

How I Met Your Mother — Season 1 Episode 9
Kelimeler ve anlamları
517 kelime
Seviye
-e kadar
Sahnedebelirli bir zamana kadar
Wait till tomorrow
Yarına kadar bekle
yazar kasa
dükkanlarda paranın saklandığı cihaz
The cashier opened the till
Kasiyer yazar kasayı açtı
kadar
belirli bir vakte dek
I will work till five
Beşe kadar çalışacağım
dek
bir eylemin olacağı zamana kadar
Wait till she arrives
O gelene dek bekle
bütün
Sahnedebir şeyin tamamı
I ate the whole pizza
Bütün pizzayı yedim
bütün
hiçbir parçası eksik veya hasarlı olmayan
I ate the whole apple
Bütün elmayı yedim
endişeli
Sahnedehuzursuz veya kaygılı olma durumu
He is worried about his health
Sağlığı konusunda endişeli
endişe
bir durumdan kaynaklanan huzursuzluk hissi
She expressed her worry about the project
Proje hakkındaki endişesini dile getirdi
endişelendirmek
birini huzursuz veya mutsuz etmek
His bad grades worry his parents
Kötü notları ailesini endişelendiriyor
endişelenmek
huzursuz veya kaygılı hissetmek
I worry about my upcoming test
Yaklaşan sınavım hakkında endişeleniyorum
süt
Sahnedegıda veya içecek olarak kullanılan hayvanlardan elde edilen beyaz sıvı
I drink milk every morning
Her sabah süt içerim
sağmak
bir memeliden süt elde etmek
He learned to milk the cow
İneği sağmayı öğrendi
bitkisel süt
bitkilerden elde edilen kremsi içecek
I prefer almond milk in my coffee
Kahvemde badem sütünü tercih ederim
sömürmek
bir durumdan mümkün olduğunca fazla fayda sağlamak
He tried to milk the situation for all it was worth
Durumu olabildiğince sömürmeye çalıştı
vay canına
Sahnedeşaşkınlığı ifade etmek için kullanılır
Gosh, it is cold outside
Vay canına, dışarısı çok soğuk
Amerikalı
SahnedeAmerika Birleşik Devletleri'nden olan veya orayla ilgili olan
He is American
O Amerikalı
bolca
Sahnedeyeterince veya çok miktarda olan
We have plenty of time
Bolca vaktimiz var
yeterli
ihtiyaç duyulduğu kadar olan
We have plenty of food for everyone
Herkes için yeterli yemeğimiz var
oldukça
büyük ölçüde veya çok
That room is plenty big for our needs
O oda ihtiyaçlarımız için oldukça büyük
ücretsiz
Sahnedeyapılan iş karşılığında ücret alınmayan
He has an unpaid internship
Onun ücretsiz bir stajı var
herkes
Sahnedebütün insanlar
Everyone is here
Herkes burada
herkes
her bir kişi
Everyone likes music
Herkes müziği sever
herkes
tüm kişiler
Everyone is happy
Herkes mutlu
yardım etmek
Sahnedebirine destek olmak veya yardım sağlamak
Can you help me?
Bana yardım edebilir misin?
yardımcı
Sahnedebaşkalarına yardım eden kişi
She is a great help
O harika bir yardımcıdır
kendini tutmak
bir şeyi yapmaktan kendini alıkoymak
I couldn't help laughing
Gülmekten kendimi alamadım
azaltmak
bir şeyi daha az miktarda kullanmak
This habit helps to use less water
Bu alışkanlık daha az su kullanmaya yardımcı olur
nişanlı
Sahnedeevlenmek için sözleşmiş kişi
He introduced his fiance to the family
Nişanlısını aileyle tanıştırdı
nişanlı
evleneceği kişi olan kadın
Her fiance is a doctor
Nişanlısı bir doktordur
nişanlı
evlenmek üzere nişanlanmış kadın
She is my fiance
O benim nişanlım
nişanlı
evlenmek üzere sözleşmiş kadın
She is my fiance
O benim nişanlım
taşınmak
yaşanılan yerden ayrılmak
I will move out next week
Gelecek hafta taşınacağım
evi boşaltmak
bir yerde yaşamayı bırakmak
He moved out of the apartment
Apartman dairesinden taşındı
cep telefonu
uzaktaki biriyle konuşmak için kullanılan cihaz
I have a new cell phone
Yeni bir cep telefonum var
mobil cihaz
taşınabilir iletişim ve internet aracı
I use my mobile device for work
Mobil cihazımı iş için kullanıyorum
cep telefonu
taşınabilir telefon görüşmesi cihazı
Please turn off your cell phone
Lütfen cep telefonunuzu kapatın
telefon
uzaktaki kişilerle konuşmayı sağlayan araç
She answered the phone quickly
Telefona hızlıca cevap verdi
denemek
Sahnedebir şeyi yapmak için çaba sarf etmek
I will try to run
Koşmayı deneyeceğim
denemek
bir şeyin işe yarayıp yaramadığını kontrol etmek
Try this cake
Bu keki dene
yargılamak
bir davayı mahkemede incelemek
The court will try him
Mahkeme onu yargılayacak
evsiz
Sahnedeyaşayacak bir yeri olmayan
He is homeless
O evsiz
herkes
Sahnedetüm insanlar
Everybody is here
Herkes burada
herkes
her bir kişi
Everybody likes pizza
Herkes pizzayı sever
nişanlı
Sahnedeevlenmek için sözleşmiş kimse
He is my fiancé
O benim nişanlım
müstakbel eş
evlenilecek olan kişi
I am waiting for my future spouse
Müstakbel eşimi bekliyorum
erkek nişanlı
evlenmek üzere olunan erkek
Her fiancé is a pilot
Onun erkek nişanlısı bir pilot
vurmak
Sahnedebirine veya bir şeye sertçe vurmak
He whacked the ball with the bat
Topa sopayla sertçe vurdu
berbat
çok düşük kaliteli
The movie was whack
Film berbattı
tanıştırmak
Sahnedebirini başka biriyle tanıştırmak
I want to introduce you to my friend
Seni arkadaşımla tanıştırmak istiyorum
tanıştırmak
birini başkasına ilk kez tanıtmak
I want to introduce my friend to you
Arkadaşımı seninle tanıştırmak istiyorum
tanıtmak
bir şeyi ilk defa bir yere getirmek
The company introduced a new product
Şirket yeni bir ürün tanıttı
misket limonu
Sahnedeekşi tadı olan küçük yeşil bir narenciye meyvesi
I like lime juice
Misket limonu suyunu severim
fıstık yeşili
parlak sarımsı yeşil bir renk
He wore a bright lime shirt
Parlak fıstık yeşili bir gömlek giydi
kalmak
Sahnedediğerleri gittikten sonra orada olmaya devam etmek
Only two cookies are left
Sadece iki kurabiye kaldı
sol
sağın karşı tarafı
Turn left here
Buradan sola dön
ayrılmak
bir yerden veya birinden uzaklaşmak
She left the office at five
Ofisten saat beşte ayrıldı
bırakmak
bir şeyin belirli bir durumda olmasını sağlamak
He left the door open
Kapıyı açık bıraktı
şirket
Sahnedemal veya hizmet satan kuruluş
He works for a big company
Büyük bir şirkette çalışıyor
Company
popüler bir Amerikan televizyon programı
I watched the show Company
Company programını izledim
misafir
sizi ziyaret eden veya sizinle olan kişiler
I have company tonight
Bu akşam misafirim var
saniye
Sahnededakikanın altmışta biri olan zaman birimi
Wait for a second
Bir saniye bekle
ikinci
birinciden sonra gelen
This is my second book
Bu benim ikinci kitabım
ikinci porsiyon
yemeğin ikinci servis edilen kısmı
I want a second helping
İkinci bir porsiyon istiyorum
desteklemek
bir öneriye resmi olarak destek vermek
I second the motion
Öneriyi destekliyorum
bölmek
Sahnedeparçalara ayırmak
Divide the cake into four pieces
Pastayı dört parçaya böl
sınır
iki şeyi birbirinden ayıran çizgi veya bölge
There is a clear divide between the two countries
İki ülke arasında belirgin bir sınır var
çok heyecanlı
Sahnedeçok hevesli veya coşkulu
I am so psyched for the party
Parti için çok heyecanlıyım
heyecanlandırmak
birini çok heyecanlı veya istekli hale getirmek
He psyched up the team
Takımı heyecanlandırdı
uzun
Sahnedesüresi fazla olan
The meeting was long
Toplantı uzundu
arzulamak
bir şeyi çok istemek
I long to see you
Seni görmeyi çok arzuluyorum
uzun
bir uçtan diğer uca mesafesi fazla olan
The snake is very long
Yılan çok uzun
uzun süre
fazla miktarda
We did not wait long
Uzun süre beklemedik
bebek
Sahnedeçok küçük çocuk
The baby is sleeping
Bebek uyuyor
bebeğim
Sahnedesevilen birine hitap şekli
I love you baby
Seni seviyorum bebeğim
mızmız
olgunlaşmamış gibi davranan kişi
Don't be such a baby
Bu kadar mızmız olma
yavru
çok genç hayvan
Look at that baby goat
Şu yavru keçiye bak
gelenek
Sahnedeuzun süredir devam eden uygulama veya alışkanlık
It is a family tradition
Bu bir aile geleneğidir
tatlı
Sahnedeşeker tadında olan
This apple is very sweet
Bu elma çok tatlı
süper
şaşkınlık veya heyecan belirtmek için kullanılır
Sweet! I got the tickets
Süper! Biletleri aldım
hoş
mutluluk veya haz veren
That is a sweet gesture
Bu çok hoş bir davranış
tatlım
sevilen birine hitap ederken kullanılan isim
Goodnight, sweet
İyi geceler, tatlım
zor
Sahnedekolay olmayan
This exam is hard
Bu sınav zor
sert
alkol içeren
This is a hard drink
Bu sert bir içkidir
sert
yumuşak olmayan
The bed is too hard
Yatak çok sert
sıkı
çok çaba veya enerji ile
He works hard every day
O her gün sıkı çalışıyor
gelin
oğlunun eşi
My daughter in law is a doctor
Gelinim bir doktordur
gelin
oğlunun karısı
She is my daughter in law
O benim gelinim
yemek
Sahnedeyemek yenen şeyler
I like Italian food
İtalyan yemeklerini severim
kişniş
Sahnedeyemeklerde kullanılan kokulu yapraklı bir bitki
I added some fresh coriander to the salad
Salataya biraz taze kişniş ekledim
dakika
Sahnede60 saniyelik zaman birimi
It takes ten minutes
On dakika sürer
bir an
çok kısa bir süre
Give me a minute
Bana bir dakika ver
dakika
bir derecenin altmışta birine eşit açı birimi
One degree contains sixty minutes
Bir derece altmış dakika içerir
çok küçük
boyutu son derece ufak olan
The scientist studied the minute particles
Bilim insanı çok küçük parçacıkları inceledi
havalı
Sahnedeçok iyi veya etkileyici
That car is so cool
O araba çok havalı
sakin
heyecanlı veya kızgın olmayan
Keep cool during the test
Sınav sırasında sakin kal
serin
sıcak veya ılık olmayan
The weather is cool today
Bugün hava serin
özel
Sahnedebelirli bir kişiye ait olan
This is a personal matter
Bu özel bir mesele
şahsi
Sahnedebelirli bir kişiyle ilgili olan
I have a personal opinion
Şahsi bir fikrim var
kişisel
birinin karakterine yönelik ve kırıcı olan
His comments were too personal
Yorumları çok kişiseldi
küp
Sahnedealtı yüzü eşit karelerden oluşan katı nesne
The ice cube melted
Buz küpü eridi
tahlil
Sahnedetıbbi bir durumu kontrol etmek için yapılan işlem
The doctor ordered a blood test
Doktor kan tahlili istedi
sınav
bilgi veya yeteneği ölçmek için hazırlanan sorular bütünü
I have a math test tomorrow
Yarın matematik sınavım var
denemek
kalitesini kontrol etmek için bir şeyi denemek
I want to test the new car
Yeni arabayı denemek istiyorum
sınav
bilgiyi ölçmek için hazırlanan sorular bütünü
She failed the history test
Tarih sınavından kaldı
tekrar
Sahnedebir kez daha
Please try again
Lütfen tekrar dene
hamilelik
Sahnedehamile olma durumu
Pregnancy lasts nine months
Hamilelik dokuz ay sürer
harika
Sahnedeçok etkileyici veya çok iyi
This view is awesome
Bu manzara harika
müthiş
çok yüksek kalitede veya şaşırtıcı derecede iyi
Your performance was awesome
Performansın müthişti
şahane
çok güzel veya hayranlık uyandırıcı
That is an awesome idea
Bu şahane bir fikir
harika
son derece etkileyici veya keyifli
That movie was awesome
O film harikaydı
yeterli
Sahnedeistenilen ya da gereken miktarda
Do you have enough water
Yeterli suyun var mı
yeter
artık daha fazlasına gerek yok
That is enough
Bu kadar yeter
yeterli
ihtiyaç kadar olan
I have enough money
Yeterince param var
tüm yıl boyunca
yılın tamamı süresince
The shop is open all year long
Mağaza tüm yıl boyunca açık
birisi
Sahnedebelirsiz veya bilinmeyen bir kişi
Someone is at the door
Kapıda biri var
uzun
Sahnedeortalamadan daha uzun boylu olan
He is very tall
O çok uzun
uzun
boyu ortalamadan fazla olan
He is a very tall man
O çok uzun bir adam
muhtemelen
Sahnedebüyük olasılıkla
It will probably rain today
Bugün muhtemelen yağmur yağacak
yerli
Sahnedebir yere başlangıçtan beri ait olan
He is a native of this city
O, bu şehrin yerlisi
pijama
Sahnedeyatakta giyilen yumuşak giysiler
I wear my pajamas to bed
Yatarken pijamalarımı giyerim
en iyi
Sahnedeen yüksek kalitede veya en uygun
This is the best book
Bu en iyi kitap
yenmek
bir yarışmada birini mağlup etmek
He bested his opponent
Rakibini yendi
iyi olur
birine güçlü bir tavsiye veya uyarı vermek için kullanılır
You had best leave now
Şimdi gitsen iyi olur
en iyi dilekler
birine sunulan iyi niyet ve güzel temenniler
Please give her my best
Lütfen ona en iyi dileklerimi ilet
önemli
Sahnedebüyük anlamı veya değeri olan
Education is important
Eğitim önemlidir
iyi geceler
ayrılırken veya uyumaya giderken kullanılan bir ifade
Good night, see you tomorrow
İyi geceler, yarın görüşürüz
iyi geceler
gece veda ederken kullanılan ifade
Good night see you tomorrow
İyi geceler yarın görüşürüz
cinsel olarak
Sahnedecinsellikle ilgili veya cinselliği içeren
They are sexually active
Cinsel olarak aktifler
uygun
Sahnededurum için doğru veya uygun olan
Please use the proper tools
Lütfen uygun araçları kullanın
uygun
bir durum için doğru veya yerinde olan
You should wear proper clothes for the meeting
Toplantı için uygun kıyafetler giymelisin
terbiyeli
toplumsal kurallara uyan ve nazik olan
He is a very proper young man
O çok terbiyeli bir genç adam
bitirmek
Sahnedebir şeyi sona erdirmek
I need to finish my homework
Ödevimi bitirmem gerekiyor
bitiş
bir olayın veya etkinliğin sonu
She is near the finish of her project
Projesinin bitişine yaklaştı
yüzey görünümü
bir yüzeyin son hali
The wood has a glossy finish
Ahşabın parlak bir yüzey görünümü var
tamam
Sahnedekabul veya onay belirtmek için kullanılır
Okay, I agree
Tamam, katılıyorum
iyi
iyi veya kabul edilebilir durumda olan
I am okay
İyiyim
peki
bir cümleye başlamak veya dikkat çekmek için kullanılır
Okay, let's go
Peki, hadi gidelim
komik biri
Sahnedeçok komik olan kişi
She is a real hoot
O gerçekten çok komik biri
ötmek
baykuşun çıkardığı derin ve yüksek ses
The owl began to hoot
Baykuş ötmeye başladı
hiç
Sahnedeherhangi bir zamanda
Have you ever been to Rome
Hiç Roma'ya gittin mi
çok
Sahnedebir ifadeyi güçlendirmek için kullanılan kelime
It was ever so cold
Hava çok soğuktu
daima
her zaman
He is ever loyal to his duty
O görevine her zaman sadıktır
hiçbir zaman
hiçbir vakitte
I will not ever go back
Hiçbir zaman geri dönmeyeceğim
gerçek
Sahnedehakiki ve doğru olan
This is real gold
Bu gerçek altın
çekici
cinsel olarak çekici olan
She is real
O çekici
gerçekten
çok veya samimi bir şekilde
He is real quiet
O gerçekten sessiz
sade
süslü veya karmaşık olmayan
He prefers a real and simple lifestyle
O sade ve basit bir yaşam tarzını tercih ediyor
hikaye
Sahnedeolayların anlatımı
I read a long story
Uzun bir hikaye okudum
kat
bir binanın seviyesi veya katı
The house has two stories
Evin iki katı var
durum
belirli bir durum veya olaylar dizisi
That is a different story
Bu farklı bir durum
heyecanlandırmak
Sahnedeçok mutlu ve hevesli hale getirmek
This book will excite you
Bu kitap seni heyecanlandıracak
heyecanlandırmak
birini istekli veya ilgili hissettirmek
The news will excite the fans
Haber taraftarları heyecanlandıracak
heyecanlandırmak
birini çok mutlu veya istekli hissettirmek
The news will excite the children
Bu haber çocukları heyecanlandıracak
birleşim
Sahnedefarklı şeylerin karışımı
This is a great combination of flavors
Bu harika bir lezzet birleşimi
şifre
bir kilidi açmak için kullanılan sayı dizisi
I forgot the combination
Şifreyi unuttum
kombinasyon
bir araya getirilmiş hareketler dizisi
The dancer performed a difficult combination
Dansçı zor bir kombinasyon sergiledi
tesadüfen
bir şeyi planlamadan veya kazara yapmak
I happen to know the answer
Tesadüfen cevabı biliyorum
başına gelmek
birinin başına bir olay meydana gelmek
What happened to him
Onun başına ne geldi
başına gelmek
birinin başına bir şey gelmesi durumu
What happened to him
Ona ne oldu
adamlar
Sahnedeerkekler için kullanılan samimi ifade
Those guys are tall
Şu adamlar uzun
arkadaşlar
bir grup insan için kullanılan samimi ifade
Hi guys
Selam arkadaşlar
adam
bir erkek için kullanılan samimi ifade
He is a nice guy
O iyi bir adam
millet
bir grup insan için kullanılan gayriresmi ifade
Listen guys
Dinleyin millet
güneşlenmek
Sahnederahatlamak için sıcaklıkta veya ışıkta uzanmak
The cat basks in the sunlight
Kedi güneş ışığında güneşlenir
keyif çatmak
sıcaklığın veya konforun tadını çıkarmak
He basked in the warmth of the fire
Ateşin sıcaklığında keyif çattı
ek
Sahnedeolağan veya gerekli olandan daha fazla
I need extra time
Ek zamana ihtiyacım var
figüran
film veya şovda görünen ancak konuşma rolü olmayan kişi
He worked as an extra in the movie
Filmde figüran olarak çalıştı
aşırı
yüksek derecede veya abartılı bir şekilde
Her outfit is so extra
Kıyafeti çok abartılı
doğru
Sahnedegerçek veya hatasız
You are right
Haklısın
tamam
Sahnedeanlaşma veya anlama belirtmek için kullanılır
Right, I will do it
Tamam, yapacağım
hak
yasal veya ahlaki talep
Everyone has the right to education
Herkesin eğitim hakkı vardır
sağ
solun karşı tarafı
Turn right at the corner
Köşeden sağa dön
gelin
Sahnedeevlenmek üzere olan veya yeni evlenmiş kadın
The bride looked beautiful
Gelin güzel görünüyordu
hey
Sahnededikkat çekmek veya şaşkınlık belirtmek için kullanılır
Hey, look at this!
Hey, şuna bak!
olmak
Sahnedebir şey olmaya başlamak
She wants to become a doctor
O doktor olmak istiyor
haline getirmek
bir şeyi başka bir şeye çevirmek
Heat makes water become steam
Isı suyu buhar haline getirir
yakışmak
bir kıyafetin birinde güzel durması
That dress really becomes you
O elbise sana gerçekten yakışıyor
lezzetli
Sahnedetadı çok güzel olan
This cake is delicious
Bu kek lezzetli
öğün
Sahnedegünün belirli bir saatte yenen yemek
Breakfast is the first meal of the day
Kahvaltı günün ilk öğünüdür
yemek
belirli bir vakitte yenen yiyecek
We had a nice meal
Güzel bir yemek yedik
daha az miktarda
Sahnededaha küçük bir miktar veya sayı
I want less water
Daha az suya ihtiyacım var
kutsamak
tanrıdan korumasını veya yardım etmesini istemek
May God bless you
Tanrı seni kutsasın
sayısız
sayılamayacak kadar çok
The stars are endless
Yıldızlar sayısızdır
siz eki
bir şeyin bulunmadığını belirten son ek
She is fearless
O korkusuz
hoş
Sahnedekeyifli veya zevkli
We had a nice day
Hoş bir gün geçirdik
güzel
göze hitap eden
That is a nice dress
O güzel bir elbise
iyi
nazik veya dost canlısı
She is a nice person
O iyi bir insan
polis
Sahnedesuçları önleyen görevli grup
Call the police
Polisi ara
hücre
Sahnedehapishanedeki küçük oda
The prisoner is in his cell
Mahkum hücresinde
hücre
daha büyük bir sistemin parçası olan küçük birim
The human body is made of cells
İnsan vücudu hücrelerden oluşur
cep telefonu
arama yapmak ve internet kullanmak için kullanılan cihaz
I lost my cell phone
Cep telefonumu kaybettim
imzalamak
Sahnedebir belgeye ismini yazmak
Please sign the contract
Lütfen sözleşmeyi imzalayın
işaret
bilgi veren sembol veya uyarı
A red flag is a sign of danger
Kırmızı bayrak tehlike işaretidir
sözleşme imzalatmak
birini bir gruba veya kuruma dahil etmek için belgeye imza attırmak
The club decided to sign the talented player
Kulüp yetenekli oyuncu ile sözleşme imzalamaya karar verdi
katman
Sahnedebir malzemenin kalınlığı veya tabakası
The cake has three layers
Pastanın üç katmanı var
tabaka halinde sermek
bir şeyin üzerini malzeme ile kaplamak
You should layer the cake with cream
Pastayı krema ile kaplamalısın
hakkında konuşmak
bir konu üzerine konuşmak
We need to talk about the plan
Plan hakkında konuşmamız gerekiyor
ara sokak
Sahnedebinalar arasında kalan dar sokak
The cat ran down the alley
Kedi ara sokağa doğru koştu
iptal etmek
Sahnedebir şeyin gerçekleşmeyeceğine karar vermek
I need to cancel my appointment
Randevumu iptal etmem gerekiyor
iptal etmek
planlanmış bir etkinliğin gerçekleşmeyeceğine karar vermek
They had to cancel the meeting
Toplantıyı iptal etmek zorunda kaldılar