

Young Sheldon — Season 3 Episode 10
Kelimeler ve anlamları
417 kelime
Seviye
düşmek
Sahnedehızla aşağıya inmek
The temperature will fall tonight
Sıcaklık bu gece düşecek
sonbahar
yaz ve kış arasındaki mevsim
Fall is a beautiful season
Sonbahar güzel bir mevsimdir
uyuyakalmak
uyku durumuna geçmek
She fell asleep on the couch
Koltukta uyuyakaldı
mağdur
incinmiş veya kötü muamele görmüş kimse
He was just a fall in their cruel game
Onların acımasız oyununda sadece bir mağdurdu
sebep
Sahnedebir şeyin meydana gelmesine yol açan neden
Give me one good reason
Bana tek bir geçerli sebep ver
mantık yürütmek
mantık kullanarak bir sonuca varmak
We must reason logically
Mantıklı bir şekilde düşünmeliyiz
akıl
mantıklı düşünme yetisi
Humans have the power of reason
İnsanlar akıl yürütme gücüne sahiptir
göz gezdirmek
Sahnedebelirli bir amaç olmadan gelişigüzel bakmak
I like to browse through the shop
Dükkanda göz gezdirmeyi severim
göz gezdirmek
bir şeye rahat bir şekilde bakmak
I like to browse in bookstores
Kitapçılarda göz gezdirmeyi severim
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
I go to school
Okula giderim
niyetinde olmak
ne yapmayı planladığını ifade etmek için kullanılır
I am going to study
Ders çalışacağım
favori
belirli bir amaç için en sık kullanılan
This is my go-to coffee shop
Burası benim favori kahvecim
uyumaya gitmek
geçici olarak bir yerde uyumak
I go to sleep at ten
Saat onda uyumaya giderim
bozulmak
bir şeyin niteliğinin veya durumunun kötüleşmesi
This building will go to ruin soon
Bu bina yakında harap olacak
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
We will go to the park later
Daha sonra parka gideceğiz
niyetlenmek
bir eylemi yapmayı planlamak
I am going to call him tomorrow
Yarın onu aramayı planlıyorum
başvurulacak
yardım için danışılan kişi veya kaynak
She is my go to person for advice
Tavsiye için başvurduğum kişi odur
incelemek
bir şeyin doğru veya kabul edilebilir olup olmadığını anlamak için ona bakmak
Please go to the file to check for any mistakes
Hata olup olmadığını kontrol etmek için lütfen dosyayı inceleyin
tercih edilen
en sık başvurulan kişi veya şey
This is my go-to place for coffee
Burası kahve için tercih ettiğim yer
gitmek
bir yerden başka bir yere hareket etmek
I go to school every day
Her gün okula giderim
anlamak
Sahnedebir şeyi kavramak
I don't get it
Bunu anlamıyorum
varmak
bir yere ulaşmak
When did you get home?
Eve ne zaman vardın?
olmak
belirli bir duruma gelmek
It is getting cold
Hava soğuyor
almak
bir şeyi elde etmek
I got a letter today
Bugün bir mektup aldım
tamamlamak
Sahnedebir eylemin başarıyla bittiğini gösterir
I worked it out
Bunu hallettim
dışarı çıkarmak
Sahnedebir şeyi içeriden dışarıya almak
Take out the trash
Çöpü dışarı çıkar
dışarı
bir bina veya odanın dışında olan
Let's go out
Hadi dışarı çıkalım
açığa çıkarmak
gizli bir şeyi bilinir hale getirmek
The truth came out
Gerçek ortaya çıktı
gözlemlemek
Sahnedebir şeyi öğrenmek için dikkatle izlemek
She observed the birds
Kuşları gözlemledi
uymak
bir kurala veya söze göre hareket etmek
Drivers must observe the traffic rules
Sürücüler trafik kurallarına uymalıdır.
fark etmek
bir şeyin farkına varmak
I observed a small change in the plan
Plandaki küçük bir değişikliği fark ettim
katılmak
Sahnedebir grubun parçası olmak
I want to join the club
Kulübe katılmak istiyorum
birleştirmek
parçaları birbirine bağlamak
Join the two pieces of wood
İki tahta parçasını birleştirin
eşlik etmek
birinin yanına gitmek
Join us for lunch
Öğle yemeği için bize katılın
evlendirmek
evlilik yoluyla birleştirmek
The priest joined them in marriage
Rahip onları evlilikle birleştirdi
gelmek
Sahnedebir yere doğru hareket etmek
Come here
Buraya gel
meydana gelmek
gerçekleşmek veya vuku bulmak
How did this come about
Bu nasıl oldu
hadi
dikkat çekmek veya söze başlamak için kullanılan ifade
Come now do not be upset
Hadi ama üzülme
şimşek
Sahnedegökyüzünde görülen parlak elektrik boşalması
The lightning lit up the sky
Şimşek gökyüzünü aydınlattı
şimşek
fırtına sırasında gökyüzünde görülen parlak ışık
Lightning lit up the sky
Şimşek gökyüzünü aydınlattı
şimşek
fırtına sırasında gökyüzünde oluşan parlak ışık parlaması
I saw lightning during the storm
Fırtına sırasında şimşek gördüm
kolej
Sahnedeyüksek öğrenim kurumu
He goes to a small college
O küçük bir koleje gidiyor
üniversite
liseden sonra gidilen yükseköğretim kurumu
She is starting college in September
Eylül'de üniversiteye başlıyor
üniversite
lise sonrası eğitim verilen kurum
She is studying at a college
O bir üniversitede okuyor
üniversite
liseden sonra öğrencilerin eğitim gördüğü yer
She is studying at college
O üniversitede okuyor
gitmek
Sahnedebir yerden başka bir yere hareket etmek
I go to school
Okula giderim
çalışmak
işlemek veya faaliyet göstermek
This watch doesn't go
Bu saat çalışmıyor
niyetlenmek
bir eylemi yapmayı planlamak
I am going to start my diet tomorrow
Yarın diyetime başlamaya niyetliyim
gitmek
bir durumun veya sürecin belirli bir şekilde ilerlemesi
The party went well
Parti iyi gitti
değiştirmek
Sahnedebir şeyi başka bir hale getirmek
He needs to change his clothes
Kıyafetlerini değiştirmesi gerekiyor
para üstü
ödemeden sonra geri alınan miktar
You forgot your change
Para üstünü unuttun
değiştirmek
eski bir şeyi alıp yerine yenisini koymak
I need to change my shirt
Gömleğimi değiştirmem gerekiyor
masa tenisi
küçük raketler ve hafif bir topla masa üzerinde oynanan bir oyun
I like playing ping pong
Masa tenisi oynamayı severim
pinpon
raketler ve küçük bir topla masa üzerinde oynanan oyun
Do you want to play ping pong
Pinpon oynamak ister misin
gidip gelmek
sürekli olarak iki yer veya kişi arasında hareket etmek
The emails were ping ponging between the two offices
E-postalar iki ofis arasında gidip geliyordu
yenmek
birini veya bir şeyi mağlup etmek
He is taking down his rival in the game
Oyunda rakibini yeniyor
sökmek
kurulmuş bir yapıyı yerinden çıkarmak
Workers are taking down the tent
İşçiler çadırı söküyorlar
yüz
Sahnede100 sayısı
I have one hundred dollars
Yüz dolarım var
tam olarak
Sahnedekesin veya eksiksiz bir şekilde
It is exactly ten o'clock
Saat tam olarak on
yardım etmek
Sahnedebirine destek olmak veya yardım sağlamak
Can you help me?
Bana yardım edebilir misin?
yardımcı
başkalarına yardım eden kişi
She is a great help
O harika bir yardımcıdır
kendini tutmak
bir şeyi yapmaktan kendini alıkoymak
I couldn't help laughing
Gülmekten kendimi alamadım
azaltmak
bir şeyi daha az miktarda kullanmak
This habit helps to use less water
Bu alışkanlık daha az su kullanmaya yardımcı olur
düşünmek
bir konu hakkında fikir yürütmek
I need to think of a solution
Bir çözüm düşünmem gerekiyor
hatırlamak
birini veya bir şeyi zihne getirmek
I often think of my home
Sık sık evimi hatırlarım
aklına gelmek
bir fikir üretmek ya da bir şeyi hatırlamak
I can think of a better name
Daha iyi bir isim aklıma geliyor
üst makama taşımak
bir sorunu daha üst bir yetkiliye iletmek
I will take it up with the manager
Bunu müdürle görüşeceğim
başlamak
bir şeyi yapmaya başlamak
You should take it up
Ona başlamalısın
göndermek
Sahnedebirini veya bir şeyi bir yere gitmeye yöneltmek
I will send him to school
Onu okula göndereceğim
göndermek
Sahnedebir mesajı veya nesneyi başkasına ulaştırmak
I will send an email to him
Ona bir e-posta göndereceğim
niyetlenmek
bir şeyi yapmayı planlamak
I send to do this
Bunu yapmaya niyetleniyorum
su
Sahnedeyağmur olarak yağan ve nehirlerde bulunan berrak sıvı
I drink a glass of water
Bir bardak su içerim
sulamak
bitkilere su vermek
I water the plants every day
Bitkileri her gün sularım
net
Sahnedeanlaşılması kolay
The answer is clear
Cevap net
açık
engelsiz
The road is clear
Yol açık
tamamen
bir şeyin içinden bütünüyle
The bullet went clear through the wood
Mermi tahtanın içinden tamamen geçti
aklamak
birinin bir suçtan suçsuz olduğuna karar vermek
The evidence helped to clear him of the crime
Kanıtlar onu suçtan aklamaya yardımcı oldu
kişi
Sahnedeinsan olan varlık
He is a good person
O iyi bir kişidir
birey
tek bir kişiyi ifade eden terim
Every person is different
Her birey farklıdır
insan
genel anlamda insan türü
A person needs sleep
Bir insanın uykuya ihtiyacı vardır
şahıs
belirli bir kimse
I know that person
O şahsı tanıyorum
kolay
Sahnedezor olmayan
This test is very easy
Bu sınav çok kolay
yumuşak
sert veya katı olmayan
Be easy with her
Ona karşı yumuşak ol
elbette
bir isteği kabul ederken veya onaylarken kullanılan ifade
Can you do this? Easy
Bunu yapabilir misin? Elbette
korkmuş
Sahnedekorku hissetme
She is afraid of spiders
O örümceklerden korkar
korkarım ki
kötü bir durumdan dolayı üzüntü veya endişe duyma
I am afraid I cannot help you
Korkarım ki size yardım edemem
şeyler
Sahnedegenel olarak nesneler veya eşyalar
I have too much stuff
Çok fazla şeyim var
eşyalar
kişisel eşyalar veya sahip olunanlar
Put your stuff in the car
Eşyalarını arabaya koy
doldurmak
bir şeyi bir yere sıkıca yerleştirmek
She stuffed the bag
Çantayı doldurdu
öf
Sahnederahatsızlık veya sıkkınlık belirten ünlem
Ugh, I hate waking up early
Öf, erken uyanmaktan nefret ederim
mesele
Sahnedeçok önemli olan durum
It is a big deal
Bu büyük bir mesele
anlaşma
karşılıklı varılan uzlaşma veya teklif
We made a deal
Bir anlaşma yaptık
kart dağıtmak
bir oyunda kartları oyunculara paylaştırmak
It is your turn to deal
Kartları dağıtma sırası sende
başa çıkmak
bir sorunu çözmek için harekete geçmek
I can deal with this
Bununla başa çıkabilirim
su kütlesi
göl deniz veya nehir gibi büyük su alanı
The lake is a large body of water
Göl büyük bir su kütlesidir
kaset
Sahnedeses veya görüntü kaydetmek için kullanılan manyetik şerit
He played the old tape
Eski kaseti oynattı
bant
yapıştırmak için kullanılan yapışkan şerit
Use tape to fix the paper
Kağıdı düzeltmek için bant kullan
bantlamak
bir şeyi yapışkan bantla tutturmak
Tape the poster to the wall
Posteri duvara bantla
kaydetmek
ses veya görüntüyü kaydetmek
I will tape the game tonight
Bu akşamki maçı kaydedeceğim
eski kız arkadaş
önceden romantik bir ilişki içinde olduğu kadın
She is my ex girlfriend
O benim eski kız arkadaşım
eski sevgili
daha önce romantik bir partner olduğu kadın
I still talk to my ex girlfriend
Eski kız arkadaşımla hâlâ konuşuyorum
eski kız arkadaş
eskiden sevgili olunan kadın
I saw my ex girlfriend today
Bugün eski kız arkadaşımı gördüm
sınıf
Sahnedeöğrencilerin ders işlediği oda
The classroom is big
Sınıf büyük
gerçekten
Sahnedeçok veya samimi bir şekilde
He is real quiet
O gerçekten sessiz
çekici
cinsel olarak çekici olan
She is real
O çekici
gerçek
hakiki ve doğru olan
This is real gold
Bu gerçek altın
sade
süslü veya karmaşık olmayan
He prefers a real and simple lifestyle
O sade ve basit bir yaşam tarzını tercih ediyor
korumak
Sahnedebirini veya bir şeyi zarardan uzak tutmak
We must protect the environment
Çevreyi korumalıyız
utandırıcı
Sahnederahatsızlık veya utanç veren
It was an awkward moment
Utandırıcı bir andı
huzursuz
bir durumda kendini gergin veya tuhaf hissetme
I felt awkward at the party
Partide kendimi huzursuz hissettim
affetmek
Sahnedebirinin hatası nedeniyle ona kızmayı bırakmak
Please forgive me
Lütfen beni affet
rahatsız etmek
Sahnedebirini huzursuz etmek veya sıkıntı vermek
Please don't bother me
Lütfen beni rahatsız etme
zahmet etmek
bir şeyi yapmak için çaba sarf etmek
Don't bother to call him
Onu aramak için zahmet etme
zahmet
bir işin gerektirdiği uğraş veya zorluk
It is a lot of bother to move these boxes
Tüm bu kutuları taşımak büyük bir zahmet
rahatsız etmek
birini rahatsız edecek şekilde dikkatini çekmeye çalışmak
Please do not bother me while I am working
Çalışırken lütfen beni rahatsız etme
yeni
Sahnedekısa süre önce
They are newly married
Onlar yeni evliler
sanitasyon
Sahnedeyerlerin temiz ve sağlıklı tutulması süreci
Poor sanitation can lead to diseases
Kötü sanitasyon hastalıklara yol açabilir
kongre üyesi
SahnedeABD Kongresi'nde görev yapan kişi
The congressman spoke about the new law
Kongre üyesi yeni yasa hakkında konuştu
öğrenme
Sahnedebilgi veya beceri edinme eylemi
Learning is a lifelong process
Öğrenme hayat boyu süren bir süreçtir
öğrenim
bilgi edinme süreci
She is continuing her higher learning
Yüksek öğrenimine devam ediyor
eğitim
beceri kazanma çalışması
The school offers good learning
Okul iyi bir eğitim veriyor
selam
Sahnedemerhaba demek için kullanılan bir kelime
Hi, how are you?
Selam, nasılsın?
merhaba
dostça bir selamlama
Hi, Sarah!
Merhaba, Sarah!
hey
dikkat çekmek için kullanılır
Hi, wait for me!
Hey, beni bekle!
hiç
olumsuz bir ifadeyi vurgulamak için kullanılır
I do not like it at all
Ondan hiç hoşlanmıyorum
sığ
Sahnedederinliği az olan
The water is very shallow here
Buradaki su çok sığ
yüzeysel
derin düşünce veya duygudan yoksun
He has a shallow personality
Yüzeysel bir kişiliği var
hoş karşılanan
Sahnedememnuniyetle karşılanan veya istenen
You are welcome here
Burada isteniyorsunuz
serbest
Sahnedebir şeyi yapmasına izin verilen
Questions are welcome
Sorular serbesttir
karşılamak
varan birini selamlamak
They welcomed the guests
Misafirleri karşıladılar
oynamak
Sahnedeeğlenmek için bir şeyler yapmak
The children play in the garden
Çocuklar bahçede oynuyor
rol yapmak
bir filmde veya oyunda rol üstlenmek
He plays a doctor in the movie
Filmde bir doktoru canlandırıyor
çalmak
bir cihazdan veya enstrümandan müzik sesi çıkarmak
Can you play a song
Bir şarkı çalabilir misin
oynamak
bir durumu belirli bir şekilde yönetmek
You should play it safe
Garanti oynamalısın
yaymak
Sahnedebir şeyin daha fazla kişiye ulaşmasını sağlamak
They spread the news quickly
Haberi hızla yaydılar
sürülebilir gıda
ekmeğe sürülen yumuşak yiyecek
I like chocolate spread
Çikolata kremasını severim
yaymak
bir bilgiyi veya haberi pek çok kişiye ulaştırmak
They spread the news to everyone
Haberi herkese yaydılar
sayfa düzeni
bir yayında yan yana görülen iki sayfa
This magazine has a beautiful spread
Bu dergide güzel bir sayfa düzeni var
kaçmak
birinden veya bir şeyden hızla uzaklaşmak
The cat ran away from the dog
Kedi köpekten kaçtı
nazikçe
Sahnedeyumuşak veya dikkatli bir şekilde
She touched the baby gently
Bebeğe nazikçe dokundu
ilgili olmak
Sahnedebir konuyla bağlantılı olmak
This matter regards the new plan
Bu konu yeni planla ilgili
saygı
birine veya bir şeye verilen değer ve önem
He has high regard for his teacher
Öğretmenine büyük saygı duyuyor
görmek
bir şeyi belirli bir şekilde düşünmek
I regard this as a success
Bunu bir başarı olarak görüyorum
selam
birine gönderilen saygı veya dostça duygu mesajı
Please give my regards to your parents
Lütfen ebeveynlerine selamlarımı ilet
sıcaklık
Sahnedebir şeyin ne kadar sıcak veya soğuk olduğu
The temperature is high today
Bugün sıcaklık yüksek
hava
bir sosyal ortamda hissedilen rahatlık veya kabul düzeyi
She checked the temperature of the meeting before speaking
Konuşmadan önce toplantının havasını yokladı
akademik
Sahnedeeğitim veya çalışmayla ilgili, pratik olmayan
This is an academic discussion
Bu akademik bir tartışma
akademisyen
bir üniversitede çalışan veya ders veren kişi
He is a famous academic
O ünlü bir akademisyen
ürünler
Sahnedesatılmak amacıyla üretilen eşyalar
These goods are made in China
Bu ürünler Çin'de üretilmiştir
mallar
satılmak için üretilen şeyler
The truck carries the goods
Kamyon malları taşıyor
mallar
alınıp satılan ürünler
The store sells quality goods
Mağaza kaliteli mallar satıyor
tamam mı
karşıdaki kişinin anlayıp anlamadığını kontrol etme
You understand right now
Anladın tamam mı
hemen şimdi
tam olarak bu anda
I must go right now
Hemen şimdi gitmem gerekiyor
şu an
içinde bulunulan zaman dilimi
Right now is the best time
Şu an en iyi zaman
şu anda
içinde bulunulan an
I am busy right now
Şu anda meşgulüm
binmek
bir yere veya araca girmek
Get in the car
Arabaya bin
Engel olmak
Birinin yolunu kapatmak
Don't get in my way
Yoluma çıkma
dahil olmak
bir durumun veya faaliyetin parçası olmaya başlamak
I want to get in the game
Oyuna dahil olmak istiyorum
aklına girmek
birinin zihnine veya düşüncelerine yerleşmek
That tune got in my head
O melodi aklıma girdi
koşmak
Sahnedeyürümekten daha hızlı hareket etmek
I run every morning
Her sabah koşarım
sürmek
Sahnedebir şeyin belirli bir süre devam etmesi
The play runs for two hours
Oyun iki saat sürüyor
yönetmek
bir işin veya kurumun başında olmak
She runs a small business
Küçük bir işletme yönetiyor
genital
Sahnedecinsel organlarla ilgili olan
The doctor examined the genital area
Doktor genital bölgeyi muayene etti
kusmak
yiyecek veya sıvının mideden ağza gelmesi
The baby spit up after feeding
Bebek beslendikten sonra kustu
edinmek
Sahnedebir şeyi elde etmek
He acquired a new skill
Yeni bir beceri edindi
termometre
Sahnedevücut ısısını ölçen araç
I use a thermometer to check my temperature
Ateşimi ölçmek için termometre kullanıyorum
şakalaşmak
şakalar yaparak eğlenmek
Stop kidding around and do your homework
Şakalaşmayı bırak ve ödevini yap
ölmek
Sahnedehayatta olmayı bırakmak
All living things eventually die
Tüm canlılar sonunda ölür
zar
oyunlarda kullanılan üzerinde sayılar olan küçük küp
Roll the die
Zarı at
çok istemek
bir şeyi aşırı derecede arzulamak
I am dying for a coffee
Bir kahve için can atıyorum
bitmek
işlevini yitirmek
My phone died
Telefonum kapandı
sportif
Sahnedesporla ilgili olan
He leads a very sporting life
Çok sportif bir hayat sürüyor
spor
Sahnedespor faaliyetlerine dair
We bought new sporting equipment
Yeni spor ekipmanları aldık
sportif
fiziksel aktivite veya yarışma amaçlı oyunlarla ilgili
He loves sporting events
Sportif etkinlikleri sever
centilmence
oyun kurallarına uygun
That was a sporting gesture
Bu centilmence bir davranıştı
kullanışlı
Sahnedekullanımı kolay ve yararlı
This app is very convenient
Bu uygulama çok kullanışlı
ergen
Sahnede13 ile 19 yaş arasındaki kimse
She is a typical teenager
O tipik bir ergen
ergen
13 ile 19 yaş arasındaki kişi
She is a teenager
O bir ergendir
yüzmek
Sahnedevücudu kullanarak suda ilerlemek
She is swimming in the pool
O, havuzda yüzüyor
yüzme
suda yüzme eylemi
I love swimming
Yüzmeyi severim
yüzme
suda hareket etme sporu veya etkinliği
Swimming is good for health
Yüzme sağlık için faydalıdır
yüzme
vücudu kullanarak suda hareket etme eylemi
Swimming is a great exercise
Yüzme harika bir egzersizdir
bulmak
Sahnedebir şeyi görmek veya yerini tespit etmek
I found my keys
Anahtarlarımı buldum
bulmak
biri veya bir şey hakkında fikir sahibi olmak
I find it easy
Onu kolay buluyorum
hükmetmek
mahkemede resmen bir karara varmak
The jury found him guilty
Jüri onun suçlu olduğuna hükmetti
yanıt
bir soruya verilen cevap
What is your find to the question
Soruya verdiğin yanıt nedir
köpek yüzüşü
elleri birlikte hareket ettirerek yapılan bir yüzme stili
I taught my son how to do the doggy paddle
Oğluma köpek yüzüşü yapmayı öğrettim
diş
Sahnedeısırmak için ağızda bulunan sert beyaz yapılar
He has a loose tooth
Onun bir dişi sallanıyor
ince
Sahnedebelirgin olmayan veya fark edilmesi zor olan
There is a subtle difference between the two
İkisi arasında ince bir fark var
konum
Sahnedebelirli bir yer veya pozisyon
What is your current location?
Şu anki konumun nedir?
terlemek
Sahnedeciltten ter çıkarmak
I sweat a lot in summer
Yazın çok terlerim
endişelenmek
bir şey hakkında kaygılanmak veya gerilmek
Don't sweat the small stuff
Küçük şeyleri dert etme
sorguya çekmek
birini yoğun veya agresif bir şekilde sorgulamak
The detectives sweated the suspect for information
Dedektifler bilgi almak için şüpheliyi sorguya çekti
okul bahçesi
Sahnedeçocukların oynaması için okulda bulunan açık alan
The children are playing in the schoolyard
Çocuklar okul bahçesinde oynuyorlar
sakinleşmek
kızgınlığın veya üzüntünün azalması
Please calm down
Lütfen sakinleş
sakinleştirmek
birini veya bir durumu huzurlu hale getirmek
He tried to calm down his angry friend
Arkadaşını sakinleştirmeye çalıştı
havuz
Sahnedebir şeylerin toplandığı ortak kaynak veya rezerv
We have a pool of talented candidates
Yetenekli adaylardan oluşan bir havuzumuz var
yüzme havuzu
Sahnedeyüzmek için yapılmış yapay su alanı
The hotel has a big pool
Otelin büyük bir havuzu var
bilardo
masada toplar ve ıstkalarla oynanan bir oyun
Let's play a game of pool
Hadi bir el bilardo oynayalım
senkronize
Sahnedeaynı zaman dilimine veya duruma getirilmiş
Our calendars are synced
Takvimlerimiz senkronize edildi
güvenmek
Sahnedebirinin dürüst veya güvenilir olduğuna inanmak
I trust my friend
Arkadaşıma güvenirim
itimat etmek
Sahnedebirine güven duymak
You can trust his advice
Onun tavsiyesine itimat edebilirsin
güven
birinin dürüstlüğüne veya güvenilirliğine duyulan inanç
I have trust in you
Sana güvenim var
güven
anlam taşıyan tek bir dil birimi
Trust is a word
Güven bir kelimedir
buluşmak
Sahnedebir yerde bir araya gelmek
Let's meet at the park
Parkta buluşalım
benzemek
bir şeye benzer olmak
His words meet his actions
Sözleri davranışlarına benziyor
karşılamak
bir gereksinimi yerine getirmek
We must meet the requirements
Gereksinimleri karşılamalıyız
buluşma
insanların bir araya geldiği etkinlik
They organized a school meet
Okul için bir buluşma düzenlediler
boğulan
Sahnedesuda nefes alamayacak durumda olan kimse
The lifeguard saved the drowner
Cankurtaran boğulan kişiyi kurtardı
şerefe
Sahnedeiçki içmeden önce söylenen söz
They said cheers and drank
Şerefe dediler ve içtiler
neşelendirmek
birini daha mutlu hissettirmek
I tried to cheer her up
Onu neşelendirmeye çalıştım
tezahürat yapmak
destek veya sevinçle bağırmak
The crowd cheered for the team
Kalabalık takım için tezahürat yaptı