

How I Met Your Mother — Season 3 Episode 19
Kelimeler ve anlamları
486 kelime
Seviye
neredeyse
Sahnedetam olarak değil ama çok yakın
I almost missed the bus
Neredeyse otobüsü kaçırıyordum
platonik aşk
Sahnedebirine karşı duyulan güçlü romantik çekim
I have a crush on him
Ondan hoşlanıyorum
ezmek
üzerine baskı uygulayarak kırmak veya parçalamak
Crush the garlic
Sarımsağı ez
ezip geçmek
birini tamamen mağlup etmek
The army crushed the enemy
Ordu düşmanı ezip geçti
hoşlanma
birine karşı duyulan romantik ilgi
I have a crush on him
Ondan hoşlanıyorum
çöp kutusu
Sahnedeçöplerin konulduğu kap
Put the paper in the trashcan
Kağıdı çöp kutusuna at
affedersiniz
özür dilemek veya birinin dikkatini çekmek için kullanılan nazik bir ifade
Excuse me, where is the station?
Affedersiniz, istasyon nerede?
çalmak
Sahnedebaşkasının eşyasını izinsiz olarak almak
He stole my pen
Kalemimi çaldı
çalmak
Sahnedebaşkasının hak ettiği ilgiyi veya övgüyü almak
She stole the show
Tüm ilgiyi o topladı
kelepir
çok uygun fiyata alınan şey
This jacket was a steal
Bu ceket tam bir kelepir
zor
Sahnedekolay olmayan
This exam is hard
Bu sınav zor
sert
alkol içeren
This is a hard drink
Bu sert bir içkidir
sert
yumuşak olmayan
The bed is too hard
Yatak çok sert
sıkı
çok çaba veya enerji ile
He works hard every day
O her gün sıkı çalışıyor
biriyle yatmak
birisiyle cinsel ilişkiye girmek
He slept with her
Onunla yattı
birlikte uyumak
biriyle aynı yatakta uyumak
The child sleeps with his parents
Çocuk ebeveynleriyle birlikte uyur
çalışmak
Sahnedeişlemek veya faaliyet göstermek
This watch doesn't go
Bu saat çalışmıyor
gitmek
Sahnedebir yerden başka bir yere hareket etmek
I go to school
Okula giderim
niyetlenmek
bir eylemi yapmayı planlamak
I am going to start my diet tomorrow
Yarın diyetime başlamaya niyetliyim
gitmek
bir durumun veya sürecin belirli bir şekilde ilerlemesi
The party went well
Parti iyi gitti
ay
Sahnedeyılın on iki bölümünden biri
February is the second month of the year
Şubat yılın ikinci ayıdır
aylık
bir ay süren veya kapsayan
It was a six-month project
Bu altı aylık bir projeydi
ay
otuz gün civarındaki zaman dilimi
There are twelve months in a year
Bir yılda on iki ay vardır
ileride
Sahnedeşu andan daha sonraki bir zamanda
I want to move to London later
İleride Londra'ya taşınmak istiyorum
daha geç
beklenen zamandan sonra gerçekleşen
He arrived later than usual
Normalden daha geç geldi
sonraki
bir zaman diliminin sonuna yakın
In his later years he wrote books
Sonraki yıllarında kitaplar yazdı
basınç
Sahnedebir şeye karşı uygulanan itme gücü
The water pressure is high
Su basıncı yüksek
baskı
taleplerin neden olduğu stres veya endişe hissi
He is under a lot of pressure
Çok fazla baskı altında
bilirsin ya
konuşmacının adını söylemek istemediği bir şeye atıfta bulunmak için kullanılır
He is doing you know what again
Yine bilirsin ya, onu yapıyor
biliyor musun
konuşurken dikkat çekmek veya zaman kazanmak için kullanılan ifade
You know what we should go home
Biliyor musun eve gitmeliyiz
malum şey
ismini söylemek istemediğimiz şey
I forgot to buy you know what
Malum şeyi almayı unuttum
bugün
Sahnedeiçinde bulunulan gün
I am busy today
Bugün meşgulüm
bugün
şimdiki gün
Today is a holiday
Bugün tatil
bugün
şu anki gün
I saw him today
Onu bugün gördüm
bugün
mevcut gün
We start today
Bugün başlıyoruz
gücü yetmek
Sahnedebir şeyi satın almak veya yapmak için yeterli paraya sahip olmak
I cannot afford a new car
Yeni bir arabaya gücüm yetmez
sağlamak
bir şeyi vermek veya sunmak
The tree affords us shade
Ağaç bize gölge sağlar
tutkulu
Sahnedegüçlü duygular sergileyen
She is passionate about art
O, sanata karşı tutkuludur
bot
Sahnedeayağı ve ayak bileğini veya bacağı örten ayakkabı
I bought new boots for winter
Kış için yeni botlar aldım
kovmak
birini bir yerden veya gruptan zorla çıkarmak
They booted him from the club
Onu kulüpten kovdular
üstelik
söylenenlere ilave bir şey eklemek için kullanılır
He is smart and kind to boot
O hem zeki hem de üstelik nazik
bagaj
arabanın arkasında eşya taşımak için kullanılan yer
Put the suitcase in the boot
Bavulu bagaja koy
hafta
Sahnedeyedi günlük süre
I will see you next week
Seni haftaya göreceğim
daire
Sahnededaha büyük bir binanın parçası olan konut
I live in a small apartment
Küçük bir dairede yaşıyorum
daire
yaşamak için ayrılmış odalar bütünü
Your apartment is very beautiful
Daireniz çok güzel
daire
daha büyük bir binanın parçası olan yaşam alanı
She lives in a small apartment
O küçük bir dairede yaşıyor
çıkarmak
özellikle yapışmış bir şeyi yerinden çıkarmak
He pulled off the sticker
Çıkartmayı söküp çıkardı
başarmak
zor bir şeyi başarmak
I can't believe you pulled it off
Bunu başardığına inanamıyorum
başarmak
zor bir işi gerçekleştirmek
She pulled off the difficult plan
Planı başarıyla gerçekleştirdi
hareket etmek
bir yerden araçla ayrılmak
The car pulled off at high speed
Araba hızla hareket etti
muhteşem
Sahnedeçok iyi veya etkileyici
You look fabulous today
Bugün muhteşem görünüyorsun
yahu
Sahnedeşaşkınlık veya kızgınlık belirtmek için kullanılır
What the heck happened
Ne oldu yahu
cehennem
çok kötü veya can sıkıcı bir durum
Go to heck
Cehenneme git
hay aksi
Şaşkınlık veya hafif bir rahatsızlık ifade etmek için kullanılan ünlem
What the heck was that
Hay aksi o da neydi öyle
herkes
Sahnedebütün insanlar
Everyone is here
Herkes burada
herkes
her bir kişi
Everyone likes music
Herkes müziği sever
herkes
tüm kişiler
Everyone is happy
Herkes mutlu
korkunç
Sahnedeçok kötü veya nahoş
The weather is horrible
Hava korkunç
aşırı
çok büyük bir derecede
There was a horrible amount of work
Dehşet verici miktarda iş vardı
berbat
çok kötü veya rahatsız edici
This is a horrible smell
Bu berbat bir koku
korkunç
çok kötü veya nahoş olan
The food was horrible
Yemek korkunçtu
düğün
Sahnedeevlilik töreni
Their wedding was very fun
Düğünleri çok eğlenceliydi
gelin
evlenen kadın
The bride arrived at the wedding early
Gelin düğüne erken geldi
evlenmek
evlilik bağı kurmak
They decided to have a wedding and get married
Düğün yapıp evlenmeye karar verdiler
yani
söylenenleri açıklamak veya duraksamak için kullanılır
I mean, it is a bit expensive
Yani, biraz pahalı
harika
Sahnedeçok iyi veya etkileyici
That is a neat trick
Bu harika bir numara
sek
buz veya karıştırıcı olmadan servis edilen
He drinks his whiskey neat
Viskisini sek içer
düzenli
temiz ve düzenli
Her desk is always neat
Masası her zaman düzenlidir
saçma
Sahnedeinandırıcı olmayan veya etkisiz
That is a lame excuse
Bu saçma bir bahane
yetersiz
ikna edici olmayan veya zayıf
That is a lame excuse
Bu çok yetersiz bir bahane
topal
bacağındaki sorun yüzünden yürüyemeyen
The horse is lame
At topal
dördüncü
Sahnedesıralamada dördüncü sırada olan
He finished in fourth place
Yarışı dördüncü sırada bitirdi
meşgul
Sahnedeyapılacak çok işi olan
I am very busy today
Bugün çok meşgulüm
meşgul
yapacak çok işi olan
I am busy today
Bugün meşgulüm
yoğun
çok fazla aktivitenin olduğu
This is a busy street
Burası yoğun bir cadde
adlandırmak
bir şeye isim vermek
Let's call it a success
Hadi buna bir başarı diyelim
paydos etmek
bir etkinliği şimdilik durdurmak
Let us call it a day
Hadi bugünlük paydos edelim
ev
Sahnedeyaşanılan yer
I am going home
Eve gidiyorum
âşık
birine karşı güçlü bir romantik sevgi duymak
They are in love
Onlar birbirine âşık
mahvetmek
Sahnedebir şeyi artık kullanılamayacak kadar bozmak
The rain ruined my clothes
Yağmur kıyafetlerimi mahvetti
harabe
yok olmuş bir yapının kalıntıları
We visited the ancient ruins
Eski harabeleri ziyaret ettik
giymek veya takmak
Sahnedevücudunda bir şey bulundurmak
I wear a watch
Saat takıyorum
aşınmak
zamanla kalınlığın veya yoğunluğun azalması
The carpet began to wear
Halı aşınmaya başladı
tahta tabanlı ayakkabı
genellikle tahta tabana sahip bir tür ayakkabı
It is a unique kind of wear
Bu eşsiz bir tahta tabanlı ayakkabı türüdür
taşımak
yüzünde veya davranışında bir duygu veya özellik sergilemek
She wears a happy expression
Yüzünde mutlu bir ifade taşıyor
klasik
Sahnedestandart bir örnek teşkil eden
This is a classic example
Bu klasik bir örnektir
elbise
Sahnedekadınlar veya kızlar için üst ve alt kısmı örten giysi
She is wearing a blue dress
Mavi bir elbise giyiyor
giyinmek
Sahnedekıyafet giymek
I need to dress for work
İş için giyinmem gerekiyor
pansuman yapmak
bir yarayı temizleyip kapatmak
The nurse will dress the wound
Hemşire yaraya pansuman yapacak
süslemek
bir şeyi daha çekici hale getirmek için güzelleştirmek
We should dress the cake with fresh fruit
Pastayı taze meyveyle süslemeliyiz
kusursuz
Sahnedehiçbir hatası veya kusuru olmayan
Her English is impeccable
İngilizcesi kusursuz
tahmin etmek
Sahnedekesin bilgi olmadan bir fikir yürütmek
Can you guess my age?
Yaşımı tahmin edebilir misin?
tahmin etmek
emin olmadan bir şeyin doğru olduğunu söylemek
Can you guess the answer
Cevabı tahmin edebilir misin
sanmak
bir durum hakkında kesin kanıt olmadan fikir oluşturmak
I guess it will rain
Sanırım yağmur yağacak
tahmin
emin olmadan doğru olduğunu düşündüğünüz bir fikir
It was just a guess
Sadece bir tahmindi
biliyorsun
Sahnededinleyicinin anladığını teyit etmek için kullanılır
It is hard, you know
Zor, biliyorsun
bilmek
Sahnedebilgi sahibi olmak
I know the answer
Cevabı biliyorum
tanımak
birini şahsen tanımak
I know him very well
Onu çok iyi tanıyorum
biliyorsun
dinleyicinin anladığından emin olmak veya konuşurken duraksamak için kullanılan söz
It is a nice car, you know, very fast
Güzel bir araba, biliyorsun, çok hızlı
bütün
Sahnedebir şeyin tamamı
I ate the whole pizza
Bütün pizzayı yedim
bütün
hiçbir parçası eksik veya hasarlı olmayan
I ate the whole apple
Bütün elmayı yedim
ücretsiz
Sahnedebedava olan veya ücret ödenmeyen
This water is free
Bu su ücretsiz
özgür
kısıtlanmamış veya kontrol edilmeyen
The bird is free
Kuş özgür
serbest bırakmak
birini veya bir şeyi tutulduğu ya da sıkıştığı yerden kurtarmak
They decided to free the bird from the cage
Kuşu kafesten serbest bırakmaya karar verdiler
içermeyen
bir şeyin içinde bulunmaması durumu
This drink is sugar free
Bu içecek şeker içermiyor
ışık
Sahnedegörmemizi sağlayan doğal veya yapay parlaklık
The light is bright
Işık parlak
yakmak
bir şeyi tutuşturmak veya yanmasını sağlamak
Light the candle
Mumu yak
hafif
ağırlığı az olan
This box is light
Bu kutu hafif
açık renkli
koyu olmayan renk
I like light blue
Açık maviyi severim
kokteyl
Sahnedekarışım alkollü içecek
I ordered a cocktail
Bir kokteyl sipariş ettim
kokteyl
alkollü ve diğer içeceklerin karıştırılmasıyla yapılan içki
I ordered a fruit cocktail at the bar
Barda meyveli bir kokteyl sipariş ettim
karışım
farklı şeylerin bir araya getirilmesiyle oluşan yapı
The medicine is a cocktail of different chemicals
Bu ilaç farklı kimyasalların bir karışımıdır
kokteyl
sosla karıştırılmış küçük yiyecek parçalarından oluşan soğuk bir yemek
I ate a fruit cocktail for dessert
Tatlı olarak meyve kokteyli yedim
harika
Sahnedehayranlık veya şaşkınlık uyandıran
The view is amazing
Manzara harika
inanılmaz
büyük bir şaşkınlık veya hayranlık yaratan
It was an amazing sight
İnanılmaz bir manzaraydı
harika
çok iyi veya olumlu şekilde şaşırtıcı
You did an amazing job
Harika bir iş çıkardın
anlamak
bir şeyi kavramak veya anlamak
I don't get it
Anlamıyorum
hakkında konuşmak
bir konu üzerine konuşmak
We need to talk about the plan
Plan hakkında konuşmamız gerekiyor
vantilatör
Sahnedehavayı hareket ettiren kanatlı makine
Turn on the fan
Vantilatörü aç
yellemek
hava akımı oluşturmak için sallamak
She fanned herself with a book
Kitapla kendini yelledi
hayran
birini veya bir şeyi çok seven kişi
He is a big fan of jazz
O, cazın büyük bir hayranıdır
hoşlanmayan kişi
birinden veya bir şeyden hoşlanmayan kimse
He is a fan of no one here
Buradaki kimseden hoşlanmıyor
yatmak
uyumak için yatağa girmek
I go to bed at ten
Saat onda yatarım
üst kat
Sahnedezemin katın üzerindeki kat
My bedroom is upstairs
Yatak odam üst katta
çöp poşeti
atıkları atmak için kullanılan plastik torba
I need a garbage bag
Bir çöp poşetine ihtiyacım var
olmadan
Sahnedebir şeye sahip olmadan
I cannot see without my glasses
Gözlüklerim olmadan göremem
olmadan
bir şeyin veya birinin dahil edilmediği durum
You cannot go without a ticket
Bilet olmadan gidemezsin
dışında
bir şeyin dış tarafında
He stood without the door
Kapının dışında duruyordu
web sitesi
Sahnedeinternette bilgi içeren sayfa veya sayfalar topluluğu
Visit our website for more information
Daha fazla bilgi için web sitemizi ziyaret edin
web sitesi
internette belirli bir konu veya kişi hakkında bilgi içeren sayfalar bütünü
I visited the company website
Şirketin web sitesini ziyaret ettim
web sitesi
internette bilgi veya hizmet sunan yer
I found this information on a website
Bu bilgiyi bir web sitesinde buldum
açıklamak
Sahnedebir şeyi anlaşılır hale getirmek
Can you explain this
Bunu açıklayabilir misin
açıklamak
bir şeyi anlaşılır kılmak için bilgi vermek
Please explain the rules to me
Lütfen kuralları bana açıkla
bağlanmak
Sahnedebir amaca veya sözüne sadık kalmak
I cannot commit to this project
Bu projeye bağlanamam
adamak
kendisini tamamen bir şeye vermek
He committed his life to science
Hayatını bilime adadı
işlemek
bir suç gerçekleştirmek
He committed a serious crime
Ciddi bir suç işledi
yatırmak
birini resmi bir kararla bir kuruma veya hastaneye kapatmak
They committed him to a mental hospital
Onu bir akıl hastanesine yatırdılar
çanta
Sahnedeeşyaları taşımak için kullanılan esnek kap
I have a blue bag
Mavi bir çantam var
kapmak
Sahnedebir şeyi elde etmeyi başarmak
She bagged a promotion
Bir terfi kaptı
yakalamak
bir şeyi yakalamak veya ele geçirmek
He bagged a deer
Bir geyik yakaladı
izlemek
Sahnedebir şeye dikkatle bakmak
I like to watch movies
Film izlemeyi severim
gözetmek
bir şeyi korumak veya kontrol etmek
Please watch my bag
Lütfen çantamı kolla
kol saati
bileğe takılan küçük saat
My watch is broken
Saatim bozuk
dikkat etmek
bir şeyi yaparken özenli ve dikkatli olmak
Watch your step on the stairs
Merdivenlerde adımına dikkat et
başka bir
Sahnedebir tane daha veya farklı bir tane
I want another cup of coffee
Bir fincan daha kahve istiyorum
detay
Sahnedeküçük bir bilgi parçası
Tell me every detail
Bana her detayı anlat
detaylandırmak
bir şey hakkında ayrıntılı bilgi vermek
Please detail the plan for me
Lütfen planı benim için detaylandır
görevli ekip
belirli bir görev için atanan küçük bir grup
A security detail guarded the building
Binayı bir güvenlik ekibi koruyordu
detaylı temizlemek
bir aracı çok dikkatli ve tamamen temizlemek
I will detail my car today
Bugün arabamı detaylı temizleyeceğim
veteriner
Sahnedehayvanları tedavi eden doktor
He is a great veterinarian
O harika bir veteriner
gizemli
Sahnedeanlaşılması veya açıklanması zor
The forest is mysterious
Orman gizemli
gizemli
anlaşılması veya açıklanması zor olan
The mysterious box was locked
Gizemli kutu kilitliydi
planlamak
Sahnedebir şeyi yapmaya niyet etmek
I plan to travel
Seyahat etmeyi planlıyorum
planlamak
bir şey için hazırlık yapmak
We plan a trip
Bir gezi planlıyoruz
plan
bir şeyi yapmak için yöntem
I have a great plan
Harika bir planım var
plan
gelecekteki bir olay için yapılan hazırlıklar
We have a plan for the weekend
Hafta sonu için bir planımız var
geçen
Sahnedeşu andan hemen önce olan
I saw her last week
Onu geçen hafta gördüm
sürmek
belirli bir süre boyunca devam etmek
The movie lasts two hours
Film iki saat sürüyor
son
diğer her şeyden sonra gelen
This is the last train
Bu son tren
soyadı
kişinin aile ismi
Her last name is Smith
Onun soyadı Smith
para
Sahnedebir şeyler satın almak için kullanılan madeni veya kağıt ödeme araçları
I have some money
Biraz param var
gardırop
Sahnedekıyafetlerin asıldığı yüksek bir mobilya
Put your clothes in the wardrobe
Kıyafetlerini gardıroba koy
gardırop
bir kişinin sahip olduğu tüm kıyafetler
She updated her winter wardrobe
Kışlık gardırobunu yeniledi
adamlar
Sahnedeyetişkin erkek insanlar
Two men are here
İki adam burada
erkekler
yetişkin insan erkekler
Many men work here
Burada birçok erkek çalışıyor
erkekler
yetişkin erkek bireyler
These men are strong
Bu erkekler güçlüdür
erkekler
yetişkin erkek insanlar
The men are standing outside
Erkekler dışarıda duruyor
satış
Sahnedebir şeyin para karşılığında devredilmesi işlemi
The sale of the house was quick
Evin satışı hızlı oldu
indirim
malların daha düşük fiyatlarla satıldığı durum
This shirt is on sale
Bu gömlek indirimde
indirim dönemi
mağazaların ürünleri ucuza sattığı zaman
The winter sale starts tomorrow
Kış indirimi yarın başlıyor
indirim
ürünlerin daha düşük fiyatlarla satıldığı dönem
There is a big sale at the store today
Bugün mağazada büyük bir indirim var
inanmak
bir şeyin var olduğuna veya doğru olduğuna inanmak
I believe in magic
Sihre inanıyorum
güvenmek
birinin yeteneğine veya başarısına inanmak
I believe in you
Sana inanıyorum
mutfak
Sahnedeyemek pişirmek için kullanılan oda
The kitchen is clean
Mutfak temiz
en iyi
Sahnedeen yüksek kalitede veya en uygun
This is the best book
Bu en iyi kitap
yenmek
bir yarışmada birini mağlup etmek
He bested his opponent
Rakibini yendi
iyi olur
birine güçlü bir tavsiye veya uyarı vermek için kullanılır
You had best leave now
Şimdi gitsen iyi olur
en iyi dilekler
birine sunulan iyi niyet ve güzel temenniler
Please give her my best
Lütfen ona en iyi dileklerimi ilet
haline gelmek
Sahnedebaşka bir şeye dönüşmek veya bir duruma geçmek
The weather is becoming cold
Hava soğumaya başlıyor
destekleyici
Sahnedeyardım veya teşvik veren
My family is very supportive
Ailem çok destekleyicidir
seviye
Sahnedekalite veya miktar ölçeğindeki konum
The water level is high
Su seviyesi yüksek
yerle bir etmek
bir yapıyı tamamen yıkmak
The storm leveled the building
Fırtına binayı yerle bir etti
düz
yüksek veya alçak kısmı olmayan bir yüzeye sahip
The ground is level here
Buradaki zemin düz
kat
bir binanın bir seviyesi veya dairesi
We live on the third level
Üçüncü katta yaşıyoruz
anlamına gelmek
Sahnedebelirli bir anlama sahip olmak
What does this word mean
Bu kelime ne anlama geliyor
araç
bir şeyi yapma yolu
This is a means of communication
Bu bir iletişim aracıdır
kaba
nazik olmayan veya zalim
He is very mean to me
Bana karşı çok kaba
müthiş
çok iyi veya etkileyici olan
He plays a mean guitar
O müthiş gitar çalıyor
çorap
Sahnedeayağa giyilen giysi
I have a blue sock
Mavi bir çorabım var
çorap
ayağa giyilen giysi
I lost my sock
Çorabımı kaybettim
çorap
ayağa geçirilen parça
Put on your socks
Çoraplarını giy
aramak
bir şeyi bulmaya çalışmak
I am looking for my keys
Anahtarlarımı arıyorum
aramak
bir şeyi bulmaya çalışmak
I am looking for my keys
Anahtarlarımı arıyorum
yürümek
Sahnedeayaklar üzerinde hareket etmek
I walk to school
Okula yürüyerek giderim
adım adım anlatmak
birine bir şeyi nasıl yapacağını adım adım göstermek
Walk me through the process
Süreci bana adım adım anlat
yürüyüş yolu
insanların üzerinde yürümesi için yapılmış yol
The park has a nice walk for visitors
Parkta ziyaretçiler için güzel bir yürüyüş yolu var
çekilmek
bir durumdan veya anlaşmadan vazgeçmek
If you do not like the deal you can walk
Eğer anlaşmayı beğenmediysen çekilebilirsin
tür
Sahnedebenzer özelliklere sahip grup
What kind of music do you like
Ne tür müzik seversiniz
nazik
dost canlısı ve cömert
She is a kind person
O nazik bir insandır
biraz
küçük bir ölçüde
I am kind of tired
Biraz yorgunum
yedi
Sahnedealtıdan sonra gelen sayı
I have seven apples
Yedi elmam var
bilgisayar
Sahnedeveri işlemek için kullanılan elektronik cihaz
I use a computer for work
İş için bilgisayar kullanıyorum
bilgisayar
veri işleyen elektronik makine
I use my computer every day
Bilgisayarımı her gün kullanıyorum
bilişim cihazı
programları çalıştıran veri işleme makinesi
This computer runs many programs
Bu bilişim cihazı birçok programı çalıştırıyor
nadir
Sahnedesık rastlanmayan veya görülmeyen
This is a rare coin
Bu nadir bir paradır
az pişmiş
çok kısa süre pişmiş
I like my steak rare
Bifteğimi az pişmiş severim