

The Sopranos — 2. Sezon Bölüm 2
Kelimeler ve anlamları
695 kelime
vız
Sahnedearı veya sinek gibi böceklerin çıkardığı ses
The bee flew past with a bzz
Arı vız diye yanımdan uçtu
uygun zaman
Sahnedebir şey için elverişli veya yerinde olan an
Is this a good time to talk
Konuşmak için uygun zaman mı
keyifli vakit
eğlenceli veya mutlu geçirilen zaman
We had a good time at the party
Partide keyifli vakit geçirdik
eğlence düşkünü
sosyal etkinliklerden ve eğlenmekten hoşlanan
He is a good time person
O eğlence düşkünü bir insan
iyi vakit
keyifli veya eğlenceli geçen bir zaman dilimi
We had a good time at the party
Partide iyi vakit geçirdik
bilerek
Sahnedekazara değil, isteyerek
He did it on purpose
Bunu bilerek yaptı
amaç
bir şeyin yapılma nedeni
His purpose is to help everyone
Onun amacı herkese yardım etmektir
kasten
kazara değil bilinçli olarak yapılmış
He broke the cup on purpose
Bardağı kasten kırdı
kasten
bir şeyi planlayarak yapmak
He broke the glass on purpose
Bardağı kasten kırdı
duyarlı
Sahnedeküçük değişikliklere hızlı tepki veren
The sensor is very sensitive
Sensör çok duyarlıdır
hassas
gizli tutulması gereken ve açıklanırsa sorun yaratabilecek
This is a sensitive topic
Bu hassas bir konu
Hassas
fiziksel olarak kolayca acıyan veya etkilenen
I have sensitive skin
Hassas bir cildim var
Duyarlı
başkalarını incitmemeye çalışan
You should be sensitive to his feelings
Onun duygularına karşı duyarlı olmalısın
budala
Sahnedeaptal veya gülünç davranan kişi
He acts like a total dork
Tam bir budala gibi davranıyor
inek
sosyal becerileri zayıf olan kişi
He is a total dork about computers
Bilgisayarlar konusunda tam bir inek
şapşal
aptal veya komik birini tanımlamak için kullanılan gayri resmi bir kelime
He acts like such a dork when he is excited
Heyecanlandığında tam bir şapşal gibi davranıyor
delik
Sahnedekatı bir nesnenin içindeki boşluk
There is a hole in the wall
Duvarda bir delik var
borç batağı
maddi olarak zor durumda olma hali
He is in a deep financial hole
Derin bir borç batağında
boşluk
bir şey eksik olduğunda hissedilen üzüntü veya kayıp duygusu
He felt a hole in his heart after she left
O gittikten sonra kalbinde bir boşluk hissetti
hücre
insanların ceza olarak tutulduğu yer
They threw him in the hole
Onu hücreye attılar
-den beri
Sahnedegeçmişteki bir noktadan günümüze kadar
I have lived here since 2010
2010'dan beri burada yaşıyorum
için
bir sebepten dolayı
Since it is raining we stayed home
Yağmur yağdığı için evde kaldık
den beri
geçmişteki bir zamandan şimdiye kadar
I have been here since morning
Sabahtan beri buradayım
biliyor musun
Sahnedeşaşırtıcı bir haberi duyurmak için kullanılan ifade
Guess what I got a job
Biliyor musun bir iş buldum
duygu
Sahnedeiçte yaşanan duygusal durum
Love is a strong feeling
Aşk güçlü bir duygudur
hava
bir yerin genel havası veya karakteri
The room has a cozy feeling
Odada rahat bir hava var
his
bir şeyin doğru olduğuna dair düşünce veya görüş
I have a feeling it will rain
Yağmur yağacak gibi bir hissim var
duygu
yoğun bir his veya heyecan durumu
Love is a powerful feeling
Aşk güçlü bir duygudur
hissetmek
fiziksel veya duygusal bir tecrübe yaşamak
I am feeling happy today
Bugün mutlu hissediyorum
duymak
fiziksel bir algıya sahip olmak
I can feel the wind
Rüzgarı duyabiliyorum
sezmek
bir şeyin olduğuna dair düşünceye sahip olmak
I feel that we are lost
Kaybolduğumuzu seziyorum
izlenim
bir şeyin doğru olduğuna dair inanç
I have a feeling he knows
Onun bildiğine dair bir izlenimim var
sezgi
kanıt olmadan bir şeyin doğru olduğuna inanmak
She trusts her intuition
Sezgilerine güveniyor
his
fiziksel veya duygusal bir duyu
I have a strange feeling
Garip bir hissim var
duygu
yoğun bir heyecan durumu
Anger is a strong feeling
Öfke güçlü bir duygudur
duygu
güçlü bir his
Joy is a happy feeling
Neşe mutlu bir duygudur
duygu
güçlü bir duygu hali
She is full of feeling
O duygu dolu biri
umut
iyi şeylerin gerçekleşmesini bekleme hissi
I have a hopeful feeling about this
Bunun hakkında umutlu bir hissim var
düşünce
bir konu hakkında fikir veya tutum sahibi olma
I have a feeling that we should go
Gitmemiz gerektiğine dair bir düşüncem var
fark
Sahnedeşeylerin aynı olmama durumu
What is the difference between these two?
Bu ikisi arasındaki fark nedir?
fark
bir şeyin yol açtığı değişiklik veya etki
Your help made a big difference
Yardımınız büyük bir fark yarattı
fark
iki şeyin birbirinin aynısı olmama durumu
There is a big difference between these colors
Bu renkler arasında büyük bir fark var
Kalan 685 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 695 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap