

The Summer I Turned Pretty — 2. Sezon Bölüm 6
Kelimeler ve anlamları
653 kelime
alıcı
Sahnedemal satın alan kişi
The buyer paid for the car
Alıcı arabanın ödemesini yaptı
atmak
Sahnedeistenmeyen bir şeyi elden çıkarmak
Don't throw away these papers
Bu kağıtları atma
boşa harcamak
bir şeyi gereksiz yere elden çıkarmak
Don't throw away this chance
Bu fırsatı boşa harcama
atmak
bir şeyi bir yerden atarak uzaklaştırmak
I will throw away the trash
Çöpü atacağım
tamamen
Sahnedetam olarak veya bütünüyle
I fully agree with you
Sana tamamen katılıyorum
umutla
umutlu bir şekilde
He fully expects to succeed
Başarıyı umutla bekliyor
kullanmak
Sahnedebir şeyden yararlanmak
Can I use your pen
Kalemini kullanabilir miyim
eskiden yapmak
Sahnedegeçmişte düzenli yapılan ama artık yapılmayan eylem
I used to swim every morning
Eskiden her sabah yüzerdim
yarar
bir şeyin sağladığı fayda
That information has no use
O bilginin hiçbir yararı yok
ihtiyaç duymak
bir şeye gerek duymak
I could really use some help
Gerçekten biraz yardıma ihtiyacım var
satmak
Sahnedekişisel çıkar için birini ele vermek
He sold his partner to the police
Ortağını polise sattı
satmak
Sahnedebir şeyi para karşılığında vermek
I will sell my old phone
Eski telefonumu satacağım
ikna etmek
birini bir şeye inanmaya ikna etmek
He sold me on the new plan
Beni yeni plana ikna etti
satmak
bir fikri veya planı başkasına kabul ettirmek
He tried to sell his new plan to the team
Yeni planını takıma satmaya çalıştı
istemeden duymak
Sahnedebir şeyi kasten olmayarak işitmek
I overheard them talking in the hall
Koridorda konuştuklarını istemeden duydum
kulak misafiri olmak
konuşan kişinin haberi olmadan duymak
I overheard their conversation
Konuşmalarına kulak misafiri oldum
kulak misafiri olmak
bir konuşmayı amaçlamadan işitmek
I overheard their private conversation
Onların özel konuşmasına kulak misafiri oldum
el arabası
Sahnedeeşya taşımak için kullanılan küçük tekerlekli taşıt
He pushed the heavy cart
Ağır el arabasını itti
seyyar araba
mal satmak için kullanılan küçük araç
He bought some snacks from the cart
Atıştırmalıklarını o seyyar arabadan aldı
araba ile taşımak
bir şeyi tekerlekli bir araç kullanarak bir yerden başka bir yere götürmek
He carted the boxes to the warehouse
Kutuları depoya arabayla taşıdı
el arabası
eşya taşımaya yarayan küçük tekerlekli araç
He pushed the cart to the shop
El arabasını dükkana doğru itti
ön elemeden geçirmek
Sahnedebir şeyi asıl süreçten önce incelemek veya test etmek
We will prescreen all job applicants
Tüm iş başvurularını ön elemeden geçireceğiz
ön elemeden geçirmek
bir süreçten önce incelemek veya test etmek
They prescreen all candidates before the interview
Görüşmeden önce tüm adayları ön elemeden geçirirler
tükenmek
Sahnedesona ermek veya bitmek
We are running out of time
Zamanımız tükeniyor
götürmek
bir şeyi birine ulaştırmak
He ran out the food to the table
Yemeği masaya götürdü
tükenmek
bir şeyin tamamının kullanılıp bitmesi
We ran out of milk
Sütümüz tükendi
hadi
Sahnedebirini bir şeyi yapmaya teşvik etmek
Come on, you can do it
Hadi, yapabilirsin
üstüne gitmek
çok baskıcı veya aşırı davranmak
Don't come on so strong
Çok üstüme gelme
hadi canım
inanmamayı veya karşı çıkmayı ifade etmek
Come on, that is not true
Hadi canım, bu doğru değil
hadi ama
öfke veya hayal kırıklığını ifade eden söz
Come on, stop wasting my time
Hadi ama, zamanımı boşa harcamayı bırak
kur
birini cezbetmek için yapılan hamle
She gave him a come-on to start a conversation
Sohbet başlatmak için ona kur yaptı
belirmek
görünmeye veya olmaya başlamak
A smile came on his face
Yüzünde bir gülümseme belirdi
yaklaşmak
bir şeye doğru veya daha yakınına hareket etmek
He came on toward the house
Eve doğru yaklaştı
Kalan 643 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 653 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap