You — 4. Sezon Bölüm 5
Kelimeler ve anlamları
649 kelime
ürkütücü
Sahnedekorku veya huzursuzluk hissi veren
This old house is creepy
Bu eski ev ürkütücü
tüyler ürpertici
korkutucu veya rahatsız edici
He is a creepy man
O tüyler ürpertici bir adam
ürpertici
hafif bir korku veya rahatsızlık hissi veren
That old house looks really creepy
O eski ev gerçekten ürpertici görünüyor
korkmuş
Sahnedekorkuya kapılmış
He was scared of the dark
Karanlıktan korkuyordu
korkmuş
korku hisseden
I am scared of spiders
Örümceklerden korkuyorum
korkmuş
korku veya endişe hissetme durumu
She is scared of dogs
O köpeklerden korkuyor
korkmuş
bir şeyden dolayı endişe veya korku duymak
I am scared of the dark
Karanlıktan korkuyorum
en son
Sahnedeen yeni veya güncel olan
This is the latest news
Bu en son haber
en geç
bir zaman diliminin sonuna yakın
Please finish the work by Friday at the latest
İşi en geç cuma gününe kadar bitirin
en son
çok kısa süre önce gerçekleşen
This is the latest news
Bu en son haber
gecikmiş
zamanında olmayan
The latest arrival was not good
Gecikmiş varış iyi değildi
sinmek
Sahnedekorkudan dolayı büzülmek veya geri çekilmek
The dog cowered in the corner
Köpek köşeye sindi
saat
Sahnede60 dakikaya eşit süre
I will be there in one hour
Bir saat içinde orada olacağım
saat
Sahnede60 dakikalık zaman dilimi
I will be there in an hour
Bir saat içinde orada olacağım
saat
bir günün yirmi dört parçasından biri
We will leave in one hour
Bir saat içinde ayrılacağız
yemin etmek
Sahnedeciddi bir söz vermek veya beyanda bulunmak
I swear to tell the truth
Doğruyu söyleyeceğime yemin ederim
yemin etmek
çok ciddi bir şekilde söz vermek
I swear to tell the truth
Doğruyu söyleyeceğime yemin ederim
söz vermek
bir şeyi yapacağına dair ciddi şekilde söz vermek
I swear to finish this work on time
Bu işi zamanında bitireceğime söz veriyorum
mantıksız
Sahnedesağduyuya veya mantığa dayanmayan
That is an unreasonable request
Bu mantıksız bir istek
girmek
Sahnedebir yere girmek
Please go in
Lütfen içeri gir
bulutlanmak
güneşin bulutların arkasına gizlenmesi
The sun went in behind the clouds
Güneş bulutların arkasında bulutlandı
saldırmak
birini eleştirmeye veya ona karşı çıkmaya başlamak
The media will go in on the politician
Medya siyasetçiye saldırmaya başlayacak
içeri girmek
Sahnedeyürüyerek bir yere girmek
He walked into the room
Odaya girdi
girilebilir
içine yürüyerek girilebilecek büyüklükte olan
The pantry is walk in
Kiler içine yürüyerek girilebilir büyüklükte
içine girilebilir dolap
içine yürüyerek girilebilen geniş saklama alanı
She has a walk in closet
Onun içine girilebilir bir dolabı var
içine girilebilir
bir kişinin içine girebileceği kadar geniş olan depo veya dolap
We have a walk in closet for our clothes
Kıyafetlerimiz için içine girilebilir bir dolabımız var
randevusuz
önceden yer ayırtmamış müşterilere hizmet veren
This clinic is a walk in service
Bu klinik randevusuz hizmet veren bir servistir
şans
Sahnedeiyi veya kötü şeylerin gerçekleşmesine neden olan güç
Luck can change quickly
Şans hızla değişebilir
şans
Sahnedetesadüfen gerçekleşen iyi şeyler
I had some good luck
Biraz şansım vardı
şans eseri bulmak
iyi bir talih sonucu bir şeye sahip olmak
He lucked into this amazing job
O şans eseri bu harika işi buldu
Kalan 639 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 649 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap