

Arrow — Season 5 Episode 8
Kelimeler ve anlamları
609 kelime
Seviye
kılavuz
Sahnedetalimatlar veren kitap
Please read the manual
Lütfen kılavuzu okuyun
elle yapılan
makine yerine el gücüyle gerçekleştirilen
He does manual work
O elle yapılan işleri yapıyor
seçmek
Sahnedeseçenekler arasından karar vermek
Choose a color
Bir renk seç
seçmek
birden fazla seçenek arasından birini tercih etmek
You can choose a new game
Yeni bir oyun seçebilirsin
film
Sahnedehareketli görüntülerden oluşan sinema yapıtı
I watched a great film
Harika bir film izledim
filme çekmek
kamera ile hareketli görüntüleri kaydetmek
They are filming a movie
Bir film çekiyorlar
film
fotoğraf çekmek için kullanılan ışığa duyarlı maddeyle kaplı ince esnek şerit
I need to buy a new roll of film
Yeni bir rulo film almam gerekiyor
jest
Sahnedesembolik bir anlam taşıyan davranış
It was a kind gesture
Nazik bir hareketti
el hareketi
bir şeyi ifade etmek için yapılan vücut hareketi
She made a small gesture
Küçük bir el hareketi yaptı
etkilemek
güçlü bir duygu uyandırmak
His words got to me
Sözleri beni etkiledi
varmak
bir yere ulaşmak
How do I get to the station
İstasyona nasıl giderim
zorunda kalmak
bir şeyi yapmakla yükümlü olmak
I get to do the chores
Ev işlerini yapmak zorundayım
şansı olmak
bir şeyi yapma imkanına sahip olmak
I get to visit Japan
Japonya'yı ziyaret etme şansım var
fırsat bulmak
bir şeyi yapma imkanına sahip olmak
I get to meet the famous actor today
Bugün ünlü oyuncuyla tanışma fırsatı buluyorum
hale gelmek
belirli bir duruma dönüşmek
It will get to be hot soon
Yakında sıcak bir hal alacak
varmak
bir yere ulaşmak
We will get to the hotel soon
Otele yakında varacağız
olmadan
Sahnedebir şeye sahip olmadan
I cannot see without my glasses
Gözlüklerim olmadan göremem
olmadan
bir şeyin veya birinin dahil edilmediği durum
You cannot go without a ticket
Bilet olmadan gidemezsin
dışında
bir şeyin dış tarafında
He stood without the door
Kapının dışında duruyordu
devam etmek
bir şeyi yapmaya devam etmek
Please go on with your story
Lütfen hikayene devam et
daha önce
Sahnedegeçmişteki bir zamanda
I saw him earlier today
Onu bugün daha önce gördüm
daha erken
beklenenden önce gerçekleşen veya gelen
The plane arrived earlier than expected
Uçak beklenenden daha erken vardı
duş
Sahnedesu püskürtmesi altında yıkanma eylemi
I take a shower every morning
Her sabah duş alırım
yağdırmak
birine bir şeyden çok fazla vermek
They showered her with gifts
Ona hediyeler yağdırdılar
sağanak
kısa süreli yağmur
There was a quick shower this afternoon
Bu öğleden sonra kısa bir sağanak yağış vardı
bebek partisi
hamile bir kadına hediye vermek için düzenlenen parti
She enjoyed the baby shower
Bebek partisini çok beğendi
tutmak
toplamı belli bir miktara ulaşmak
The bill comes to ten dollars
Fatura on dolar tutuyor
varmak
bir yere ulaşmak
He finally came to the city
Sonunda şehre vardı
söz konusu olmak
belirli bir konuyla ilgili olmak
When it comes to cooking she is the best
Yemek pişirme söz konusu olduğunda en iyisi odur
farkına varmak
bir şeyi yavaşça anlamak
I slowly came to realize the truth
Yavaş yavaş gerçeğin farkına vardım
varmak
belirli bir sonuca veya duruma ulaşmak
They finally came to an agreement
Sonunda bir anlaşmaya vardılar
gelince
bir konu hakkında konuşmak
When it comes to cooking she is the best
Yemek pişirmeye gelince o en iyisidir
başvurmak
yardım veya bir şey istemek için birine gitmek
She came to me for advice
Tavsiye almak için bana başvurdu
kendine gelmek
bayıldıktan sonra tekrar bilinç kazanmak
He finally came to after the accident
Kazadan sonra sonunda kendine geldi
yardımına gelmek
birine destek ya da yardım sunmak
She came to his aid when he fell
Düştüğünde onun yardımına geldi
kanaatine varmak
bir kişi ya da durum hakkında belirli bir görüşe sahip olmak
I have come to believe that he is honest
Onun dürüst olduğu kanaatine vardım
lise
öğrencilerin üniversiteden önce eğitim gördüğü yer
I go to high school
Liseye gidiyorum
lise
14 ile 18 yaş arasındaki öğrenciler için okul
She is a high school student
O bir lise öğrencisi
çocukça
çocuksu veya olgunlaşmamış davranışlar sergileyen
Stop acting so high school about this
Bu konuda çocukça davranmayı bırak
hakkında konuşmak
bir konu üzerine konuşmak
We need to talk about the plan
Plan hakkında konuşmamız gerekiyor
enlem
Sahnedeekvatorun kuzeyine veya güneyine olan uzaklık
Rome is at a higher latitude than Cairo
Roma Kahireden daha yüksek bir enlemdedir
serbestlik
hareket tarzını belirleme özgürlüğü
She was given a lot of latitude at work
İşinde ona çok fazla serbestlik tanındı
sorun
Sahnedebaşa çıkması zor olan şey
I have a problem with my car
Arabamla ilgili bir sorunum var
problem
zorluk çıkaran bir soru veya durum
This math problem is hard
Bu matematik problemi zor
sorun değil
bir teşekkür veya özür sonrasında önemli olmadığını belirtmek için kullanılan ifade
Thanks for the help, it was no problem
Yardım için teşekkürler, hiç sorun değildi
sorun
çözülmesi gereken mesele
This is a big problem
Bu büyük bir sorun
göre
birinin veya bir kaynağın belirttiğine dayanarak
According to the report it will be sunny
Raporlara göre hava güneşli olacak
uyarınca
bir kurala veya plana uygun şekilde
We acted according to the rules
Kurallar uyarınca hareket ettik
göre
birinin söylediğine veya bildirdiğine dayanarak
According to the news it will rain
Habere göre yağmur yağacak
-e göre
bir şeye uygun olarak
We acted according to the rules
Kurallara göre hareket ettik
dışarı
Sahnedebir bina veya odanın dışında olan
Let's go out
Hadi dışarı çıkalım
dışarı çıkarmak
Sahnedebir şeyi içeriden dışarıya almak
Take out the trash
Çöpü dışarı çıkar
tamamlamak
bir eylemin başarıyla bittiğini gösterir
I worked it out
Bunu hallettim
açığa çıkarmak
gizli bir şeyi bilinir hale getirmek
The truth came out
Gerçek ortaya çıktı
servet
Sahnedeçok büyük miktarda para
He made a fortune in oil
Petrolle büyük bir servet yaptı
fal
gelecekte neler olacağı
She read my fortune
Falıma baktı
şans
hayattaki talih veya şans
He had the good fortune to win
Kazanma şansına sahipti
randevu
Sahnedeönceden kararlaştırılmış görüşme veya buluşma
I have an appointment with the doctor
Doktorla bir randevum var
randevu
önceden belirlenmiş bir buluşma veya ziyaret
I have a doctor's appointment
Doktor randevum var
randevu
belirli bir zamanda birisiyle buluşma planı
I have a doctor's appointment tomorrow
Yarın doktor randevum var
düşünceli
Sahnedebaşkalarını düşünen
It was very thoughtful of you
Çok düşünceliydiniz
etkileşime girmek
Sahnedeberaber çalışmak veya bağlantı kurmak
We need to interface with the other team
Diğer ekiple etkileşime girmemiz gerekiyor
arayüz
iki sistemin buluşup etkileşime girdiği nokta
The software has a simple interface
Yazılımın basit bir arayüzü var
teşekkür
Sahnedeminnet veya şükran ifadesi
Many thanks for the help
Yardım için çok teşekkürler
teşekkür etmek
birine minnettarlığını bildirmek
I want to thank you
Sana teşekkür etmek istiyorum
kesinti
Sahnedebir faaliyetin veya olayın duraklaması
I had an interruption during my work
Çalışmam sırasında bir kesinti oldu
vazgeçmek
bir şeyi yapmayı bırakmak
Don't give it up now
Şimdi vazgeçme
selam
Sahnedemerhaba demek için kullanılan bir kelime
Hi, how are you?
Selam, nasılsın?
merhaba
dostça bir selamlama
Hi, Sarah!
Merhaba, Sarah!
hey
dikkat çekmek için kullanılır
Hi, wait for me!
Hey, beni bekle!
hiç
olumsuz bir ifadeyi vurgulamak için kullanılır
I do not like it at all
Ondan hiç hoşlanmıyorum
eşdeğer
Sahnededeğer veya anlam bakımından aynı olan
Eight kilometers is roughly equivalent to five miles
Sekiz kilometre yaklaşık olarak beş mile eşdeğerdir
en iyi arkadaş
en çok sevilen ve güvenilen kişi
She is my best friend
O benim en iyi arkadaşım
en iyi arkadaş
en yakın arkadaş
She is my best friend
O benim en iyi arkadaşım
işlemci
Sahnedeverileri işleyen temel bilgisayar parçası
The processor is very fast
İşlemci çok hızlı
işleme cihazı
bir şeyi işleyen veya yöneten makine
This food processor is useful
Bu mutfak robotu faydalıdır
işlem memuru
belgeleri veya bilgileri işleyen kişi
He is a data processor
O bir veri işlemcisidir
belirli
Sahnedebelirli bir kişiye veya şeye ait
Is there a particular reason?
Belirli bir sebep var mı?
özellikle
her zamankinden daha fazla veya özellikle
I love music, in particular jazz
Müziği severim, özellikle cazı
damat
kızın kocası
My son-in-law is a doctor
Damadım bir doktor
damat
kızının kocası
My son in law is coming to dinner tonight
Damadım bu akşam yemeğe geliyor
teşekkür ederim
minnettarlık göstermek için kullanılan sözler
Thank you for the help
Yardım için teşekkür ederim
teşekkür
bir takdir ifadesi
A big thank you to all
Herkese büyük bir teşekkür
teşekkür ederim
minnettar olduğunuzu belirtmek için kullanılan sözler
Thank you for your help
Yardımın için teşekkür ederim
teknolojik araçlar
Sahnedepratik amaçlar için kullanılan yöntemler ve ekipman
We use various technologies at work
İşte çeşitli teknolojiler kullanıyoruz
teknoloji
pratik amaçlar için bilimsel bilgi kullanımı
New technologies change the world
Yeni teknolojiler dünyayı değiştirir
karşılık vermek
bir saldırıyı durdurmaya çalışmak veya karşı çıkmak
He decided to fight back
Karşılık vermeye karar verdi
Allah aşkına
sorularda vurgu yapmak için kullanılır
What on earth are you doing?
Allah aşkına ne yapıyorsun?
ne kadar
miktar veya fiyat sormak için kullanılan ifade
How much is this
Bu ne kadar
uzanmak
bir şeye doğru kolunu uzatmak
He reached out to touch the ball
Topa dokunmak için uzandı
ulaşmak
biriyle iletişime geçmeye çalışmak
I will reach out to him tomorrow
Ona yarın ulaşacağım
ürkütmek
birini çok endişelendirmek veya korkutmak
You freak me out when you drive so fast
Bu kadar hızlı sürdüğünde beni ürkütüyorsun
dehşete düşürmek
birini aşırı derecede korkutmak veya üzmek
The sudden noise freaked the baby out
Ani gürültü bebeği dehşete düşürdü
paniklemek
aşırı derecede korkmak veya üzülmek
She freaked out when she lost her keys
Anahtarlarını kaybettiğinde panikledi
panikleme
ani ve şiddetli bir duygu patlaması
She had a major freak out in front of everyone
Herkesin önünde büyük bir panikleme yaşadı
smokin
Sahnederesmi etkinliklerde giyilen siyah takım elbise
He wore a tux to the wedding
Düğüne smokin giydi
başa çıkmak
Sahnedebir durumla veya sorunla ilgilenmek
I can handle this problem
Bu sorunla başa çıkabilirim
takma ad
kimlik belirlemek için kullanılan isim veya lakap
What is your Twitter handle
Twitter kullanıcı adın nedir
sap
bir nesneyi tutmaya yarayan parça
The door handle is broken
Kapı kolu kırık
uzatmak
bir şeyi elden ele teslim etmek
Handle the book to your friend
Kitabı arkadaşına uzat
sürmek
Sahnedebelirli bir süre boyunca devam etmek
The movie lasts two hours
Film iki saat sürüyor
son
Sahnedediğer her şeyden sonra gelen
This is the last train
Bu son tren
geçen
Sahnedeşu andan hemen önce olan
I saw her last week
Onu geçen hafta gördüm
soyadı
kişinin aile ismi
Her last name is Smith
Onun soyadı Smith
kaytarmak
yapılması gereken bir işten kaçınmak
He decided to skip out on the meeting
Toplantıdan kaytarmaya karar verdi
harika
Sahnedeçok etkileyici veya çok iyi
This view is awesome
Bu manzara harika
müthiş
çok yüksek kalitede veya şaşırtıcı derecede iyi
Your performance was awesome
Performansın müthişti
şahane
çok güzel veya hayranlık uyandırıcı
That is an awesome idea
Bu şahane bir fikir
harika
son derece etkileyici veya keyifli
That movie was awesome
O film harikaydı
durgunluk
Sahnedebir şeyin değişmeden aynı kaldığı durum
The project is in a state of stasis
Proje bir durgunluk halinde
kullanmak
Sahnedebir şeyi faydalanmak amacıyla kullanmak
I am using a computer
Bir bilgisayar kullanıyorum
psikotik
Sahnedeciddi bir zihinsel bozukluğu olan
He was diagnosed as psychotic
Psikotik olduğu teşhis edildi
tür
Sahnedebenzer özelliklere sahip grup
What kind of music do you like
Ne tür müzik seversiniz
nazik
dost canlısı ve cömert
She is a kind person
O nazik bir insandır
biraz
küçük bir ölçüde
I am kind of tired
Biraz yorgunum
merdiven
Sahnedetırmanmak için kullanılan basamaklı araç
He climbed up the ladder
Merdivene tırmandı
kariyer merdiveni
bir iş veya meslekte ilerlemek için kullanılan aşamalar
He is climbing the corporate ladder
O kurumsal kariyer merdivenini tırmanıyor
tamir etmek
Sahnedebozulan bir şeyi yeniden çalışır hale getirmek
Can you fix my bike?
Bisikletimi tamir edebilir misin?
hazırlamak
bir şeyi hazır hale getirmek
I will fix a sandwich for you
Senin için bir sandviç hazırlayacağım
sabitlemek
bir şeyi hareket etmeyecek duruma getirmek
He fixed the picture to the wall
Resmi duvara sabitledi
nefret etmek
birinden veya bir şeyden hiç hoşlanmamak
I fix people who lie
Yalan söyleyen insanlardan nefret ederim
makine
Sahnedebelirli bir işi yapmak için kullanılan düzenek
The machine is working
Makine çalışıyor
teşkilat
siyasi faaliyetleri kontrol eden güçlü grup
The local political machine holds great power
Yerel siyasi teşkilat büyük güce sahip
son anda korkmak
önemli bir olay öncesinde duyulan aşırı heyecan veya korku
He got cold feet before the wedding
Düğünden önce son anda korktu
fikir
Sahnedebir şey hakkındaki bilgi veya anlayış
I have no idea where he is
Onun nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok
fikir
Sahnedezihindeki bir düşünce veya plan
That is a great idea
Bu harika bir fikir
değil mi
Sahnedekarşıdakinin katılıp katılmadığını sormak için kullanılır
It's hot, huh?
