

The Crown — 4. Sezon Bölüm 9
Kelimeler ve anlamları
434 kelime
Seviye
aslında
Sahnedebir şeyin doğru olduğunu vurgulamak veya ek bilgi vermek için kullanılır
In fact, it is very cold
Aslında hava çok soğuk
gerçek
doğru olduğu bilinen şey
This is a known fact
Bu bilinen bir gerçektir
gerçek
doğru veya gerçek olan bir şey
It is a fact that the earth is round
Dünyanın yuvarlak olduğu bir gerçektir
gerçek
doğru olan bir şey
It is a fact that the earth is round
Dünyanın yuvarlak olması bir gerçektir
niyetinde olmak
Sahnedene yapmayı planladığınızı belirtir
We are going to move
Taşınmaya niyetliyiz
gelecek zaman
gelecek zaman planı veya niyeti belirtir
I am going to study
Ders çalışacağım
gitmek
bir yere düzenli olarak gitmek
I am going to university
Üniversiteye gidiyorum
-ecek
bir şeyi yapmaya niyetli olmak veya yapmak üzere olmak
I am going to study today
Bugün ders çalışacağım
hey
Sahnededikkat çekmek veya şaşkınlık belirtmek için kullanılır
Hey, look at this!
Hey, şuna bak!
özel
Sahnedesıradan olmayan durum
Today is a special day
Bugün özel bir gün
özel
sınırlı süreliğine sunulan ürün veya hizmet
The lunch special is very cheap
Öğle yemeği menüsü çok ucuz
özel ikram
zevk veren bir şey
Getting ice cream was a special treat
Dondurma yemek özel bir ikramdı
özel
alışılmış olandan farklı
Today is a very special day
Bugün çok özel bir gün
düşünmek
Sahnedefikir oluşturmak için zihnini kullanmak
I need to think about it
Bunu düşünmem gerekiyor
üzerinde düşünmek
bir konuyu dikkatle zihninden geçirmek
I need to think about your offer
Teklifin üzerinde düşünmem gerekiyor
üzerinde düşünmek
bir şeyi dikkatlice değerlendirmek
I need to think about your offer
Teklifin üzerinde düşünmem gerekiyor
teşekkür ederim
Sahnedeminnettarlık göstermek için kullanılan sözler
Thank you for the help
Yardım için teşekkür ederim
teşekkür
minnettarlık ifade eden söz
I sent a thank-you to my teacher
Öğretmenime bir teşekkür gönderdim
teşekkür ederim
minnettar olduğunuzu göstermek için kullanılan nazik ifade
I want to say thank you
Sana teşekkür ederim demek istiyorum
teşekkür
minnettarlığı göstermenin nazik bir yolu
A simple thank you goes a long way
Basit bir teşekkür çok şey ifade eder
teşekkürler
minnettar olduğunuzu belirtmek için kullanılan sözler
Please say thank you for the gift
Lütfen hediye için teşekkürler de
teşekkür ederim
minnettar olduğunuzu göstermek için kullanılan sözler
Thank you for your help
Yardımın için teşekkür ederim
hanımefendi
saygılı bir hitap şekli
Yes, ma'am
Evet, hanımefendi
hanımefendi
bir kadın için kullanılan nazik sözcük
May I help you, ma'am
Size yardım edebilir miyim, hanımefendi
hanımefendi
Kadınlara hitap ederken kullanılan saygılı bir söz
How can I help you maam
Size nasıl yardımcı olabilirim hanımefendi
hanımefendi
bir kadına resmi ortamda veya hizmet verirken kullanılan saygı ifadesi
Excuse me ma'am
Affedersiniz hanımefendi
mümkün
Sahnedeyapılabilen veya gerçekleşebilen durum
It is possible to finish the work today
İşi bugün bitirmek mümkün
aday
seçilme ihtimali olan kişi
She is a possible for the role
O bu rol için bir aday
istikrar
Sahnededeğişmeden kalma veya sağlam olma durumu
The country needs political stability
Ülkenin siyasi istikrara ihtiyacı var
ne gerekiyorsa yapmak
Sahnedebir şeyi başarmak için her yolu denemek
They will go to any lengths to win the game
Oyunu kazanmak için ne gerekiyorsa yapacaklar
her şeyi göze almak
bir hedefe ulaşmak için büyük çaba sarf etmek
He went to any lengths to find the truth
Gerçeği bulmak için her şeyi göze aldı
ilişkiler
Sahnedeiki kişi veya grubun birbirleriyle etkileşim biçimi
They are on good terms with their neighbors
Komşularıyla iyi ilişkileri var
terimler
belirli bir alanda kullanılan kelimeler
These are technical terms
Bunlar teknik terimlerdir
şartlar
bir anlaşmanın parçası olan kural
I do not agree with these terms
Bu şartları kabul etmiyorum
koşullar
bir anlaşmanın kuralları veya bölümleri
You must accept the terms
Koşulları kabul etmelisin
an
Sahnedeçok kısa bir zaman dilimi
It happened in an instant
Bir anda oldu
anında
hemen gerçekleşen
I need an instant response
Anında bir cevaba ihtiyacım var
hazır
çok hızlı bir şekilde hazırlanabilen
I drink instant coffee every morning
Her sabah hazır kahve içerim
kardeş
Sahnedebirinin erkek veya kız kardeşi
I have only one sibling
Sadece bir kardeşim var
kardeş
bir kişinin erkek veya kız kardeşi
Do you have any siblings?
Hiç kardeşin var mı?
devam eden
Sahnedeşu anda sürmekte olan iş veya faaliyet
The project is already underway
Proje halihazırda devam ediyor
hayalet
Sahnedeölmüş bir kişinin ruhu veya görüntüsü
He saw a phantom in the hall
Koridorda bir hayalet gördü
dün gece
Sahnedebugünden önceki gece
I went to the cinema last night
Dün gece sinemaya gittim
dün gece
bugünden önceki gece
I slept well last night
Dün gece iyi uyudum
realist
Sahnedeolayları olduğu gibi kabul eden kişi
He is a realist
O gerçekçidir
hazırlıksız yakalanmış
Sahnedebeklenmedik bir durumla şaşırtılma
She was taken by surprise by the news
Haber karşısında hazırlıksız yakalandı
sahiplenilmiş
bir şeyi kendi mülkiyetine geçirme durumu
The land was taken by the king
Toprak kral tarafından sahiplenilmiş
almak
bir şeyi yemek veya içmek
I have taken my medicine
İlacımı aldım
teslim alınmış
bir şeyi teslim alıp kabul etme
The delivery was taken at the door
Teslimat kapıda alındı
ele geçirmek
bir şeyin kontrolünü sağlamak
He has taken the lead in the race
Yarışta liderliği o ele geçirdi
çekmek
fotoğraf makinesiyle görüntü almak
I have taken a photo of the trees
Ağaçların fotoğrafını çektim
götürmek
bir kişiye veya yere gitmek
She has taken her son to the park
Oğlunu parka götürdü
almak
bir şeyi bir yerden başka bir yere taşımak
Who has taken my pen from the desk
Masadaki kalemimi kim aldı
Tay Köprüsü
SahnedeTay Nehri üzerindeki ünlü köprü
The train crossed the Tay Bridge
Tren Tay Köprüsü'nden geçti
emin
Sahnedeşüphenin olmaması
I am sure about this
Bu konuda eminim
yer
belirli bir alan veya nokta
We met at this sure
Bu yerde buluştuk
elbette
bir şeyi kabul ettiğini veya onayladığını söylemek
Sure I will do that
Elbette bunu yapacağım
tamam
bir öneriyi veya fikri onaylamak için kullanılan ifade
We can meet later. Sure.
Daha sonra buluşabiliriz. Tamam.
naziklik
Sahnedearkadaş canlısı ve yardımsever olma özelliği
Thank you for your kindness
Nazikliğiniz için teşekkür ederim
ilk
Sahnedezaman veya sıra bakımından herkesten önce gelen
She was the first person to arrive
O gelen ilk kişiydi
birinci sınıf
mümkün olan en yüksek standartta
This hotel provides first class service
Bu otel birinci sınıf hizmet sunuyor
başlangıçta
en başta veya başlangıç aşamasında
At first I did not understand
Başlangıçta anlamadım
kesinlikle
Sahnedebir ifadeyi vurgulamak için kullanılır
It is simply amazing
Bu kesinlikle harika
sadece
basit bir şekilde veya sadece
It is simply a matter of time
Bu sadece bir zaman meselesi
basitçe
basit veya anlaşılır bir biçimde
She explained it simply
Bunu basitçe anlattı
sadece
sadece veya kolay bir şekilde
I simply wanted to help
Sadece yardım etmek istedim
korkunç
Sahnedeçok kötü veya hoş olmayan
The weather was ghastly
Hava korkunçtu
korkunç
çok kötü tatsız veya şok edici
The weather was ghastly
Hava korkunçtu
çığ
Sahnededağdan aşağı düşen büyük kar kütlesi
An avalanche hit the mountain village
Çığ dağ köyünü vurdu
artık değil
Sahnedebir şeyin geçerliliğini yitirdiğini ifade eder
This is no longer valid
Bu artık geçerli değil
artık
bir durumun sona erdiğini belirtir
He no longer lives here
O artık burada yaşamıyor
artık
bir eylemin artık yapılmadığını anlatır
I no longer smoke
Artık sigara içmiyorum
artık
bir durumun eskisi gibi devam etmemesi
He no longer works here
O artık burada çalışmıyor
başarmak
Sahnedebir hedefe ulaşmak veya başarılı olmak
He worked hard to succeed
Başarmak için çok çalıştı
yerine geçmek
birinin görevini veya yerini devralmak
He will succeed his father as CEO
Babasının yerine CEO olarak o geçecek
dört
Sahnede4 sayısı
I have four apples
Dört elmam var
iskele
Sahnedeinşaat yapımında işçilerin ve malzemelerin desteklenmesi için kurulan geçici yapı
The workers are standing on the scaffolding
İşçiler iskelenin üzerinde duruyor
iskele
inşaat veya onarım sırasında işçileri desteklemek için kurulan geçici yapı
Workers climbed up the scaffolding
İşçiler iskeleye tırmandı
dikkate almak
Sahnedebir karar verirken belirli bir durumu düşünmek
You should consider the cost before buying it
Satın almadan önce maliyeti dikkate almalısın
saymak
bir şeyi belli bir şekilde görmek veya kabul etmek
I consider him a friend
Onu bir arkadaşım olarak görüyorum
düşünmek
bir konu üzerinde dikkatlice düşünmek
I will consider your offer
Teklifinizi düşüneceğim
kişilikler
Sahnedebir insanı o insan yapan nitelikler bütünü
People have different personalities
İnsanların farklı kişilikleri vardır
boşluk
Sahnedeboş olma durumu
He felt a sense of emptiness
Bir boşluk hissetti
B planı
Sahnedeilk plan işe yaramazsa devreye girecek alternatif çözüm
We have a plan b if this fails
Bu başarısız olursa bir B planımız var
neredeyse
Sahnedetamamen değil ama çok yakın
It is nearly time to go
Neredeyse gitme vakti
kavramak
Sahnedebir şeyi tam olarak idrak etmek
She failed to comprehend the gravity of the situation
Durumun ciddiyetini kavrayamadı
anlamak
bir şeyin anlamını bilmek
I cannot comprehend this poem
Bu şiiri anlayamıyorum
tamamen
Sahnedeher bakımdan veya tam derecede
I completely forgot about the meeting
Toplantıyı tamamen unuttum
farkına varma
Sahnedebir şeyi net bir şekilde anladığınız an
It was a sudden realization
Bu ani bir farkındalıktı
soylu
Sahnedeen yüksek sosyal sınıfa ait olan
He comes from an aristocratic family
O soylu bir aileden geliyor
gerçeklik
Sahnedenesnelerin olduğu gibi olma durumu
He returned to reality
Gerçekliğe geri döndü
gerçek
var olan veya doğru olan şey
This is a harsh reality
Bu acı bir gerçek
kusursuz
Sahnedehiçbir hatası veya kusuru olmayan
This diamond is perfect
Bu elmas kusursuz
mükemmelleştirmek
bir şeyi kusursuz hale getirmek
She wants to perfect her skills
Becerilerini mükemmelleştirmek istiyor
tam puan
okul çalışması için verilen en yüksek not
She got a perfect on her history exam
Tarih sınavından tam puan aldı
bahane
bir hatayı açıklamak için öne sürülen neden
That is just a perfect for being late
Bu geç kalmak için sadece bir bahane
görünüşe göre
Sahnedegöründüğü kadarıyla
Apparently, he forgot the meeting
Görünüşe göre toplantıyı unuttu
Bir varmış bir yokmuş
Sahnedemasalların başında kullanılan geçmiş zaman ifadesi
Once upon a time, there was a king
Bir varmış bir yokmuş, bir kral varmış
alışılmışın dışında
alışılagelmiş yöntemlerin veya kuralların dışına çıkan
His new teaching method is a bit off piste
Onun yeni öğretim yöntemi biraz alışılmışın dışında
pist dışı
kayak için işaretlenmemiş veya hazırlanmamış dağ bölümü
They enjoy skiing off-piste in deep snow
Derin karda pist dışında kayak yapmaktan hoşlanırlar
yürütmek
Sahnedebir faaliyeti yapmak veya gerçekleştirmek
They conduct a survey
Bir anket yürütüyorlar
davranış
bir kişinin hareket etme veya davranma biçimi
His conduct was professional
Davranışları profesyonelceydi
iletmek
elektrik veya ısının geçmesine izin vermek
Metal wires conduct electricity
Metal teller elektriği iletir
yönetmek
bir etkinliği düzenlemek veya idare etmek
The scientist will conduct the experiment
Bilim insanı deneyi yönetecek
bağlanmak
Sahnedebir amaca veya sözüne sadık kalmak
I cannot commit to this project
Bu projeye bağlanamam
işlemek
bir suç gerçekleştirmek
He committed a serious crime
Ciddi bir suç işledi
intihar etmek
kendi yaşamına kasten son vermek
He decided to commit suicide
İntihar etmeye karar verdi
kaydetmek
bir kamera ile hareketli görüntüleri yakalamak
They committed the event to film
Olayı filme kaydettiler
hayalperest
Sahnedegerçekçi olmayan veya hayal ürünü fikirleri olan kimse
He is a fantasist who dreams of flying
O uçmayı hayal eden bir hayalperesttir
fark etmek
Sahnedebir şeyi anlamak veya farkına varmak
I realized my mistake
Hatamı fark ettim
idrak etmek
Sahnedebir durumun önemini veya gerçekliğini kavramak
He finally realized the truth
Sonunda gerçeği idrak etti
gerçekleştirmek
bir şeyi gerçek hale getirmek veya hayata geçirmek
She realized her dream
Hayalini gerçekleştirdi
yatak
Sahnedeuyumak için kullanılan mobilya
I go to bed
Yatağa gidiyorum
kasa
kamyonun arkasındaki yük taşıma alanı
The truck bed is full of wood
Kamyonun kasası odunla dolu
taban
nehir veya vadi zemini
Fish live at the river bed
Balıklar nehir tabanında yaşar
sıkıca
Sahnedesıkı bir şekilde veya sabit olarak
Hold the handle firmly
Tutacağı sıkıca tut
mademki
Sahnedebir durum gerçekleştiği için
Now that you are here, we can start
Madem buradasın, başlayabiliriz
mademki
yeni bir durum nedeniyle bir şeyin doğru olduğunu açıklamak için kullanılır
Now that you are here we can start
Mademki buradasın başlayabiliriz
nazik
Sahnededost canlısı ve cömert
She is a kind person
O nazik bir insandır
biraz
küçük bir ölçüde
I am kind of tired
Biraz yorgunum
tür
benzer özelliklere sahip grup
What kind of music do you like
Ne tür müzik seversiniz
nazik
başkalarına karşı iyi ve yardımsever olan
She is a kind person
O nazik bir insan
arama
Sahnedebir şeyi bulmaya çalışma
He is seeking a new job
Yeni bir iş arıyor
arama
bir şeyi elde etmek için yoğun çaba harcama
They are seeking a better life
Daha iyi bir hayat arıyorlar
dehşete düşmüş
Sahnedeçok şok olmuş ve korkmuş hissetme
She was horrified by the accident
Kazadan dolayı dehşete düştü
dehşetlenmiş
aşırı derecede üzgün veya korkmuş hissetme
We were horrified by the news
Haberden dolayı dehşetlendik
tabur
Sahnedeordu içindeki askerlerden oluşan büyük bir birlik
The battalion was sent to the front line
Tabur ön cepheye gönderildi
görev
Sahnedeyapılması gereken iş veya sorumluluk
It is my duty to help you
Sana yardım etmek benim görevim
görev
yapılması gereken işler
It is your duty to help him
Ona yardım etmek senin görevin
görev
yapılması gereken iş veya sorumluluk
It is my duty to help others
Başkalarına yardım etmek benim görevim
gümrük vergisi
mallar üzerinden ödenen vergi
You must pay duty on these goods
Bu mallar için gümrük vergisi ödemelisiniz
berbat
Sahnedeçok düşük kalitede veya standartta olan
This movie is absolute rubbish
Bu film gerçekten berbat
çöp
artık istenmeyen veya ihtiyaç duyulmayan şeyler
Put the rubbish in the bin
Çöpü kutuya at
efendim
Sahnedebir erkeğe hitap ederken kullanılan nazik bir ifade
Yes, sir
Evet, efendim
kaza
Sahnedehasar veya yaralanmaya yol açan beklenmedik olay
There was a car accident yesterday
Dün bir araba kazası oldu
kaza
beklenmedik ve zararlı olay
It was a car accident
Bu bir araba kazasıydı
kaza
planlanmadan meydana gelen olay
It was just an accident
Bu sadece bir kazaydı
iyi anlaşmak
Sahnedebiriyle dostça veya uyumlu bir ilişkiye sahip olmak
I get on well with my sister
Kız kardeşimle iyi anlaşırım
binmek
bir taşıta binmek
Get on the bus
Otobüse bin
telefona geçmek
telefonla görüşme yapmak
Get on the phone
Telefona geç
azarlamak
birinin davranışı hakkında şikayet etmek
Stop getting on at me
Beni azarlamayı bırak
idare etmek
bir durumla başa çıkmak
How are you getting on
Nasıl idare ediyorsun
yaşlanmak
ilerleyen yaşta olmak
He is getting on in years
O yaşlanıyor
sinirini bozmak
birini rahatsız etmek
You are getting on my nerves
Sinirlerimi bozuyorsun
binmek
bir otobüs trene veya uçağa girmek
I will get on the bus
Otobüse bineceğim
ilerlemek
bir işi başarmak veya yol katetmek
How are you getting on with your work
İşinle ilgili nasıl ilerliyorsun
anlaşmak
biriyle arkadaşça bir ilişkiye sahip olmak
They get on well with each other
Birbirleriyle iyi anlaşıyorlar
şok
Sahnedeani bir şaşkınlık veya üzüntü hissi
It was a big shock
Bu büyük bir şoktu
elektrik çarpması
vücuttan geçen elektriğin yarattığı ani acı hissi
I felt a shock when I touched the wire
Tele dokunduğumda elektrik çarpması hissettim
şok
vücudun ani ve tehlikeli tepki göstermesi durumu
The patient went into shock after the medicine
Hasta ilacı aldıktan sonra şoka girdi
şok
cihazlarda veya makinelerde bulunan bir seçenek
Press the shock button to start
Başlatmak için şok düğmesine basın
emin olmak
Sahnedebir şeyin doğru olduğunu kontrol etmek
Make sure the door is locked
Kapının kilitli olduğundan emin ol
sağlamak
bir şeyin gerçekleşmesini kesinleştirmek
Make sure you arrive on time
Zamanında geldiğinden emin ol
emin olmak
hiçbir şüphe duymamak
Make sure of the facts
Gerçeklerden emin ol
garantiye almak
bir şeyin doğru olduğundan emin olmak için kontrol etmek
Make sure the door is locked
Kapının kilitli olduğundan emin ol
nefret etmek
Sahnedebir şeyden veya birinden çok fazla hoşlanmamak
I loathe cold weather
Soğuk havadan nefret ederim
nefret etmek
birinden veya bir şeyden yoğun şekilde hoşlanmamak
I loathe dishonest people
Dürüst olmayan insanlardan nefret ederim
kendine aşırı düşkünlük
kişinin kendisiyle aşırı derecede ilgilenmesi durumu
His self obsession prevents him from listening to others
Kendine aşırı düşkünlüğü başkalarını dinlemesine engel oluyor
kendine takıntılı olma
kişinin kendi hayatıyla ve sorunlarıyla aşırı derecede ilgilenmesi durumu
His self-obsession makes it hard for him to listen to others
Onun kendine takıntılı olması başkalarını dinlemesini zorlaştırıyor
yıkıcı
Sahnedebüyük bir üzüntü veya şok yaratan
The news was devastating
Haberler yıkıcıydı
niyetinde olmak
Sahnedene yapmayı planladığını ifade etmek için kullanılır
I am going to study
Ders çalışacağım
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
I go to school
Okula giderim
favori
belirli bir amaç için en sık kullanılan
This is my go-to coffee shop
Burası benim favori kahvecim
uyumaya gitmek
geçici olarak bir yerde uyumak
I go to sleep at ten
Saat onda uyumaya giderim
bozulmak
bir şeyin niteliğinin veya durumunun kötüleşmesi
This building will go to ruin soon
Bu bina yakında harap olacak
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
We will go to the park later
Daha sonra parka gideceğiz
başvurulacak
yardım için danışılan kişi veya kaynak
She is my go to person for advice
Tavsiye için başvurduğum kişi odur
incelemek
bir şeyin doğru veya kabul edilebilir olup olmadığını anlamak için ona bakmak
Please go to the file to check for any mistakes
Hata olup olmadığını kontrol etmek için lütfen dosyayı inceleyin
tercih edilen
en sık başvurulan kişi veya şey
This is my go-to place for coffee
Burası kahve için tercih ettiğim yer
gitmek
bir yere varmak veya bir etkinliğe katılmak
We go to school every morning
Her sabah okula gideriz
ilk tercih
birinin en sık kullandığı veya seçtiği şey ya da kişi
Pizza is my go-to meal on Fridays
Pizza cumaları ilk tercihim olan yemektir
gitmek
bir yere veya kişiye ulaşmak
The letter goes to the manager
Mektup müdüre gidiyor
gitmek
bir okulda öğrenci olmak
She goes to university in London
O Londra'da üniversiteye gidiyor
yönelmek
bir yerin doğrultusunda hareket etmek
The road goes to the city center
Yol şehir merkezine yöneliyor
uğramak
bir yeri ziyaret etmek
I will go to the library today
Bugün kütüphaneye uğrayacağım
gitmek
belirli bir yere doğru hareket etmek
I go to school every day
Her gün okula giderim
gitmek
birine ulaşmak ya da teslim edilmek
This award will go to the best student
Bu ödül en iyi öğrenciye gidecek
kod adı
Sahnedegizli şekilde kişi veya yeri belirtmek için kullanılan kelime ya da ifade
His code name was Eagle
Onun kod adı Kartal idi
kod adı
gerçek isim yerine kullanılan gizli isim
His code name is Eagle
Onun kod adı Kartal
dinlemek
Sahnedeseslere dikkat etmek
Listen to the music
Müziği dinle
dinlemek
konuşan birine veya bir sese dikkatini vermek
Please listen to me
Lütfen beni dinle
gerçek
Sahnedebir şey hakkındaki gerçekler
Tell me the truth
Bana gerçeği söyle
rapor
Sahnedebir olay veya durum hakkındaki anlatım
She gave a detailed report
Detaylı bir rapor verdi
bildirmek
Sahnedebir konu hakkında bilgi vermek
She reported the news to her boss
Haberleri patronuna bildirdi
bildirmek
talimat üzerine bir yere gitmek
Report to the manager immediately
Derhal müdüre başvurun
rapor
bilgi veya bulguların yazılı açıklaması
I wrote a report for school
Okul için bir rapor yazdım
bağlılık
Sahnedebirine duyulan güçlü sevgi veya ilgi
Her devotion to her children is amazing
Çocuklarına olan bağlılığı şaşırtıcıdır
muktedir
Sahnedebir şeyi yapma yeteneği veya imkanı olan
She is able to speak English
İngilizce konuşabiliyor
teslim alma
Sahnedeverilen bir şeyi kabul etme
He is receiving his mail now
O şu an postasını teslim alıyor
sırdaş
Sahnedesırlarınızı paylaştığınız güvenilir kadın arkadaş
She has always been my closest confidante
O her zaman en yakın sırdaşım olmuştur
çoğunluk
Sahnedeen fazla sayıda kişiden oluşan grup
The majority of people agree
İnsanların çoğunluğu hemfikir
gittikçe
Sahnedezamanla daha fazla olan
It is becoming increasingly difficult
Gittikçe zorlaşıyor
tehlikeli
Sahnedezarar veya yaralanma riski taşıyan
It is dangerous to play with fire
Ateşle oynamak tehlikelidir
tehlikeli
zarar verme olasılığı olan
This road is dangerous
Bu yol tehlikeli
haline gelmek
Sahnedebelirli bir duruma geçmek
She fell asleep quickly
O hemen uyuyakaldı
zalim
çok kötü ve şiddetli olan
The giant had a fell look in his eyes
Devin gözlerinde zalim bir bakış vardı
düşmek
aşağı doğru inmek
The ball fell to the ground
Top yere düştü
beklenmedik şekilde
Sahnedebeklenmeyen bir anda veya biçimde
He caught me by surprise
Beni hazırlıksız yakaladı
geçen sefer
Sahnedeşu andan önceki en yakın zaman
I ate sushi last time
Geçen sefer sushi yedim
son kez
diğer hepsinden sonra gelen
This is the last time
Bu son kez
geçen sefer
şu andan hemen önce gerçekleşen
I went there last time
Geçen sefer oraya gittim
öğleden sonra
Sahnedeöğle vaktinden akşama kadar olan süre
I have a meeting in the afternoon
Öğleden sonra bir toplantım var
öğleden sonra
günün öğle ile akşam arasındaki bölümü
We have a meeting in the afternoon
Öğleden sonra bir toplantımız var