

Teen Wolf — 3. Sezon Bölüm 20
Kelimeler ve anlamları
469 kelime
palto
Sahnedesıcak tutmak için giyilen dış giysi
I wear a coat in winter
Kışın palto giyerim
katman
bir yüzeye yayılan ince tabaka
He applied a second coat of paint
İkinci kat boyayı uyguladı
sıcaklık
Sahnedebir şeyin ne kadar sıcak veya soğuk olduğu
Check the temp outside
Dışarıdaki sıcaklığı kontrol et
geçici
sadece kısa bir süre için devam eden
It is a temp fix
Bu geçici bir çözüm
geçici çalışan
kısa süreliğine çalışan kişi
The company hired a temp
Şirket geçici bir çalışan tuttu
geçici çalışmak
genellikle bir ofiste kısa süreliğine iş yapmak
She will temp at the bank
Bankada geçici olarak çalışacak
eşyalar
Sahnedekişisel eşyalar veya sahip olunanlar
Put your stuff in the car
Eşyalarını arabaya koy
doldurmak
bir şeyi bir yere sıkıca yerleştirmek
She stuffed the bag
Çantayı doldurdu
şeyler
genel olarak nesneler veya eşyalar
I have too much stuff
Çok fazla şeyim var
tıkıştırmak
bir şeyi bir kaba veya boşluğa sıkıca yerleştirmek
I stuffed my clothes into the suitcase
Kıyafetlerimi bavula tıkıştırdım
biraz
Sahnedeküçük bir derecede
I am slightly tired
Biraz yorgunum
hastabakıcı
Sahnedehastanede hastaların bakımına yardım eden personel
The orderly brought the patient a glass of water
Hastabakıcı hastaya bir bardak su getirdi
hastane görevlisi
Sahnedehastanede genel işleri yapan yardımcı çalışan
An orderly cleaned the room after the patient left
Hasta ayrıldıktan sonra hastane görevlisi odayı temizledi
düzenli
derli toplu bir şekilde düzenlenmiş
His desk is very orderly
Masası çok düzenli
hasta bakıcı
hastanede hastalara yardım eden görevli
The orderly moved the patient to another room
Hasta bakıcı hastayı başka bir odaya taşıdı
kısıtlayıcı
Sahnedehareketi sınırlamak için kullanılan araç
The safety restraint held him in place
Güvenlik kısıtlayıcısı onu yerinde tuttu
kısıtlama
bir şeyi yapmanızı engelleyen şey
There are no restraints on her power
Gücü üzerinde hiçbir kısıtlama yok
özdenetim
duyguları veya davranışları kontrol etme becerisi
He showed great restraint during the argument
Tartışma sırasında büyük bir özdenetim gösterdi
girmek
Sahnedebir yere yürüyerek girmek
He walked into the room
Odaya girdi
çarpmak
yürürken kazara birine veya bir şeye çarpmak
I walked into the door
Kapıya çarptım
kolayca elde etmek
çaba göstermeden bir işi veya fırsatı yakalamak
He walked into a great job
Harika bir işi kolayca kaptı
karşılaşmak
beklenmedik bir durumla yüz yüze gelmek
I walked into a serious problem
Ciddi bir sorunla karşılaştım
cep
Sahnedeeşya taşımak için kıyafete dikilmiş küçük torba
I have a coin in my pocket
Cebimde bir bozuk para var
cebe koymak
bir şeyi kendi cebine yerleştirmek
He pocketed the keys
Anahtarları cebine koydu
cep parası
elinde bulunan ve harcayabileceğin para
I paid for lunch out of my own pocket
Öğle yemeğini kendi cebimden ödedim
ilk görev
Sahnedebir dönemin başlangıcında yapılan ilk iş
The first thing you need to do is register
İlk görev olarak kayıt yaptırmalısın
ilk şey
bir olayın gerçekleştiği başlangıç anı
That was the first thing I noticed
Bu fark ettiğim ilk şeydi
ilk kural
bir konu hakkındaki en temel bilgi
First thing you need to learn is grammar
Öğrenmen gereken ilk kural dil bilgisidir
ilk
Sahnedezaman veya sıra bakımından herkesten önce gelen
She was the first person to arrive
O gelen ilk kişiydi
birinci sınıf
mümkün olan en yüksek standartta
This hotel provides first class service
Bu otel birinci sınıf hizmet sunuyor
başlangıçta
en başta veya başlangıç aşamasında
At first I did not understand
Başlangıçta anlamadım
Kalan 459 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 469 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap