

Young Sheldon — Season 1 Episode 4
Kelimeler ve anlamları
446 kelime
Seviye
ağ
Sahnededelikli ve birbirine bağlı iplerden yapılan malzeme
He caught a fish in the net
Ağla bir balık yakaladı
net
tüm kesintiler yapıldıktan sonra kalan miktar
My net salary is three thousand dollars
Net maaşım üç bin dolardır
net
kolayca anlaşılan veya görülen
The instructions are net
Talimatlar çok net
takım
birlikte spor yapan grup
The net played well today
Takım bugün iyi oynadı
ayrılmak
Sahnedebir yerden veya bir kişiden ayrılmak
I leave home at 8 AM
Saat 8'de evden ayrılırım
bırakmak
Sahnedebir şeyi belirli bir durumda tutmak
Please leave the door open
Lütfen kapıyı açık bırak
dışarıda bırakmak
birini bir etkinlikten veya gruptan hariç tutmak
Please do not leave him out of the team
Lütfen onu takımdan dışarıda bırakma
miras bırakmak
ölürken bir şeyi birine vermek
She will leave all her money to her family
Tüm parasını ailesine miras bırakacak
tekerlekli sandalye
Sahnedeyürüyemeyenler için kullanılan hareketli araç
She is in a wheelchair
O tekerlekli sandalyede
tekerlekli sandalye
yürüyemeyen kişiler için tekerlekli sandalye
He uses a wheelchair
O tekerlekli sandalye kullanıyor
tatlı
Sahnedeyemeğin sonunda yenen şekerli yemek
I want chocolate cake for dessert
Tatlı olarak çikolatalı pasta istiyorum
ateş etmek
Sahnedesilahtan kurşun çıkarmak
He knows how to shoot
O ateş etmeyi bilir
hay aksi
hafif kızgınlık veya hayal kırıklığı belirten ünlem
Shoot, I forgot my keys
Hay aksi, anahtarlarımı unuttum
sürgün
bitkinin gövdesinden çıkan yeni filiz
The plant has a new shoot
Bitkinin yeni bir sürgünü var
çekmek
film reklam veya video için görüntü kaydetmek
They are shooting a movie
Bir film çekiyorlar
keyif almak
Sahnedebir şeyden zevk almak
I enjoy reading books
Kitap okumaktan keyif alırım
görev
Sahnedeönemli bir görev
He completed his mission
Görevini tamamladı
tam vaktinde
planlanan zamanda gerçekleşen
The train arrived on time
Tren tam vaktinde vardı
dün
Sahnedebugünden önceki gün
It rained yesterday
Dün yağmur yağdı
gerçekten
Sahnedeçok veya samimi bir şekilde
He is real quiet
O gerçekten sessiz
çekici
cinsel olarak çekici olan
She is real
O çekici
gerçek
hakiki ve doğru olan
This is real gold
Bu gerçek altın
sade
süslü veya karmaşık olmayan
He prefers a real and simple lifestyle
O sade ve basit bir yaşam tarzını tercih ediyor
saniye
Sahnededakikanın altmışta biri olan zaman birimi
Wait for a second
Bir saniye bekle
ikinci
birinciden sonra gelen
This is my second book
Bu benim ikinci kitabım
ikinci porsiyon
yemeğin ikinci servis edilen kısmı
I want a second helping
İkinci bir porsiyon istiyorum
desteklemek
bir öneriye resmi olarak destek vermek
I second the motion
Öneriyi destekliyorum
süper kahraman
Sahnedeinsanüstü güçleri olan hayali karakter
Spider-Man is a famous superhero
Örümcek Adam ünlü bir süper kahramandır
çöp kutusu
Sahnedeeşyaları saklamak için kullanılan büyük kutu veya kap
Put the trash in the bin
Çöpleri çöp kutusuna at
haliç
Sahnedenehrin denize döküldüğü geniş bölüm
The city is located at the estuary of the river
Şehir nehrin denize döküldüğü kısımda bulunmaktadır
ilk
Sahnedezaman veya sıra bakımından diğerlerinden önce gelen
This is my first car
Bu benim ilk arabam
hakkında konuşmak
bir konu üzerine konuşmak
We need to talk about the plan
Plan hakkında konuşmamız gerekiyor
öldürmek
Sahnedebir canlının yaşamına son vermek
The hunter killed the deer
Avcı geyiği öldürdü
canını yakmak
birine çok şiddetli acı vermek
These shoes are killing my feet
Bu ayakkabılar ayaklarımı çok acıtıyor
zaman öldürmek
vaktin daha hızlı geçmesi için bir şeyler yaparak uğraşmak
I read a book to kill time at the airport
Havaalanında zaman öldürmek için kitap okudum
uzak
Sahnedemesafesi çok olan
The station is far
İstasyon uzak
çok
büyük ölçüde
He is far better than me
O benden çok daha iyi
şimdiye kadar
şu ana kadar
So far everything is good
Şimdiye kadar her şey iyi
çiğnenmemiş
Sahnededişlerle ısırılıp ezilmemiş
He swallowed the food unchewed
Yemeği çiğnenmemiş halde yuttu
dışarı çıkarmak
Sahnedebir şeyi içeriden dışarıya almak
Take out the trash
Çöpü dışarı çıkar
tamamlamak
bir eylemin başarıyla bittiğini gösterir
I worked it out
Bunu hallettim
dışarı
bir bina veya odanın dışında olan
Let's go out
Hadi dışarı çıkalım
açığa çıkarmak
gizli bir şeyi bilinir hale getirmek
The truth came out
Gerçek ortaya çıktı
çok
Sahnedebüyük miktar veya sayı
I have a lot of books
Çok kitabım var
arsa
Sahnedeküçük bir toprak parçası
He bought a parking lot
Bir otopark alanı satın aldı
kader
kişinin hayatındaki yazgısı
This is my lot in life
Bu benim hayattaki kaderim
sık sık
birçok kez veya genellikle
I go there a lot
Oraya sık sık giderim
domuz pirzolası
domuzun sırtından kesilen kemikli et parçası
I grilled a delicious pork chop
Lezzetli bir domuz pirzolası ızgara yaptım
kahvaltı
Sahnedegünün ilk öğünü
I eat breakfast at 8 AM
Saat 8'de kahvaltı yaparım
kahvaltı
günün ilk öğünü
I like to eat eggs for breakfast
Kahvaltıda yumurta yemeyi severim
atom altı
Sahnedebir atomdan daha küçük
Electrons are subatomic particles
Elektronlar atom altı parçacıklardır
meydan okumak
Sahnedebirini yarışmaya veya mücadeleye davet etmek
I challenge you to a race
Sana meydan okuyorum
zorluk
yapılması çaba gerektiren zor iş
Learning a language is a challenge
Dil öğrenmek bir zorluktur
karabuğday
Sahnedegıda olarak kullanılan küçük koyu tohumlu bir bitki
Buckwheat is healthy
Karabuğday sağlıklıdır
çocuklar
Sahnedebirden fazla genç kişi
Many children go to school
Birçok çocuk okula gider
çocuklar
bir kişinin erkek veya kız evlatları
She has three children
Üç çocuğu var
içinde
Sahnedebelirli bir zaman veya mekanın içinde
I will arrive within an hour
Bir saat içinde varacağım
tam olarak
Sahnedekesin veya eksiksiz bir şekilde
It is exactly ten o'clock
Saat tam olarak on
kuşlar
Sahnedetüyleri ve kanatları olan canlılar
Many birds live here
Burada birçok kuş yaşar
kuş
tüyleri ve kanatları olan sıcakkanlı hayvan
A bird can fly
Bir kuş uçabilir
dolaşmak
Sahnedebelli bir hedef olmadan yavaşça gezmek
They wandered around the park
Parkta dolaştılar
dolaşmak
belirli bir yönü olmadan yürümek veya hareket etmek
I like to wander around the city
Şehirde dolaşmayı severim
yardım etmek
Sahnedebirine destek olmak veya yardım sağlamak
Can you help me?
Bana yardım edebilir misin?
yardımcı
başkalarına yardım eden kişi
She is a great help
O harika bir yardımcıdır
kendini tutmak
bir şeyi yapmaktan kendini alıkoymak
I couldn't help laughing
Gülmekten kendimi alamadım
azaltmak
bir şeyi daha az miktarda kullanmak
This habit helps to use less water
Bu alışkanlık daha az su kullanmaya yardımcı olur
çorba
Sahnedesebzelerin veya etin pişirilmesiyle yapılan sıcak sıvı yiyecek
The soup is hot
Çorba sıcak
çorba
et, balık veya sebzelerin suda kaynatılmasıyla yapılan sıcak sıvı yiyecek
I like chicken soup
Tavuk çorbasını severim
çorba
sebzelerin veya etin suda pişirilmesiyle hazırlanan sıvı yiyecek
This soup is tasty
Bu çorba lezzetli
tamam
Sahnedekabul veya onay belirtmek için kullanılır
Okay, I agree
Tamam, katılıyorum
iyi
Sahnedeiyi veya kabul edilebilir durumda olan
I am okay
İyiyim
peki
bir cümleye başlamak veya dikkat çekmek için kullanılır
Okay, let's go
Peki, hadi gidelim
sarılmak
Sahnedekollarını birinin etrafına dolamak
Give me a hug
Bana sarıl
sarılmak
birini sevgiyle kolların arasına alıp sıkıca tutmak
He hugged his friend goodbye
Arkadaşına veda ederken sarıldı
yardım etti
Sahnedebirine destek olmak veya işini kolaylaştırmak
She helped me with my homework
Ödevime yardım etti
yardım etti
birine destek veya katkıda bulunmak
He helped me with my homework
Ödevimde bana yardım etti
biraz
az miktarda veya bir dereceye kadar
I am kind of tired
Biraz yorgunum
tür
benzer nitelikleri olan grup
What kind of book do you want
Ne tür bir kitap istiyorsun
tropikal orman
Sahnedesıcak bölgelerdeki yoğun orman
Many animals live in the jungle
Birçok hayvan tropikal ormanda yaşar
okumak
Sahnedeyazılı kelimeleri görüp anlamak
I read a book every month
Her ay bir kitap okurum
rol okumak
bir rol için metin okuyarak seçmelere katılmak
She will read for the part
Rol için seçmelere katılacak
almak
telsizle konuşurken birinin söylediklerini duymak ve anlamak
Do you read me
Beni alabiliyor musun
okumak
birinin düşüncelerini söylemeden anlamak
I can read your mind
Aklını okuyabiliyorum
düşünmek
fikir oluşturmak için zihnini kullanmak
I need to think about it
Bunu düşünmem gerekiyor
üzerinde düşünmek
bir konuyu dikkatle zihninden geçirmek
I need to think about your offer
Teklifin üzerinde düşünmem gerekiyor
düşünmek
Sahnedebir fikre veya görüşe sahip olmak
I think it is a good idea
Bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum
düşünmek
Sahnedefikirler oluşturmak için zihnini kullanmak
I need to think
Düşünmem gerekiyor
anlamak
bir şeyi kavramak veya anlamak
I think I understand
Sanırım anlıyorum
düşünmek
bir konu üzerinde zihinsel işlem yapmak
I think he is coming
Onun geldiğini düşünüyorum
cevap
Sahnedebir soruya verilen yanıt
I am waiting for your answer
Cevabını bekliyorum
çözüm
bir sorunu çözmenin doğru yolu
I found the answer to the puzzle
Bulmacanın çözümünü buldum
cevap
doğru olmayan veya düzgün çalışmayan
The answer is not correct
Cevap doğru değil
yanıt
bilgi almak için kullanılan cümle veya ifade
I need an answer to this question
Bu soruya bir yanıt bekliyorum
oturmak
bir yüzeyin üzerinde, ağırlığını vererek durmak
Please sit on the chair
Lütfen sandalyeye otur
süt
Sahnedegıda veya içecek olarak kullanılan hayvanlardan elde edilen beyaz sıvı
I drink milk every morning
Her sabah süt içerim
sağmak
bir memeliden süt elde etmek
He learned to milk the cow
İneği sağmayı öğrendi
bitkisel süt
bitkilerden elde edilen kremsi içecek
I prefer almond milk in my coffee
Kahvemde badem sütünü tercih ederim
sömürmek
bir durumdan mümkün olduğunca fazla fayda sağlamak
He tried to milk the situation for all it was worth
Durumu olabildiğince sömürmeye çalıştı
domuz eti
Sahnededomuzdan elde edilen et
I do not eat pork
Domuz eti yemem
sevişmek
biriyle cinsel ilişkiye girmek
They porked all night
Bütün gece seviştiler
sevişmek
biriyle cinsel ilişkiye girmek
He bragged that he had porked her
Onunla seviştiğiyle övündü
oturum
Sahnedebir etkinliğin gerçekleştiği zaman dilimi
The training session starts at ten
Eğitim oturumu saat onda başlar
tuvalet
Sahnedetuvalet ve lavabosu olan oda
Where is the bathroom?
Tuvalet nerede?
banyo
tuvalet ve lavabosu olan oda
The bathroom is upstairs
Banyo üst katta
izlemek
Sahnedebir şeye dikkatle bakmak
I like to watch movies
Film izlemeyi severim
gözetmek
bir şeyi korumak veya kontrol etmek
Please watch my bag
Lütfen çantamı kolla
kol saati
bileğe takılan küçük saat
My watch is broken
Saatim bozuk
dikkat etmek
bir şeyi yaparken özenli ve dikkatli olmak
Watch your step on the stairs
Merdivenlerde adımına dikkat et
iyi
Sahnedeyüksek kalitede veya tatmin edici
This is a good book
Bu iyi bir kitap
mal
alınıp satılan ürünler
These are luxury goods
Bunlar lüks mallardır
epey
bir miktarı veya dereceyi vurgulayan söz
It took a good ten minutes
Epey bir on dakika sürdü
şşş sesi
Sahnedebirine sessiz olmasını söylemek için çıkarılan ses
He made a shh sound
Şşş sesi çıkardı
şşş
birine sessiz olmasını söylemek için kullanılır
Shh, be quiet
Şşş, sessiz ol
şşş
birinden sessiz olmasını istemek için çıkarılan ses
Shh the movie has started
Şşş film başladı
hiçbir şey
Sahnedehiçbir miktar veya nesne
There is nothing here
Burada hiçbir şey yok
hiçbir şey
herhangi bir nesnenin olmaması
I have nothing in my hand
Elimde hiçbir şey yok
hiç
geriye kalan bir şeyin yokluğu
There is nothing left
Geriye hiçbir şey kalmadı
hiçbir şey
herhangi bir şeyin bulunmaması
There is nothing in the box
Kutunun içinde hiçbir şey yok
biliyorsun
dinleyicinin anlayıp anlamadığını kontrol etmek veya duraksamak için kullanılır
It is a bit expensive, you know
Biraz pahalı, biliyorsun
istemek
Sahnedebir şeyi dilemek veya arzulamak
I want a glass of water
Bir bardak su istiyorum
aramak
Sahnedebirini bulmaya veya yakalamaya çalışmak
The police want him for robbery
Polis onu soygun nedeniyle arıyor
istemek
bir şeyi arzu etmek veya talep etmek
I want a glass of water
Bir bardak su istiyorum
memnun
Sahnedememnuniyet veya mutluluk duyan
I am glad to see you
Seni gördüğüme memnun oldum
başarmak
Sahnedebir şeyi başarıyla tamamlamak
I want to accomplish my goals
Hedeflerimi başarmak istiyorum
karşı çıkmak
Sahnedebir şeye karşı konuşmak
He argued against the plan
Plana karşı çıktı
geçim kaynağı
kendinizi geçindirmek için kazandığınız para
Farming is his livelihood
Çiftçilik onun geçim kaynağıdır
tartışmak
bir konu hakkında gerekçe sunmak
He tried to argue his point of view
O kendi bakış açısını savunmaya çalıştı
tartışmak
farklı görüşlere sahip olduğunuz için biriyle kızgın bir şekilde konuşmak
They always argue about money
Onlar her zaman para hakkında tartışırlar
erkek kardeş
Sahnedeaynı anne ve babaya sahip olan erkek çocuk veya adam
I have one brother
Bir erkek kardeşim var
erkek kardeş
erkek olan kardeş
My brother is a student
Erkek kardeşim bir öğrencidir
erkek kardeş
erkek kardeş
He is my older brother
O benim ağabeyim
paketlemek
Sahnedebir şeyin etrafını kaplamak
I need to wrap the gift
Hediyeyi paketlemem gerekiyor
bitiş
bir film veya etkinliğin sona ermesi
That is a wrap for today
Bugünlük bu kadar, bitti
kavramak
bir konuyu veya durumu anlamak
I cannot wrap my mind around this
Bunu bir türlü kavrayamıyorum
ketçap
Sahnededomateslerden yapılan koyu kırmızı sos
I like ketchup on my fries
Patates kızartmasında ketçap severim
emin
Sahnedeşüphenin olmaması
I am sure about this
Bu konuda eminim
yer
belirli bir alan veya nokta
We met at this sure
Bu yerde buluştuk
kararsız
bir şey hakkında kesinliği olmayan
He is sure about the plan
Plan hakkında kararsız
elbette
bir şeyi kabul ettiğini veya onayladığını söylemek
Sure I will do that
Elbette bunu yapacağım
getirmek
Sahnedebir şeyi bir yere taşımak
Please bring me some water
Lütfen bana biraz su getir
beraberinde getirmek
bir durumun yaşanmasına neden olmak
Spring brings warm weather
Bahar sıcak havaları beraberinde getirir
açmak
bir konudan bahsetmeye başlamak
Do not bring up the problem
Problemi açma
bir araya getirmek
ayrı parçaları birleştirip tek bir bütün oluşturmak
We need to bring these parts together
Bu parçaları bir araya getirmemiz gerekiyor
adlandırmak
Sahnedebirine veya bir şeye isim vermek
They named the baby Leo
Bebeğe Leo adını verdiler
isim
birini veya bir şeyi çağırmak için kullanılan kelime
My name is John
Benim adım John
ün
insanların bir kişi veya şey hakkındaki görüşü
He has a good name in the city
Şehirde iyi bir ünü var
şımartmak
Sahnedebirine aşırı ilgi gösterip onu fazla korumak
Don't coddle the child too much
Çocuğu çok fazla şımartma
aman
Sahnedebıkkınlık veya yalvarma durumunda kullanılır
Oh, please stop it
Ah, lütfen dur artık
memnun etmek
birini mutlu etmek
I want to please my parents
Ailemi memnun etmek istiyorum
anlaşıldı
telsiz mesajını almak ve kavramak
Please the transmission
İletiyi anladım
yakın
Sahnedekısa bir mesafede bulunmak
My house is close to the park
Evim parka yakın
bitirmek
bir süreci sonlandırmak
We will close the meeting soon
Toplantıyı yakında bitireceğiz
kapatmak
bir şeyi erişilmez hale getirmek
Please close the door
Lütfen kapıyı kapat
dikkatli
detaylara çok fazla özen gösteren
Please pay close attention to the details
Lütfen detaylara çok dikkat et
istekli olmak
bir şeyi yapmaya istekli olmak
Are you up for a movie
Bir film izlemeye var mısın
brokoli
Sahnedebirçok küçük çiçek başı olan yeşil bir sebze
I like eating broccoli
Brokoli yemeyi severim
gevezelik etmek
Sahnedeuzun süre ve genellikle gereksiz konuşmak
They spent hours gabbing about their vacation
Tatilleri hakkında saatlerce gevezelik ettiler
dernek
Sahnedeortak bir ilgi alanı olan kişilerin kurduğu organizasyon
He joined the tennis association
Tenis derneğine katıldı
bağlantı
insanlar veya şeyler arasındaki ilişki
there is a strong association between smoking and illness
sigara içmek ve hastalık arasında güçlü bir bağlantı var
dernek
ortak çıkarı olan insanlar grubu
she is a member of a local hiking association
o yerel bir yürüyüş derneğinin üyesidir
tahmin etmek
Sahnedekesin bilgi olmadan bir fikir yürütmek
Can you guess my age?
Yaşımı tahmin edebilir misin?
tahmin etmek
emin olmadan bir şeyin doğru olduğunu söylemek
Can you guess the answer
Cevabı tahmin edebilir misin
sanmak
bir durum hakkında kesin kanıt olmadan fikir oluşturmak
I guess it will rain
Sanırım yağmur yağacak
tahmin
emin olmadan doğru olduğunu düşündüğünüz bir fikir
It was just a guess
Sadece bir tahmindi
gerçek
Sahnededoğru veya gerçek olan bir şey
It is a fact that the earth is round
Dünyanın yuvarlak olduğu bir gerçektir
aslında
bir şeyin doğru olduğunu vurgulamak veya ek bilgi vermek için kullanılır
In fact, it is very cold
Aslında hava çok soğuk
gerçek
doğru olduğu bilinen şey
This is a known fact
Bu bilinen bir gerçektir
gerçek
doğru olan bir şey
It is a fact that the earth is round
Dünyanın yuvarlak olması bir gerçektir
dişi geyik
Sahnedegeyik türünün dişisi
A doe was grazing
Bir dişi geyik otluyordu
yapmak
bir eylemi gerçekleştirmek
I will do my homework
Ödevimi yapacağım
belirtmek
bir şeyi yazıyla ifade etmek
The sign does not indicate the name
Tabela ismi belirtmiyor
gibi görünmek
bir şeyin izlenimini vermek
You doe to be ready
Hazır gibi görünüyorsun
çıkmak
bir yerden dışarı çıkmak veya ayrılmak
Get out of the car
Arabadan çık
çıkarmak
bir şeyi üretmek veya yayınlamak
They get out a new magazine
Yeni bir dergi çıkarıyorlar
çıkarmak
bir şeyi bir yerin içinden almak
Get the key out of the lock
Anahtarı kilitten çıkar
söyleyebilmek
bir şeyi güçlükle söylemek
She could not get the words out
Kelimeleri söyleyemedi
kaçmak
zor bir durumdan veya bir yerden ayrılmak
He managed to get out of the burning building
Yanan binadan kaçmayı başardı
duyulmak
birçok kişi tarafından öğrenilir hale gelmek
The news will get out eventually
Haber sonunda duyulacak
seviye
Sahnedekalite veya miktar ölçeğindeki konum
The water level is high
Su seviyesi yüksek
yerle bir etmek
bir yapıyı tamamen yıkmak
The storm leveled the building
Fırtına binayı yerle bir etti
düz
yüksek veya alçak kısmı olmayan bir yüzeye sahip
The ground is level here
Buradaki zemin düz
kat
bir binanın bir seviyesi veya dairesi
We live on the third level
Üçüncü katta yaşıyoruz
sabırlı
Sahnedebeklerken veya sorunlarla uğraşırken sakin kalan
Please be patient
Lütfen sabırlı olun
hasta
tıbbi bakım alan kişi
The doctor sees the patient
Doktor hastayı muayene ediyor
metal sesi
Sahnedemetal pençelerin dışarı çıkma sesi
The claws made a snikt sound
Pençeler snikt sesi çıkardı
korkarım ki
Sahnedekötü bir durumdan dolayı üzüntü veya endişe duyma
I am afraid I cannot help you
Korkarım ki size yardım edemem
korkmuş
Sahnedekorku hissetme
She is afraid of spiders
O örümceklerden korkar
hareket etmek
Sahnedebir yerden başka bir yere gitmek
Please move your car
Lütfen arabanızı hareket ettirin
hamle
yapılan bir eylem veya adım
It was a smart move
Akıllıca bir hamleydi
film
sinemada veya televizyonda gösterilen bir hikaye
I watched a great movie last night
Dün gece harika bir film izledim
kitap
Sahnedeyazılı sayfaların ciltlenmiş hali
I read a book
Bir kitap okudum
rezervasyon yapmak
bir şeyi önceden ayırmak
I want to book a room
Bir oda ayırtmak istiyorum
kural kitabı
kuralların veya prosedürlerin bulunduğu resmi döküman
They followed the book exactly
Tam olarak kural kitabına uydular
görüş
bir kişinin kendine has bakış açısı veya değerlendirmesi
In my book this is a mistake
Benim görüşüme göre bu bir hata
mutant
Sahnedesıra dışı bir şekilde değişmiş olan
The scientist created a mutant plant
Bilim insanı mutant bir bitki yarattı