

The End Of The Fucking World — 1. Sezon Bölüm 1
Kelimeler ve anlamları
204 kelime
iyi bir durum
Sahnedehayatta olumlu bir hal veya koşul
She is finally in a good place in her life
Sonunda hayatında iyi bir noktada
cennet
iyi insanların ölümden sonra gittiği varsayılan yer
Everyone hopes to go to a good place when they die
Herkes öldüğünde iyi bir yere gitmeyi umar
kutu
Sahnededüz kenarları olan bir kap
Put the books in the box
Kitapları kutuya koy
sınıflandırmak
birini belirli bir kategoriye koymak
They try to box people into categories
İnsanları kategorilere ayırmaya çalışıyorlar
boks yapmak
yumruklarla dövüşmek
They like to box on weekends
Hafta sonları boks yapmayı severler
paketlemek
bir şeyi kutunun içine koymak
Please box the items carefully
Lütfen eşyaları dikkatlice paketleyin
çalmak
Sahnedebaşkasının eşyasını izinsiz olarak almak
He stole my pen
Kalemimi çaldı
çalmak
başkasının hak ettiği ilgiyi veya övgüyü almak
She stole the show
Tüm ilgiyi o topladı
kelepir
çok uygun fiyata alınan şey
This jacket was a steal
Bu ceket tam bir kelepir
çalmak
birine ait olan bir şeyi izinsiz almak
Someone tried to steal my bike
Birisi bisikletimi çalmaya çalıştı
çalmak
bir şeyi izinsiz almak
Someone tried to steal my bag
Biri çantamı çalmaya çalıştı
dile getirmek
Sahnedesözle veya yazıyla aktarmak
She voiced her concerns
Endişelerini dile getirdi
söz hakkı
karar verme veya fikir belirtme yetkisi
She has a say in the matter
Konuda onun söz hakkı var
göstermek
bilgi veya rakam belirtmek
The sign says stop
Tabela durmayı gösteriyor
teşekkür
Sahnedeminnettarlık ifadesi
He sent his thanks
Teşekkürlerini gönderdi
teşekkürler
birine minnettar olduğunu söylemek
Thanks for the help
Yardım için teşekkürler
teşekkürler
minnettar olduğunuzu göstermek için kullanılan kısa bir ifade
Thanks for your help
Yardımın için teşekkürler
gözlem
Sahnedebir şeyi izleme veya fark etme eylemi
She made a careful observation
Dikkatli bir gözlem yaptı
varlık
Sahnedebirinin veya bir şeyin yakınında olma durumu
His presence calmed me down
Onun varlığı beni sakinleştirdi
varlık
bir yerde bulunma durumu
I felt his presence in the room
Odanın içinde onun varlığını hissettim
varlık
internet ortamında görünür olma durumu
She has a strong online presence
Onun güçlü bir çevrimiçi varlığı var
endişelenmek
Sahnedebir şey hakkında kaygılı hissetmek
Do not worry about me
Benim hakkımda endişelenme
endişe
bir durumdan kaynaklanan huzursuzluk hissi
She expressed her worry about the project
Proje hakkındaki endişesini dile getirdi
kaygılandırmak
birini tedirgin etmek
The news worried the family
Haberler aileyi kaygılandırdı
endişe
insanı kaygılandıran düşünceler veya durumlar
I have many worries about my future
Geleceğim hakkında birçok endişem var
endişeli
gergin veya kaygılı hissetme
Do not worry about the exam
Sınav hakkında endişelenme
ücretsiz
Sahnedebedava olan veya ücret ödenmeyen
This water is free
Bu su ücretsiz
özgür
Sahnedekısıtlanmamış veya kontrol edilmeyen
The bird is free
Kuş özgür
serbest bırakmak
birini veya bir şeyi tutulduğu ya da sıkıştığı yerden kurtarmak
They decided to free the bird from the cage
Kuşu kafesten serbest bırakmaya karar verdiler
müsait
yapacak işi veya zorunluluğu olmayan
I am free this afternoon
Bu öğleden sonra müsaitim
doğru
Sahnedegerçek veya hatasız
You are right
Haklısın
hak
yasal veya ahlaki talep
Everyone has the right to education
Herkesin eğitim hakkı vardır
sağ
solun karşı tarafı
Turn right at the corner
Köşeden sağa dön
tam
doğrudan ya da kesin bir biçimde
The hotel is right beside the station
Otel istasyonun tam yanında
Kalan 194 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 204 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap