5000 Kelime: 3000 - 4000 Kelimeleri
Kelimeler ve anlamları
1000 kelime
Seviye
kaçırmak
birini zorla alıp götürmek
The criminals tried to abduct the child
Suçlular çocuğu kaçırmaya çalıştı
araçta
gemi, uçak veya tren gibi bir taşıtın içinde olmak
All passengers are now aboard
Tüm yolcular şu an araçta
yokluk
bir yerde bulunmama durumu
His absence was noticed by everyone
Yokluğu herkes tarafından fark edildi
mutlak
tam veya sınırsız
He has absolute power
Onun mutlak gücü var
saçma
çok gülünç veya mantıksız
That is an absurd idea
Bu saçma bir fikir
akademi
eğitim veya öğretim verilen yer
He studies at the music academy
Müzik akademisinde okuyor
muhasebeci
finansal kayıtları tutan kişi
She works as an accountant
Muhasebeci olarak çalışıyor
muhasebeci
finansal kayıtları tutan ve kontrol eden kişi
The accountant checked the company books
Muhasebeci şirket defterlerini kontrol etti
doğru
tam olarak doğru veya gerçek
The information is accurate
Bilgiler doğru
suçlama
birinin yanlış bir şey yaptığının belirtilmesi
He denied the accusation
Suçlamayı reddetti
asit
ekşi tadı olan kimyasal madde
Lemons contain citric acid
Limonlar sitrik asit içerir
asit
aşındırıcı özelliği olan kimyasal madde
The acid dissolved the metal
Asit metali eritti
kabul etmek
bir şeyin doğru olduğunu kabul etmek veya itiraf etmek
He acknowledged his mistake
Hatasını kabul etti
tanımak
bir durumun veya kişinin varlığını veya geçerliliğini kabul etmek
The government acknowledged the new laws
Hükümet yeni yasaları tanıdı
edinmek
bir şeyi elde etmek
He acquired a new skill
Yeni bir beceri edindi
etkinleştirmek
bir şeyin çalışmasını sağlamak
You need to activate your account
Hesabınızı etkinleştirmeniz gerekiyor
etkinleştirmek
bir şeyin çalışmaya başlamasını sağlamak
You need to activate your account
Hesabınızı etkinleştirmeniz gerekiyor
aktif
çok hareket eden veya çalışan
He is an active child
O hareketli bir çocuk
aktif
şu anda kullanılan veya çalışır durumda olan
The account is still active
Hesap hâlâ aktif
faal
bir grupta veya organizasyonda yer alan
She is an active member of the club
O kulübün faal bir üyesidir
kadın oyuncu
tiyatro veya sinemada rol alan kadın
She is a famous actress
O ünlü bir kadın oyuncu
reklam
bir şeyi tanıtmak için hazırlanan ilan veya kısa film
I saw an ad for the new phone
Yeni telefon için bir reklam gördüm
memnun
zevk veya tatmin duyma
She was ad with the result
O sonuçtan dolayı memnundu
ad
bir kişiyi yeri veya nesneyi tanımlamak için kullanılan kelime
What is your name
Adın nedir
uyum sağlamak
yeni bir duruma alışmak için değişmek
He needs to adjust to the new city
Yeni şehre uyum sağlaması gerekiyor
ayarlamak
bir şeyi hafifçe değiştirmek
Please adjust the volume
Lütfen sesi ayarla
evlat edinme
bir çocuğu kendi ailesine kabul etme işlemi
They are considering adoption
Evlat edinmeyi düşünüyorlar
gündem
yapılacak veya tartışılacak şeyler listesi
What is on the agenda for today
Bugünün gündeminde ne var
saldırgan
zorlayıcı veya düşmanca davranan
He became aggressive during the argument
Tartışma sırasında saldırganlaştı
aynı fikirde olmak
biriyle aynı görüşe sahip olmak
I agree with you
Sana katılıyorum
iyi gelmek
birinin sağlığına veya ruh haline iyi etkileri olmak
This climate doesn't agree with me
Bu iklim bana iyi gelmiyor
değil veya yok
am not, is not, are not, have not veya has not ifadelerinin standart dışı kısaltması
I ain't seen him
Onu görmedim
değil
am not is not veya are not ifadelerinin gayriresmi kısaltması
I ain't happy about it
Bundan memnun değilim
havabükmek
havayı doğaüstü bir güçle kontrol etmek veya hareket ettirmek
The master can airbend to create a breeze
Usta bir esinti yaratmak için havayı bükebilir
koridor
koltuklar veya raflar arasındaki geçit
I am in the snack aisle
Atıştırmalık koridorundayım
koridor
mağaza rafları arasındaki geçiş yolu
I found the cereal in the next aisle
Tahıl gevreğini yan koridorda buldum
algoritma
bir problemi çözmek veya bir görevi yerine getirmek için izlenen işlem basamakları
The computer uses an algorithm to sort the data
Bilgisayar, verileri sıralamak için bir algoritma kullanır
algoritma
bir problemi çözmek veya bir görevi yerine getirmek için izlenen adım adım yöntem
The computer uses an algorithm to sort the list
Bilgisayar listeyi sıralamak için bir algoritma kullanıyor
benzer
aynı görünüme veya özelliğe sahip olan
The two brothers look alike
İki kardeş birbirine benziyor
alerjik
bir maddeye karşı alerjisi olan
I am allergic to cats
Kedilere alerjim var
müttefikler
birlikte çalışan kişi veya gruplar
They became close allies during the war
Savaş sırasında yakın müttefik oldular
alternatif
başka bir seçenek sunan veya farklı olan
We need an alternative plan
Alternatif bir plana ihtiyacımız var
amatör
para kazanmak için değil zevk için bir şey yapan
He is an amateur photographer
O amatör bir fotoğrafçıdır
büyükelçi
ülkesini temsil eden kişi
The ambassador lives in the embassy
Büyükelçi elçilikte yaşıyor
hırs
bir şeyi başarmak için duyulan güçlü istek
He has a strong ambition to win
Kazanmak için güçlü bir hırsı var
pusu kurmak
birine sürpriz bir saldırı yapmak
The soldiers planned to ambush the enemy
Askerler düşmana pusu kurmayı planladı
değişiklik yapmak
bir belge veya yasada küçük değişiklikler yapmak
They decided to amend the contract
Sözleşmeyi değiştirmeye karar verdiler
mühimmat
silahlar için kullanılan mermiler ve benzeri malzemeler
We need more ammo
Daha fazla mühimmata ihtiyacımız var
arasında
bir grubun ortasında
He stood amongst the crowd
Kalabalığın arasında durdu
analiz
bir şeyin dikkatli bir şekilde incelenmesi
The analysis of the data is complete
Verilerin analizi tamamlandı
hesap vermek
birinin emirlerine uymak veya birine karşı sorumlu olmak
I answer to the manager
Müdüre hesap veririm
sorumlu olmak
otorite sahibi birine karşı hesap vermek zorunda olmak
I answer to the manager
Müdürden sorumluyum
ismini duyunca bakmak
kendine seslenildiğinde tepki vermek
The dog answers to Rex
Köpek Rex ismine tepki veriyor
kaygı
endişe veya huzursuzluk hissi
He suffers from anxiety
Kaygı problemi yaşıyor
endişe
gerginlik veya korku hissi
I felt a lot of anxiety before the test
Sınavdan önce çok endişe duydum
görünüş
birinin veya bir şeyin nasıl göründüğü
She has a professional appearance
Profesyonel bir görünüşü var
görünme
bir kişinin belirli bir yerde olma durumu
She made a brief appearance at the party
Partide kısa bir süre göründü
onay
resmi kabul veya izin
He needs his boss's approval
Patronunun onayına ihtiyacı var
nisan
yılın on iki ayından biri
April is the fourth month of the year
Nisan yılın dördüncü ayıdır
kemer
ağırlığı taşıyan kavisli yapı
The bridge has a stone arch
Köprünün taş bir kemeri var
yay gibi bükmek
bir şeyi kavisli bir biçime getirmek
The cat arched its back when it saw the dog
Kedi köpeği gördüğünde sırtını yay gibi büktü
mimari
bina tasarlama sanatı ve bilimi
She studies architecture at university
Üniversitede mimari okuyor
Arjantin
Güney Amerika'nın güney kısmında bulunan bir ülke
Argentina is a large country
Arjantin büyük bir ülkedir
varış
bir yere ulaşma eylemi
The plane's arrival was delayed
Uçağın varışı gecikti
tarihi eser
insan eliyle yapılmış eski nesne
The museum has many ancient artifacts
Müzede birçok antik eser var
Asyalı
Asya kıtasından olan kişi
He is Asian
O Asyalı
kıçlar
üzerine oturduğunuz vücudun kısımları
They sat on their asses all day
Tüm gün kıçlarının üzerine oturdular
aptallar
aptalca veya saçma şeyler yapan insanlar
Do not listen to those asses
O aptalları dinleme
atamak
birine bir görev veya rol vermek
The boss assigned a task to him
Patron ona bir görev atadı
ödev
birine verilen iş veya çalışma
I finished my assignment
Ödevimi bitirdim
yardımcı olmak
destek veya yardım sağlamak
I will assist you with the project
Projede size yardımcı olacağım
yardım
birine yardım etme eylemi
Do you need any assistance?
Yardıma ihtiyacınız var mı?
astronot
uzayda seyahat eden kişi
The astronaut landed on the moon
Astronot aya indi
açık artırma
ürünlerin en yüksek teklifi verene satıldığı halka açık satış
The painting was sold at an auction
Tablo bir açık artırmada satıldı
açık artırma
insanların bir şeyleri satın almak için teklif verdiği etkinlik
I will bid at the auction tomorrow
Yarın açık artırmada teklif vereceğim
açık artırma
eşyaların en yüksek teklifi verene satıldığı satış etkinliği
He bought the painting at an auction
Tabloyu bir açık artırmada satın aldı
avustralya
güney yarım kürede bulunan büyük bir ülke ve kıta
Australia is a beautiful country
Avustralya güzel bir ülkedir
otopsi
ölüm nedenini belirlemek için yapılan tıbbi işlem
The doctor performed an autopsy
Doktor otopsi yaptı
otopsi
ölüm sebebini bulmak için yapılan ceset incelemesi
An autopsy determined the cause of death
Otopsi ölüm nedenini belirledi
otopsi
ölüm nedenini belirlemek için yapılan tıbbi inceleme
The doctor performed an autopsy
Doktor bir otopsi yaptı
intikam almak
kendisine veya sevdiği birine zarar veren birinden öç almak
He wanted to avenge his father
Babasının intikamını almak istedi
öcünü almak
birine yapılan bir kötülüğe karşılık vermek
He swore to avenge his father
Babasının öcünü almaya yemin etti
beklemek
bir şeyin olmasını beklemek
We await your reply
Yanıtınızı bekliyoruz
balta
odun kesmek için kullanılan ağır bıçaklı bir alet
He used an axe to chop the wood
Odunu kesmek için bir balta kullandı
geri adım atmak
bir anlaşmazlık sırasında yenilgiyi kabul etmek veya görüşünden vazgeçmek
He had to back down after the argument
Tartışmadan sonra geri adım atmak zorunda kaldı
geri çekilmek
bir durumdan uzaklaşmak veya müdahale etmeyi bırakmak
Please back off now
Lütfen şimdi geri çekil
hız kesmek
bir şeyin miktarını veya yoğunluğunu azaltmak
You should back off on your work
İş temponu biraz düşürmelisin
uzaklaşmak
birinden uzaklaşmak veya rahatsız edici davranışı bırakmak
He told the bully to back off
Zorbalık yapan kişiye uzaklaşmasını söyledi
caymak
planlanan bir şeyi yapmaktan vazgeçmek
He decided to back out of the deal
Anlaşmadan caymaya karar verdi
geri geri çıkmak
bir aracı park yerinden veya garajdan geriye doğru sürmek
I need to back out of the garage
Garajdan geri geri çıkmam gerekiyor
sözünden dönmek
daha önce yapmayı kabul ettiğin bir şeyi yapmamaya karar vermek
They decided to back out of the deal
Anlaşmadan vazgeçmeye karar verdiler
belini incitmek
sırt veya bel kaslarına zarar vermek
I backed out my back lifting the box.
Kutuyu kaldırırken belimi incittim.
sırt çantası
sırtta taşınan çanta
I have a blue backpack
Mavi bir sırt çantam var
sırt çantasıyla gezmek
sırt çantasıyla seyahat etmek
They like to backpack in Europe
Avrupa'da sırt çantasıyla gezmeyi severler
arka bahçe
genellikle çimlerin olduğu, evin arkasındaki alan
The kids are playing in the backyard
Çocuklar arka bahçede oynuyorlar
sert
güçlü ve kendine güvenen kişi
He is a badass
O sert biridir
havalı
çok güçlü havalı veya etkileyici olan
That motorcycle looks badass
O motosiklet çok havalı görünüyor
bagel
ortası delik yuvarlak bir ekmek çeşidi
I ate a bagel for breakfast
Kahvaltıda bagel yedim
simit
ortasında delik bulunan halka şeklinde bir ekmek
I ate a bagel for breakfast
Kahvaltıda bir simit yedim
kel
kafasında saç olmayan
He is bald
O keldir
kelleştirmek
saç dökülmesine neden olmak
The treatment made him bald
Tedavi onu kelleştirdi
kel
kafasında hiç saç olmayan
My grandfather is bald
Dedem kel
sürgün etmek
birini bir yerden zorla uzaklaştırmak
They decided to banish him from the kingdom
Onu krallıktan sürgün etmeye karar verdiler
sürgün etmek
birini bir yerden ayrılmaya zorlamak
They banished the criminal from the city
Suçluyu şehirden sürgün ettiler
mangal yapmak
yiyecekleri doğrudan ateş üzerinde pişirmek
I want to barbecue some fish
Biraz balık ızgara yapmak istiyorum
mangal
dışarıda ateş üzerinde yemek pişirmek için kullanılan araç
The barbecue is new
Mangal yeni
mangal partisi
dışarıda ızgarada pişirilen yemeklerin yendiği sosyal etkinlik
We have a barbecue every Sunday
Her Pazar mangal partisi yaparız
çıplak
örtülmemiş veya gizlenmemiş
He walked with bare feet
Çıplak ayakla yürüdü
açmak
bir şeyin üzerindeki örtüyü veya kaplamayı kaldırmak
He bared his arm to show the tattoo
Dövmeyi göstermek için kolunu açtı
havlama
bir köpeğin çıkardığı yüksek ses
I heard a loud bark
Yüksek bir havlama duydum
ağaç kabuğu
bir ağacın sert dış tabakası
The tree has thick bark
Ağacın kalın bir kabuğu var
havlama
köpeğin çıkardığı yüksek ses
I heard the dog's loud bark
Köpeğin yüksek havlamasını duydum
sertçe emretmek
yüksek sesle ve sert bir şekilde emir vermek
The boss barked an order at him
Patron ona sertçe emir verdi
barmen
barlarda içki servis eden kişi
The bartender made a cocktail
Barmen bir kokteyl hazırladı
barmen
barda içki servisi yapan görevli
The bartender served us some drinks
Barmen bize içki servisi yaptı
basketbol
bir top ve pota ile oynanan oyun
I like playing basketball
Basketbol oynamayı severim
körfez
denizin karanın içine doğru girdiği bölüm
The boat is in the bay
Tekne körfezde
bölüm
tıbbi tedavi için kullanılan alan
He was moved to the trauma bay
Travma bölümüne alındı
girinti
bir binada kısmen çevrili olan alan
The car is parked in the loading bay
Araba yükleme alanına park edildi
ulumak
köpek gibi uzun ve derin ses çıkarmak
The dog bayed at the moon
Köpek aya karşı uludu
sakal
erkeklerin çenesinde ve yanaklarında çıkan kıllar
He has a long beard
Onun uzun bir sakalı var
paravan
birinin gerçek kimliğini veya ilişkisini gizleyen kişi
He used his friend as a beard to hide his true relationship
Gerçek ilişkisini gizlemek için arkadaşını paravan olarak kullandı
bulunmak
bir yerde veya bir yerin yakınında olmak
He will be around until tomorrow
Yarın akşama kadar burada bulunacak
var olmak
belirli bir süredir hayatta veya mevcut olmak
This company has been around for years
Bu şirket yıllardır var olmaktadır
husumet
biriyle olan sorun veya anlaşmazlık
I have some beef with him
Onunla bazı sorunlarım var
sığır eti
inekten elde edilen et
I love beef steaks
Sığır eti bifteklerini severim
başlamak
bir eylemi yapmaya başlamak
The show has begun
Gösteri başladı
inanç
bir şeyin doğru olduğuna dair güçlü his
She has a strong belief in justice
Adalete güçlü bir inancı var