Hava sıcak, değil mi?
ha
kafa karışıklığını veya tekrar isteğini belirtir
Huh? Who is that?
Ha? O kim?
o zamandan beri
geçmiş bir zamandan bugüne
I have lived here since then
O zamandan beri burada yaşıyorum
gururlu
Sahnedebir başkasının başarısıyla mutlu olmak
I am proud of you
Seninle gurur duyuyorum
gururlu
Sahnedekendi başarılarından tatmin olmak
He is proud of his work
İşiyle gurur duyuyor
gururlu
memnuniyet ve kıvanç gösteren
She has a proud expression
Gururlu bir ifadesi var
çok
Sahnedeçok sayıda olan
I have many books
Çok kitabım var
yalvarmak
Sahnedebir şeyi çok acil veya ısrarlı bir şekilde istemek
I beg you to stay
Kalman için sana yalvarıyorum
dilenmek
genellikle para veya yardım istemek
He begged for money on the street
Sokakta para dilendi
prototip
Sahnedebir şeyin ilk veya orijinal örneği
They are testing a new prototype
Yeni bir prototip test ediyorlar
prototip
yeni bir şeyin ilk örneği
This is the first prototype of the car
Bu, arabanın ilk prototipidir
herkes
Sahnedebütün insanlar
Everyone is here
Herkes burada
düğün
Sahnedeevlilik töreni
Their wedding was very fun
Düğünleri çok eğlenceliydi
gelin
evlenen kadın
The bride arrived at the wedding early
Gelin düğüne erken geldi
evlenmek
evlilik bağı kurmak
They decided to have a wedding and get married
Düğün yapıp evlenmeye karar verdiler
bak
Sahnededikkat çekmek veya bir ifadeye giriş yapmak için kullanılır
Now, listen carefully
Bak, dikkatlice dinle
şimdi
Sahnedeşu anki zaman
I am busy now
Şimdi meşgulüm
hadi
arkadaşça veda etmek için kullanılır
Now, I must go
Hadi, gitmeliyim
tam zamanı
bir şey için en uygun an
Now is the perfect time to start
Başlamak için tam zamanı
ana gemi
Sahnedediğer gemilere merkezlik eden en büyük gemi
The mothership hovered over the planet
Ana gemi gezegenin üzerinde asılı kaldı
meşgul
Sahnedekullanımda olan veya başka bir işle uğraşan
The bathroom is occupied
Banyo dolu
geliştirmek
Sahnedebir şeyi daha iyi hale getirmek
This tool will enhance your skills
Bu araç becerilerini geliştirecek
iyi
Sahnedeyüksek kalitede veya tatmin edici
This is a good book
Bu iyi bir kitap
mal
alınıp satılan ürünler
These are luxury goods
Bunlar lüks mallardır
epey
bir miktarı veya dereceyi vurgulayan söz
It took a good ten minutes
Epey bir on dakika sürdü
hayatta
Sahnedeyaşayan ve ölü olmayan
He is still alive
O hâlâ hayatta
canlandırmak
Sahnedebir şeye canlılık veya hareket kazandırmak
The artist wanted to animate the character
Sanatçı, karakteri canlandırmak istedi
canlandırmak
bir şeyi hareketlendirmek veya hayata geçirmek
He used a computer to animate the character
Karakteri canlandırmak için bilgisayar kullandı
aman
Sahnedebıkkınlık veya yalvarma durumunda kullanılır
Oh, please stop it
Ah, lütfen dur artık
memnun etmek
birini mutlu etmek
I want to please my parents
Ailemi memnun etmek istiyorum
anlaşıldı
telsiz mesajını almak ve kavramak
Please the transmission
İletiyi anladım
mükemmelleştirmek
Sahnedebir şeyi kusursuz hale getirmek
She wants to perfect her skills
Becerilerini mükemmelleştirmek istiyor
kusursuz
hiçbir hatası veya kusuru olmayan
This diamond is perfect
Bu elmas kusursuz
mükemmel
bir amaç için tam olarak uygun olan
It is a perfect day for a walk
Yürüyüş için mükemmel bir gün
tam puan
okul çalışması için verilen en yüksek not
She got a perfect on her history exam
Tarih sınavından tam puan aldı
tesadüfen
bir şeyi planlamadan veya kazara yapmak
I happen to know the answer
Tesadüfen cevabı biliyorum
başına gelmek
birinin başına bir olay meydana gelmek
What happened to him
Onun başına ne geldi
başına gelmek
birinin başına bir şey gelmesi durumu
What happened to him
Ona ne oldu
iki kez
Sahnedeiki defa
I called him twice
Onu iki kez aradım
kabul etmek
Sahnedebir şeyi doğru veya geçerli olarak tanımak
I accept the truth
Gerçeği kabul ediyorum
kabul etmek
Sahnedebir şeye onay vermek
She accepted the invitation
Daveti kabul etti
kabul etmek
sunulan bir şeyi almak
He accepted the award
Ödülü kabul etti
kabul etmek
bir şeyi almaya veya onaylamaya razı olmak
I accept your offer
Teklifi kabul ediyorum
sorumluluklar
Sahnedeyapılması gereken işler veya görevler
I have many responsibilities at work
İş yerinde birçok sorumluluğum var
biraz
az miktarda veya bir dereceye kadar
I am kind of tired
Biraz yorgunum
tür
benzer nitelikleri olan grup
What kind of book do you want
Ne tür bir kitap istiyorsun
heyecanlı
Sahnedebir şey hakkında çok mutlu ve coşkulu hissetmek
I am excited about the trip
Gezi için heyecanlıyım
heyecanlı
çok mutlu ve istekli hissetmek
She is excited to meet you
Seninle tanışacağı için heyecanlı
heyecanlı
çok mutlu veya istekli hissetme durumu
I am excited about the trip
Gezi için heyecanlıyım
beceri
pratik bilgi veya yetenek
He has the know-how to fix the car
Arabayı tamir edecek becerisi var
açıklamak
Sahnedebir şeyi anlaşılır hale getirmek
Can you explain this
Bunu açıklayabilir misin
açıklamak
bir şeyi anlaşılır kılmak için bilgi vermek
Please explain the rules to me
Lütfen kuralları bana açıkla
havalı
Sahnedeçok iyi veya etkileyici
That car is so cool
O araba çok havalı
sakin
heyecanlı veya kızgın olmayan
Keep cool during the test
Sınav sırasında sakin kal
serin
sıcak veya ılık olmayan
The weather is cool today
Bugün hava serin
tam olarak
Sahnedekesin veya eksiksiz bir şekilde
It is exactly ten o'clock
Saat tam olarak on
emin olmak
bir şeyin doğru olduğunu kontrol etmek
Make sure the door is locked
Kapının kilitli olduğundan emin ol
sağlamak
bir şeyin gerçekleşmesini kesinleştirmek
Make sure you arrive on time
Zamanında geldiğinden emin ol
şüphe duymak
Sahnedebir şeyden emin olmamak
I doubt he will come
Geleceğinden şüphe duyuyorum
müzik grubu
müzik yapan topluluk
The band is very good
Müzik grubu çok iyi
şüphelenmek
bir şeyin doğruluğuna inanmamak
I doubt that
Bundan şüpheleniyorum
bilgi
Sahnedebir şey hakkında gerçekler veya ayrıntılar
I need more info about this
Bu konuda daha fazla bilgiye ihtiyacım var
bilgi
bir konu hakkındaki gerçekler veya detaylar
I need more info about this project
Bu proje hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacım var