

Teen Wolf — 5. Sezon Bölüm 19
Kelimeler ve anlamları
378 kelime
kusursuz
Sahnedehiçbir hatası veya kusuru olmayan
This diamond is perfect
Bu elmas kusursuz
mükemmelleştirmek
bir şeyi kusursuz hale getirmek
She wants to perfect her skills
Becerilerini mükemmelleştirmek istiyor
tam puan
okul çalışması için verilen en yüksek not
She got a perfect on her history exam
Tarih sınavından tam puan aldı
bahane
bir hatayı açıklamak için öne sürülen neden
That is just a perfect for being late
Bu geç kalmak için sadece bir bahane
beklemek
Sahnedekısa bir süre beklemek veya durmak
Please hold on a moment
Lütfen bir an bekleyin
sıkıca tutmak
bir şeyi sıkıca kavramak
Hold on to the rail
Korkuluğa sıkıca tutun
tutmak
bir şeyi bulunduğu konumda bırakmamak
Hold on to your ticket
Biletinizi elinizde tutun
sürü
Sahnedebir arada bulunan canlılar grubu
A pack of dogs
Bir köpek sürüsü
yerleştirmek
eşyaları bir kabın içine doldurmak
Pack the boxes
Kutuları doldur
yumruk atmak
bir şeye kuvvetle vurmak
He packs a hard punch
O çok sert yumruk atar
paket
bir şeyleri içine koymaya yarayan küçük kutu
I bought a pack of gum
Bir paket sakız aldım
erkek
Sahnedesperm üreten cinsiyetle ilgili olan
The male lion has a mane
Erkek aslanın yelesi vardır
erkek
erkek olan kişi
He is a male
O bir erkek
sinir
Sahnedevücutta hisleri ve mesajları taşıyan iplik benzeri kısım
He damaged a nerve in his leg
Bacağındaki bir siniri zedeledi
cesaret
zor veya korkutucu bir şeyi yapma yeteneği
I don't have the nerve to do it
Bunu yapacak cesaretim yok
gerginlik
endişe veya huzursuzluk hissi
She felt a lot of nerve before the performance
Performans öncesinde çok gerginlik hissetti
soğukkanlılık
sakin kalma ve öfkelenmeme yeteneği
He kept his nerve during the crisis
Kriz anında soğukkanlılığını korudu
liste
Sahnedebirbiri ardına yazılmış şeyler dizisi
I have a shopping list
Bir alışveriş listem var
listelemek
maddeleri bir sıra ile yazmak veya söylemek
List the items you need
İhtiyacın olan maddeleri listele
seçkinler
en başarılı veya ünlü kişilerden oluşan grup
They are on the A-list of Hollywood actors
Onlar Hollywood oyuncularının seçkinleri arasında
arkasını dönmek
Sahnedeyönünü değiştirip ters tarafa bakmak
Turn around and look at me
Arkana dön ve bana bak
düzeltmek
kötü bir durumu çok daha iyi hale getirmek
The new plan will turn around the company
Yeni plan şirketi düzeltecek
dönüş
yön veya fikirde yaşanan tam bir değişiklik
The sudden turnaround in his opinion was surprising
Onun fikrindeki ani dönüş şaşırtıcıydı
yönünü şaşırmak
nerede olduğunu bilememek veya kaybolmak
I turned around in the woods
Ormanda yönümü şaşırdım
vücut
Sahnedebir canlının fiziksel yapısı
Exercise is good for your body
Egzersiz vücuduna iyi gelir
kurul
bir organizasyonun parçası olan grup
The governing body meets today
Yönetim kurulu bugün toplanıyor
nesne
fiziksel bir varlık
This metal body reflects light
Bu metal nesne ışığı yansıtır
kişi
bir insan
There was a body on the floor
Yerde yatan bir kişi vardı
ikiz
Sahnedeaynı anda doğan iki kişiden her biri
They are twins
Onlar ikizler
ikiz kardeş
Sahnedeaynı anda doğan iki çocuktan biri
I have a twin brother
Bir ikiz kardeşim var
saplamak
Sahnedekeskin bir nesneyi bir şeyin içinden geçirmek
He impaled the meat on a skewer
Eti şişe sapladı
Kalan 368 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 378 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap