

The Good Place — Season 1 Episode 10
Kelimeler ve anlamları
602 kelime
Seviye
varmak
Sahnedebir yere ulaşmak
When did you get home?
Eve ne zaman vardın?
olmak
belirli bir duruma gelmek
It is getting cold
Hava soğuyor
almak
bir şeyi elde etmek
I got a letter today
Bugün bir mektup aldım
anlamak
bir şeyi kavramak
I don't get it
Bunu anlamıyorum
sahte
Sahnedegerçek bir şeye benzeyecek şekilde yapılmış
This is a fake diamond
Bu sahte bir elmas
yapmacık
Sahnedegerçek olmayan veya samimi olmayan
Her smile is fake
Gülümsemesi yapmacık
uydurmak
doğru olmayan bir şeyi gerçek gibi söylemek
He faked the data
Verileri uydurdu
numara yapmak
gerçek olmadığı halde gerçekmiş gibi göstermek
He faked a cough
Öksürme numarası yaptı
saat
Sahnede60 dakikaya eşit süre
I will be there in one hour
Bir saat içinde orada olacağım
saat
bir günün yirmi dört parçasından biri
We will leave in one hour
Bir saat içinde ayrılacağız
bilgi
Sahnededeneyimle kazanılan bilgi veya farkındalık
She has a lot of knowledge about history
Tarih hakkında çok bilgisi var
Öncelikle
bir liste veya konudaki ilk maddeyi belirtirken kullanılır
For starters we need more employees
Öncelikle daha fazla çalışana ihtiyacımız var
Başlangıç olarak
bir dizinin veya işin ilk aşaması olarak
For starters you should rest
Başlangıç olarak dinlenmelisin
ilk olarak
bir şeye başlarken ilk sırada
For starters, we need a plan.
İlk olarak, bir plana ihtiyacımız var.
tabii ki
onaylamak veya evet demek için kullanılır
Of course I will help you
Tabii ki sana yardım edeceğim
barınak
Sahnedekoruma sağlayan veya ev olarak kullanılan yer
We need to find a shelter
Bir barınak bulmamız gerekiyor
barındırmak
birini tehlikelerden korumak
They sheltered the refugees during the storm
Fırtına sırasında mültecileri barındırdılar
hiçbir şey
tamamen hiçbir şey
I have bugger all to do today
Bugün yapacak hiçbir şeyim yok
not etmek
bir şeyi yazıya dökmek
Please write down my phone number
Lütfen telefon numaramı not et
değer düşürme
bir varlığın kayıtlı değerinin azaltılması
The company had to write down the value of its inventory
Şirket envanterinin değerini düşürmek zorunda kaldı
not etmek
bilgiyi kağıda veya dijital ortama kaydetmek
Please write down his phone number
Lütfen onun telefon numarasını not edin
olmak
Sahnedebir şey olmaya başlamak
She wants to become a doctor
O doktor olmak istiyor
haline getirmek
bir şeyi başka bir şeye çevirmek
Heat makes water become steam
Isı suyu buhar haline getirir
yakışmak
bir kıyafetin birinde güzel durması
That dress really becomes you
O elbise sana gerçekten yakışıyor
öhöm
Sahnedebirinin dikkatini çekmek için çıkarılan ses
Ahem, may I have your attention please
Öhöm, lütfen dikkatinizi çekebilir miyim
öhö
boğazı temizlemek için çıkarılan ses
Ahem she cleared her throat
Öhö diyerek boğazını temizledi
ehem
nezaketle dikkat çekmek için çıkarılan ses
Ahem please listen to me
Ehem lütfen beni dinleyin
dikkat sesi
birini uyarmak veya sözünü kesmek için çıkarılan ses
She used an ahem to interrupt him
Onu durdurmak için dikkat sesi çıkardı
öğretmen
Sahnededers veren kişi
My teacher is very kind
Öğretmenim çok naziktir
eğitmen
başkalarının öğrenmesine yardımcı olan kişi
He is a yoga teacher
O bir yoga eğitmenidir
zor
Sahnedekolay olmayan
This exam is hard
Bu sınav zor
sert
alkol içeren
This is a hard drink
Bu sert bir içkidir
sert
yumuşak olmayan
The bed is too hard
Yatak çok sert
sıkı
çok çaba veya enerji ile
He works hard every day
O her gün sıkı çalışıyor
alışkın
Sahnedebir şeyi deneyimden dolayı bilen
I am used to this cold weather
Soğuk havaya alışkınım
kullanmak
Sahnedebir şeyi işlevinden faydalanmak için çalıştırmak
She uses her computer every day
Bilgisayarını her gün kullanır
yarar
bir şeyin sağladığı fayda
That information has no use
O bilginin hiçbir yararı yok
çıkmak
Sahnedebiriyle romantik ilişki yaşamak
They have been dating for a year
Bir yıldır çıkıyorlar
tarih
ayın veya yılın belirli bir günü
What is today's date?
Bugünün tarihi ne?
hurma
palmiye ağacından yetişen tatlı kahverengi meyve
I like eating dates
Hurma yemeyi severim
boyamak
Sahnedebir yüzeyi boya ile renklendirmek
I will paint the wall
Duvarı boyayacağım
resim yapmak
Sahnedeboya kullanarak resim oluşturmak
She likes to paint
O resim yapmayı sever
boya
yüzeyleri renklendirmek için kullanılan sıvı madde
The paint is blue
Boya mavi
zarar
Sahnedefiziksel veya zihinsel yaralanma
Smoking can cause harm to your health
Sigara sağlığınıza zarar verebilir
biraz
az miktarda veya bir dereceye kadar
I am kind of tired
Biraz yorgunum
tür
benzer nitelikleri olan grup
What kind of book do you want
Ne tür bir kitap istiyorsun
ayarlamak
birisi için görüşme veya bağlantı ayarlamak
I can hook you up with a job
Sana bir iş ayarlayabilirim
bağlantı kurmak
kişiler arasında bir bağlantı oluşturmak
We need to hook up with the local guides
Yerel rehberlerle bağlantı kurmamız gerekiyor
buluşmak
biriyle bir araya gelmek
Let's hook up this weekend
Bu hafta sonu buluşalım
takılmak
gündelik romantik veya cinsel amaçla buluşmak
They hooked up a few times
Birkaç kez takıldılar
cinsel birliktelik
iki kişi arasındaki gündelik cinsel yakınlaşma
They decided to hook up at the party
Partide birlikte olmaya karar verdiler
cinsel yakınlaşma
insanlar arasında yaşanan gündelik cinsel buluşma
They decided to hook up after the party
Partiden sonra yakınlaşmaya karar verdiler
iyilik
Sahnedeyardımsever veya nazik bir davranış
Can you do me a favor
Bana bir iyilik yapabilir misin
desteklemek
bir şeyi onaylamak veya ona razı olmak
Most people favor the new law
Çoğu insan yeni yasayı destekliyor
kayırmak
birine avantaj sağlamak veya ona daha nazik davranmak
The teacher favors some students
Öğretmen bazı öğrencileri kayırıyor
iyilik
birinden rica edilen yardım
Could you do me a favor
Bana bir iyilik yapabilir misin
son
Sahnedediğer her şeyden sonra gelen
This is the last train
Bu son tren
geçen
Sahnedeşu andan hemen önce olan
I saw her last week
Onu geçen hafta gördüm
sürmek
belirli bir süre boyunca devam etmek
The movie lasts two hours
Film iki saat sürüyor
soyadı
kişinin aile ismi
Her last name is Smith
Onun soyadı Smith
anlamına gelmek
Sahnedebelirli bir anlama sahip olmak
What does this word mean
Bu kelime ne anlama geliyor
araç
bir şeyi yapma yolu
This is a means of communication
Bu bir iletişim aracıdır
kaba
nazik olmayan veya zalim
He is very mean to me
Bana karşı çok kaba
müthiş
çok iyi veya etkileyici olan
He plays a mean guitar
O müthiş gitar çalıyor
işkence etmek
Sahnedebüyük fiziksel veya zihinsel acı çektirmek
He was tortured for hours
Saatlerce ona işkence edildi
işkence
büyük fiziksel veya zihinsel acı
Silence can be torture
Sessizlik bir işkence olabilir
işkence etmek
birine şiddetli acı vermek
They tried to torture the prisoner
Mahkûma işkence etmeye çalıştılar
işkence
birine şiddetli fiziksel veya zihinsel acı verme eylemi
The torture was cruel and illegal
İşkence zalimce ve yasa dışıydı
çalışmak
Sahnedeişlemek veya faaliyet göstermek
This watch doesn't go
Bu saat çalışmıyor
gitmek
Sahnedebir yerden başka bir yere hareket etmek
I go to school
Okula giderim
niyetlenmek
bir eylemi yapmayı planlamak
I am going to start my diet tomorrow
Yarın diyetime başlamaya niyetliyim
gitmek
bir durumun veya sürecin belirli bir şekilde ilerlemesi
The party went well
Parti iyi gitti
inanılmaz derecede
Sahnedeçok büyük ölçüde
The movie was incredibly long
Film inanılmaz derecede uzundu
bak
Sahnededikkat çekmek veya bir ifadeye giriş yapmak için kullanılır
Now, listen carefully
Bak, dikkatlice dinle
şimdi
Sahnedeşu anki zaman
I am busy now
Şimdi meşgulüm
hadi
arkadaşça veda etmek için kullanılır
Now, I must go
Hadi, gitmeliyim
tam zamanı
bir şey için en uygun an
Now is the perfect time to start
Başlamak için tam zamanı
hendek
Sahnedeyerde kazılmış uzun ve dar çukur
They dug a deep trench
Derin bir hendek kazdılar
sinirli
Sahnedebir şeye karşı duyulan rahatsızlık veya öfke
He was vexed by the slow traffic
Trafiğin yavaşlığından dolayı sinirliydi
sorun
Sahnedebir problem veya zorluk
He is having some trouble
Bazı sorunlar yaşıyor
sorun
Sahnedeyaşanılan bir güçlük veya mesele
They had some trouble with the car
Arabayla ilgili bazı sorunlar yaşadılar
zahmet vermek
endişe veya kaygıya neden olmak
I do not want to trouble you
Seni zahmete sokmak istemiyorum
rahatsız etmek
birini küçük bir sorunla veya ek işle uğraştırmak
Sorry to trouble you
Sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim
yalan söylemek
Sahnededoğru olmayan bir şeyi söylemek
He is lying to me
O bana yalan söylüyor
boş boş yatmak
faydalı hiçbir şey yapmadan vakit geçirmek
Stop lying around all day
Bütün gün boş boş yatmayı bırak
uzanma
bir yüzey üzerinde yatay konumda bulunma
He is lying on the sofa
Koltukta uzanıyor
yalan söyleme
doğru olmayan bir şeyi bilerek söylemek
He is lying to his parents
Ailesine yalan söylüyor
iyi
Sahnedenazik veya dost canlısı
She is a nice person
O iyi bir insan
hoş
Sahnedekeyifli veya zevkli
We had a nice day
Hoş bir gün geçirdik
güzel
göze hitap eden
That is a nice dress
O güzel bir elbise
inek
Sahnedeakademik veya teknik konulara aşırı ilgi duyan
My friend is quite nerdy about astronomy
Arkadaşım astronomi konusunda oldukça inek
belirtmek
Sahnedebir şeyi yazıyla ifade etmek
The sign does not indicate the name
Tabela ismi belirtmiyor
yapmak
bir eylemi gerçekleştirmek
I will do my homework
Ödevimi yapacağım
dişi geyik
geyik türünün dişisi
A doe was grazing
Bir dişi geyik otluyordu
gibi görünmek
bir şeyin izlenimini vermek
You doe to be ready
Hazır gibi görünüyorsun
tartışma
Sahnedegürültülü bir tartışma veya anlaşmazlık
The two drivers had a brief altercation
İki sürücü arasında kısa bir tartışma yaşandı
güvenmek
Sahnedebirinin dürüst veya güvenilir olduğuna inanmak
I trust my friend
Arkadaşıma güvenirim
güven
birinin dürüstlüğüne veya güvenilirliğine duyulan inanç
I have trust in you
Sana güvenim var
itimat etmek
birine güven duymak
You can trust his advice
Onun tavsiyesine itimat edebilirsin
güven
anlam taşıyan tek bir dil birimi
Trust is a word
Güven bir kelimedir
idare etmek
bir şeyi kullanabilmek veya onunla başa çıkabilmek
I can work with this budget
Bu bütçeyle idare edebilirim
birlikte çalışmak
bir işi bir başkasıyla beraber yapmak
I work with my sister
Kız kardeşimle birlikte çalışıyorum
geçirdi
Sahnedezamanı bir şeyi yaparak kullandı
She spent the day reading
Günü okuyarak geçirdi
bitkin
çok yorgun veya enerjisi kalmamış
I am completely spent
Tamamen bitkinim
harcadı
bir şey karşılığında para verdi
He spent all his money
Bütün parasını harcadı
tükenmiş
zaten kullanılmış veya tüketilmiş
The battery is spent
Pil tükenmiş
parça
Sahnedebir şeyin küçük bir kısmı
Give me a bit of paper
Bana küçük bir parça kağıt ver
numara
kısa bir performans veya rutin
He did a funny bit on stage
Sahnede komik bir numara yaptı
ısırdı
kesmek veya incitmek için dişlerini kullanmak
The dog bit him
Köpek onu ısırdı
biraz
kısa bir zaman dilimi
Wait a bit
Biraz bekle
tebrikler
Sahnedebir başarıyı kutlamak için söylenen sözler
Congratulations on your new job
Yeni işin için tebrikler
açılır pencere
ekranda beliren küçük pencere
Close the pop up
Açılır pencereyi kapat
belirmek
ekranda aniden görünmek
An ad popped up
Bir reklam belirdi
ortaya çıkmak
aniden görünür olmak
He popped up behind me
Aniden arkamda belirdi
açılır kitap
açıldığında üç boyutlu şekiller çıkan kitap
I bought a pop up book
Bir açılır kitap satın aldım
geçici etkinlik
kısa süreli hizmet veren dükkan veya etkinlik
They opened a pop-up store for the weekend
Hafta sonu için geçici bir mağaza açtılar
açılır pencere
ekranda aniden beliren küçük pencere veya mesaj
I closed the pop up on my screen
Ekranımdaki açılır pencereyi kapattım
kaş
Sahnedegözün üzerindeki kıl şeridi
Her eyebrows are thick
Onun kaşları kalın
teneffüs
Sahnedeokulda veya işte verilen kısa dinlenme süresi
I will see you at recess
Seninle teneffüste görüşürüz
sıcak
Sahnedeyüksek sıcaklıkta olan
The coffee is hot
Kahve sıcak
popüler
Sahnedeşu an çok ilgi gören
This game is hot
Bu oyun çok popüler
hevesli
bir şeyi yapmaya çok istekli olan
He is hot to start his new job
Yeni işine başlamak için çok hevesli
harika
çok iyi veya etkileyici olan
This new movie is hot
Bu yeni film harika
oldukça
Sahnedeorta derecede
This task is pretty hard
Bu görev oldukça zor
güzel
bakıldığında hoş görünen
She is a pretty girl
O güzel bir kız
güzel
göze hoş gelen
She is wearing a pretty dress
Çok güzel bir elbise giyiyor
aman
Sahnedebıkkınlık veya yalvarma durumunda kullanılır
Oh, please stop it
Ah, lütfen dur artık
memnun etmek
birini mutlu etmek
I want to please my parents
Ailemi memnun etmek istiyorum
anlaşıldı
telsiz mesajını almak ve kavramak
Please the transmission
İletiyi anladım
mango
Sahnedesarı etli, tatlı bir tropikal meyve
I like mangoes
Mangoları severim
şiir
Sahnederitim ve imgelem içeren yazılı eser
She wrote a beautiful poem
Güzel bir şiir yazdı
hey
Sahnededikkat çekmek veya şaşkınlık belirtmek için kullanılır
Hey, look at this!
Hey, şuna bak!
hata
Sahnedeyanlış veya hatalı olan şey
I made a mistake
Bir hata yaptım
karıştırmak
bir şeyi başka bir şeyle karıştırmak
I mistook him for his brother
Onu kardeşiyle karıştırdım
hata yapmak
bir şey hakkında yanlış yapmak
I made a mistake on my test
Sınavımda bir hata yaptım
karıştırmak
bir şeyi olduğundan farklı sanmak
I mistook him for his brother
Onu kardeşiyle karıştırdım
her gün
her bir gün
I exercise every day
Her gün egzersiz yaparım
çok sevmek
Sahnedebirine veya bir şeye derin bir sevgi ve hayranlık duymak
I adore my grandchildren
Torunlarımı çok seviyorum
çok sevmek
birini veya bir şeyi derin bir sevgiyle sevmek
I adore my family
Ailemi çok seviyorum
itiraf etmek
Sahnedebir şeyin doğru olduğunu söylemek
He admitted his mistake
Hatasını itiraf etti
kabul etmek
bir yere girmeye izin vermek
The club admits members only
Kulüp sadece üyeleri kabul eder
vay be
Sahnedeşaşkınlık veya hayranlık belirten ünlem
Wow, this is beautiful
Vay be, bu çok güzel
hayran bırakmak
birini çok etkilemek
Her performance wowed the audience
Performansı izleyicileri hayran bıraktı
Vay
şaşkınlık veya hayranlık ifade eden söz
Wow, what a nice view
Vay, ne kadar güzel bir manzara
göre
birinin veya bir kaynağın belirttiğine dayanarak
According to the report it will be sunny
Raporlara göre hava güneşli olacak
uyarınca
bir kurala veya plana uygun şekilde
We acted according to the rules
Kurallar uyarınca hareket ettik
göre
birinin söylediğine veya bildirdiğine dayanarak
According to the news it will rain
Habere göre yağmur yağacak
-e göre
bir şeye uygun olarak
We acted according to the rules
Kurallara göre hareket ettik
tarif
Sahnedeyemek hazırlamak için gereken talimatlar
I have a cake recipe
Bir pasta tarifim var
formül
bir sonucun ortaya çıkmasına neden olan yöntem
This is a recipe for success
Bu, başarının formülüdür
tarif
bir yemeğin nasıl hazırlanacağını anlatan talimatlar
I found a new recipe for cake
Yeni bir pasta tarifi buldum
daha kolay
Sahnedezorluğu daha az olan
This task is easier
Bu görev daha kolay
daha kolay
yapılması veya anlaşılması daha az güç olan
This math problem is easier than the last one
Bu matematik problemi sonuncusundan daha kolay
daha basit
zor olmayan ve uğraştırmayan
There is an easier way to solve this
Bunu çözmenin daha basit bir yolu var
tamam mı
karşıdaki kişinin anlayıp anlamadığını kontrol etme
You understand right now
Anladın tamam mı
hemen şimdi
tam olarak bu anda
I must go right now
Hemen şimdi gitmem gerekiyor
şu an
içinde bulunulan zaman dilimi
Right now is the best time
Şu an en iyi zaman
şu anda
içinde bulunulan an
I am busy right now
Şu anda meşgulüm
nadir
Sahnedesık rastlanmayan veya görülmeyen
This is a rare coin
Bu nadir bir paradır
az pişmiş
çok kısa süre pişmiş
I like my steak rare
Bifteğimi az pişmiş severim
ilgi
Sahnedebir şeyi öğrenme veya bilme isteği
She showed a great interest in science
Bilime büyük bir ilgi gösterdi
pay
Sahnedebir işteki ortaklık veya hisse durumu
He has an interest in the company
Şirkette bir payı var
faiz
ödünç alınan para için ödenen ek ücret
The bank charges a high interest rate
Banka yüksek bir faiz oranı uyguluyor
hobi
boş zamanlarda yapmaktan hoşlanılan etkinlik
Reading is one of my interests
Okumak hobilerimden biridir
cüzdan
Sahnedepara ve kartların konulduğu küçük katlanabilir kılıf
I lost my wallet
Cüzdanımı kaybettim
yasal
Sahnedehukukla veya avukatlarla ilgili
He needs legal advice
Hukuki tavsiyeye ihtiyacı var
yasal
yasalarca izin verilen
It is legal to drive here
Burada araba kullanmak yasal
sıçan
Sahnedeuzun kuyruklu, genellikle haşere olan küçük bir kemirgen
There is a rat in the basement
Bodrumda bir sıçan var
ispiyonlamak
birini ele vermek
He ratted on his friends
Arkadaşlarını ispiyonladı
hemen
Sahnedebekletmeden, şu anda
Come here immediately
Hemen buraya gel
sonsuza dek
Sahnedetüm zamanlar boyunca
They are eternally grateful
Sonsuza dek minnettardırlar
asla
Sahnedehiçbir zaman
I never eat meat
Asla et yemem
kalmak
Sahnedebir yerde bulunmaya devam etmek
Please stay here
Lütfen burada kal
uyanık kalmak
tamamen uyanık ve net düşünebilir durumda olmak
I need to stay awake
Uyanık kalmam gerekiyor
konaklama
bir yerde geçirilen süre
Enjoy your stay
Konaklamanızın tadını çıkarın
durdurmak
bir şeyin bir süreliğine gerçekleşmesini engellemek
The court decided to stay the proceedings
Mahkeme davayı durdurmaya karar verdi
oyun alanı
Sahnedeçocukların oynaması için ekipmanların bulunduğu açık alan
The children are at the playground
Çocuklar oyun alanında
on
Sahnede10 sayısı
I have ten apples
On tane elmam var
arkadaşlık
Sahnedearkadaş olma durumu
Our friendship is very strong
Arkadaşlığımız çok güçlü
seks yapmak
cinsel aktivitede bulunmak
They decided to have sex
Seks yapmaya karar verdiler
cinsel ilişkiye girmek
cinsel ilişki kurmak
They had sex for the first time
İlk kez cinsel ilişkiye girdiler
cinsel birliktelik yaşamak
cinsel birliktelik kurmak
It is safe to have sex
Cinsel birliktelik yaşamak güvenlidir
hata
Sahnedeyapılan yanlış hareket
His career was ruined by one misstep
Kariyeri tek bir hatayla mahvoldu
ızdırap
Sahnedeçok şiddetli fiziksel veya ruhsal acı
He screamed in agony
Acı içinde çığlık attı
hissetti
Sahnededokunma veya duygu yoluyla fark etmek
I felt the cold wind
Soğuk rüzgarı hissettim
utandı
utangaç veya tuhaf hissetmek
He felt awkward at the party
Partide kendini tuhaf hissetti
keçe
preslenmiş yünden yapılan yumuşak kumaş
This hat is made of felt
Bu şapka keçeden yapılmıştır
ödünç almak
Sahnedebirinin eşyasını geçici olarak kullanıp sonra geri vermek
Can I borrow your pen?
Kalemini ödünç alabilir miyim?
bir şekilde
Sahnedenasıl olduğu bilinmeyen bir şekilde
I will finish it somehow
Onu bir şekilde bitireceğim
izlemek
Sahnedebir şeye dikkatle bakmak
I like to watch movies
Film izlemeyi severim
gözetmek
bir şeyi korumak veya kontrol etmek
Please watch my bag
Lütfen çantamı kolla
kol saati
bileğe takılan küçük saat
My watch is broken
Saatim bozuk
dikkat etmek
bir şeyi yaparken özenli ve dikkatli olmak
Watch your step on the stairs
Merdivenlerde adımına dikkat et
outlet merkezi
indirimli ürünlerin satıldığı birçok mağazayı barındıran büyük alışveriş alanı
We went to the outlet mall to find cheaper clothes
Daha ucuz kıyafetler bulmak için outlet merkezine gittik
yenilmek
Sahnedebir oyunda veya yarışmada başarısız olmak
The team did not want to lose
Takım yenilmek istemedi
yitirmek
Sahnedeartık bir şeye sahip olmamak
She lost her job yesterday
Dün işini yitirdi
kendini kaybetmek
çok öfkelenmek veya kontrolünü yitirmek
He began to lose it when he got angry
Sinirlendiğinde kendini kaybetmeye başladı
kaybetmek
bir şeyi nereye koyduğunu unutmak
I think I lost my keys
Sanırım anahtarlarımı kaybettim
kesinlikle
Sahnedehiçbir şüphe olmadan
I will definitely come
Kesinlikle geleceğim
eksik
Sahnedebir şeyin yeterli miktarda olmaması
We are short of time
Vaktimiz az
şort
diz üstünde biten pantolon
I wear shorts in summer
Yazın şort giyerim
kısa
boyu veya uzunluğu az olan
She has short hair
Onun saçları kısa
kısa
az zaman alan
The meeting was very short
Toplantı çok kısaydı