The Big Bang Theory — 4. Sezon Bölüm 4
Kelimeler ve anlamları
421 kelime
Seviye
siber zorbalık
Sahnedeinternet ortamında yapılan zararlı veya saldırgan davranış
Cyber harassment is a serious issue
Siber zorbalık ciddi bir sorundur
tüplü dalış
Sahnedehava tankı kullanarak su altında yüzme aktivitesi
We enjoy scuba diving in summer
Yazın tüplü dalış yapmaktan hoşlanıyoruz
tüplü dalış
özel ekipmanla su altında yapılan spor
They went scuba diving in the sea
Denizde tüplü dalış yaptılar
yalnız
Sahnedearkadaşı veya yanında kimsesi olmadığı için üzgün olma durumu
I feel lonely when I am at home alone
Evde tek başımayken kendimi yalnız hissediyorum
ıssız
diğer insanlardan veya yerlerden çok uzak
The cabin was in a lonely place
Kulübe ıssız bir yerdeydi
en iyi
Sahnedeen yüksek kalitede veya en uygun
This is the best book
Bu en iyi kitap
yenmek
bir yarışmada birini mağlup etmek
He bested his opponent
Rakibini yendi
iyi olur
birine güçlü bir tavsiye veya uyarı vermek için kullanılır
You had best leave now
Şimdi gitsen iyi olur
en iyi dilekler
birine sunulan iyi niyet ve güzel temenniler
Please give her my best
Lütfen ona en iyi dileklerimi ilet
fıkra
Sahnedesonu komik biten kısa hikaye
He told a funny joke
Komik bir fıkra anlattı
şaka
ciddiye alınmaması gereken şey
His excuse was a joke
Bahanesi bir şakaydı
şaka
insanları güldürmek için yapılan komik veya zekice davranış
He played a joke on his friend
Arkadaşına bir şaka yaptı
şaka yapmak
gülmek için bir şeyler söylemek veya ciddi olmadığını belirtmek
I was only joking
Sadece şaka yapıyordum
şaka
insanların gülmesini sağlayan veya ciddiye alınmaması gereken söz veya davranış
I told a joke to my friend
Arkadaşıma bir şaka yaptım
birlikte çalışmak
Sahnedebir şeyi başkalarıyla beraber yapmak
We need to work together
Birlikte çalışmamız gerekiyor
hareket
Sahnedebir konumun veya yerin değiştirilmesi eylemi
The sudden movement scared the bird
Ani hareket kuşu korkuttu
dışkılama
Sahnedevücuttan atıkların çıkarılması eylemi
The doctor asked about his bowel movement
Doktor dışkılaması hakkında sordu
hareket
ortak bir amaç için birlikte çalışan insan grubu
They started a new social movement
Yeni bir sosyal hareket başlattılar
işten çıkış yapmak
Sahnedegün sonunda işten ayrıldığını kaydetmek
I clock out at five o'clock
Saat beşte işten çıkış yaparım
tekrar tekrar
Sahnedebirçok kez gerçekleşen
He warned me repeatedly
Beni tekrar tekrar uyardı
hastalıklı
Sahnedezayıf veya hasta görünen
He looks sickly
Hastalıklı görünüyor
sıcak
Sahnedeyüksek sıcaklıkta olan
The coffee is hot
Kahve sıcak
popüler
şu an çok ilgi gören
This game is hot
Bu oyun çok popüler
hevesli
bir şeyi yapmaya çok istekli olan
He is hot to start his new job
Yeni işine başlamak için çok hevesli
popüler
çok beğenilen veya talep gören
That game is very hot right now
O oyun şu an çok popüler
sıcak
yüksek ısıya sahip olan
The coffee is very hot
Kahve çok sıcak
hamle
Sahnedeyapılan bir eylem veya adım
It was a smart move
Akıllıca bir hamleydi
hareket etmek
Sahnedebir yerden başka bir yere gitmek
Please move your car
Lütfen arabanızı hareket ettirin
duygulandırmak
birini güçlü duygular hissetmeye yöneltmek
Her story really moved me
Hikayesi beni gerçekten duygulandırdı
hızla satılmak
genellikle düşük fiyata hızlıca elden çıkarılmak
These cheap goods move very fast
Bu ucuz ürünler hızla satılıyor
hareket etmek
bir yerini değiştirmek veya yeni bir yere gitmek
We will move to a new house
Yeni bir eve taşınacağız
taşınmak
yaşanılan yeri değiştirmek
We will move to a new house next month
Gelecek ay yeni bir eve taşınacağız
başa çıkmak
Sahnedebir işi veya sorunu yönetmek için harekete geçmek
I will deal with the problem tomorrow
Sorunla yarın başa çıkacağım
ilgili olmak
belirli bir konu hakkında konuşmak veya konuyla ilgilenmek
This book deals with ancient history
Bu kitap antik tarih ile ilgili
muhatap olmak
bir kişiyle iş yapmak veya iletişim kurmak
I do not like dealing with rude people
Kaba insanlarla muhatap olmayı sevmiyorum
ilgilenmek
bir sorunu çözmek için harekete geçmek
I have to deal with this problem
Bu sorunla ilgilenmem gerekiyor
hızla koparmak
Sahnedebir şeyi hızla ve sertçe yerinden çıkarmak
He ripped off the bandage
Bandajı hızla kopardı
kazıklamak
bir şey için çok fazla para istemek
They ripped me off
Beni kazıkladılar
taklit
bir şeyin kalitesiz kopyası
This song is a rip off
Bu şarkı bir taklit
kazık
değerine göre çok pahalı olan şey
This taxi fare is a rip off
Bu taksi ücreti tam bir kazık
çalmak
başkasına ait olan bir şeyi izinsiz almak
He ripped off my wallet
Cüzdanımı çaldı
kazık
değerinden çok daha pahalı olan şey
That shirt was a total rip-off
O gömlek tam bir kazıktı
giymek
Sahnedevücudunda kıyafet olması
She is wearing a blue dress
O mavi bir elbise giyiyor
giyinmek
kıyafetleri vücuda giyme eylemi
He is wearing his clothes
O kıyafetlerini giyiniyor
giyinik
vücudunda giysi veya aksesuar olması
She is wearing a blue dress
O mavi bir elbise giyiyor
giymek
vücudunda kıyafet taşıma eylemi
He is wearing his new shoes today
Bugün yeni ayakkabılarını giyiyor
buzlu çay
Sahnedeçay ve buzdan yapılan soğuk bir içecek
I would like an iced tea
Bir buzlu çay istiyorum
buzlu çay
buz ve çay ile yapılan soğuk içecek
I would like an iced tea
Bir buzlu çay istiyorum
soğuk çay
çay yapraklarının demlenip soğutulmasıyla hazırlanan içecek
This iced tea is delicious
Bu soğuk çay çok lezzetli
iş birliği
Sahnedebaşkalarıyla birlikte çalışma eylemi
Successful projects often require collaboration
Başarılı projeler genellikle iş birliği gerektirir
gerçek
Sahnedevar olan veya doğru olan
This is a real diamond
Bu gerçek bir elmas
gerçekten
çok veya samimi bir şekilde
He is real quiet
O gerçekten sessiz
sade
süslü veya karmaşık olmayan
He prefers a real and simple lifestyle
O sade ve basit bir yaşam tarzını tercih ediyor
sosyalist
üretim araçlarının topluma ait olduğu bir sisteme inanan kişi
He is a real who believes in common ownership
O ortak mülkiyete inanan bir sosyalisttir
saniye
Sahnededakikanın altmışta biri olan zaman birimi
Wait for a second
Bir saniye bekle
ikinci
birinciden sonra gelen
This is my second book
Bu benim ikinci kitabım
ikinci porsiyon
yemeğin ikinci servis edilen kısmı
I want a second helping
İkinci bir porsiyon istiyorum
desteklemek
bir öneriye resmi olarak destek vermek
I second the motion
Öneriyi destekliyorum
herhangi bir şey
Sahnedeherhangi bir nesne veya madde
I can eat anything
Herhangi bir şeyi yiyebilirim
hiçbir şey
herhangi bir nesne veya madde
I don't have anything
Hiçbir şeyim yok
doğru
Sahnedehaklı veya gerçek olan
Your answer is correct
Cevabın doğru
düzeltmek
bir şeyi doğru hale getirmek
Please correct my mistakes
Lütfen hatalarımı düzeltin
ağırlık
Sahnedebir şeyin ne kadar ağır olduğu
What is the weight of this box?
Bu kutunun ağırlığı nedir?
yük
taşınması zor olan ağır sorumluluk
He feels the weight of his job
İşinin yükünü hissediyor
ağırlık
insanların düşünce veya davranışlarını etkileme gücü
Her opinion carries great weight
Fikrinin büyük ağırlığı var
ağırlaştırmak
bir şeye ağırlık eklemek
You should weight the curtain to keep it straight.
Perdeyi düz durması için ağırlaştırmalısın.
belki
Sahnedebelirsizlik ifade etmek için kullanılır
Maybe it will rain
Belki yağmur yağar
ihtimal
gerçekleşebilecek veya doğru olabilecek durum
It is a maybe
Bu bir ihtimal
belki
muhtemelen
Maybe he is late
Belki geç kalmıştır
tebrik
Sahnedebirinin başarısını kutlamak için söylenen sözler
Congratulations on your graduation
Mezuniyetin için tebrikler
eğlenceli
Sahnedegülünç veya eğlendirici olan
The story was very amusing
Hikaye çok eğlenceliydi
hey
Sahnededikkat çekmek veya şaşkınlık belirtmek için kullanılır
Hey, look at this!
Hey, şuna bak!
tam orada
Sahnedetam olarak o yerde veya o anda
I saw him standing right there
Onu tam orada dururken gördüm
orantısız
Sahnedebaşka bir şeye kıyasla olması gereken boyutta veya miktarda olmayan
The punishment was disproportionate to the crime
Ceza suça oranla orantısızdı
haberdar olmak
Sahnedebir şeyin varlığından haberdar olmak
I know of a good doctor in town
Kasabada iyi bir doktor olduğunu biliyorum
haberdar olmak
bir şeyin veya birinin varlığından haberdar olmak
I know of a good cafe here
Burada iyi bir kafe olduğunu biliyorum
tercih etmek
Sahnedebir şeyi diğerinden daha çok istemek veya seçmek
I would rather stay home
Evde kalmayı tercih ederim
tercih etmek
bir şeyi diğerine tercih etmek için kullanılır
I would rather stay home
Evde kalmayı tercih ederim
oldukça
orta derecede
It is rather cold today
Bugün hava oldukça soğuk
kaçırmak
Sahnedebirini zorla ve yasa dışı bir şekilde alıp götürmek
The criminals tried to kidnap the businessman
Suçlular iş adamını kaçırmaya çalıştı
kafasını karıştırmak
Sahnedebirinin bir şeyi net bir şekilde anlamasını zorlaştırmak
These directions confuse me
Bu yol tarifleri kafamı karıştırıyor
karıştırmak
birini veya bir şeyi başka bir şeyle karıştırmak
I often confuse the twins
İkizleri sık sık karıştırırım
yanıltmak
birini yanlış düşünmeye sevk etmek
The false information confused the witnesses
Yanlış bilgi tanıkları yanılttı
kafasını karıştırmak
birinin zihnini bulandırmak
The complicated instructions confused the students
Karmaşık talimatlar öğrencilerin kafasını karıştırdı
yaymak
Sahnedeışık, ses veya gaz gibi bir şeyi dışarı salmak
The sun emits light
Güneş ışık yayar
öpmek
Sahnedesevgi veya selamlaşma belirtisi olarak dudakları değdirmek
She kissed her baby
Bebeğini öptü
hafifçe dokunmak
bir şeye yavaşça temas etmek
The ball kissed the table edge
Top masanın kenarına hafifçe dokundu
öpmek
sevgi göstergesi olarak dudaklarıyla temas etmek
She kissed her baby on the forehead
Bebeğini alnından öptü
Kiss müzik grubu
birlikte müzik yapan müzisyen grubu
I love the band Kiss
Kiss grubunu seviyorum
hazırlamak
Sahnedekendini veya bir şeyi hazır hale getirmek
I need to prepare for the exam
Sınava hazırlanmam gerekiyor
mesaj
birine gönderilen bilgi
Please send me a message
Lütfen bana bir mesaj gönder
hazırlamak
başlangıçta gerçekleşen
I prepared the list
Listeyi hazırladım
hazırlamak
bir şeyi kullanıma hazır hale getirmek
I prepare my bag for school
Okul için çantamı hazırlıyorum
tamamen
Sahnedeher bakımdan veya tam derecede
I completely forgot about the meeting
Toplantıyı tamamen unuttum
golf
Sahnedetopun deliklere sokulduğu bir spor
He plays golf on weekends
O hafta sonları golf oynar
meyan kökü şekeri
Sahnedebir tür kırmızı şekerleme markası
I bought some vines for the movie
Film için biraz meyan kökü şekeri aldım
inek
Sahnedesüt veya et için beslenen büyük bir hayvan
The cow gives milk
İnek süt verir
inek
çiftliklerde sütü için beslenen büyük dişi hayvan
The cow is eating grass
İnek ot yiyor
sindirmek
birini korkutarak boyun eğmesini sağlamak
He was cowed by his boss
Patronu tarafından sindirildi
oğul
Sahnedeebeveynlerin erkek çocuğu
He is my son
O benim oğlum
keyif almak
Sahnedebir şeyden zevk almak
I enjoy reading books
Kitap okumaktan keyif alırım
uzun
Sahnedeboyu ortalamadan fazla olan
He is a very tall man
O çok uzun bir adam
uzun
ortalamadan daha uzun boylu olan
He is very tall
O çok uzun
zorlu
yapılması veya başarılması güç
Finishing this project is a tall order
Bu projeyi bitirmek zorlu bir iş
inek
Sahnedebir konuyla aşırı ilgilenen kimse
He is a computer nerd
O bir bilgisayar ineği
tutkun
belli bir konuya çok ilgi duyan kişi
He is a movie nerd
O bir film tutkunu
inek
derslere veya teknik konulara aşırı odaklanan kişi
He is a math nerd
O bir matematik ineği
ineklik yapmak
sosyal açıdan garip görülecek kadar çok ders çalışmak
He is nerding out on his science project
Bilim projesi üzerinde ineklik yapıyor
orta
Sahnedemerkezdeki nokta veya bölüm
He is in the middle of the room
Odanın ortasında
içeri girmek
Sahnedebir odaya veya binaya girmek
Please come in
Lütfen içeri girin
mevcut olmak
belirli bir formda satılmak veya bulunmak
This dress comes in red
Bu elbisenin kırmızısı var
gelmek
bir ürünün belirli seçenekleri veya çeşitleri ile sunulması
These shirts come in three sizes
Bu gömlekler üç bedende gelir
dereceye girmek
bir yarışmada belirli bir sırada bitirmek
She came in second in the race
Yarışta ikinci geldi
dahil olmak
bir durumda rol veya görev üstlenmek
Where does the expert come in
Uzman nerede devreye giriyor
gelmek
bir yere ulaşmak veya bir sırada yer almak
She came in first in the race
Yarışta birinci geldi
işe yaramak
bir durumda kullanışlı hale gelmek
This tool will come in handy later
Bu alet sonra işe yarayacak
dahil olmak
bir duruma katılmak veya rol almak
They asked me to come in on the project
Benden projeye dahil olmamı istediler
süper kahraman
Sahnedeinsanüstü güçleri olan hayali karakter
Spider-Man is a famous superhero
Örümcek Adam ünlü bir süper kahramandır
sinir bozucu
Sahnedebirini üzgün veya öfkeli hissettiren
Learning a new language can be frustrating
Yeni bir dil öğrenmek sinir bozucu olabilir
tesisler
Sahnedebelirli bir amaç için kullanılan yerler veya ekipmanlar
The hotel has great sports facilities
Otelin harika spor tesisleri var
önce
Sahnedeşimdiye göre geçmişte kalmış zaman
I arrived an hour ago
Bir saat önce geldim
önce
şimdiden önce veya geçmişte
I saw him two days ago
Onu iki gün önce gördüm
tecrübe
Sahnedebir işten kazanılan bilgi
She has a lot of experience
Onun çok fazla tecrübesi var
deneyim
yaşanılan olay
It was a great experience
Bu harika bir deneyimdi
hissetmek
fiziksel veya duygusal bir duyum yaşamak
I experienced great joy
Büyük bir neşe hissettim
kibirli
Sahnedekendini çok üstün gören
He is very arrogant
O çok kibirlidir
veri
Sahnedeanaliz için kullanılan bilgiler veya gerçekler
We collected a lot of data
Çok fazla veri topladık
dışarı vurmak
Sahnedegizli tuttuğu bir şeyi söylemek
I had a secret and I needed to get it out
Bir sırrım vardı ve onu anlatmam gerekiyordu
çıkarmak
bir şeyi bulunduğu yerden dışarı almak
Please get your things out of the bag
Lütfen eşyalarını çantadan çıkar
dışarı çıkarmak
bir şeyi bulunduğu yerden uzaklaştırmak
Please get it out of the room
Lütfen onu odadan dışarı çıkar
yeniden canlandırmak
Sahnedebir şeyi yeniden aktif hale getirmek
They tried to rekindle their romance
Romantik ilişkilerini yeniden canlandırmaya çalıştılar
ayrılma
Sahnedebir yerden gitmek
I am leaving the house now
Şimdi evden ayrılıyorum
artık
bir işlemden sonra geriye kalan madde
This ash is a leaving of the fire
Bu kül ateşten geriye kalan bir artığıdır
bırakmak
birini veya bir şeyi belirli bir durumda tutmak
The news left him speechless
Haber onu suskun bıraktı
zamansız
Sahnedemodası asla geçmeyen
Her style is timeless
Onun tarzı zamansızdır
dahil olmak
Sahnedebir durumun veya faaliyetin parçası olmaya başlamak
I want to get in the game
Oyuna dahil olmak istiyorum
binmek
bir yere veya araca girmek
Get in the car
Arabaya bin
Engel olmak
Birinin yolunu kapatmak
Don't get in my way
Yoluma çıkma
aklına girmek
birinin zihnine veya düşüncelerine yerleşmek
That tune got in my head
O melodi aklıma girdi
iletişim kurmak
biriyle haberleşmek veya irtibat sağlamak
I need to get in touch with my boss
Patronumla iletişim kurmam gerekiyor
katılmak
bir grubun veya etkinliğin parçası haline gelmek
I hope to get in the team
Takıma katılmayı umuyorum
süper güç
Sahnedeözel bir güç veya yetenek
I wish I had a superpower
Keşke bir süper gücüm olsaydı
süper güç
çok büyük güç ve etkiye sahip ülke veya kuruluş
The USA is a major superpower
ABD büyük bir süper güçtür
yatak
Sahnedeuyumak için kullanılan mobilya
I go to bed
Yatağa gidiyorum
kasa
kamyonun arkasındaki yük taşıma alanı
The truck bed is full of wood
Kamyonun kasası odunla dolu
taban
nehir veya vadi zemini
Fish live at the river bed
Balıklar nehir tabanında yaşar
hep aynı rolde oynatmak
Sahnedebir oyuncuya sürekli benzer karakterleri canlandırması için görev vermek
The actor was typecast as a villain
Oyuncu sürekli kötü adam rolünde oynatıldı
bütün
Sahnedeeksiksiz ve tam olan
She read the entire book
Bütün kitabı okudu
bütün
tamamı veya eksiksiz olan
I read the entire book
Kitabın tamamını okudum
tüm
bir şeyin tamamı
The entire team arrived early
Tüm takım erken geldi
tahmin etmek
Sahnedeemin olmadan bir fikir oluşturmak
Can you guess my age
Yaşımı tahmin edebilir misin
tahmin
kesin olarak bilmeden bir cevap verme çabası
I made a guess about the answer
Cevap hakkında bir tahminde bulundum
tahmin
tam olarak emin olmadan doğru olduğunu düşündüğünüz fikir
My guess was wrong
Tahminim yanlıştı
alet
Sahnedebelirli bir iş için kullanılan el cihazı
A hammer is a useful tool
Çekiç yararlı bir alettir
aptal
aptal veya sinir bozucu kimse
He is such a tool
O tam bir aptal
donatmak
bir iş için gereken ekipmanı veya beceriyi sağlamak
The company is tooling the staff for the new project
Şirket yeni proje için personeli donatıyor
bağırsak
Sahnedevücutta yiyecekleri sindiren uzun tüp
The intestine digests food
Bağırsak yiyecekleri sindirir
balon hayvan
Sahnedeşişirilmiş bir balondan yapılan hayvan figürü
The clown made a balloon animal for the child
Palyaço çocuk için bir balon hayvan yaptı
devasa
Sahnedeaşırı büyük olan
He built a brobdingnagian monument
Devasa bir anıt inşa etti
kocaman
Sahnedeçok büyük boyutta olan
The giant had a brobdingnagian appetite
Dev kocaman bir iştaha sahipti
üzgün
Sahnedepişmanlık duyan veya özür dileyen
I am sorry for being late
Geç kaldığım için üzgünüm
parçalara ayrılmak
Sahnedeparçalara bölünerek dağılmak
The old book is falling apart
Eski kitap parçalara ayrılıyor
dağılmak
duygusal kontrolü kaybetmek
She fell apart when she heard the news
Haberi duyunca dağıldı
parçalanmak
parçalara ayrılmak
The old toy fell apart
Eski oyuncak parçalandı
başlamak
Sahnedebir şeye başlamak
Let's begin the lesson
Hadi derse başlayalım
isabetli
Sahnedetam olarak doğru ve kesin olan
Your guess was spot on
Tahminin isabetliydi
tam yerinde
kesinlikle doğru ve uygun
Your assessment is spot on
Değerlendirmen tam yerinde
tükürük
Sahnedeçiğnemeye ve yutmaya yardımcı olan ağız içi sıvısı
Saliva helps us swallow
Tükürük yutmamıza yardımcı olur
pamuk şeker
Sahnedeşekerden yapılan hafif ve kabarık bir tatlı
I bought cotton candy at the fair
Panayırda pamuk şeker aldım
pamuk şeker
panayırlarda satılan kabarık ve şekerli tatlı
We bought cotton candy at the fair
Panayırda pamuk şeker aldık
pamuk şeker
panayırlarda satılan şekerden yapılmış tatlı
I bought cotton candy at the fair
Panayırda pamuk şeker aldım
pamuk şekeri
şekerden yapılmış kabarık tatlı
The child wants some cotton candy
Çocuk pamuk şekeri istiyor
şekerleme
şeker veya çikolatadan yapılan tatlı yiyecek
She loves eating candy
O şekerleme yemeyi seviyor
bak
Sahnededikkat çekmek veya bir ifadeye giriş yapmak için kullanılır
Now, listen carefully
Bak, dikkatlice dinle
tam zamanı
Sahnedebir şey için en uygun an
Now is the perfect time to start
Başlamak için tam zamanı
şimdi
Sahnedeiçinde bulunduğumuz zaman
I am busy now
Şimdi meşgulüm
hadi
arkadaşça veda etmek için kullanılır
Now, I must go
Hadi, gitmeliyim
karakter
Sahnedehikaye, film veya oyundaki kişi
He is my favorite character
O benim en sevdiğim karakter
karakter
bir insanı tanımlayan özellikler bütünü
He has a strong character
Güçlü bir karakteri var
karakter
yazı sisteminde kullanılan harf veya simge
This password requires eight characters
Bu şifre sekiz karakter gerektiriyor
karakter
özellikle sıra dışı veya dikkat çekici olan belirli bir kişi
That old man is a real character
O yaşlı adam gerçekten sıra dışı biri
sonuç almak
Sahnedebir durumda nasıl bir ilerleme kaydettiğini belirtmek
How did you fare on the test
Sınavın nasıl geçti
bilet ücreti
ulaşım için ödenen ücret
The bus fare is five dollars
Otobüs ücreti beş dolar
yiyecek
bir öğünde sunulan yiyecekler
The restaurant offers simple fare
Restoran sade yiyecekler sunuyor
yoğun
Sahnedeparçaları birbirine çok yakın olan
The forest was very dense
Orman çok yoğundu
geç anlayan
anlaması veya öğrenmesi yavaş olan
He is a bit dense
O biraz geç anlıyor
toplantı
Sahnedeplanlı bir grup toplanması
I have a meeting at ten
Saat onda bir toplantım var
toplantı
insanların bir araya geldiği olay
I have a meeting tomorrow
Yarın bir toplantım var
buluşma
bir kimseyle veya bir şeyle bir araya gelmek
I had a meeting with my friend
Arkadaşımla bir buluşmam vardı
randevu
biriyle önceden planlanmış buluşma
I have a meeting with my doctor
Doktorumla bir randevum var
toplantı
insanların konuşmak için bir araya geldiği etkinlik
We have a meeting at ten o clock
Saat onda bir toplantımız var
sorgulamak
Sahnedebir şey hakkında şüphe belirtmek
I question his honesty
Onun dürüstlüğünü sorguluyorum
Soru sormak
Sahnedebirinden bilgi almak amacıyla bir şey sormak
She wanted to question him about the project
Proje hakkında ona soru sormak istedi
Söz konusu
Üzerinde tartışılan konu
This is the issue in question
Söz konusu olan mesele budur
dövme
Sahnedederiye yapılan kalıcı desen
He has a tat on his arm
Kolunda bir dövme var
ıvır zıvır
düşük kaliteli veya değersiz eşyalar
The shop was full of cheap tat
Dükkan ucuz ıvır zıvırla doluydu
yakında
Sahnedekısa bir süre sonra
I will see you soon
Yakında görüşürüz
yakında
kısa bir süre içinde
I will see you soon
Seni yakında göreceğim