You — 1. Sezon Bölüm 10
Kelimeler ve anlamları
501 kelime
rahatsız etmek
Sahnedebirini üzmek veya endişelendirmek
I don't want to disturb you
Seni rahatsız etmek istemiyorum
bölmek
birinin yaptığı işi durdurmak
Do not disturb me while I am working
Çalışırken beni bölme
yerinden oynatmak
bir şeyin yerini veya durumunu değiştirmek
Do not disturb the papers on the desk
Masadaki kağıtları yerinden oynatma
koltuk altı
Sahnedekolun gövdeyle birleştiği bölge
Put deodorant on your armpit
Koltuk altına deodorant sür
da
Sahnedeolumsuz cümlelerde benzer bir durumu belirtmek için kullanılır
I do not like apples and she does not either
Elma sevmiyorum ve o da sevmiyor
de
olumsuz cümlelerde de anlamı katar
I don't like it either
Ben de sevmiyorum
ya da
iki seçenekten biri veya diğeri
Either you stay or I go
Ya sen kalırsın ya da ben giderim
hapiste
Sahnedebir ceza olarak hapishanede tutulmak
He has been in jail for two years
O iki yıldır hapiste
ilke
Sahnedeinanılan temel kural veya fikir
It is against my principles
Bu benim ilkelerime aykırı
prensip
bir konudaki temel düşünce veya kural
I agree with you in principle
Prensipte seninle aynı fikirdeyim
ilke
bir şeyin nasıl işlediğini açıklayan temel fikir veya kural
The device works on a simple principle
Cihaz basit bir ilke ile çalışır
gömlek
Sahnedevücudun üst kısmına giyilen giysi
He is wearing a white shirt
O beyaz bir gömlek giyiyor
gömlek
vücudun üst kısmına giyilen bir giysi
He is wearing a blue shirt
O mavi bir gömlek giyiyor
biraz
Sahnedeaz miktarda veya bir dereceye kadar
I am kind of tired
Biraz yorgunum
tür
benzer nitelikleri olan grup
What kind of book do you want
Ne tür bir kitap istiyorsun
tür
belirli bir çeşit veya tip
This is a new kind of fruit
Bu yeni bir tür meyve
dehşete düşmek
Sahnedeaşırı korkmak veya paniklemek
She freaked when she saw the spider
Örümceği görünce dehşete düştü
paniklemek
aşırı derecede endişelenmek veya korkmak
I freaked out when I saw the spider
Örümceği gördüğümde panikledim
düşünmek
Sahnedebir konu hakkında görüşe sahip olmak
I thought you were busy
Meşgul olduğunu düşünmüştüm
düşünme
dikkatli bir şekilde düşünme eylemi
He was lost in thought
Düşüncelere dalmıştı
bahsetmek
bir konu hakkında konuşmaya başlamak
He thought to mention the new plan
O yeni plandan bahsetmeyi düşündü
düşünce
zihinden geçen fikir veya inanış
He had a strange thought
Aklına tuhaf bir düşünce geldi
minnettar
Sahnedeşükran duyan veya teşekkür eden
I am grateful for your help
Yardımın için minnettarım
Kalan 491 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 501 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap