

Breaking Bad — Season 5 Episode 8
Kelimeler ve anlamları
559 kelime
Seviye
konuşma
Sahnedefikir veya bilgilerin sözlü olarak paylaşılması
We had a long talk
Uzun bir konuşma yaptık
ikna etmek
birini bir şeyi yapmaya razı etmek
I talked him into coming
Onu gelmeye ikna ettim
konuşabilmek
konuşma yeteneğine sahip olmak
The baby can talk
Bebek konuşabiliyor
konuşma
sözlü olarak ifade edilen düşünceler
The talk was very interesting
Konuşma çok ilginçti
New Mexico
Amerika Birleşik Devletleri'nin güneybatısında bulunan bir eyalet
New Mexico is a beautiful state
New Mexico güzel bir eyalettir
son zamanlarda
Sahnedeyakın geçmişte
I have been very busy lately
Son zamanlarda çok meşguldüm
büyük
Sahnedeboyut veya miktar olarak çok olan
She has a large family
Onun büyük bir ailesi var
büyük
boyut olarak geniş
I want a large coffee
Büyük bir kahve istiyorum
binlik
bin Amerikan dolarını ifade eden argo terim
He won five large in the game
Oyunda beş bin dolar kazandı
kontrol etmek
Sahnedebir şeyin doğru olup olmadığını incelemek
Please check your answers
Lütfen cevaplarınızı kontrol edin
hesap
ödenmesi gereken miktarı gösteren belge
Can I have the check please
Hesabı alabilir miyim lütfen
teslim etmek
bir şeyi geçici olarak emanete bırakmak
You can check your bags here
Çantalarınızı buraya teslim edebilirsiniz
kareli
kumaş üzerindeki küçük kareli desen
He wore a check shirt
Kareli bir gömlek giydi
oy
Sahnedeseçimde verilen karar
I cast my vote
Oyumu kullandım
oy vermek
Sahnedebir seçimde veya toplantıda tercihini belirtmek
I will vote tomorrow
Yarın oy vereceğim
oy
seçim veya toplantıda bir tercih yapma eylemi
She cast her vote in the election
Seçimde oyunu kullandı
daha iyi
Sahnededaha yüksek kaliteli veya daha sağlıklı
This is a better plan
Bu daha iyi bir plan
daha iyi
Sahnededaha yüksek bir ölçüde
I understand it better now
Onu şimdi daha iyi anlıyorum
iyileştirmek
bir şeyi veya birini daha iyi hale getirmek
He wants to better his English
İngilizcesini iyileştirmek istiyor
iyi olur
bir şeyin yapılması gerektiğini veya mantıklı olduğunu belirtmek için kullanılır
You had better leave now
Şimdi gitsen iyi olur
dakika
Sahnede60 saniyelik zaman birimi
It takes ten minutes
On dakika sürer
bir an
çok kısa bir süre
Give me a minute
Bana bir dakika ver
dakika
bir derecenin altmışta birine eşit açı birimi
One degree contains sixty minutes
Bir derece altmış dakika içerir
çok küçük
boyutu son derece ufak olan
The scientist studied the minute particles
Bilim insanı çok küçük parçacıkları inceledi
oldukça
Sahnedeorta derecede
This task is pretty hard
Bu görev oldukça zor
güzel
bakıldığında hoş görünen
She is a pretty girl
O güzel bir kız
güzel
göze hoş gelen
She is wearing a pretty dress
Çok güzel bir elbise giyiyor
canavar
Sahnedebüyük, korkutucu ve hayali bir varlık
The monster lives under the bed
Canavar yatağın altında yaşıyor
halka açık
Sahnedeherkesin kullanımına açık olan
This park is public
Bu park halka açık
halk
Sahnedesıradan insanlardan oluşan grup
The public loves the new law
Halk yeni yasayı sevdi
halka açık
herkesin kullanımına sunulmuş olan
This is a public park
Bu halka açık bir park
topluluk önünde
birçok insanın görüp duyabileceği bir ortam
She spoke in public about the problem
O sorun hakkında topluluk önünde konuştu
bebeğim
sevgiyle hitap edilen kişi
Good night, baby girl
İyi geceler, bebeğim
film
Sahnedesinemada veya televizyonda gösterilen hikaye
I love watching movies
Film izlemeyi severim
barış
Sahnedeçatışmanın olmadığı, sessiz ve sakin durum
We all want peace
Hepimiz barış istiyoruz
kaymak
Sahnedekontrolsüzce kaymak
The car skidded on the ice
Araba buzda kaydı
Soru
SahnedeBilgi edinmek için sorulan cümle
He asked me a difficult question
Bana zor bir soru sordu
sorgulamak
bir şey hakkında şüphe belirtmek
I question his honesty
Onun dürüstlüğünü sorguluyorum
Söz konusu
Üzerinde tartışılan konu
This is the issue in question
Söz konusu olan mesele budur
sorgulamak
birine resmi olarak soru sormak
The police questioned the suspect
Polis şüpheliyi sorguladı
doğum öncesi
Sahnedebebek doğmadan önce gerçekleşen
Prenatal care is important for the baby
Doğum öncesi bakım bebek için önemlidir
şu an
tam şu anda
I am busy just now
Şu an meşgulüm
az önce
çok kısa bir süre önce
I finished my homework just now
Ödevimi az önce bitirdim
şeyler
Sahnedegenel olarak nesneler veya eşyalar
I have too much stuff
Çok fazla şeyim var
eşyalar
kişisel eşyalar veya sahip olunanlar
Put your stuff in the car
Eşyalarını arabaya koy
doldurmak
bir şeyi bir yere sıkıca yerleştirmek
She stuffed the bag
Çantayı doldurdu
küpe
Sahnedekulağa takılan takı
She is wearing gold earrings
Altın küpeler takıyor
güzel
Sahnedegöze hitap eden
That is a nice dress
O güzel bir elbise
hoş
Sahnedekeyifli veya zevkli
We had a nice day
Hoş bir gün geçirdik
iyi
nazik veya dost canlısı
She is a nice person
O iyi bir insan
inşa etti
Sahnedeparçaları birleştirerek yapmak
They built a house
Bir ev inşa ettiler
yapılı
vücut yapısı ve boyutu
He is well-built
O yapılı biridir
hücre
Sahnedehapishanedeki küçük oda
The prisoner is in his cell
Mahkum hücresinde
hücre
daha büyük bir sistemin parçası olan küçük birim
The human body is made of cells
İnsan vücudu hücrelerden oluşur
cep telefonu
arama yapmak ve internet kullanmak için kullanılan cihaz
I lost my cell phone
Cep telefonumu kaybettim
girmek
bir yere girmek
Please go in
Lütfen içeri gir
eklenmek
bir belgeye veya metne konulmak
This information will go in the report
Bu bilgi rapora eklenecek
tam olarak
Sahnedekesin veya eksiksiz bir şekilde
It is exactly ten o'clock
Saat tam olarak on
kas kafalı
çok güçlü ama akıllı olmayan kişi
He acts like a muscle head
Kas kafalı gibi davranıyor
bahçe
Sahnedebir binanın yanındaki çevrili arazi alanı
The children are playing in the yard
Çocuklar bahçede oynuyor
yarda
3 feet'e eşit olan uzunluk birimi
The fabric is one yard long
Kumaş bir yarda uzunluğunda
bahçe
evin çevresindeki açık alan
The children are playing in the yard
Çocuklar bahçede oynuyor
konum
Sahnedebelirli bir yer veya pozisyon
What is your current location?
Şu anki konumun nedir?
yığın
Sahnededüzenli bir şekilde üst üste dizilmiş şeyler
There is a stack of books on the table
Masanın üzerinde bir kitap yığını var
sıyrılmak
bir sorumluluktan veya işten kurtulmak
I want to get out of this meeting
Bu toplantıdan sıyrılmak istiyorum
çıkmak
bir yerden veya araçtan ayrılmak
Get out of the car
Arabadan çık
elde etmek
birinden veya bir şeyden fayda veya bilgi almak
What did you get out of the course
Kurstan ne elde ettin
çıkarmak
bir şeyi bir şeyin içinden almak
Please get the book out of the bag
Lütfen kitabı çantadan çıkar
çıkmak
bir yerden veya araçtan dışarı gitmek
Please get out of the car
Lütfen arabadan çık
elde etmek
bir şeyi başka bir kaynaktan oluşturmak
We get electricity out of coal
Kömürden elektrik elde ederiz
ereksiyon
penisin sertleşmiş olma durumu
He has a hard on
Penisi sertleşmiş durumda
saplantı
bir şeye karşı duyulan aşırı ve mantıksız ilgi
He has a hard on for that new game
O yeni oyuna karşı aşırı bir saplantısı var
sert davranmak
birine karşı çok katı veya acımasız olmak
Do not be so hard on him
Ona bu kadar sert davranma
iki katına çıkarmak
Sahnedemiktarını iki katına getirmek
I want to double my income
Gelirimi iki katına çıkarmak istiyorum
dublör
Sahnedebirinin yerine geçen kişi
He used a double for the stunt
Sahne için bir dublör kullandı
çift
iki parçadan oluşan
We have a double bed
Çift kişilik bir yatağımız var
iki üslük vuruş
beyzbolda vurucunun ikinci kaleye ulaşmasını sağlayan vuruş
The player hit a double
Oyuncu iki üslük vuruş yaptı
istemek
Sahnedebir şeyi yapmayı dilemek
I wanna go home
Eve gitmek istiyorum
istemek
bir şeye sahip olmayı dilemek
I wanna drink
Bir şeyler içmek istiyorum
vermek
Sahnedebir şeyi birinin eline ulaştırmak
He gave me his book
O bana kitabını verdi
yol açmak
bir şeyin olmasına neden olmak
The noise gave me a headache
Bu gürültü baş ağrısına yol açtı
söylemek
birine bilgi veya cevap iletmek
Please give me your answer
Lütfen bana cevabını söyle
pencere
Sahnededuvarda bulunan cam kaplı açıklık
The window is broken
Pencere kırık
pencere
ışık girmesini sağlayan, duvarda veya kapıda bulunan camlı alan
She opened the window
Pencereyi açtı
fırsat aralığı
bir şeyin yapılması için uygun olan kısıtlı zaman
We have a narrow window to finish the project
Projeyi bitirmek için kısıtlı bir zamanımız var
ee
Sahnedetereddüt ederken çıkarılan ses
Um, I don't know
Ee, bilmiyorum
ımm
konuşurken düşünürken çıkarılan ses
I think um I want the red one
Sanırım ımm kırmızıyı istiyorum
hımm
ne diyeceğinden emin olmadığında kullanılan bir ses
Um, I am not sure about this
Hımm, bu konuda emin değilim
güncel
Sahnedeşu an gerçekleşen veya var olan
What is your current address
Güncel adresiniz nedir
akıntı
belirli bir yöne doğru hareket eden su
The current is very strong here
Buradaki akıntı çok güçlü
akım
elektrik yükünün hareketi
The current flows through the wire
Akım telin içinden geçer
kur yapmak
Sahnedebirine romantik amaçla yaklaşmak
He is trying to court her
Ona kur yapmaya çalışıyor
mahkeme
yasal davaların görüldüğü yer
He must appear in court
Mahkemeye çıkmak zorunda
saha
belirli sporların oynandığı alan
They are playing on the tennis court
Tenis kortunda oynuyorlar
saray
kral veya imparatorun ailesiyle yaşadığı ve çalıştığı yer
The queen lives at the court
Kraliçe sarayda yaşıyor
sorumluluk
Sahnedekontrol veya yetkiye sahip olmak
Who is in charge here?
Burada kim sorumlu?
şarj etmek
bir cihaza elektrik enerjisi yüklemek
I need to charge my phone
Telefonumu şarj etmem gerekiyor
hücum etmek
birine veya bir şeye doğru hızlı ve güçlü bir şekilde hareket etmek
The bull charged at the crowd
Boğa kalabalığa doğru hücum etti
ücret talep etmek
bir mal veya hizmet karşılığında para istemek
The hotel charges for breakfast
Otel kahvaltı için ücret talep ediyor
yine de
Sahnedebuna rağmen
It was delicious though
Yine de lezzetliydi
rağmen
bir durumun tersine rağmen
Though it was raining we went out
Yağmur yağmasına rağmen dışarı çıktık
her ne kadar
karşıt bir durumu ifade etmek için kullanılır
Though he was tired he kept working
Her ne kadar yorgun olsa da çalışmaya devam etti
yine de
önce söylenenden farklı bir durumu belirtmek için kullanılır
I am tired though
yine de yorgunum
tiz ses çıkarmak
Sahnedeuzun, yüksek ve tiz bir ses çıkarmak
The car tires screeched
Araba lastikleri tiz bir ses çıkardı
ne kadar
Sahnedebir şeyin miktarı
How much is this
Bu ne kadar
çok
Sahnedebüyük ölçüde
I like it very much
Onu çok seviyorum
pek
küçük bir ölçüde
It did not help much
Pek yardımcı olmadı
fazla
geriye kalan miktar
Not much is left
Geriye fazla bir şey kalmadı
gelişme
Sahnedebir şeyin daha iyi hale gelmesi
I can see a big improvement in your work
Çalışmalarında büyük bir gelişme görüyorum
tam burada
tam olarak bu noktada veya yerde
I will wait for you right here
Seni tam burada bekleyeceğim
herhangi bir yer
Sahnedeherhangi bir yer veya herhangi bir yere
You can sit anywhere
Herhangi bir yere oturabilirsin
herhangi bir yer
her türlü konum veya yön
You can sit anywhere you want
İstediğin herhangi bir yere oturabilirsin
hurda
Sahnededüşük kaliteli veya değersiz şeyler
Throw away all this junk
Tüm bu hurdaları çöpe at
hurdaya çevirmek
bir şeyi kullanılamayacak duruma getirmek
He junked his bike in the accident
Bisikletini kazada hurdaya çevirdi
atmak
bir şeyi elden çıkarmak
She decided to junk her old clothes
Eski kıyafetlerini atmaya karar verdi
uyuşturucu
özellikle eroin gibi yasa dışı maddeler
He bought some junk on the street
Sokakta biraz uyuşturucu satın aldı
yapılabilir
Sahnedeyapılması mümkün olan
This task is doable
Bu görev yapılabilir
devasa
Sahnedeaşırı derecede büyük
Look at that giant tree
Şu devasa ağaca bak
dev
çok büyük hayali varlık
The giant is very strong
Dev çok güçlüdür
dev gibi
çok iri veya uzun boylu kişi
He is a giant of a man
O dev gibi bir adam
pazar yeri
Sahnedeinsanların ürün alıp sattığı yer
I went to the marketplace
Pazar yerine gittim
oyuncak
Sahnedeçocukların oynaması için yapılan nesne
This is a new toy
Bu yeni bir oyuncak
oyalanmak
bir şeyle ciddiyetsizce oynamak
He was toying with his food
Yemeğiyle oyalanıyordu
mil
Sahnede1.609 kilometreye eşit bir uzunluk birimi
We walked for a mile
Bir mil boyunca yürüdük
mil
Sahnede1.6 kilometreye eşit bir uzunluk birimi
That road is many miles long
O yol birçok mil uzunluğunda
mil
1.609 kilometreye eşit bir uzaklık ölçüsü
The city is ten miles away
Şehir on mil uzakta
mil
1.6 kilometreye eşit uzunluk birimi
The town is one mile away
Kasaba bir mil uzaklıkta
gelmek
bir yere ait olmak veya orada doğmuş olmak
I come from Turkey
Ben Türkiye'den geliyorum
satış
Sahnedebir şeyin para karşılığında devredilmesi işlemi
The sale of the house was quick
Evin satışı hızlı oldu
indirim
malların daha düşük fiyatlarla satıldığı durum
This shirt is on sale
Bu gömlek indirimde
indirim dönemi
mağazaların ürünleri ucuza sattığı zaman
The winter sale starts tomorrow
Kış indirimi yarın başlıyor
indirim
ürünlerin daha düşük fiyatlarla satıldığı dönem
There is a big sale at the store today
Bugün mağazada büyük bir indirim var
koridor
Sahnedebir binada odalara açılan uzun geçit
The bedroom is at the end of the hallway
Yatak odası koridorun sonunda
koridor
bir binanın içinde kapıların yanlarda olduğu uzun ve dar alan
I walked down the hallway
Koridorda yürüdüm
içecek
Sahnedeiçilebilen sıvı
I want a cold drink
Soğuk bir içecek istiyorum
içmek
vücuda sıvı almak
I drink water
Su içerim
içki içmek
alkollü içecek tüketmek
He does not drink
O içki içmez
görünmek
Sahnedebelirli bir şekilde görünmek
You look happy
Mutlu görünüyorsun
görünüş
birinin dış görünüşü veya çekiciliği
I like her look
Onun görünüşünü seviyorum
bak
birinin dikkatini çekmek için kullanılır
Look, we are late
Bak, geç kaldık
bakmak
gözleri bir şeye doğru çevirmek
Look at the bird
Kuşa bak
yıl
Sahnede12 aylık zaman birimi
Happy New Year
Mutlu yıllar
yıl
12 ay veya 365 gün süren takvim dönemi
This year is 2024
Bu yıl 2024
yıl
365 günlük zaman dilimi
It lasted five years
Beş yıl sürdü
nakliye
Sahnedeeşyaların taşınması işlemi
Shipping takes five days
Nakliye beş gün sürer
nakliye
malların bir yerden başka bir yere taşınması
We offer free shipping on orders
Siparişlerde ücretsiz nakliye sunuyoruz
seçmek
bir şeyi almaya veya yapmaya karar vermek
I will go for the cake
Keki seçeceğim
satılmak
belirli bir fiyata sahip olmak
These shoes go for fifty dollars
Bu ayakkabılar elli dolara satılıyor
geçerli olmak
bir durumun birisi veya bir şey için geçerli olması
The same rule goes for everyone
Aynı kural herkes için geçerlidir
dışarı çıkmak
bir aktivite yapmak amacıyla evden ayrılmak
I go for a run in the morning
Sabahları koşuya çıkarım
sallamak
Sahnedebir şeyi hızla ileri geri hareket ettirmek
Shake the bottle well
Şişeyi iyice salla
şans
bir şeyi denemek için fırsat
Give him a fair shake
Ona adil bir şans ver
milkshake
süt ve dondurma karıştırılarak yapılan soğuk içecek
I drank a chocolate shake
Çikolatalı bir milkshake içtim
silkelemek
bir şeyi üzerinden atmak
Shake the dust off your coat
Ceketindeki tozu silkele
çok komik biri
Sahnedeçok komik veya eğlenceli kişi
He is a real riot
O gerçekten çok komik biri
ayaklanma
bir kalabalığın çıkardığı şiddetli kargaşa
The protest turned into a riot
Protesto bir ayaklanmaya dönüştü
avantaj
Sahnedebir durumu daha iyi hale getiren fayda
This is a big advantage
Bu büyük bir avantaj
sivrisinek
Sahnedeısıran ve kan emen küçük uçan bir böcek
A mosquito bit me
Beni bir sivrisinek ısırdı
düşük
Sahnedemiktarı veya derecesi az olan
The price is very low
Fiyat çok düşük
dip
çok kötü veya başarısız bir nokta
That was the low of his career
Bu kariyerinin en kötü noktasıydı
kısık
ses seviyesi düşük olan
She speaks in a low voice
O kısık sesle konuşuyor
büyük parça
Sahnedebir şeyin büyük parçası
He cut a hunk of cheese
Büyük bir parça peynir kesti
yakışıklı adam
çok çekici ve kaslı erkek
He is a total hunk
O tam bir yakışıklı
çeşitlendirme
Sahnedebir şeyin daha fazla farklı türü içermesini sağlama süreci
The company focuses on the diversification of its products
Şirket ürünlerinin çeşitlendirilmesine odaklanıyor
yer
Sahnedebelirli bir alan veya konum
This is a beautiful place
Burası güzel bir yer
gerçekleşmek
meydana gelmek veya vuku bulmak
The meeting will take place tomorrow
Toplantı yarın gerçekleşecek
yerleştirmek
bir şeyi belirli bir konuma koymak
Please place the book on the table
Lütfen kitabı masanın üzerine koyun
tanımak
birini nereden tanıdığını hatırlamak
I know his face but I can't place him
Yüzünü hatırlıyorum ama onu çıkaramıyorum
para
Sahnedebir şeyler satın almak için kullanılan madeni veya kağıt ödeme araçları
I have some money
Biraz param var
ile başa çıkmak
zor bir durum veya sorunla mücadele etmek
We have to contend with heavy traffic
Yoğun trafikle başa çıkmak zorundayız
ahlaksız adam
Sahnedekaba veya ilkesiz davranan erkek
He is a complete bounder
O tam bir ahlaksız adam
karavan modeli
Sahnedebir karavan modeli
They are traveling in a Bounder
Bir Bounder ile seyahat ediyorlar
tekrar
Sahnedebir kez daha
Please try again
Lütfen tekrar dene
çalmak
Sahnedebaşkasının eşyasını izinsiz olarak almak
He stole my pen
Kalemimi çaldı
çalmak
başkasının hak ettiği ilgiyi veya övgüyü almak
She stole the show
Tüm ilgiyi o topladı
kelepir
çok uygun fiyata alınan şey
This jacket was a steal
Bu ceket tam bir kelepir
ilkel
Sahnedebasit ve gelişmemiş
They lived in primitive huts
İlkel kulübelerde yaşadılar
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
I go to school
Okula giderim
niyetinde olmak
ne yapmayı planladığını ifade etmek için kullanılır
I am going to study
Ders çalışacağım
favori
belirli bir amaç için en sık kullanılan
This is my go-to coffee shop
Burası benim favori kahvecim
uyumaya gitmek
geçici olarak bir yerde uyumak
I go to sleep at ten
Saat onda uyumaya giderim
bozulmak
bir şeyin niteliğinin veya durumunun kötüleşmesi
This building will go to ruin soon
Bu bina yakında harap olacak
gitmek
belirli bir yöne doğru hareket etmek
We will go to the park later
Daha sonra parka gideceğiz
niyetlenmek
bir eylemi yapmayı planlamak
I am going to call him tomorrow
Yarın onu aramayı planlıyorum
başvurulacak
yardım için danışılan kişi veya kaynak
She is my go to person for advice
Tavsiye için başvurduğum kişi odur
incelemek
bir şeyin doğru veya kabul edilebilir olup olmadığını anlamak için ona bakmak
Please go to the file to check for any mistakes
Hata olup olmadığını kontrol etmek için lütfen dosyayı inceleyin
tercih edilen
en sık başvurulan kişi veya şey
This is my go-to place for coffee
Burası kahve için tercih ettiğim yer
gitmek
bir yerden başka bir yere hareket etmek
I go to school every day
Her gün okula giderim
aman
Sahnedebıkkınlık veya yalvarma durumunda kullanılır
Oh, please stop it
Ah, lütfen dur artık
memnun etmek
birini mutlu etmek
I want to please my parents
Ailemi memnun etmek istiyorum
anlaşıldı
telsiz mesajını almak ve kavramak
Please the transmission
İletiyi anladım
on
Sahnede10 sayısı
I have ten apples
On tane elmam var
hafta
Sahnedeyedi günlük süre
I will see you next week
Seni haftaya göreceğim
düşünmek
Sahnedebir fikre veya görüşe sahip olmak
I think it is a good idea
Bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum
düşünmek
Sahnedefikirler oluşturmak için zihnini kullanmak
I need to think
Düşünmem gerekiyor
anlamak
bir şeyi kavramak veya anlamak
I think I understand
Sanırım anlıyorum
düşünmek
bir konu üzerinde zihinsel işlem yapmak
I think he is coming
Onun geldiğini düşünüyorum
aniden
Sahnedebeklenmedik bir şekilde
Suddenly, it started to rain
Aniden yağmur yağmaya başladı
aniden
beklenmedik bir anda gerçekleşen
The rain started suddenly
Yağmur aniden başladı
hey
Sahnededikkat çekmek veya şaşkınlık belirtmek için kullanılır
Hey, look at this!
Hey, şuna bak!