

Teen Wolf — 3. Sezon Bölüm 15
Kelimeler ve anlamları
500 kelime
bilimsel
Sahnedebilimle ilgili veya bilimin yöntemlerine dayanan
They used a scientific method
Bilimsel bir yöntem kullandılar
niyetinde olmak
Sahnedene yapmayı planladığını ifade etmek için kullanılır
I am going to study
Ders çalışacağım
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
I go to school
Okula giderim
favori
belirli bir amaç için en sık kullanılan
This is my go-to coffee shop
Burası benim favori kahvecim
uyumaya gitmek
geçici olarak bir yerde uyumak
I go to sleep at ten
Saat onda uyumaya giderim
bozulmak
bir şeyin niteliğinin veya durumunun kötüleşmesi
This building will go to ruin soon
Bu bina yakında harap olacak
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
We will go to the park later
Daha sonra parka gideceğiz
başvurulacak
yardım için danışılan kişi veya kaynak
She is my go to person for advice
Tavsiye için başvurduğum kişi odur
incelemek
bir şeyin doğru veya kabul edilebilir olup olmadığını anlamak için ona bakmak
Please go to the file to check for any mistakes
Hata olup olmadığını kontrol etmek için lütfen dosyayı inceleyin
tercih edilen
en sık başvurulan kişi veya şey
This is my go-to place for coffee
Burası kahve için tercih ettiğim yer
gitmek
bir yere varmak veya bir etkinliğe katılmak
We go to school every morning
Her sabah okula gideriz
ilk tercih
birinin en sık kullandığı veya seçtiği şey ya da kişi
Pizza is my go-to meal on Fridays
Pizza cumaları ilk tercihim olan yemektir
gitmek
bir yere veya kişiye ulaşmak
The letter goes to the manager
Mektup müdüre gidiyor
gitmek
bir okulda öğrenci olmak
She goes to university in London
O Londra'da üniversiteye gidiyor
yönelmek
bir yerin doğrultusunda hareket etmek
The road goes to the city center
Yol şehir merkezine yöneliyor
uğramak
bir yeri ziyaret etmek
I will go to the library today
Bugün kütüphaneye uğrayacağım
gitmek
belirli bir yere doğru hareket etmek
I go to school every day
Her gün okula giderim
gitmek
birine ulaşmak ya da teslim edilmek
This award will go to the best student
Bu ödül en iyi öğrenciye gidecek
gitmek
bir yerin yönüne doğru hareket etmek
I go to school every day
Her gün okula giderim
ayrılmak
Sahnedebir yerden başka bir yere gitmek
They left the house early
Evden erkenden ayrıldılar
bırakmak
Sahnedebir şeyi olduğu yerde tutmak
Leave your coat on the chair
Ceketini sandalyede bırak
bırakmak
birine bir şey devretmek
He left his money to his son
Parasını oğluna bıraktı
izin
bir şey yapma müsaadesi
He asked for leave to visit his family
Ailesini ziyaret etmek için izin istedi
doku
Sahnedevücutta belirli bir görevi yerine getiren hücre grubu
Muscle tissue is strong
Kas dokusu güçlüdür
kağıt mendil
temizlik için kullanılan yumuşak kağıt parçası
I need a tissue
Bir kağıt mendile ihtiyacım var
peşinden koşmak
Sahnedebir şeyi elde etmek veya başarmak için çabalamak
You should go after your dreams
Hayallerinin peşinden gitmelisin
saldırmak
birini sert bir şekilde eleştirmek veya suçlamak
The critics went after his new book
Eleştirmenler onun yeni kitabına saldırdı
peşinden gitmek
bir şeyi yakalamaya veya elde etmeye çalışmak
You should go after your dreams
Hayallerinin peşinden gitmelisin
denemek
Sahnedebir şeyi yapmak için çaba sarf etmek
I will try to run
Koşmayı deneyeceğim
denemek
bir şeyin işe yarayıp yaramadığını kontrol etmek
Try this cake
Bu keki dene
yargılamak
mahkemede suçlu olup olmadığına karar vermek için delilleri incelemek
They will try the suspect in court
Şüpheliyi mahkemede yargılayacaklar
hakkında konuşmak
Sahnedebir konu üzerine konuşmak
We need to talk about the plan
Plan hakkında konuşmamız gerekiyor
işte buna denir
bir durumun aşırı veya sıra dışı olduğunu vurgulamak için kullanılır
Talk about a lucky break
İşte buna büyük bir şans denir
bahsetmek
bir konu hakkında bir şeyler söylemek
They talked about the project
Projeden bahsettiler
yardımcı
Sahnedebirine yardım eden veya onun yerine geçen kişi
The deputy manager is in charge today
Bugün yardımcı müdür görevli
polis yardımcısı
yasal olarak başkasının yetkilerini kullanan kişi
He is a deputy for the local precinct
Yerel karakolda polis yardımcısı olarak çalışıyor
görmek
Sahnedebir şeyi fark etmek için gözlerini kullanmak
I can see you
Seni görebiliyorum
görüşmek
biriyle buluşmak veya ziyaret etmek
I will see you tomorrow
Yarın seninle görüşeceğim
anlamak
bir şeyi kavramak veya fark etmek
I see what you mean
Ne demek istediğini anlıyorum
sonuna kadar götürmek
bir işi bitene kadar sürdürmek
I will see the project through
Projeyi sonuna kadar götüreceğim
belirginleştirmek
Sahnedebir şeyin daha kolay fark edilmesini sağlamak
This dress brings out her beauty
Bu elbise onun güzelliğini belirginleştiriyor
dışarı çıkarmak
bir şeyi içeriden dışarıya getirmek
Please bring out the chairs
Lütfen sandalyeleri dışarı çıkar
yayınlamak
bir eseri halkın kullanımına sunmak
They will bring out a new movie
Yeni bir film yayınlayacaklar
ortaya çıkarmak
bir şeyi fark edilebilir hale getirmek
The sun brings out the colors of the flowers
Güneş çiçeklerin renklerini ortaya çıkarır
Kalan 490 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 500 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap