

The Sopranos — 5. Sezon Bölüm 10
Kelimeler ve anlamları
685 kelime
ortaya çıkmak
Sahnedebeklenmedik bir durumun oluşması
A problem came up
Bir sorun çıktı
gündeme gelmek
Sahnedebir konunun konuşulmaya başlanması
This topic will come up in the meeting
Bu konu toplantıda gündeme gelecek
yukarı çıkmak
Sahnedeyüksek bir yere doğru hareket etmek
Come up and see my room
Yukarı gel ve odamı gör
yetişmek
bir yerde büyüme süreci
She came up in a small town
O küçük bir kasabada yetişti
yaklaşmak
birine veya bir şeye doğru ilerlemek
A stranger came up to me
Bir yabancı bana yaklaştı
ortaya çıkmak
meydana gelmek veya görünmek
A problem came up at work
İş yerinde bir sorun ortaya çıktı
yukarı çıkmak
daha yüksek bir konuma hareket etmek
I came up the stairs to my office
Ofisime doğru merdivenlerden yukarı çıktım
bahsi geçmek
konuşulmak veya tartışılmak
Your name came up in our meeting
Toplantımızda isminizin bahsi geçti
yaklaşmak
yakın zamanda gerçekleşecek olmak
The exam date is coming up soon
Sınav tarihi yaklaşıyor
yaklaşmak
yakın gelecekte olacak olmak
Christmas is coming up fast
Noel hızla yaklaşıyor
meydana gelmek
olmak veya gerçekleşmek
Many questions came up during the event
Etkinlik sırasında birçok soru meydana geldi
yükselmek
daha üst bir konuma veya duruma gelmek
She came up in the company quickly
Şirkette hızlıca yükseldi
ev arkadaşı
Sahnededaireyi paylaştığınız kimse
I have a new housemate
Yeni bir ev arkadaşım var
ev arkadaşı
aynı evde birlikte yaşadığınız kişi
My roommate is very kind
Ev arkadaşım çok nazik
ev arkadaşı
aynı evde birlikte yaşadığınız kişi
I am looking for a new roommate
Yeni bir ev arkadaşı arıyorum
yuvarlanmak
Sahnedebir yüzey üzerinde dönerek ilerlemek
The ball is rolling down the hill
Top tepeden aşağı yuvarlanıyor
yuvarlanmak
pürüzsüz ve sürekli bir şekilde hareket etmek
The wheels are rollin smoothly on the road
Tekerlekler yolda pürüzsüz bir şekilde yuvarlanıyor
sonra
Sahnedebir olaydan sonra gerçekleşen
We will eat later
Yemekten sonra yiyeceğiz
geç
Sahnedebeklenenden daha geç
She arrived later than me
O benden geç geldi
merhum
vefat etmiş kişi
The late king died long ago
Merhum kral uzun zaman önce öldü
yeni
son zamanlarda gerçekleşen
That is a later development
O yeni bir gelişme
daha sonra
gelecekte veya belirli bir olaydan sonra
I will do it later
Bunu daha sonra yapacağım
sonra
şu andan daha ileri bir vakit
See you later
Seni sonra görürüm
gelecekte
ileriki bir zamanda
I will be back later
Gelecekte geri döneceğim
gecikmeli
beklenen zamandan daha geç gerçekleşen
The later train arrived at midnight
Gecikmeli tren gece yarısı vardı
geç dönem
bir zaman diliminin sonuna yakın olan
This is a later work of the artist
Bu sanatçının geç dönem bir eseri
vakitli değil
kararlaştırılan zamanda olmayan
He is later than usual
Her zamankinden daha vakitsiz
gecikmiş
zamanında olmayan
She is later than we expected
Beklediğimizden daha gecikmiş durumda
sonra
şimdiki zamandan daha ileri bir vakit
I will see you later
Seni daha sonra göreceğim
daha sonra
şimdiki zamandan sonraki bir vakitte
I will call you later
Seni daha sonra arayacağım
daha sonra
şu andan sonraki bir zamanda
I will call you later
Seni daha sonra arayacağım
patlatmak
Sahnedebir bombayı veya patlayıcıyı infilak ettirmek
They decided to detonate the bomb safely
Bombayı güvenli bir şekilde patlatmaya karar verdiler
geçen sefer
Sahnedeşu andan önceki en yakın zaman
I ate sushi last time
Geçen sefer sushi yedim
son kez
diğer hepsinden sonra gelen
This is the last time
Bu son kez
geçen sefer
şu andan hemen önce gerçekleşen
I went there last time
Geçen sefer oraya gittim
şeyler
bir nesne, fikir veya durum
Some things are hard to explain
Bazı şeyler açıklanması zordur
şey
nesne veya eşya
This is a useful thing
Bu yararlı bir şey
işler
insanların yaptığı eylemler veya olaylar
We have many things to do today
Bugün yapacak çok işimiz var
şeyler
türü ne olursa olsun nesneler veya durumlar
I have many things in my bag
Çantamda birçok şey var
durumlar
genel olaylar veya faaliyetler
Things are going well
Durumlar iyi gidiyor
eşyalar
nesneler veya maddeler
Please put your things away
Lütfen eşyalarını yerine koy
işler
olaylar veya durumlar
Things are getting better
İşler daha iyiye gidiyor
yeterli
Sahnedegerektiği kadar
This is enough for me
Bu benim için yeterli
yeter
artık daha fazlasına gerek yok
That is enough
Bu kadar yeter
yeterli
istenilen ya da gereken miktarda
Do you have enough water
Yeterli suyun var mı
yeterli
ihtiyaç kadar olan
I have enough money
Yeterince param var
orman
Sahnedeağaçlarla kaplı geniş arazi
We went for a walk in the woods
Ormanda yürüyüşe çıktık
orman
ağaçlarla kaplı alan
We went for a walk in the woods
Ormanda yürüyüşe çıktık
ahşap
ağaçlardan elde edilen sert madde
The table is made of wood
Bu masa ahşaptan yapılmıştır
orman
ağaçlarla kaplı küçük alan
We walked through the woods
Ormanda yürüdük
kabus
Sahnedekorkutucu rüya
I had a nightmare last night
Dün gece bir kabus gördüm
kabus
çok zor veya rahatsız edici durum
This traffic is a nightmare
Bu trafik tam bir kabus
Kalan 675 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 685 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap