

Vikings — 5. Sezon Bölüm 11
Kelimeler ve anlamları
432 kelime
peşinden gitmek
Sahnedebirinin veya bir şeyin ardından gitmek
The dog followed me home
Köpek eve kadar peşimden geldi
izlemek
Sahnedebirinin faaliyetlerini dikkatle gözlemlemek
Follow the latest news
En son haberleri izle
uymak
birinin söylediklerini yerine getirmek
You should follow the instructions
Talimatlara uymalısın
ardından gelmek
bir şeyden sonra meydana gelmek
Night follows day
Günden sonra gece gelir
saygı göstergesi
Sahnedesaygı veya onur göstermek için verilen şey
The concert was a tribute to the singer
Konser şarkıcıya bir saygı göstergesiydi
güvenli
Sahnedetehlikeli veya riskli olmayan
You are safe here
Burada güvendesin
çelik kasa
değerli eşyaları korumak için kullanılan metal kutu
The documents are in the safe
Belgeler çelik kasada
güvenilir
bir işi iyi yapacağına inanılan
She is a safe choice for the job
O bu iş için güvenilir bir seçenek
kesin
bir şeyden emin olma durumu
It is a safe bet
Bu kesin bir bahis
canlı
Sahnedehayatı olan
The fish is still live
Balık hala canlı
yaşamak
bir yerde ev sahibi olmak
We live in a big house
Biz büyük bir evde yaşıyoruz
canlı
gösterildiği anda gerçekleşen
The match is on live TV
Maç canlı televizyonda
yaşamak
bir durumu tecrübe etmek
I want to live new adventures
Yeni maceralar yaşamak istiyorum
başlangıç
Sahnedebir şeyin başlangıcı
The project failed from its conception
Proje başlangıcından itibaren başarısız oldu
anlayış
bir konu hakkındaki genel görüş veya fikir
Her conception of justice is fair
Onun adalet anlayışı oldukça adildir
hiç kimse
Sahnedehiçbir insan
Nobody is home
Evde hiç kimse yok
önemsiz kimse
hiçbir önemi olmayan kişi
He felt like a nobody
Kendini önemsiz biri gibi hissetti
hiç kimse
hiçbir insan
Nobody was in the room
Odada hiç kimse yoktu
önemsiz biri
önemli veya etkili olmayan kişi
He felt like a nobody at school
Okulda kendini önemsiz biri gibi hissediyordu
ağırlık
Sahnedebir şeyin ne kadar ağır olduğu
What is the weight of this box?
Bu kutunun ağırlığı nedir?
yük
taşınması zor olan ağır sorumluluk
He feels the weight of his job
İşinin yükünü hissediyor
ağırlık
insanların düşünce veya davranışlarını etkileme gücü
Her opinion carries great weight
Fikrinin büyük ağırlığı var
ağırlaştırmak
bir şeye ağırlık eklemek
You should weight the curtain to keep it straight.
Perdeyi düz durması için ağırlaştırmalısın.
bakmak
Sahnedebirini veya bir şeyi görmek için gözlerini ona çevirmek
Look at that bird
Şu kuşa bak
incelemek
bir şeyi dikkatlice araştırmak veya düşünmek
I need to look at the documents
Belgeleri incelemem gerekiyor
gözlerini çevirmek
gözlerini birine ya da bir şeye yöneltmek
She turned to look at the dog
Köpeğe bakmak için döndü
gözlemlemek
bir şeye dikkatle bakmak
We looked at the birds in the trees
Ağaçlardaki kuşları gözlemledik
görmek
gözlerini kullanarak bir şeyi görüntülemek
I looked at the map
Haritaya baktım
incelemek
bir şeyi görmek için gözlerini ona yöneltmek
He looked at the report
Raporu inceledi
önermek
Sahnedebir fikri değerlendirilmesi için sunmak
I suggest we go home
Eve gitmemizi öneririm
işaret etmek
bir şeyi göstermek veya ima etmek
The evidence suggests he is guilty
Kanıtlar onun suçlu olduğunu gösteriyor
bağışlamak
Sahnedebirini zarar görmekten veya ölmekten kurtarmak
The enemy decided to spare his life
Düşman onun hayatını bağışlamaya karar verdi
yedek
fazladan tutulan
I have a spare key
Yedek bir anahtarım var
ayırmak
bir şeyi kullanmayıp başkasına vermek için kenara koymak
Can you spare a minute to help me
Bana yardım etmek için bir dakika ayırabilir misin
esirgemek
birini bir zahmetten veya yükten kurtarmak
Please spare me the details
Lütfen detayları benden esirge
Kalan 422 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 432 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap