The Office — 7. Sezon Bölüm 20
Kelimeler ve anlamları
417 kelime
Seviye
darbe
Sahnedebir nesne veya el ile atılan sert vuruş
He received a blow to the head
Kafasına bir darbe aldı
mahvetmek
bir hata yapmak veya bir şeyi başaramamak
I blew my chance
Şansımı mahvettim
üflemek
ağızdan kuvvetle hava çıkarmak
Blow the candles
Mumları üfle
şaşırtmak
birini çok şaşırtmak veya hayrete düşürmek
That performance blew me away
O performans beni çok şaşırttı
durulma
Sahnedesakin veya sessiz bir dönem
There was a lull in the conversation
Konuşmada bir durulma oldu
sakinleştirmek
birini rahatlatıp daha az dikkatli hale getirmek
The soft sound of music helped to lull him
Hafif müzik sesi onu sakinleştirmeye yardımcı oldu
iyi
Sahnedeyeterince iyi veya tatmin edici
I feel fine today
Bugün iyi hissediyorum
para cezası
bir kural veya yasayı çiğnediğiniz için ödemeniz gereken para
He paid a fine for parking
Park ettiği için para cezası ödedi
zinde
iyi bir sağlık durumu içinde
She is feeling fine today
Bugün kendini zinde hissediyor
ufak
boyut veya miktar olarak çok küçük
There is fine sand on the beach
Sahilde ufak kumlar var
iyi
kabul edilebilir veya sorunsuz olan
Everything will be fine
Her şey iyi olacak
güzel
göze hoş gelen veya çekici
She looks very fine today
Bugün çok güzel görünüyor
kaliteli
çok iyi niteliğe sahip olan
This is a fine piece of work
Bu kaliteli bir iş
yeterli
kabul edilebilir veya yeterli olan
It is fine to stay here
Burada kalmak yeterli
kovboy şapkası
Sahnedegeniş kenarlı büyük bir kovboy şapkası türü
He wore a ten gallon hat to the party
Partiye kovboy şapkası takıp geldi
geniş kenarlı şapka
SahnedeAmerikan Batısında genellikle takılan geniş kenarlı bir şapka
The sheriff is known for his ten gallon hat
Şerif büyük şapkasıyla tanınır
bir kez
Sahnedetek bir sefer
I visited Paris once
Paris'i bir kez ziyaret ettim
bir zamanlar
geçmişte bir zamanda
I once lived here
Bir zamanlar burada yaşadım
olduğunda
olduğu zaman veya olur olmaz
Once you finish, we can go
Bitirdiğinde gidebiliriz
derhal
hemen hiç gecikmeden
Do it at once
Bunu derhal yap
resim
Sahnedegörsel bir temsil
I drew a picture
Bir resim çizdim
hayal etmek
zihinde canlandırmak
I can't picture it
Bunu hayal edemiyorum
genel durum
bir durumun tamamı veya ana fikri
You need to understand the whole picture
Genel durumu anlaman gerekiyor
film
sinemada gösterilen hareketli görüntü
We saw a funny picture at the cinema
Sinemada komik bir film izledik
unuttu
Sahnedebir şeyi hatırlayamamak
He forgot his keys
Anahtarlarını unuttu
unuttu
bir şeyi hatırlamamak
I forgot my keys
Anahtarlarımı unuttum
unutmak
aklından çıkarmak veya hatırlamamak
I forgot my keys at home
Anahtarlarımı evde unuttum
berber
Sahnedeerkeklerin saçını kesen kişi
I am going to the barber
Berbere gidiyorum
ciddi
Sahnedeşaka yapmayan, söylediklerinde samimi olan
Are you serious?
Ciddi misin?
ciddi
dikkatli düşünme veya eylem gerektiren
This is a serious problem
Bu ciddi bir problem
ciddi
zarar veya tehlikeye neden olan
He had a serious accident
O ciddi bir kaza geçirdi
ciddi
miktarı veya derecesi yüksek olan
It is a serious problem
Bu ciddi bir problem
gür
Sahnedesağlıklı ve yeşil bitkilerle kaplı
The garden is lush and green
Bahçe gür ve yeşil
ayyaş
çok miktarda alkol tüketen kimse
He is a total lush
O tam bir ayyaş
sıkı çalışma
Sahnedebir şeyi yaparken harcanan yoğun çaba
Hard work brings success
Sıkı çalışma başarı getirir
izlemek
Sahnedebir şeye dikkatlice bakmak
He is watching the birds
Kuşları izliyor
izlemek
bir şeyi bir süre boyunca gözleme
I am watching a movie
Bir film izliyorum
tavsiye etmek
Sahnedebir şeyin iyi veya yararlı olduğunu söylemek
I recommend this book
Bu kitabı tavsiye ederim
demokrat
SahnedeDemokrat Parti üyesi
He is a democrat
O bir demokrat
el sabunu
Sahnedeelleri yıkamak için kullanılan temizlik maddesi
Please use the hand soap
Lütfen el sabununu kullan
el sabunu
elleri temizlemek için kullanılan ürün
I used hand soap to wash my hands
Ellerimi yıkamak için el sabunu kullandım
atıştırmalık
Sahnedeana öğünler arasında yenen hafif yemek
I had a healthy snack
Sağlıklı bir atıştırmalık yedim
atıştırmak
öğünler arasında az miktarda yemek yemek
I like to snack on nuts
Kuruyemiş atıştırmayı severim
çekici biri
cinsel açıdan çekici olan kimse
He is such a snack
O çok çekici biri
hiç
Sahnedeherhangi bir zamanda
Have you ever been to Rome
Hiç Roma'ya gittin mi
çok
bir ifadeyi güçlendirmek için kullanılan kelime
It was ever so cold
Hava çok soğuktu
daima
her zaman
He is ever loyal to his duty
O görevine her zaman sadıktır
hiçbir zaman
hiçbir vakitte
I will not ever go back
Hiçbir zaman geri dönmeyeceğim
hiç
geçmişte bir noktadan bugüne kadar olan zaman
Have you ever been to Paris
Hiç Parise gittin mi
hiç
geçmişteki bir noktadan günümüze kadar olan sürede
Have you ever been to Paris
Hiç Parise gittin mi
parçacık
Sahnedebir şeyin çok küçük parçası
A tiny particle of dust is here
Burada küçük bir toz parçacığı var
aşırıya kaçmak
Sahnedebir şeyi olması gerekenden daha fazla yapmak
You should not go overboard with the party decorations
Parti süslemeleri konusunda aşırıya kaçmamalısın
telefon
Sahnedearama yapmak için kullanılan aygıt
The phone is on the table
Telefon masanın üzerinde
telefon etmek
telefonla aramak
I will phone you tomorrow
Seni yarın arayacağım
telefon
arama yapmak ve internete girmek için kullanılan cihaz
My phone is charging
Telefonum şarj oluyor
evrak işleri
Sahnedebir iş için gerekli olan yazılı belgeler veya formlar
I have a lot of paperwork to do
Yapmam gereken çok fazla evrak işi var
evrak
belgelerden veya dijital verilerden oluşan topluluk
I have too much paperwork to finish
Bitirmem gereken çok fazla evrak var
yakın
Sahnedekısa bir mesafede bulunmak
My house is close to the park
Evim parka yakın
kapatmak
bir şeyi erişilmez hale getirmek
Please close the door
Lütfen kapıyı kapat
dikkatli
detaylara çok fazla özen gösteren
Please pay close attention to the details
Lütfen detaylara çok dikkat et
kuşatmak
etrafını sarıp yakalamak
The police close on the suspect
Polis şüphelinin etrafını sarar
yardım etmek
Sahnedebirine destek olmak veya yardım sağlamak
Can you help me?
Bana yardım edebilir misin?
yardımcı
başkalarına yardım eden kişi
She is a great help
O harika bir yardımcıdır
kendini tutmak
bir şeyi yapmaktan kendini alıkoymak
I couldn't help laughing
Gülmekten kendimi alamadım
azaltmak
bir şeyi daha az miktarda kullanmak
This habit helps to use less water
Bu alışkanlık daha az su kullanmaya yardımcı olur
amaca ulaşmak
Sahnedehedeflenen sonuca varmak
It took time but we finally got there
Zaman aldı ama sonunda amaca ulaştık
varmak
bir yere veya varış noktasına ulaşmak
We will get there by noon
Öğlene kadar oraya varacağız
ilerleme kaydetmek
bir hedefe doğru yol almak veya gelişme göstermek
We are slowly getting there with our project
Projemizde yavaş yavaş ilerleme kaydediyoruz
sürekli
Sahnedeher zaman olan
The world is constantly changing
Dünya sürekli değişiyor
hiç kimse
Sahnedehiçbir insan
Nobody is home
Evde hiç kimse yok
önemsiz kimse
hiçbir önemi olmayan kişi
He felt like a nobody
Kendini önemsiz biri gibi hissetti
hiç kimse
hiçbir insan
Nobody was in the room
Odada hiç kimse yoktu
önemsiz biri
önemli veya etkili olmayan kişi
He felt like a nobody at school
Okulda kendini önemsiz biri gibi hissediyordu
şahin
Sahnedekeskin pençeleri ve kavisli bir gagası olan kuş
The hawk flies high
Şahin yüksekten uçar
balgam çıkarmak
boğazdan balgamı gürültülü bir şekilde çıkarmak
He hawked loudly
O gürültüyle boğazını temizledi
sıkıştırmak
birinden bir şeyi yapmasını sürekli olarak istemek
He is hawking me to sign the document
Beni belgeyi imzalamam için sıkıştırıyor
canlı
Sahnedehayat sahibi olan
All living things need water
Tüm canlıların suya ihtiyacı vardır
yaşam
yaşanılan yer veya koşullar
Their living conditions are poor
Yaşam koşulları kötüdür
geçim
hayatını sürdürmek için kazandığı para
He earns a living as a teacher
Öğretmenlik yaparak geçimini sağlıyor
yaşam tarzı
bir kişinin hayatını sürdürme biçimi
They have a simple way of living
Onların basit bir yaşam tarzı var
haber almak
Sahnedebirinden mesaj veya cevap almak
I hope to hear from you soon
Yakında senden haber almayı umuyorum
haber almak
birinden mesaj veya arama gelmesi
I want to hear from you soon
Yakında senden haber almak istiyorum
bilgi edinmek
birinden durum hakkında mesaj gelmesi
I heard from my brother about the results
Sonuçlar hakkında kardeşimden bilgi edindim
haber almak
birinden mesaj veya iletişim gelmesi
I want to hear from you soon
Yakında senden haber almak istiyorum
neredeyse hiç
Sahnedeçok az veya neredeyse hiç
I can hardly hear you
Seni neredeyse hiç duyamıyorum
geçen sefer
Sahnedeşu andan önceki en yakın zaman
I ate sushi last time
Geçen sefer sushi yedim
son kez
diğer hepsinden sonra gelen
This is the last time
Bu son kez
geçen sefer
şu andan hemen önce gerçekleşen
I went there last time
Geçen sefer oraya gittim
barmen
Sahnedebarda içki servisi yapan görevli
The bartender served us some drinks
Barmen bize içki servisi yaptı
barmen
barlarda içki servis eden kişi
The bartender made a cocktail
Barmen bir kokteyl hazırladı
alerji
Sahnedevücudun bir maddeye karşı verdiği olumsuz tepki
he has a peanut allergy
onun yer fıstığı alerjisi var
alerji
dokunulan, yenilen veya solunan bir şeye karşı verilen fiziksel tepki
I have a peanut allergy
Yer fıstığı alerjim var
alerjik reaksiyon
bir şeye karşı verilen kötü fiziksel tepki
He had a bad allergy to the drug
İlaçla ilgili kötü bir alerjik reaksiyon gösterdi
hassasiyet
bir şeye karşı verilen fiziksel tepki
My skin has an allergy to this cream
Cildimin bu kreme karşı hassasiyeti var
değiştirmek
Sahnedebir şeyin yerine başka bir şeyi koymak
I need to replace the batteries
Pilleri değiştirmem gerekiyor
sıra dışı
Sahnedetuhaf ama ilgi çekici veya sempatik
She has a quirky sense of humor
Onun sıra dışı bir mizah anlayışı var
konumlandırmak
Sahnedebir şeyi belirli bir yere koymak
Please position the camera carefully
Lütfen kamerayı dikkatlice konumlandırın
iş
ücretli çalışma görevi
She is looking for a new position
Yeni bir iş arıyor
görüş
bir konu hakkındaki düşünce biçimi veya yaklaşım
What is your position on this issue
Bu konu hakkındaki görüşün nedir
durum
bir kişinin içinde bulunduğu koşullar
They are in a difficult position
Onlar zor bir durumda
bak
Sahnedebirinin dikkatini çekmek için kullanılır
See here
Buraya bak
anlamak
Sahnedebir şeyi kavramak veya fark etmek
I see what you mean
Ne demek istediğini anlıyorum
görmek
bir şeyi fark etmek için gözlerini kullanmak
I can see you
Seni görebiliyorum
görüşmek
biriyle buluşmak veya ziyaret etmek
I will see you tomorrow
Yarın seninle görüşeceğim
öğle vakti
Sahnedegünün tam ortasındaki zaman dilimi
We had a short break at mid day
Öğle vaktinde kısa bir mola verdik
öğle vakti
günün ortasındaki zaman dilimi
We arrived at midday
Öğle vaktinde vardık
emir
Sahnedebir şeyi yapılması için verilen talimat
The captain gave a strict order
Kaptan kesin bir emir verdi
düzen
şeylerin yerleştirilme veya birbirini takip etme şekli
Put the books in alphabetical order
Kitapları alfabetik sıraya koy
tarikat
aynı dini kurallara bağlı topluluk
He joined a religious order
Dini bir tarikata katıldı
sipariş etmek
bir restoranda yemek ya da içecek istemek
I want to order a pizza
Bir pizza sipariş etmek istiyorum
komik
Sahnedegüldüren veya eğlenceli
He is a funny man
O komik bir adam
tuhaf
garip veya alışılmadık
That is a funny smell
Bu tuhaf bir koku
giymek veya takmak
Sahnedevücudunda bir şey bulundurmak
I wear a watch
Saat takıyorum
aşınmak
zamanla kalınlığın veya yoğunluğun azalması
The carpet began to wear
Halı aşınmaya başladı
taşımak
yüzünde veya davranışında bir duygu veya özellik sergilemek
She wears a happy expression
Yüzünde mutlu bir ifade taşıyor
yormak
birini aşırı derecede yormak
The hard work began to wear him
Zor iş onu yormaya başladı
giysi
vücudu örtmek için kullanılan eşyalar
This shop sells sports wear
Bu mağaza spor giysileri satıyor
giymek
üzerinde kıyafet bulunması
I wear a coat in winter
Kışın palto giyerim
giymek
vücudun kıyafetle kaplı olması
She wears a beautiful dress
O güzel bir elbise giyiyor
giymek
üzerinde bir giysi bulundurmak
He wears a blue shirt
O mavi bir gömlek giyiyor
takmak
vücudunda aksesuar veya benzeri bir şey taşımak
You should wear a mask
Bir maske takmalısın
giymek
bir kıyafeti üzerine geçirmek
Wear your jacket before leaving
Çıkmadan önce ceketini giy
giymek
vücuduna kıyafet geçirmek
She wears her new shoes
O yeni ayakkabılarını giyiyor
lüks
Sahnedeihtiyaç duyulmayan pahalı şey
A sports car is a luxury
Spor bir araba lükstür
lüks
pahalı ve keyif verici şey
Staying at this hotel is a real luxury
Bu otelde kalmak gerçek bir lüks
ha
Sahnedekafa karışıklığını veya tekrar isteğini belirtir
Huh? Who is that?
Ha? O kim?
değil mi
karşıdakinin katılıp katılmadığını sormak için kullanılır
It's hot, huh?
Hava sıcak, değil mi?
bir nevi
Sahnedebir dereceye kadar veya kısmen
I sort of agree with you
Sana bir nevi katılıyorum
çeşit
benzer özelliklere sahip grup
This is a new sort of fruit
Bu yeni bir çeşit meyve
tür
bir şeyin belirli bir çeşidi
What sort of music do you like
Ne tür müzik seversin
heyecanlı
Sahnedeçok mutlu ve istekli hissetmek
She is excited to meet you
Seninle tanışacağı için heyecanlı
heyecanlı
bir şey hakkında çok mutlu ve coşkulu hissetmek
I am excited about the trip
Gezi için heyecanlıyım
heyecanlı
çok mutlu veya istekli hissetme durumu
I am excited about the trip
Gezi için heyecanlıyım
daha önce
Sahnedeşimdiden daha önceki bir zamanda
I finished the work earlier today
İşi bugün daha önce bitirdim
daha erken
beklenenden önce gerçekleşen veya gelen
The plane arrived earlier than expected
Uçak beklenenden daha erken vardı
daha önce
belirli bir zamandan önce gerçekleşen
We arrived earlier than our friends
Arkadaşlarımızdan daha önce geldik
sıcak
Sahnedeyüksek sıcaklıkta olan
The coffee is hot
Kahve sıcak
popüler
şu an çok ilgi gören
This game is hot
Bu oyun çok popüler
hevesli
bir şeyi yapmaya çok istekli olan
He is hot to start his new job
Yeni işine başlamak için çok hevesli
popüler
çok beğenilen veya talep gören
That game is very hot right now
O oyun şu an çok popüler
sıcak
yüksek ısıya sahip olan
The coffee is very hot
Kahve çok sıcak
tamam
Sahnedekabul veya onay belirtmek için kullanılır
Okay, I agree
Tamam, katılıyorum
iyi
iyi veya kabul edilebilir durumda olan
I am okay
İyiyim
peki
bir cümleye başlamak veya dikkat çekmek için kullanılır
Okay, let's go
Peki, hadi gidelim
işlemek
Sahnedebir bilgiyi zihinde değerlendirmek
I need some time to process the information
Bu bilgiyi işlemek için biraz zamana ihtiyacım var
işlemek
bir şeyi sistematik olarak ele almak
The computer processes the data
Bilgisayar verileri işler
süreç
bir sonuca ulaşmak için izlenen adımlar dizisi
It is a long process
Bu uzun bir süreç
taşınmak
Sahnedeyaşadığı yeri terk etmek
I am moving out of my apartment next week
Gelecek hafta dairemden taşınıyorum
sunmak
Sahnedebirine bir şey vermek veya teklif etmek
She presented him with a gift
Ona bir hediye sundu
şimdiki zaman
şu an gerçekleşmekte olan zaman
Focus on the present
Şimdiki zamana odaklan
ortaya çıkarmak
bir şeyin olmasına neden olmak
This situation presents a problem
Bu durum bir sorun ortaya çıkarıyor
hediye
birine verilen nesne
I bought a present for my friend
Arkadaşım için bir hediye aldım
yüksek kalorili
Sahnedeçok miktarda kalori içeren
This snack is quite caloric
Bu atıştırmalık oldukça kalorili
ilk
Sahnedezaman veya sıra bakımından herkesten önce gelen
She was the first person to arrive
O gelen ilk kişiydi
birinci sınıf
mümkün olan en yüksek standartta
This hotel provides first class service
Bu otel birinci sınıf hizmet sunuyor
başlangıçta
en başta veya başlangıç aşamasında
At first I did not understand
Başlangıçta anlamadım
yönetme
Sahnedebir işi veya durumu kontrol altında tutmak
She is managing the team
O ekibi yönetiyor
duymak
Sahnedekulakla sesleri algılamak
I hear a noise
Bir ses duyuyorum
duymak
Sahnedebir haberi veya bilgiyi başkasından öğrenmek
I heard that they are moving
Onların taşınacağını duydum
söylemek
bir şeyi dile getirmek veya ifade etmek
Hear me clearly
Bunu açıkça söylüyorum
kulak
başın yan tarafında bulunan ve duymamızı sağlayan organ
I hear with my ears
Kulaklarımla duyarım
çok komik
Sahnedeaşırı derecede komik veya güldüren
That joke was hilarious
O şaka çok komikti
tavsiye
Sahnedene yapılması veya ne seçilmesi gerektiğine dair öneri
I need a recommendation for a good hotel
İyi bir otel için tavsiyeye ihtiyacım var
referans
birinin işini veya karakterini öven yazılı belge
He wrote a good recommendation for me
Benim için iyi bir referans yazdı
hissetmek
Sahnedefiziksel veya duygusal bir duyuya sahip olmak
I feel very tired
Çok yorgun hissediyorum
endişeli
kendine güvenmeyen veya emin olamayan his
I feel anxious about the test
Sınav hakkında endişeli hissediyorum
hatırlatmak
birine bir şeyi anımsatmak
This song makes me feel my childhood
Bu şarkı bana çocukluğumu hatırlatıyor
düşünmek
bir fikir veya tutuma sahip olmak
I feel that we should go
Gitmemiz gerektiğini düşünüyorum
hissetmek
bir duygu veya durumu deneyimlemek
I feel happy today
Bugün mutlu hissediyorum
ihtiyaç duymak
Sahnedegerekli olduğu için bir şeye gereksinim duymak
I need some help
Biraz yardıma ihtiyacım var
ihtiyaç
gerekli veya zorunlu olan şey
There is a need for water
Suya ihtiyaç var
efsane
Sahnedebüyük başarılarıyla tanınan çok ünlü kişi
He is a football legend
O bir futbol efsanesi
efsane
geçmişten gelen çok eski bir hikaye
The legend of King Arthur is famous
Kral Arthur efsanesi ünlüdür
efsane
doğru olmayabilecek çok eski bir hikaye
It is only a local legend
Bu sadece yerel bir efsane
uğraşmak
Sahnedebirine şaka yapmak veya onu rahatsız etmek
Do not mess with my little brother
Küçük kardeşimle uğraşma
uğraşmak
birine kasten sorun çıkarmak
Don't mess with me
Benimle uğraşma
kafasını karıştırmak
birinin kafasını belirsizliğe veya karmaşaya sürüklemek
Do not mess with his head
Onun kafasını karıştırma
takılmak
birine şaka yapmak
Do not mess with your brother
Kardeşine takılma
kanı kaynamak
Sahnedebiriyle hızlıca iyi anlaşmak ve arkadaş olmak
They hit it off immediately
Hemen kanları kaynadı
hemen kaynaşmak
birbirleriyle hemen iyi anlaşmaya başlamak
We really hit it off when we first met
İlk tanıştığımızda hemen kaynaştık
iyi anlaşmak
biriyle kısa sürede arkadaş olmak
We hit it off immediately
Onunla hemen iyi anlaştık
şok
Sahnedeani bir şaşkınlık veya üzüntü hissi
It was a big shock
Bu büyük bir şoktu
elektrik çarpması
vücuttan geçen elektriğin yarattığı ani acı hissi
I felt a shock when I touched the wire
Tele dokunduğumda elektrik çarpması hissettim
şok
vücudun ani ve tehlikeli tepki göstermesi durumu
The patient went into shock after the medicine
Hasta ilacı aldıktan sonra şoka girdi
şok
cihazlarda veya makinelerde bulunan bir seçenek
Press the shock button to start
Başlatmak için şok düğmesine basın
teknik olarak
Sahnedetam olarak kurallara veya gerçeklere göre
Technically you are not allowed to park here
Teknik olarak buraya park etmenize izin verilmiyor
teknik olarak
kesin kurallara veya gerçeklere uygun olarak
Technically, this is not allowed
Teknik olarak, buna izin verilmiyor
kural gereği
tam olarak mevcut kurallara göre
Technically we are closed now
Kural gereği şu an kapalıyız
teknik olarak
tam bir doğrulukla veya gerçekler temelinde
Technically this is a mammal
Teknik olarak bu bir memelidir
başka
Sahnedebelirtilenlerin dışında veya ek olarak
Who else is coming?
Başka kim geliyor?
başka
Sahnedefarklı bir kişi veya şey
I want to go somewhere else
Başka bir yere gitmek istiyorum
başka türlü
farklı bir biçimde
How else can I do this
Bunu başka türlü nasıl yapabilirim
sonraki
Sahnedeşu anki veya mevcut olandan sonra gelen
See you next week
Gelecek hafta görüşürüz
yandaki
bir şeye çok yakın veya onun yanında olan
She sat in the next seat
O yandaki koltukta oturdu
kaplumbağa
Sahnedesert kabuklu, yavaş hareket eden bir hayvan
The turtle moves slowly
Kaplumbağa yavaş hareket eder
kabuğuna çekilmek
korunmak için başı ve uzuvları içeri çekmek
The boy turtled when he saw the dog
Çocuk köpeği görünce kabuğuna çekildi
yavaşça ilerlemek
çok ağır hareket etmek
Traffic turtled along the highway
Trafik otoyolda çok yavaş ilerledi
turtle çikolatası
kaplumbağa şeklinde çikolata
She ate a chocolate turtle
O bir kaplumbağa çikolata yedi
tahmin etmek
Sahnedeemin olmadan bir fikir oluşturmak
Can you guess my age
Yaşımı tahmin edebilir misin
tahmin
kesin olarak bilmeden bir cevap verme çabası
I made a guess about the answer
Cevap hakkında bir tahminde bulundum
tahmin
tam olarak emin olmadan doğru olduğunu düşündüğünüz fikir
My guess was wrong
Tahminim yanlıştı
saçma
Sahnedeinandırıcı olmayan veya etkisiz
That is a lame excuse
Bu saçma bir bahane
yetersiz
ikna edici olmayan veya zayıf
That is a lame excuse
Bu çok yetersiz bir bahane
topal
bacağındaki sorun yüzünden yürüyemeyen
The horse is lame
At topal
uydurma kelime
Sahnedeuydurulmuş veya anlamsız kelime ya da ifade
He used a fung shooey to confuse the audience
İzleyicileri şaşırtmak için uydurma bir kelime kullandı
durdurmak
Sahnedebir eyleme son vermek
Stop talking
Konuşmayı bırak
dur
birine durması için söylenen söz
Stop!
Dur!
durak
otobüs veya trenin durduğu yer
Where is the bus stop
Otobüs durağı nerede
uğramak
bir yere kısa süreliğine gitmek
I will stop by your house later
Daha sonra evine uğrayacağım
konuşma
Sahnedefikir ve bilgi alışverişi içeren sözlü iletişim
There has been too much talking lately
Son zamanlarda çok fazla konuşma oldu
konuşma
düşünceleri ifade etmek veya iletişim kurmak için kelimeler söyleme
She started talking at a young age
O küçük yaşta konuşmaya başladı
konuşma
bir şeyleri sesini kullanarak söyleme
She is talking to her friend
Arkadaşıyla konuşuyor
siyaset
Sahnedehükümet ve kamu işleri
I am interested in politics
Siyasetle ilgileniyorum
siyasi görüş
bir kişinin yönetim ve kamu meseleleri hakkındaki fikirleri veya görüşleri
Their politics are very conservative
Onların siyasi görüşleri çok muhafazakar
iktidar ilişkileri
bir grupta güç kazanma veya kullanma ile ilgili etkinlikler
Office politics can be difficult
Ofis içi iktidar ilişkileri zor olabilir
erken
Sahnedebeklenenden daha önce gerçekleşen
I arrived early today
Bugün erken geldim
erken
bir zaman diliminin başlangıcına yakın
I woke up early today
Bugün erkenden uyandım
erken
şimdiki zamandan önceki bir vakitte
We arrived early
Erken geldik
dergi
Sahnedemakaleler ve resimler içeren periyodik yayın
I read a fashion magazine
Bir moda dergisi okudum
şarjör
ateşli silahlarda mermilerin tutulduğu hazne
He put a new magazine into his gun
Silahına yeni bir şarjör taktı
sağ kol
Sahnedeçok önemli ve güvenilir yardımcı
He is the boss's right hand man
O patronun sağ kolu
baş yardımcı
Sahnedebir lidere önemli işlerinde destek olan kişi
He is the team leader's right hand man
O takım liderinin baş yardımcısı
sağ kol
birine çok yardımcı olan, en güvendiği kişi
He is the boss's right hand man
O, patronun sağ kolu
sağ kol
bir kişinin en çok güvendiği yardımcısı
He is my right-hand man
O benim sağ kolum
açlıktan ölmek
Sahnedeaşırı açlık nedeniyle acı çekmek
Many animals starve in winter
Birçok hayvan kışın açlıktan ölür
aç bırakmak
birini aşırı açlığa maruz bırakmak
We should not starve the pets
Evcil hayvanları aç bırakmamalıyız
çok istemek
bir şeyi şiddetle arzulamak
She is starving for some recognition
O takdir edilmeyi çok istiyor
affedersiniz
Sahnedeözür dilemek veya birinin dikkatini çekmek için kullanılan nazik bir ifade
Excuse me, where is the station?
Affedersiniz, istasyon nerede?
pardon
duyulmayan veya anlaşılmayan bir şeyi tekrar ettirmek için kullanılan ifade
Excuse me could you say that again
Pardon bunu tekrar söyleyebilir misiniz
affedersiniz
birinin dikkatini çekmek veya özür dilemek için kullanılan nazik bir ifade
Excuse me can you help me
Affedersiniz bana yardım edebilir misiniz
pardon
birinin dikkatini çekmek veya özür dilemek için söylenen söz
Excuse me I did not see you
Pardon sizi görmedim
hangisi
Sahnedebir grup içinden herhangi bir kişi veya şey
You can choose whichever you like
Hangisini istersen seçebilirsin
açısından
Sahnedebelirli bir konuyla ilgili olarak
Things are looking up career-wise
Kariyer açısından işler yolunda gidiyor
haberdar etmek
birine bilgi vermek
I will wise her up on the plan
Onu plan hakkında haberdar edeceğim
bilge
tecrübe bilgi ve doğru karar verme yetisi olan
She is a very wise woman
O çok bilge bir kadındır
bilge
çok bilgili ve doğru kararlar veren kişi
The wise old man gave us advice
Bilge yaşlı adam bize tavsiye verdi