşam saatlerinde geçirilen keyifli vakit
I had a good night with my friends
Arkadaşlarımla güzel bir akşam geçirdim
çalışan
Sahnedebir işveren için çalışan kişi
He is a new employee
O, yeni bir çalışan
ifade
Sahnedekelimelerin seçilme biçimi
The wording of the letter is formal
Mektubun ifadesi resmidir
beyan
birinin söylediği söz
His wording was very clear to everyone
Beyanı herkes için çok netti
terim
dilin tek bir birimi
This is a technical wording
Bu teknik bir terimdir
ifade biçimi
bir şeyin yazılma veya anlatılma şekli
The wording of this letter is polite
Mektubun ifade biçimi kibar
detay
Sahnedeküçük bir bilgi parçası
Tell me every detail
Bana her detayı anlat
görevli ekip
belirli bir görev için atanan küçük bir grup
A security detail guarded the building
Binayı bir güvenlik ekibi koruyordu
detaylı temizlemek
bir aracı çok dikkatli ve tamamen temizlemek
I will detail my car today
Bugün arabamı detaylı temizleyeceğim
detaylandırmak
bir şey hakkında ayrıntılı bilgi vermek
He detailed his plan to us
Planını bize detaylıca anlattı
geniş
Sahnedeyanlardan genişliği fazla olan
The road is very wide
Yol çok geniş
ardına kadar
tamamen veya büyük ölçüde
He opened his eyes wide
Gözlerini ardına kadar açtı
geniş
bir kenardan diğer kenara uzaklığı fazla olan
The river is very wide here
Nehir burada çok geniş
gerçekten
Sahnedegerçek ve dürüst bir şekilde
I am genuinely sorry
Gerçekten üzgünüm
tamam
Sahnedekabul veya onay belirtmek için kullanılır
Okay, I agree
Tamam, katılıyorum
iyi
Sahnedeiyi veya kabul edilebilir durumda olan
I am okay
İyiyim
peki
bir cümleye başlamak veya dikkat çekmek için kullanılır
Okay, let's go
Peki, hadi gidelim
hay aksi
Sahnedehafif kızgınlık veya hayal kırıklığı belirten ünlem
Shoot, I forgot my keys
Hay aksi, anahtarlarımı unuttum
hay aksi
şaşkınlık veya kızgınlık ifade eden ünlem
Shoot I forgot my keys
Hay aksi anahtarlarımı unuttum
silah ateşlemek
bir silahı kullanıp patlatmak
Please do not shoot the weapon
Lütfen silahı ateşleme
çekmek
kamera ile görüntü kaydetmek
We will shoot a movie
Bir film çekeceğiz
çekmek
kamera ile görüntü kaydetmek
We will shoot a movie tomorrow
Yarın bir film çekeceğiz
ateşlemek
bir silahın patlamasını sağlamak
He shot the gun into the air
Silahı havaya ateşledi
vurmak
birini veya bir şeyi vurmak için silah kullanmak
You should not shoot at birds
Kuşlara ateş etmemelisin
ateş etmek
birine veya bir şeye silah doğrultup ateşlemek
The soldier shot at the target
Asker hedefe ateş etti
ateş açmak
silah veya başka bir mühimmatı ateşlemek
They decided to shoot at the enemy
Düşmana ateş açmaya karar verdiler
yaralamak
silahla birini vurarak sakat bırakmak
The robber shot the security guard
Soyguncu güvenlik görevlisini vurdu
hedef almak
birine veya bir şeye ateş etmek
Do not shoot at the innocent people
Masum insanlara ateş etmeyin
enjekte etmek
bir sıvıyı zorla bir yere vermek
The doctor will shoot the medicine
Doktor ilacı enjekte edecek
vurup yaralamak
mermi ile birini yaralamak
He accidentally shot his friend
Kazara arkadaşını vurdu
öldürmek
mermi ile birinin yaşamına son vermek
The soldier shot the guard
Asker nöbetçiyi vurdu
vurup öldürmek
silah kullanarak birini öldürmek
They shot the man in the street
Adamı sokakta vurup öldürdüler
ateş etmek
birine veya bir şeye ateşli silahla vurmak
He decided to shoot at the target
Hedefe ateş etmeye karar verdi
fırlatmak
bir şeyi hızla ileriye doğru göndermek
Please shoot the ball to me
Lütfen topu bana fırlat
değer vermek
Sahnedebir şeyi çok önemli bulmak
I prize our friendship
Arkadaşlığımıza değer veriyorum
ödül
kazanıldığında alınan şey
He won a prize
Bir ödül kazandı
kıymetli şey
çok değerli veya iyi olan kişi ya da nesne
That vintage car is a real prize
O antika araba çok kıymetli bir parça
iletmek
Sahnedebirine bilgi aktarmak
Please communicate your plans clearly
Lütfen planlarınızı açıkça iletin
iletişim kurmak
bilgi veya düşünceleri başkalarıyla paylaşmak
They communicate by email
E-posta yoluyla iletişim kuruyorlar
iletişim kurmak
başkalarıyla fikir veya bilgi alışverişinde bulunmak
People communicate using language
İnsanlar dil kullanarak iletişim kurar
tailgate partisi yapmak
Sahnedebir maç öncesinde otoparkta araçların arkasında düzenlenen sosyal etkinlik
We are going to tailgate before the game
Maçtan önce araç arkası partisi yapacağız
yakından takip etmek
başka bir aracın arkasından tehlikeli derecede yakın gitmek
It is dangerous to tailgate other drivers
Diğer sürücüleri yakından takip etmek tehlikelidir
arkadan çok yakın gitmek
bir taşıtın hemen arkasından az mesafe ile seyretmek
The car continued to tailgate the truck
Araba kamyonun arkasından çok yakın gitmeye devam etti
evet
Sahnedeevet demenin gayriresmi yolu
Yeah, I will come
Evet, geleceğim
evet
bir şeyi kabul ettiğini veya onayladığını söylemek
Yeah I agree with you
Evet sana katılıyorum
kararsız
iki seçenek arasında karar veremeyen
I am yeah about this choice
Bu seçim konusunda kararsızım
evet
bir şeyi onaylamak için kullanılır
Yeah that sounds like a good plan
Evet bu kulağa iyi bir plan gibi geliyor
taktiksel
Sahnededikkatli bir planlamayla ilgili olan
It was a tactical decision
Bu taktiksel bir karardı
iyi geceler
Sahnedeuyumaya giderken veya gece ayrılırken söylenen söz
Goodnight, see you tomorrow
İyi geceler, yarın görüşürüz
seviye
Sahnedebir şeyin miktarı veya derecesi
The water level is rising
Su seviyesi yükseliyor
yerle bir etmek
bir yapıyı tamamen yıkmak
The storm leveled the building
Fırtına binayı yerle bir etti
düz
yüksek veya alçak kısmı olmayan bir yüzeye sahip
The ground is level here
Buradaki zemin düz
kat
bir binada belirli bir yükseklikte bulunan düz alan
We live on the third level
Üçüncü katta yaşıyoruz
seçim öncesi
Sahnedebir seçimden önce gerçekleşen
They held a pre-election debate
Seçim öncesi bir tartışma düzenlediler
seçim öncesi dönem
seçimden önceki zaman dilimi
The pre-election period is usually very busy
Seçim öncesi dönem genellikle çok yoğundur
istemek
Sahnedebir şeyi yapmayı dilemek
I wanna go home
Eve gitmek istiyorum
istemek
bir şeye sahip olmayı dilemek
I wanna drink
Bir şeyler içmek istiyorum
sallanmak
Sahnedekararsız bir şekilde bir yandan diğer yana hareket etmek
The jelly wibbled on the plate
Jöle tabakta sallandı
zor
Sahnedekolay olmayan
This exam is hard
Bu sınav zor
sert
alkol içeren
This is a hard drink
Bu sert bir içkidir
sert
yumuşak olmayan
The bed is too hard
Yatak çok sert
sıkı
çok çaba veya enerji ile
He works hard every day
O her gün sıkı çalışıyor
personel
Sahnedebir kurumda çalışan insanların tümü
The staff is very helpful
Personel çok yardımsever
asa
yürümeye yardımcı olması için kullanılan uzun tahta
He used a wooden staff for walking
Yürümek için tahta bir asa kullandı
personel
bir kurumda çalışan kişiler
The hotel staff was very helpful
Otel personeli çok yardımseverdi
hafif
Sahnedemiktar veya derece bakımından küçük olan
There is a slight difference
Hafif bir fark var
küçümsemek
birini önemsizmiş gibi davranarak görmezden gelmek
I did not mean to slight you
Seni küçümsemek istemedim
tahmin
Sahnedegelecekte ne olacağına dair yapılan açıklama
His prediction came true
Tahmini gerçekleşti
uluslararası düzeyde
Sahnedebirçok ülkeyi kapsayacak şekilde veya dünya çapında
The company is known internationally
Şirket uluslararası düzeyde tanınmaktadır
yapacak
Sahnedegeleceğe dair bir plan veya tahmini ifade etmek için kullanılır
I'm gonna call you
Seni arayacağım
eylem
Sahnedeyapılan veya gerçekleşen bir şey
Take action now
Şimdi harekete geç
motor
başlamak için verilen işaret
The director shouted action
Yönetmen motor diye bağırdı
mekanizma
bir silahın doldurmasını ve ateşlemesini sağlayan hareketli parçalar
The gun's action is smooth
Silahın mekanizması düzgün çalışıyor
nefret eden
Sahnedebirinden veya bir şeyden yoğun şekilde hoşlanmayan kimse
Ignore the haters and follow your dreams
Nefret edenleri görmezden gel ve hayallerinin peşinden git
nefret eden kişi
bir şeyden veya birinden şiddetle nefret eden kimse
Don't listen to the haters
Nefret edenleri dinleme
nefret eden kişi
birinden veya bir şeyden yoğun şekilde hoşlanmayan kimse
Ignore the haters on social media
Sosyal medyadaki nefret edenleri görmezden gel
dolap
Sahnedeeşyaları saklamak veya sergilemek için rafları olan dolap
The plates are in the cabinet
Tabaklar dolapta
bakanlar kurulu
hükümet başkanına danışmanlık yapan üst düzey yetkililer grubu
The cabinet met to discuss the new law
Bakanlar kurulu yeni yasayı görüşmek için toplandı
dolap
eşyaları saklamak için raf veya çekmecelere sahip mobilya
I put the plates in the kitchen cabinet
Tabakları mutfak dolabına koydum
tehdit
Sahnedezarar verebilecek kişi veya şey
The storm is a threat to the city
Fırtına şehir için bir tehdit
tehdit
birine istediğini yapmazsa zarar vereceğini söyleme
He made a threat against his rival
Rakibine karşı bir tehditte bulundu
rahat
Sahnedesıcak ve huzurlu
This room is very cozy
Bu oda çok rahat
kılıf
bir şeyi sıcak tutmak için kullanılan yumuşak örtü
She put a cozy on the teapot
Çaydanlığın üzerine bir kılıf geçirdi
aile
Sahnedeaile bireyleri
I am visiting my folks this weekend
Bu hafta sonu ailemi ziyarete gidiyorum
insanlar
bir grup insan, özellikle aile veya arkadaşlar
My folks are coming to visit
Ailem ziyarete geliyor
halk
sıradan insanların geleneksel kültürüyle ilgili
She likes to listen to folk music
O halk müziği dinlemeyi sever
ebeveyn
Sahnedebir kişinin annesi veya babası
I love my parents
Ebeveynlerimi seviyorum
ana şirket
başka bir şirketin sahibi olan şirket
The parent company owns several smaller businesses
Ana şirket birkaç küçük işletmeye sahip
ebeveynlik yapmak
bir çocuğun bakımını üstlenip onu büyütmek
They are parenting their children with love
Çocuklarını sevgiyle yetiştiriyorlar
ebeveyn
bir çocuğun annesi veya babası
My parent is very kind
Ebeveynim çok nazik
derhal
Sahnedegecikmeden hemen gerçekleşen
We need an immediate answer
Derhal bir cevaba ihtiyacımız var
yakın
aile veya arkadaşlık açısından en doğrudan olan
I only invited my immediate family
Sadece yakın ailemi davet ettim
yarıda kesmek
Sahnedebir şeyi kısa bir süreliğine aniden durdurmak
Please do not interrupt me
Lütfen sözümü kesmeyin
etki
Sahnedebir kişi veya şeyin diğeri üzerinde bıraktığı sonuç
She has a good influence on him
Onun üzerinde iyi bir etkisi var
etkilemek
biri veya bir şey üzerinde etki bırakmak
Peers can influence your choices
Akranlar seçimlerinizi etkileyebilir
etki
başkalarının kararlarını veya davranışlarını etkileme yeteneği
She has a lot of influence over him
Onun üzerinde çok fazla etkisi var
aşırı
Sahnedeçok büyük veya ciddi
The heat was extreme
Sıcaklık aşırıydı
kucaklaşmak
Sahnedeteselli veya sevgi için birini yakın tutmak
The baby cuddled with its mother
Bebek annesine sarıldı
sarılmak
birine sevgiyle sıkıca sarılmak
I want to cuddle with you
Sana sarılmak istiyorum
sokulmak
sevgiyle birine iyice yakınlaşmak
The cat likes to cuddle
Kedi sokulmayı sever
anında
Sahnedehemen, çok kısa süre içinde
The medicine worked instantly
İlaç anında etki etti