You — 4. Sezon Bölüm 10
Kelimeler ve anlamları
685 kelime
inanmak
Sahnedebir şeyin doğru olduğunu düşünmek
I believe you
Sana inanıyorum
gerçek dışı şeyler görmek
Sahnedevar olmayan sesler veya görüntüler duymak
Some medications cause people to hallucinate
Bazı ilaçlar insanların gerçek dışı şeyler görmesine neden olur
halüsinasyon görmek
gerçekte olmayan şeyleri görmek veya duymak
He started to hallucinate due to the fever
Ateşten dolayı halüsinasyon görmeye başladı
sanrı görmek
zihnin gerçek olmayan şeyleri algılaması
The patient began to hallucinate
Hasta sanrılar görmeye başladı
halüsinasyon görmek
gerçek olmayan şeyleri görmek veya duymak
He started to hallucinate after not sleeping for days
Günlerce uyumadıktan sonra halüsinasyon görmeye başladı
parça
Sahnedebelirli bir türdeki tek bir nesne
He bought an article of clothing
Bir kıyafet parçası satın aldı
makale
gazete veya dergide yayınlanan yazı
I read an interesting article
İlginç bir makale okudum
madde
yasal bir belgenin veya kanunun ayrı bir bölümü
The first article is very important
İlk madde çok önemlidir
inanç
birine veya bir şeye duyulan güçlü güven
He has faith in the future
Geleceğe dair inancı var
canlandırmak
Sahnedebirini veya bir şeyi yeniden canlandırmak
The doctor tried to revive the patient
Doktor hastayı canlandırmaya çalıştı
oldukça
Sahnedeorta derecede
It is rather cold today
Bugün hava oldukça soğuk
tercih etmek
Sahnedebir şeyi diğerinden daha çok istemek veya seçmek
I would rather stay home
Evde kalmayı tercih ederim
tercih etmek
bir şeyi diğerine tercih etmek için kullanılır
I would rather stay home
Evde kalmayı tercih ederim
özel
Sahnedebelirli bir kişiye ait olan
This is a personal matter
Bu özel bir mesele
şahsi
Sahnedebelirli bir kişiyle ilgili olan
I have a personal opinion
Şahsi bir fikrim var
kişisel
birinin karakterine yönelik ve kırıcı olan
His comments were too personal
Yorumları çok kişiseldi
tamir etmek
Sahnedebozulan bir şeyi yeniden çalışır hale getirmek
Can you fix my bike?
Bisikletimi tamir edebilir misin?
zor durum
zor veya nahoş bir durum
They are in a real fix
Onlar gerçekten zor bir durumda
hile karıştırmak
bir yarışma veya oylama sonucunu önceden haksız yere belirlemek
They tried to fix the election
Seçime hile karıştırmaya çalıştılar
sabitlemek
bir şeyi belli bir yerde duracak şekilde tutturmak
Please fix the shelf to the wall
Lütfen rafı duvara sabitleyin
trajedi
Sahnedeçok üzücü veya korkunç bir olay
The car accident was a tragedy
Araba kazası bir trajediydi
trajedi
büyük acı veren korkunç bir olay
It was a great tragedy
Büyük bir trajediydi
trajedi
ciddi ve üzücü olayları konu alan bir tür
Shakespeare wrote many tragedies
Shakespeare birçok trajedi yazdı
basit
Sahnedezor veya karmaşık olmayan
This is a simple task
Bu basit bir görev
sade
Sahnedegösterişsiz veya karmaşık olmayan
She wore a simple dress
Sade bir elbise giydi
basitçe
basit veya anlaşılır bir biçimde
I like to keep things simple
İşleri basit tutmayı severim
tökezlemek
Sahnedeyürürken ayağı bir şeye çarpıp dengesini kaybetmek
He stumbled on the stairs
Merdivenlerde tökezledi
tökezlemek
yürürken dengesini kaybedip neredeyse düşecek gibi olmak
I stumbled on the uneven pavement
Kaldırımda yürürken tökezledim
Kalan 675 kelimenin kilidini aç
Premium ile bu içeriğin tüm kelimelerini, anlamlarını ve quizini aç. Tüm diziler ve filmler dahil.
10 / 685 kelime açık
Zaten Premium musun? Giriş yap