

The Sopranos — 1. Sezon Bölüm 3
Kelimeler ve anlamları
607 kelime
Seviye
değiştirmek
Sahnedebir şeyi farklı hale getirmek
I need to alter my plans
Planlarımı değiştirmem gerekiyor
sunak
dini törenlerde kullanılan masa
They placed the flowers on the altar
Çiçekleri sunağın üzerine koydular
net
Sahnedekolayca görülebilen veya anlaşılabilen
The rules are clear cut
Kurallar nettir
net
anlaşılması veya karar verilmesi kolay olan
The rules are clear-cut
Kurallar çok net
psikiyatrist
Sahnederuh sağlığı uzmanı
He is seeing a shrink
Bir psikiyatriste gidiyor
çekmek
boyutunun veya miktarının azalması
The shirt shrank in the wash
Gömlek yıkandığında çekti
küçültmek
bir şeyin boyutunu azaltmak
This hot water will shrink your sweater
Bu sıcak su kazağını küçültecek
psikolog
zihinsel sorunları tedavi eden doktor
The shrink helped him feel better
Psikolog onun daha iyi hissetmesine yardımcı oldu
varmak
bir yere ulaşmak
The train is comin
Tren geliyor
gelmek
bir yöne doğru hareket etmek
I am comin
Geliyorum
gelmek
bir yerden başka bir yere hareket etmek
Please come here now
Lütfen şimdi buraya gel
geri dönmek
bir yere tekrar gitmek
I will come back soon
Yakında geri geleceğim
geliyor
bir yöne veya birine doğru yaklaşmak
He is comin to the party
O partiye geliyor
fikrini belirtmek
Sahnedebir düşünceyi ifade etmek
She says it is a good idea
O bunun iyi bir fikir olduğunu söylüyor
dile getirmek
Sahnedesözle veya yazıyla aktarmak
She voiced her concerns
Endişelerini dile getirdi
söz hakkı
karar verme veya fikir belirtme yetkisi
She has a say in the matter
Konuda onun söz hakkı var
göstermek
bilgi veya rakam belirtmek
The sign says stop
Tabela durmayı gösteriyor
bir şey
Sahnedebir nesne, gerçek veya durum
I have something for you
Senin için bir şeyim var
bir şey
tam olarak ne olduğu belirtilmeyen nesne
I have somethin for you
Senin için bir şeyim var
belirsiz bir şey
ismi veya ne olduğu bilinmeyen nesne
She is looking for somethin
O bir şey arıyor
brunch
Sahnedekahvaltı ve öğle yemeğinin birleşimi olan geç sabah yemeği
Let's have brunch on Sunday
Pazar günü brunch yapalım
brunch
kahvaltı ve öğle yemeğinin birleşimi olan geç öğün
We will brunch at the cafe
Kafede brunch yapacağız
iki kez
Sahnedeiki defa
I called him twice
Onu iki kez aradım
iştah açıcılar
Sahnedeyemekten önce servis edilen küçük yiyecekler
They served hors d'oeuvres at the party
Partide iştah açıcılar servis ettiler
atıştırmalıklar
yemek öncesi sunulan küçük mezeler
We had some hors d'oeuvres before dinner
Akşam yemeğinden önce biraz atıştırmalık yedik
Ordövr
ana yemekten önce sunulan küçük yiyecek tabağı
We ate some hors doeuvres before dinner
Akşam yemeğinden önce biraz ordövr yedik
Ordövr
yemekten önce sunulan küçük yiyecekler
They served hors doeuvres at the party
Partide ordövr servis ettiler
ordövr
yemekten önce sunulan küçük iştah açıcı yiyecekler
We served some hors d'oeuvres before the main course
Ana yemekten önce biraz ordövr servis ettik
bahsetmek
Sahnedebir konudan bahsetmeye başlamak
Don't bring up the wedding
Düğünden bahsetme
yetiştirmek
bir çocuğu büyüyene kadar bakıp eğitmek
She brought up three children alone
Üç çocuğunu tek başına yetiştirdi
yukarı getirmek
bir şeyi bulunduğu yerden alıp üst kata taşımak
Please bring up my bag from the car
Lütfen çantamı arabadan yukarı getir
yetiştirmek
bir çocuğu yetişkin olana kadar büyütmek
She brought up three children alone
Üç çocuğu tek başına yetiştirdi
suçlamak
birinin yasa dışı bir şey yaptığını resmen söylemek
The police will bring him up on charges
Polis onu suçlayacak
tehdit etmek
Sahnedebirini korkutmak veya tehlikede olduğunu hissettirmek
He threatened to call the police
Polisi aramakla tehdit etti
tehdit etmek
birini veya bir şeyi tehlikeye sokmak
Smoking threatens your health
Sigara içmek sağlığını tehdit eder
tehdit etmek
birine zarar vereceğini söyleyerek gözdağı vermek
He threatened to quit his job
İşinden istifa etmekle tehdit etti
denemek
Sahnedebir şeyi yapmak için çaba sarf etmek
I will try to run
Koşmayı deneyeceğim
denemek
bir şeyin işe yarayıp yaramadığını kontrol etmek
Try this cake
Bu keki dene
yargılamak
mahkemede suçlu olup olmadığına karar vermek için delilleri incelemek
They will try the suspect in court
Şüpheliyi mahkemede yargılayacaklar
çürümek
Sahnedeparçalanıp bozulmak
The fruit began to rot
Meyve çürümeye başladı
kayınpeder
Sahnedeeşin babası
My father in law is a doctor
Kayınpederim bir doktordur
zor
Sahnedeyapılması veya baş edilmesi kolay olmayan
This is a tough question
Bu zor bir soru
kötü şans
Sahnedekötü bir durumu önemsemediklerini belirtmek için kullanılır
Tough luck for you
Senin için kötü şans
dayanıklı
çok güçlü veya cesur olan
He is a tough man
O dayanıklı bir adamdır
sert
insanlara karşı zorlayıcı veya katı olan
The teacher is very tough
Öğretmen çok sert
kendiliğinden
Sahnedeplanlanmadan veya hazırlık yapılmadan yapılan
They took a spontaneous trip to Paris
Paris'e kendiliğinden bir gezi yaptılar
yapılı
Sahnedevücut yapısı ve boyutu
He is well-built
O yapılı biridir
inşa etti
parçaları birleştirerek yapmak
They built a house
Bir ev inşa ettiler
tekrar etmek
Sahnedeyeniden meydana gelmek
The problem may recur
Sorun tekrar edebilir
vardı
Sahnedebir yere ulaşmak
I got home late
Eve geç vardım
edinmek
Sahnedebir şeye sahip olmak
He got a new car
Yeni bir araba edindi
haline gelmek
değişip yeni bir duruma girmek
It got dark outside
Dışarısı karardı
anlamak
bir şeyi doğru şekilde kavramak veya duymak
I finally got the message
Sonunda mesajı anladım
alıştırma
Sahnedebilgiyi veya beceriyi ölçmek için verilen soru veya görevler dizisi
He completed the practice questions before the exam
Sınavdan önce alıştırma sorularını tamamladı
muayenehane
bir uzman profesyonelin çalıştığı iş yeri
She has a medical practice
Onun bir doktor muayenehanesi var
uygulamak
bir davranışı düzenli bir şekilde sürdürmek
He makes it a practice to read
O okumayı alışkanlık haline getirdi
pratik yapmak
becerini geliştirmek için bir şeyi tekrar etmek
You need to practice piano
Piyano pratiği yapman gerekiyor
pratik yapmak
gelişmek için bir şeyi tekrar tekrar yapmak
I practice piano every day
Her gün piyano pratiği yapıyorum
arkadaşlık
Sahnedearkadaşlar arasındaki yakın ilişki
They have a long friendship
Uzun bir arkadaşlıkları var
arkadaşlık
arkadaş olma durumu
Our friendship is very strong
Arkadaşlığımız çok güçlü
arkadaşlık
arkadaşlar arasındaki yakın ilişki
They have a long friendship
Onların uzun bir arkadaşlığı var
şaka
Sahnedeinsanları güldürmek için yapılan komik veya zekice davranış
He played a joke on his friend
Arkadaşına bir şaka yaptı
fıkra
sonu komik biten kısa hikaye
He told a funny joke
Komik bir fıkra anlattı
şaka
ciddiye alınmaması gereken şey
His excuse was a joke
Bahanesi bir şakaydı
şaka yapmak
gülmek için bir şeyler söylemek veya ciddi olmadığını belirtmek
I was only joking
Sadece şaka yapıyordum
şaka
insanların gülmesini sağlayan veya ciddiye alınmaması gereken söz veya davranış
I told a joke to my friend
Arkadaşıma bir şaka yaptım
sabırsızlanmak
Sahnedebir şeyin olması için heyecan duymak
I can't wait for summer
Yaz için sabırsızlanıyorum
beklemek
Sahnedebir şeyin gerçekleşmesini beklemek
Please wait for me
Lütfen beni bekle
hizmet etmek
birine yardım etmek için onun işlerini yapmak
The server waits on the guests
Garson konuklara hizmet eder
beklemek
kısa bir süreliğine durmak
Please wait a moment
Lütfen bir an bekle
beklemek
bir şeyin olmasını ya da birinin gelmesini umarak durmak
Please wait for me
Lütfen beni bekle
dün gece
Sahnedebugünden önceki gece
I went to the cinema last night
Dün gece sinemaya gittim
dün gece
bugünden önceki gece
I slept well last night
Dün gece iyi uyudum
hoş
Sahnedehoş veya keyifli olan
The weather is very pleasant today
Bugün hava çok hoş
hoş
keyif veren veya güzel olan
We had a pleasant day together
Birlikte hoş bir gün geçirdik
çalışmak
Sahnedebir konu hakkında bilgi edinmek için zaman harcamak
I study English every day
Her gün İngilizce çalışırım
çalışma odası
okuma yazma veya çalışma için kullanılan oda
He is in his study
O çalışma odasında
hızlı öğrenen
bir şeyi çabuk kavrayan kimse
She is a fast study
O hızlı öğrenen biridir
araştırma
bir konunun detaylı incelenmesi
They conducted a study on the new medicine
Yeni ilaç üzerine bir araştırma yaptılar
devam et
Sahnedebir şeye başlamak veya devam etmek
Please go ahead
Lütfen devam et
onay
bir işe başlamak için verilen resmi izin
We got the go ahead to start
Başlamak için onay aldık
yangın söndürücü
Sahnedeyangınları söndürmeye yarayan bir alet
I know where the fire extinguisher is
Yangın söndürücünün nerede olduğunu biliyorum
yangın söndürücü
yangını durdurmak için kullanılan cihaz
Use the fire extinguisher to stop the fire
Yangını durdurmak için yangın söndürücüyü kullan
adi herif
Sahnedesevmediğiniz birine yönelik çok kaba bir hakaret
That son of a bitch lied to me
O adi herif bana yalan söyledi
pislik
kötü veya nahoş bir kişi için kullanılan kaba bir tabir
He is such a son of a bitch
O tam bir pislik
orospu çocuğu
bir kişiye yönelik hakaret içeren söz
You son of a bitch
Seni orospu çocuğu
pislik
kaba ve rahatsız edici bir kişi için kullanılan küfürlü bir söz
Stop acting like a son of a bitch
Pislik gibi davranmayı bırak
kıskanç
Sahnedebaşkasının sahip olduğu bir şeye özenen
He is jealous of her new car
Onun yeni arabasını kıskanıyor
hastane
Sahnedehasta insanların tedavi edildiği yer
He is in the hospital
O, hastanede
hastane
Sahnedehastaların tedavi edildiği bina
I went to the hospital for a checkup
Kontrolüm için hastaneye gittim
sağlık merkezi
tıbbi hizmetlerin sunulduğu yer
The medical center is very busy today
Sağlık merkezi bugün çok yoğun
hastane
hastaların tedavi edildiği yer
He works at the hospital
O hastanede çalışıyor
kontrol manyağı
Sahnedeher şeyi kontrol etme konusunda takıntılı olan kişi
My boss is such a control freak
Patronum tam bir kontrol manyağı
kontrol delisi
çevresindeki her şeyi yönetmek isteyen kimse
He is such a control freak
O tam bir kontrol delisi
ayık
Sahnedealkolün etkisi altında olmayan
He is completely sober
O tamamen ayık
niyetlenmek
Sahnedebir şey yapmayı planlamak veya amaçlamak
We look to finish the work today
İşi bugün bitirmeyi planlıyoruz
güvenmek
birinden yardım veya tavsiye beklemek
They look to their parents for guidance
Rehberlik için anne babalarına güveniyorlar
hesaba katmak
bir durumu dikkatlice değerlendirmek
You should look to the risks
Riskleri hesaba katmalısın
başvurmak
yardım veya tavsiye için birine yönelmek
We look to you for advice
Tavsiye için sana başvuruyoruz
pirinç
Sahnedeyemeklerde kullanılan bir tahıl türü
I like to eat rice
Pirinç yemeyi severim
ürkütücü
Sahnedekorku veya huzursuzluk veren
The old house looks spooky
Eski ev ürkütücü görünüyor
ürkütücü
korku veren veya ürperten
That old house looks very spooky
O eski ev çok ürkütücü görünüyor
ilk olarak
Sahnedebaşlangıçta
First of all we should discuss the plan
İlk olarak planı tartışmalıyız
öncelikle
her şeyden önce; ilk olarak
First of all, we need a plan
Öncelikle, bir plana ihtiyacımız var
her şeyden önce
diğer her şeyden önce gelen
First of all I want to thank you
Her şeyden önce size teşekkür etmek istiyorum
sunak
Sahnededini törenlerde kullanılan masa
The couple stood before the altar
Çift sunağın önünde durdu
çalıştıran
Sahnedebir şeyi çalıştıran
He is operating the machine
Makineyi o çalıştırıyor
yanıp kül olmak
Sahnedebir binanın veya yapının ateşle tamamen yok olması
The old house burned down
Eski ev yanıp kül oldu
tamamen yakmak
bir şeyi ateşle tamamen yok etmek
The fire burned down the old house
Yangın eski evi tamamen yaktı
yanıp kül olmak
ateşle tamamen yok olmak
The old house burned down
Eski ev yanıp kül oldu
yakıp kül etmek
bir şeyi ateş kullanarak tamamen yok etmek
They burned down the barn
Ahırı yakıp kül ettiler
oralarda bir yerlerde
Sahnededünyada veya bir yerde mevcut olan
There are many opportunities out there
Oralarda bir yerlerde birçok fırsat var
sıra dışı
tuhaf veya alışılmadık
His ideas are a bit out there
Fikirleri biraz sıra dışı
orada
konuşmacıdan uzak bir yerde
Look at the birds out there
Şuradaki kuşlara bak
dışarıda
bulunulan yerin uzağında bir yerde
He is out there waiting for you
O dışarıda seni bekliyor
orada
mevcut durumda veya belli bir alanda
There are many people out there
Orada pek çok insan var
incelemek
Sahnedebir şeyin doğru veya uygun olup olmadığını anlamak için bakmak
Please check it out
Lütfen ona bir bak
planlamak
Sahnedebir şeyi belirli bir zamana planlamak veya düzenlemek
I will schedule a meeting
Bir toplantı planlayacağım
program
etkinliklerin veya görevlerin planı
My schedule is very busy
Programım çok yoğun
program
planlanan etkinliklerin ve zamanlarının listesi
Check the schedule for today
Bugünün programını kontrol et
planlama
olayların ne zaman gerçekleşeceğini belirleme süreci
I need to make a schedule for the week
Haftalık bir plan yapmam gerekiyor
hadım etme
Sahnedebir erkek hayvanın veya insanın testislerinin çıkarılması eylemi
Castration is sometimes used to control the behavior of certain animals
Hadım etme bazen bazı hayvanların davranışlarını kontrol etmek için kullanılır
Mafya
Sahnedeorganize olmuş suçlular grubu
The mob controls the illegal businesses in the city
Mafya şehirdeki yasa dışı işleri kontrol ediyor
kalabalık
büyük bir insan grubu
The mob gathered in the street
Kalabalık sokakta toplandı
mafya
organize suç işleyen bir grup insan
He was involved with the mob
Mafya ile bağlantısı vardı
işe almak
Sahnedebirine iş vermek
They want to hire a new manager
Yeni bir yönetici işe almak istiyorlar
kiralamak
bir şeyi belirli bir süre kullanmak için para ödemek
We decided to hire a car for our holiday
Tatilimiz için bir araba kiralamaya karar verdik
işe alınan kişi
şirketin işe aldığı kimse
They welcomed the new hire
Yeni işe alınan kişiyi karşıladılar
işe almak
birine ücretli bir iş vermek
We need to hire more staff
Daha fazla personel işe almamız gerekiyor
dışarı çıkmak
Sahnedebir yerden ayrılmak veya görünür olmak
He came out of the house
Evden dışarı çıktı
doğmak
bir olaydan veya süreçten kaynaklanmak
Nothing good came out of that meeting
O toplantıdan iyi bir şey çıkmadı
açıkça söylemek
bir şeyi dürüst ve doğrudan ifade etmek
You should come out of it and be honest
Gerçekleri açıkça söylemelisin
atlatmak
zor bir durumdan iyileşerek veya kurtularak çıkmak
She came out of the crisis safely
Krizi güvenli bir şekilde atlattı
çıkmak
bir yerin içerisinden dışarıya doğru hareket etmek
The dog will come out of the house
Köpek evin dışına çıkacak
flört etmek
SahnedeRomantik amaçla biriyle vakit geçirmek
He is dating a new girl
Yeni bir kızla flört ediyor
tarihleme
Eski nesnelerin yaşını belirleme yöntemi
Carbon dating is used for fossils
Karbon tarihleme fosiller için kullanılır
çıkma
birini romantik açıdan tanımak için buluşma etkinliği
They started dating last month
Geçen ay çıkmaya başladılar
inmek
Sahnededaha alçak bir yere veya bölgeye gitmek
Let's go down to the beach
Plaja inelim
düşmek
bir sayının veya miktarın belirli bir seviyeye gelmesi
The price went down to five dollars
Fiyat beş dolara düştü
gitmek
bir yere seyahat etmek
I will go down to the city
Şehre gideceğim
tanrısız
Sahnedetanrıya inanmayan veya din kurallarına uymayan
He lived a godless life
Tanrısız bir yaşam sürdü
üzgün
Sahnedepişmanlık duyan veya özür dileyen
I am sorry for being late
Geç kaldığım için üzgünüm
golem
SahnedeYahudi mitolojisinde kilden yapılmış canlandırılan figür
The rabbi created a golem to protect the village
Haham köyü koruması için bir golem yarattı
hoşça kal
Sahnedeayrılırken kullanılan bir kelime
Bye, see you tomorrow
Hoşça kal, yarın görüşürüz
bay bay
veda etmenin kısa ve gayriresmi yolu
Bye, mom
Bay bay anne
yüzmek
Sahnedesuyun veya havanın üzerinde kalmak
The leaf floats on the water
Yaprak suyun üzerinde yüzüyor
ortaya atmak
başkalarının düşünmesi için bir fikir sunmak
He floated a new idea
Yeni bir fikir ortaya attı
borç vermek
birine kısa süreliğine para sağlamak
He can float me some cash for the ticket
Bilet için bana biraz nakit borç verebilir
söz
Sahnedebir şeyi kesinlikle yapacağınızı bildiren ifade
I will keep my promise
Sözümü tutacağım
salıverme
tutulan birini veya bir şeyi serbest bırakma
He gave his promise to let them go
Onları serbest bırakmaya söz verdi
gelecek vaadi
gelecekte başarılı olacağını gösteren nitelik
The young student shows great promise
Genç öğrenci büyük gelecek vaat ediyor
söz vermek
birine bir şeyin gerçekleşeceğini söylemek
I promise to call you later
Seni daha sonra arayacağıma söz veriyorum
kalitesiz
Sahnededüşük nitelikli
This product is bad
Bu ürün kalitesiz
fena
ciddi bir şekilde
He was hurt bad
O fena yaralandı
kötü
ahlaki açıdan yanlış
He is a bad person
O kötü bir insan
pişman
üzüntü veya suçluluk duyan
I feel bad about the mistake
Hatamdan dolayı pişmanım
rahatlık
Sahnedesıcak konforlu ve huzurlu olma hissi
I love the coziness of my living room
Oturma odamın rahatlığını seviyorum
uyumak
Sahnedegözler kapalı şekilde dinlenmek
I need to sleep
Uyumam gerekiyor
dolgulu et sarması
Sahnedeiçine malzeme konulup rulo yapılarak pişirilen ince et dilimlerinden oluşan yemek
We had braciole for dinner
Akşam yemeğinde braciole yedik
-dığı an
Sahnedebir şeyin gerçekleştiği an
I will call you the minute I arrive
Vardığım an seni arayacağım
artık
Sahnedeartık veya bir daha (olumsuz cümlelerde kullanılır)
I don't live there anymore
Artık orada yaşamıyorum
artık
artık gerçekleşmeyen veya var olmayan
I don't live here anymore
Artık burada yaşamıyorum
artık
bir şeyin eskisi gibi devam etmediğini belirtir
I don't go there anymore
Artık oraya gitmiyorum
artık
günümüzde geçerliliğini yitirmiş durumları ifade eder
They don't play together anymore
Artık birlikte oynamıyorlar
şans
Sahnedeiyi veya kötü şeylerin gerçekleşmesine neden olan güç
Luck can change quickly
Şans hızla değişebilir
şans
tesadüfen gerçekleşen iyi şeyler
I had some good luck
Biraz şansım vardı
şans eseri bulmak
iyi bir talih sonucu bir şeye sahip olmak
He lucked into this amazing job
O şans eseri bu harika işi buldu
yine de
Sahnedeher durumda
It's raining, but I'll go anyway
Yağmur yağıyor ama yine de gideceğim
neyse
konuyu değiştirmek veya bir duraksamadan sonra devam etmek için kullanılan söz
Anyway let us continue with the lesson
Neyse derse devam edelim
yeter
Sahnedeartık daha fazlasına gerek yok
That is enough
Bu kadar yeter
yeterli
Sahnedeistenilen ya da gereken miktarda
Do you have enough water
Yeterli suyun var mı
yeterli
Sahnedegerektiği kadar
This is enough for me
Bu benim için yeterli
yeterli
ihtiyaç kadar olan
I have enough money
Yeterince param var
Yahudi sünnet töreni
SahnedeYahudi erkek bebekler için yapılan dini sünnet töreni
The family celebrated the bris
Aile sünnet törenini kutladı
tokatlamak
Sahnedeelin ayasıyla birine vurmak
She slapped him on the cheek
Yanağına bir tokat attı
harika
çok iyi veya etkileyici olmak
This song really slaps
Bu şarkı gerçekten harika
çarpmak
bir şeyi hızla veya dikkatsizce koymak
He slapped the book on the table
Kitabı masaya çarptı
kabuklu deniz ürünü
Sahnedegenellikle yiyecek olarak tüketilen kabuklu su canlısı
I am allergic to shellfish
Kabuklu deniz ürünlerine alerjim var
uzun İtalyan ekmeği
Sahnedeuzun ve ince bir İtalyan ekmeği çeşidi
He bought a fresh filone at the bakery
Fırından taze bir filone ekmeği aldı
berbat
Sahnedeçok kötü veya düşük kaliteli
This movie is shit
Bu film berbat
kandırmak
birini kandırmak veya ona yalan söylemek
Are you shitting me
Benimle dalga mı geçiyorsun
lüle
Sahnedekıvrımlı saç tutamı
She has a pretty curl in her hair
Saçında hoş bir lüle var
kıvırmak
kıvrık bir şekil oluşturmak
She curled her hair
Saçlarını kıvırdı
pazı hareketi
kol kaslarını çalıştırmak için yapılan bir ağırlık kaldırma egzersizi
He does curls to build his muscles
Kaslarını geliştirmek için pazı hareketleri yapıyor
uzuv
Sahnedeinsan veya hayvanın kolu ya da bacağı
He injured a limb in the accident
Kazada bir uzvuna zarar verdi
ağaç dalı
ağaç gövdesinden çıkan büyük dal
The bird sat on a thick limb
Kuş kalın bir dala kondu
seçmek
Sahnedeseçenekler arasından birini almak
You can choose a color
Bir renk seçebilirsin
seçmek
seçenekler arasından karar vermek
Choose a color
Bir renk seç
seçmek
bir gruptan bir şeyi tercih etmek
Choose your favorite color
En sevdiğin rengi seç
seçmek
bir karar vererek tercihini yapmak
You must choose a path
Bir yol seçmelisin
seçilmiş
bir grup arasından özenle ayrılmış
This is the chosen one
Bu seçilmiş olandır
teşekkür ederim
Sahnedeminnettarlık göstermek için kullanılan sözler
Thank you for the help
Yardım için teşekkür ederim
teşekkür
minnettarlık ifade eden söz
I sent a thank-you to my teacher
Öğretmenime bir teşekkür gönderdim
teşekkür ederim
minnettar olduğunuzu göstermek için kullanılan nazik ifade
I want to say thank you
Sana teşekkür ederim demek istiyorum
teşekkür
minnettarlığı göstermenin nazik bir yolu
A simple thank you goes a long way
Basit bir teşekkür çok şey ifade eder
teşekkürler
minnettar olduğunuzu belirtmek için kullanılan sözler
Please say thank you for the gift
Lütfen hediye için teşekkürler de
teşekkür ederim
minnettar olduğunuzu göstermek için kullanılan sözler
Thank you for your help
Yardımın için teşekkür ederim
sınav
Sahnedebilgi veya yeteneği ölçmek için hazırlanan sorular bütünü
I have a math test tomorrow
Yarın matematik sınavım var
denemek
kalitesini kontrol etmek için bir şeyi denemek
I want to test the new car
Yeni arabayı denemek istiyorum
deney
bir hipotezi sınamak için yapılan işlem
The scientist ran a test
Bilim insanı bir deney yaptı
mahalle
Sahnedebir kasaba veya şehirdeki bölge veya topluluk
I live in a quiet neighborhood
Sessiz bir mahallede yaşıyorum
tamam
Sahnededinleyicinin anladığını kontrol etmek veya ara vermek için kullanılır
All right, let's move on
Tamam, devam edelim
tamam
Sahnedebir şeyi kabul ettiğini belirtmek için kullanılır
All right I will help you
Tamam sana yardım edeceğim
tamam
onay veya kabullenme belirtmek için kullanılan ifade
All right I will go to the store
Tamam markete gideceğim
iyi
kabul edilebilir veya sorunsuz durum
Everything is all right
Her şey yolunda
hafta
Sahnedeyedi günlük süre
I will see you next week
Seni haftaya göreceğim
hafta
yedi günlük zaman dilimi
There are seven days in a week
Bir haftada yedi gün vardır
kötü muamele etmek
Sahnedebirine kötü davranmak veya zarar vermek
He abused the animal
Hayvana kötü davrandı
istismar
Sahnedezararlı veya adaletsiz davranış
Child abuse is a crime
Çocuk istismarı bir suçtur
kötüye kullanmak
bir şeyi yanlış veya zararlı bir şekilde kullanmak
He abused his position
Mevkisini kötüye kullandı
kötü davranmak
birine veya bir şeye kötü muamele etmek
She does not abuse her cat
O kedisine kötü davranmaz
bir
Sahnede1 sayısı
I have one apple in my bag
Çantamda bir elma var
bölüm
bir dizinin parçası
I watched episode one last night
Dün gece dizinin ilk bölümünü izledim
an
çok kısa bir süre
Wait for one moment please
Lütfen bir an bekleyin
biraz
küçük bir derecede
This is one better than that
Bu ondan biraz daha iyi
istemek
Sahnedebir şeyi yapmayı dilemek
I wanna go home
Eve gitmek istiyorum
istemek
bir şeye sahip olmayı dilemek
I wanna drink
Bir şeyler içmek istiyorum