

How I Met Your Mother — 8. Sezon Bölüm 3
Kelimeler ve anlamları
527 kelime
Seviye
bak
Sahnededikkat çekmek veya bir ifadeye giriş yapmak için kullanılır
Now, listen carefully
Bak, dikkatlice dinle
hadi
Sahnedearkadaşça veda etmek için kullanılır
Now, I must go
Hadi, gitmeliyim
şimdi
Sahnedeiçinde bulunduğumuz zaman
I am busy now
Şimdi meşgulüm
tam zamanı
bir şey için en uygun an
Now is the perfect time to start
Başlamak için tam zamanı
nedeniyle
Sahnedebir şeyin sonucu olarak
I did it out of curiosity
Bunu meraktan yaptım
kalmadı
bir şeyin elinde tükenmiş olması
We are out of sugar
Şekerimiz kalmadı
dışarı
bir yerin içinden dışına doğru hareket etmek
She ran out of the room
Odadan dışarı koştu
dışında tutmak
birini veya bir şeyi dahil etmemek
They kept me out of the meeting
Beni toplantının dışında tuttular
-den
bir yerden veya kaynaktan gelmek
I got the water out of the tap
Suyu musluktan aldım
arasından
bir grubun içinden seçilmek
Choose one out of these three
Bu üçünün arasından bir tane seç
içinden
bir şeyin iç kısmından gelmek
He came out of the room
Odanın içinden geldi
yoksun
bir şeye sahip olmamak
We are out of bread
Ekmeksiz kaldık
uzaklaşarak
bir yerden ayrılmak
Please get out of my house
Lütfen evimden çık
dışında
artık bir grubun parçası olmamak
He is out of the team
O artık takımın dışında
tükenmiş
bir şeyin bitmiş olması
We are out of gas
Benzinimiz bitti
dışarıda
bir yerin içinde olmamak
She is out of the office
Ofisin dışında
dışarı
bir yerin içerisi olmaması
Stay out of the rain
Yağmurun dışında kal
çıkararak
bir şeyi bir yerden almak
Take the keys out of your pocket
Anahtarları cebinden çıkar
alınarak
birini veya bir şeyi bir yerden uzaklaştırmak
They took the boy out of school
Çocuğu okuldan aldılar
kalmamış
bir şeyin tamamen bitmiş olması
We are out of sugar for the tea
Çay için şekerimiz kalmadı
tanıştırmak
Sahnedebirini başka biriyle tanıştırmak
I want to introduce you to my friend
Seni arkadaşımla tanıştırmak istiyorum
tanıştırmak
birini başkasına ilk kez tanıtmak
I want to introduce my friend to you
Arkadaşımı seninle tanıştırmak istiyorum
tanıtmak
bir şeyi ilk defa bir yere getirmek
The company introduced a new product
Şirket yeni bir ürün tanıttı
tanıtmak
yeni bir şeyi ortaya koymak
The company introduced a new phone
Şirket yeni bir telefon tanıttı
dolar
Sahnededolar için kullanılan gayriresmi kelime
It only costs five bucks
Sadece beş dolar tutuyor
erkek geyik
yetişkin erkek geyik
The buck has large antlers
Erkek geyiğin büyük boynuzları var
sorumluluk
bir kararı verme veya görüş bildirme yetkisi
He tried to pass the buck to his colleague
Sorumluluğu meslektaşına atmaya çalıştı
çabalamak
bir şeyi elde etmek için çok uğraşmak
He is bucking for a promotion this year
Bu yıl terfi almak için çabalıyor
tüm gün
Sahnedegünün tamamı boyunca
I worked all day
Tüm gün çalıştım
bütün gün
günün tamamı boyunca süren
I worked all day today
Bugün bütün gün çalıştım
tüm gün
sabahın erken saatlerinden akşama kadar süren
I have been studying all-day
Tüm gün ders çalışıyorum
aslında
Sahnedebir durumu düzeltmek veya ekleme yapmak için kullanılır
I thought he was American, but actually he is British
Onun Amerikalı olduğunu sanıyordum ama aslında İngiliz
gerçekten
bir şeyin doğru veya gerçek olduğunu vurgulamak için kullanılır
Did he actually say that
Bunu gerçekten söyledi mi
öncelikle
Sahnedeher şeyden önce; ilk olarak
First of all, we need a plan
Öncelikle, bir plana ihtiyacımız var
ilk olarak
başlangıçta
First of all we should discuss the plan
İlk olarak planı tartışmalıyız
her şeyden önce
diğer her şeyden önce gelen
First of all I want to thank you
Her şeyden önce size teşekkür etmek istiyorum
güvenilir
Sahnedegüvenilebilen
He is a very reliable employee
O çok güvenilir bir çalışandır
hızlı
Sahnedekısa sürede gerçekleşen veya yapılan
She gave a quick answer
Hızlı bir cevap verdi
tırnak eti
tırnakların altındaki hassas deri dokusu
He cut his nail too short and reached the quick
Tırnağını çok kısa kesti ve tırnak etine ulaştı
kavrayışlı
bir şeyleri hızlı düşünebilen veya anlayabilen
She has a quick mind
O hızlı kavrayan bir zihne sahip
hiç
Sahnedeherhangi bir zamanda
Have you ever been to Rome
Hiç Roma'ya gittin mi
çok
Sahnedebir ifadeyi güçlendirmek için kullanılan kelime
It was ever so cold
Hava çok soğuktu
daima
her zaman
He is ever loyal to his duty
O görevine her zaman sadıktır
hiçbir zaman
hiçbir vakitte
I will not ever go back
Hiçbir zaman geri dönmeyeceğim
hiç
geçmişte bir noktadan bugüne kadar olan zaman
Have you ever been to Paris
Hiç Parise gittin mi
hiç
geçmişteki bir noktadan günümüze kadar olan sürede
Have you ever been to Paris
Hiç Parise gittin mi
şüphe duymak
Sahnedebir şeyden emin olmamak
I doubt he will come
Geleceğinden şüphe duyuyorum
müzik grubu
müzik yapan topluluk
The band is very good
Müzik grubu çok iyi
şüphelenmek
bir şeyin doğruluğuna inanmamak
I doubt that
Bundan şüpheleniyorum
şüphe
bir şeyin doğru olup olmadığından emin olamama hissi
I have some doubt about his story
Onun hikayesi hakkında biraz şüphem var
başka bir
Sahnedebir tane daha veya farklı bir tane
I want another cup of coffee
Bir fincan daha kahve istiyorum
mod
Sahnedebir cihazın veya sistemin çalışma şekli
The phone is in silent mode
Telefon sessiz modda
yöntem
bir şeyi yapmanın belirli bir yolu
This is a good mode of working
Bu iyi bir çalışma yöntemidir
tebrikler
Sahnedebir başarıyı kutlamak için söylenen sözler
Congratulations on your new job
Yeni işin için tebrikler
değerli sonuç
Sahnedeçaba sonucunda elde edilen değerli şey veya başarı
They finally hit pay dirt with their research
Araştırmalarıyla sonunda değerli bir sonuca ulaştılar
başarılı keşif
değerli veya kazançlı bir bulgu
The researchers hit pay dirt with their new study
Araştırmacılar yeni çalışmalarıyla başarılı bir keşif yaptılar
istekli
Sahnedebir şeyi yapmaya hazır olan
I am willing to help
Yardım etmeye istekliyim
istekli
bir şeyi yapmaya hazır veya hevesli olma durumu
She is willing to help
O bize yardım etmeye istekli
istekli
bir şeyi yapmaya hazır veya razı olan
She is willing to help us
O bize yardım etmeye istekli
istekli
bir şeyi yapmaya hazır veya hevesli olma
He is willing to help
O yardım etmeye istekli
istekli
bir şeyi yapmaya hazır olan
She is willing to help us
O bize yardım etmeye istekli
çift
Sahnedeiki parçadan oluşan
We have a double bed
Çift kişilik bir yatağımız var
iki katına çıkarmak
Sahnedemiktarını iki katına getirmek
I want to double my income
Gelirimi iki katına çıkarmak istiyorum
dublör
birinin yerine geçen kişi
He used a double for the stunt
Sahne için bir dublör kullandı
iki üslük vuruş
beyzbolda vurucunun ikinci kaleye ulaşmasını sağlayan vuruş
The player hit a double
Oyuncu iki üslük vuruş yaptı
efsane
Sahnedebüyük başarılarıyla tanınan çok ünlü kişi
He is a football legend
O bir futbol efsanesi
efsane
geçmişten gelen çok eski bir hikaye
The legend of King Arthur is famous
Kral Arthur efsanesi ünlüdür
efsane
doğru olmayabilecek çok eski bir hikaye
It is only a local legend
Bu sadece yerel bir efsane
tampon
Sahnedeadet kanamasını emmek için kullanılan yumuşak tıkaç
She bought a box of tampons
Bir kutu tampon satın aldı
hikaye
Sahnedeolayların anlatımı
I read a long story
Uzun bir hikaye okudum
kat
bir binanın seviyesi veya katı
The house has two stories
Evin iki katı var
durum
belirli bir durum veya olaylar dizisi
That is a different story
Bu farklı bir durum
onay
Sahnederesmi kabul veya izin
He needs his boss's approval
Patronunun onayına ihtiyacı var
onay
birinin veya bir şeyin iyi ya da kabul edilebilir olduğuna dair düşünce
She nodded to show her approval
Onayını göstermek için başını salladı
suçlayıcı
Sahnedebirinin suçlu olduğunu gösteren
The police found incriminating evidence
Polis suçlayıcı kanıtlar buldu
başa çıkmak
Sahnedebir durumla veya sorunla ilgilenmek
I can handle this problem
Bu sorunla başa çıkabilirim
takma ad
kimlik belirlemek için kullanılan isim veya lakap
What is your Twitter handle
Twitter kullanıcı adın nedir
uzatmak
bir şeyi elden ele teslim etmek
Handle the book to your friend
Kitabı arkadaşına uzat
kulp
bir nesneyi tutmaya veya taşımaya yarayan kısım
Please hold the handle of the door
Lütfen kapının kulpunu tut
trafik cezası
Sahnedetrafik kurallarını ihlal ettiğiniz için verilen ceza makbuzu
He got a parking ticket
Park cezası yedi
bilet
bir yere girmek veya seyahat etmek için kullanılan belge
I bought a movie ticket
Bir sinema bileti aldım
giriş bileti
bir yere girmeye izin veren belge
I bought a ticket for the concert
Konser için bilet aldım
seyahat bileti
ulaşım aracına binmeyi sağlayan belge
I need to buy my train ticket
Tren biletimi almam gerekiyor
geri dönmek
Sahnedebir yere geri gitmek
I will return to my home
Evime geri döneceğim
geri dönmek
bir yere veya duruma tekrar gitmek
She will return to work tomorrow
Yarın işe geri dönecek
geri dönmek
bir konuya veya yere tekrar gitmek
I will return to this topic later
Bu konuya daha sonra geri döneceğim
seks yapmak
Sahnedebiriyle cinsel ilişkiye girmek
They banged
Onlar seks yaptı
perçem
alnın önüne düz kesilmiş saç
She has bangs
Saçında perçem var
ev
birinin yaşadığı yer
This is my bang
Burası benim evim
gümbürtü
aniden çıkan yüksek ses
I heard a loud bang
Yüksek bir gümbürtü duydum
çarpmak
bir şeye sertçe vurmak
He banged his head on the door
Kafasını kapıya çarptı
patlama
aniden çıkan yüksek ses
I heard a loud bang outside
Dışarıda yüksek bir patlama duydum
yardım etmek
Sahnedebirine destek olmak veya yardım sağlamak
Can you help me?
Bana yardım edebilir misin?
yardımcı
başkalarına yardım eden kişi
She is a great help
O harika bir yardımcıdır
kendini tutmak
bir şeyi yapmaktan kendini alıkoymak
I couldn't help laughing
Gülmekten kendimi alamadım
azaltmak
bir şeyi daha az miktarda kullanmak
This habit helps to use less water
Bu alışkanlık daha az su kullanmaya yardımcı olur
ada
Sahnedeetrafı sularla çevrili kara parçası
This is a small island
Bu küçük bir ada
ada
dört bir yanı sularla çevrili kara parçası
They live on a small island
Küçük bir adada yaşıyorlar
ada
etrafı sularla çevrili olan toprak kütlesi
Hawaii is a famous island
Hawaii ünlü bir adadır
yemek yemek
SahnedeBesinleri ağza alıp yutmak
We eat dinner at six
Saat altıda akşam yemeği yeriz
yemek
Yiyecekleri ağza alıp yutmak
I eat an apple
Bir elma yerim
tüketmek
Yiyerek bitirmek
He eats all the cookies
Bütün kurabiyeleri yer
evet
Sahnedeevet demenin gayriresmi bir yolu
Yup, I can do it
Evet, yapabilirim
çilingir
Sahnedekilit yapan ve tamir eden kişi
I called a locksmith to open the door
Kapıyı açmak için bir çilingir çağırdım
çilingir
kilit ve anahtar yapan veya tamir eden kişi
I called a locksmith to open my door
Kapımı açması için bir çilingir çağırdım
çilingir
anahtar ve kilit yapan veya tamir eden kişi
I called a locksmith when I lost my keys
Anahtarlarımı kaybettiğimde bir çilingir çağırdım
ev
Sahnedeinsanların yaşadığı bina
I live in a big house
Büyük bir evde yaşıyorum
düşünmek
Sahnedebir fikre veya görüşe sahip olmak
I think it is a good idea
Bunun iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum
düşünmek
Sahnedefikirler oluşturmak için zihnini kullanmak
I need to think
Düşünmem gerekiyor
anlamak
bir şeyi kavramak veya anlamak
I think I understand
Sanırım anlıyorum
düşünmek
bir konu üzerinde zihinsel işlem yapmak
I think he is coming
Onun geldiğini düşünüyorum
iyi
Sahnedenazik veya dost canlısı
She is a nice person
O iyi bir insan
güzel
göze hitap eden
That is a nice dress
O güzel bir elbise
hoş
keyifli veya zevkli
We had a nice day
Hoş bir gün geçirdik
herkes
Sahnedebütün insanlar
Everyone is here
Herkes burada
herkes
her bir kişi
Everyone likes music
Herkes müziği sever
herkes
tüm kişiler
Everyone is happy
Herkes mutlu
davet etmek
Sahnedebirini gelmeye veya katılmaya çağırmak
I will invite him to join us
Onu bize katılmaya davet edeceğim
davet etmek
birini bir yere veya etkinliğe çağırmak
I will invite my friends to the party
Arkadaşlarımı partiye davet edeceğim
davet
bir yere gitmek veya bir şey yapmak için yapılan sözlü veya yazılı istek
I received an invite to the wedding
Düğüne bir davet aldım
koca
Sahnedeevli olunan erkek
My husband is a doctor
Kocam bir doktordur
çocuk
Sahnedegenç bir kişi
The kid is playing
Çocuk oyun oynuyor
şaka yapmak
Sahnedeciddi olmayan bir şey söylemek
I am just kidding
Sadece şaka yapıyorum
kart
Sahnedegenellikle üzerinde bilgi bulunan küçük ve kalın kâğıt
I sent a birthday card
Bir doğum günü kartı gönderdim
ödeme kartı
mal veya hizmet satın almak için kullanılan küçük plastik kart
I paid with my card
Kartımla ödeme yaptım
oyun kartı
oyunlar için kullanılan kartlar
We played cards
Kart oynadık
hafıza kartı
dijital verileri saklamak için kullanılan küçük elektronik cihaz
I inserted the memory card into the camera
Hafıza kartını kameraya taktım
tekrar
Sahnedebir kez daha
Please try again
Lütfen tekrar dene
sevinç çığlığı atmak
Sahnedeheyecandan yüksek sesle bağırmak
He let out a whoop of joy
Sevinçten bir çığlık attı
resim
Sahnedegörsel bir temsil
I drew a picture
Bir resim çizdim
hayal etmek
zihinde canlandırmak
I can't picture it
Bunu hayal edemiyorum
genel durum
bir durumun tamamı veya ana fikri
You need to understand the whole picture
Genel durumu anlaman gerekiyor
film
sinemada gösterilen hareketli görüntü
We saw a funny picture at the cinema
Sinemada komik bir film izledik
aşırı derecede
Sahnedeçok büyük bir ölçüde
They were deliriously happy about the wedding
Düğün hakkında aşırı derecede mutlulardı
emzik
Sahnedebebeği sakinleştirmek için kullanılan nesne
The baby wants his pacifier
Bebek emziğini istiyor
emzik
bebeklerin emmesi için verilen kauçuk veya plastik alet
The baby stopped crying when I gave him his pacifier
Bebeğe emziğini verdiğimde ağlamayı bıraktı
ölmek
Sahnedeyaşamın kalıcı olarak sona ermesi
Everyone will die one day
Herkes bir gün ölecek
zar
oyunlarda kullanılan üzerinde sayılar olan küçük küp
Roll the die
Zarı at
çok istemek
bir şeyi aşırı derecede arzulamak
I am dying for a coffee
Bir kahve için can atıyorum
ölmek üzere
ölüme çok yakın olmak
The plant is going to die soon
Bitki yakında ölmek üzere
çok istemek
bir şeyi yapmayı çok arzulamak
I am dying to see the show
Gösteriyi görmeyi çok istiyorum
tecrübesiz kişi
belirli bir aktiviteyi daha önce hiç yapmamış kimse
He is still a die here
O burada hala tecrübesiz biri
ölmek
yaşamın sona ermesi
The old tree died yesterday
Yaşlı ağaç dün öldü
bozulmak
çalışmayı veya işlemeyi bırakmak
My laptop died suddenly
Dizüstü bilgisayarım aniden bozuldu
ölmek
canlılığın sona ermesi
All living things will eventually die
Tüm canlılar sonunda ölecek
düşünmek
Sahnedebir konu hakkında görüş sahibi olmak veya bir eylemi değerlendirmek
What do you think of this movie
Bu film hakkında ne düşünüyorsun
aklına gelmek
bir fikir üretmek ya da bir şeyi hatırlamak
I can think of a better name
Daha iyi bir isim aklıma geliyor
akla getirmek
bir konudan bahsetmeye başlamak
Can you think of any good movies
Aklına iyi bir film geliyor mu
düşünmek
birini veya bir şeyi zihninde tutmak
I am thinking of my friends
Arkadaşlarımı düşünüyorum
düşünmek
bir konu hakkında fikir veya görüş sahibi olmak
What do you think of this book
Bu kitap hakkında ne düşünüyorsun
şaşırtmak
Sahnedebirini şaşırtmak veya cevap veremez hale getirmek
The hard question stumped me
Zor soru beni şaşırttı
ağaç kütüğü
ağacın gövdesi kesildikten sonra yerde kalan kısmı
I sat on the tree stump
Ağaç kütüğünün üzerine oturdum
kampanya yürütmek
seçimlerde oy toplamak için konuşmalar yaparak dolaşmak
The candidate is stumping for votes
Aday oy toplamak için kampanya yürütüyor
zaman
Sahnedeolayların gerçekleştiği ölçülebilir süre
I need more time
Daha fazla zamana ihtiyacım var
an
Sahnedebir şeyin gerçekleştiği nokta
At that time I was tired
O an yorgundum
vakit
belirli bir deneyim veya yaşam tarzı
We had a great time
Harika vakit geçirdik
kalan süre
başka her şey gittikten sonra geriye kalan vakit
We have very little time left
Çok az zamanımız kaldı
önce
Sahnedeşimdiden önce veya geçmişte
I saw him two days ago
Onu iki gün önce gördüm
önce
şimdiye göre geçmişte kalmış zaman
I arrived an hour ago
Bir saat önce geldim
iki
Sahnede2 sayısı
I have two cats
İki kedim var
iki
1 ve 1 sayılarının toplamı olan rakam
I have two apples
İki elmam var
iki
1 sayısından sonra gelen sayı
The answer is two
Cevap iki
iki
2 sayısı
I have two dogs
İki köpeğim var
yıl
Sahnede12 ay veya 365 gün süren takvim dönemi
This year is 2024
Bu yıl 2024
yıl
Sahnede12 aylık zaman birimi
Happy New Year
Mutlu yıllar
yıl
365 günlük zaman dilimi
It lasted five years
Beş yıl sürdü
burrito
Sahnedetortilla ekmeğine sarılmış bir Meksika yemeği
I want to eat a burrito
Bir burrito yemek istiyorum
ertesi gün
Sahnedemevcut günden sonra gelen gün
I will see you the next day
Seni ertesi gün göreceğim
ilk
Sahnedezaman veya sıra bakımından herkesten önce gelen
She was the first person to arrive
O gelen ilk kişiydi
birinci sınıf
mümkün olan en yüksek standartta
This hotel provides first class service
Bu otel birinci sınıf hizmet sunuyor
başlangıçta
en başta veya başlangıç aşamasında
At first I did not understand
Başlangıçta anlamadım
havai fişek
Sahnedeeğlence için renkli ışıklar ve ses çıkaran patlayıcı
They set off fireworks
Havai fişek ateşlediler
biliyorsun
Sahnededinleyicinin anlayıp anlamadığını kontrol etmek veya duraksamak için kullanılır
It is a bit expensive, you know
Biraz pahalı, biliyorsun
hani
konuşurken dikkat çekmek veya düşünürken kullanılan bir ifade
You know, I am not sure about this
Hani, bu konuda emin değilim
bilmek
bir şey hakkında bilgi sahibi olmak
Do you know the answer
Cevabı biliyor musun
kutsal
SahnedeTanrı veya din ile ilgili olan
This is a holy place
Burası kutsal bir yer
aman
öfke veya şaşkınlık belirtmek için kullanılır
Holy cow, look at that
Vay canına, şuna bak
inanmak
Sahnedebir şeyin doğru olduğunu düşünmek
I believe you
Sana inanıyorum
cevap
Sahnedeyazılı veya sözlü bir yanıt
I am waiting for your reply
Cevabınızı bekliyorum
cevap
bir soruya verilen karşılık
I am waiting for your reply
Cevabını bekliyorum
web sitesi
Sahnedeinternet üzerinde web sayfalarının bulunduğu yer
Please visit our web site
Lütfen web sitemizi ziyaret edin
web sitesi
internet üzerindeki birbiriyle ilişkili web sayfaları bütünü
I found this information on a web site
Bu bilgiyi bir web sitesinde buldum
geri gitmek
Sahnedearkaya doğru hareket etmek
You need to back up the car
Arabayı geri gitmen gerekiyor
desteklemek
birine veya bir şeye destek olmak
I will back you up
Seni destekleyeceğim
tıkanmak
birikip hareket edemez hale gelmek
Traffic started to back up behind the truck
Kamyonun arkasında trafik tıkanmaya başladı
yedek
ihtiyaç duyulduğunda kullanılmak üzere saklanan kopya
I need a back up of this file
Bu dosyanın bir yedeğine ihtiyacım var
ayağa kalkmak
düştükten sonra tekrar ayağa kalkmak
He fell but backed up quickly
O düştü ama hemen ayağa kalktı
geri geri çıkmak
yukarı doğru geri gitmek
The truck backed up the hill
Kamyon yokuşu geri geri çıktı
yedeklemek
bilgisayar dosyalarının kaybolmaması için ek bir kopyasını oluşturmak
You should back up your files
Dosyalarını yedeklemelisin
başa dönmek
bir konuyu yeniden ele almak
Let us back up and talk about it
Başa dönelim ve bunu konuşalım
trafik sıkışıklığına yol açmak
araçların ilerlemesini engelleyerek kuyruk oluşturmak
The accident backed up traffic for miles
Kaza trafiğin kilometrelerce sıkışmasına yol açtı
yeniden çalıştırmak
bir sorundan sonra bir şeyi tekrar işler hale getirmek
Please back up the system after the error
Lütfen hatadan sonra sistemi yeniden çalıştırın
eski haline getirmek
bir şeyi önceki orijinal konumuna geri döndürmek
You should back up the files to their folder
Dosyaları eski klasörlerine geri getirmelisin
geri gitmek
geriye doğru hareket etmek veya önceki bir noktaya dönmek
You need to back up the car slowly
Arabayı yavaşça geri götürmen gerekiyor
tek
Sahnedesadece bir tane olan
I need a single sheet of paper
Tek bir kağıda ihtiyacım var
tek banknot
bir dolarlık kağıt para
He paid with a single
Tek bir banknotla ödeme yaptı
tek vuruş
beyzbolda vurucunun birinci kaleye ulaşmasını sağlayan vuruş
The player hit a single
Oyuncu tek vuruş yaptı
bekar
evli olmayan
He is currently single
O şu anda bekar
tekli
bir albümü tanıtmak için yayınlanan kısa müzik kaydı
They released a new single yesterday
Dün yeni bir tekli yayınladılar
tek
yalnızca bir tane olan
I have a single dollar left
Geriye sadece tek bir dolarım kaldı
yola çıkmak
Sahnedebir yere gitmek için ayrılmak
I am off to work
İşe gidiyorum
yola çıkmak
bir yere gitmek üzere ayrılmak
We are off to Paris tomorrow
Yarın Paris'e yola çıkıyoruz
geri
Sahnedeönceki yere veya konuma dönmek
Please come back
Lütfen geri gel
sırt
insan vücudunun arka kısmı
My back hurts
Sırtım ağrıyor
desteklemek
birini veya bir şeyi desteklemek
I will back you up
Seni destekleyeceğim
geri dönmek
birinin mesajına yanıt vermek
I will write back soon
Yakında geri döneceğim
oldukça
Sahnedeorta derecede
This task is pretty hard
Bu görev oldukça zor
güzel
bakıldığında hoş görünen
She is a pretty girl
O güzel bir kız
güzel
göze hoş gelen
She is wearing a pretty dress
Çok güzel bir elbise giyiyor
tanışık
Sahnedebirini veya bir şeyi tanıyan veya bilen
Are you acquainted with the new manager?
Yeni müdürle tanışık mısınız?
aşina etmek
birini bir durum veya konu hakkında bilgili kılmak
He acquainted them with the project details
Onları proje detayları hakkında bilgilendirdi
aşina
bir kimse veya durum hakkında bilgi sahibi olmak
I am acquainted with this city
Bu şehre aşinayım
getirmek
Sahnedebir şeyi bir yere taşımak
Please bring me some water
Lütfen bana biraz su getir
beraberinde getirmek
bir durumun yaşanmasına neden olmak
Spring brings warm weather
Bahar sıcak havaları beraberinde getirir
peşinden gelmek
birinin arkasından yakın bir şekilde yürümek
The dog likes to bring behind me
Köpek peşimden gelmeyi sever
suçlamak
birinin yasa dışı bir şey yaptığını resmen ifade etmek
The police decided to bring charges against him
Polis ona karşı suçlamada bulunmaya karar verdi
tüfek
Sahnedenamlusu olan uzun bir silah
He carries a rifle
O bir tüfek taşıyor
ilgilenmek
Sahnedebirinin veya bir şeyin sorumluluğunu almak
She takes care of the children
O çocuklarla ilgileniyor
halletmek
bir sorunu veya durumu çözmek
I will take care of the dishes
Bulaşıkları ben halledeceğim
ilgilenmek
bir şeyin sorumluluğunu üstlenmek veya bakmak
Please take care of the dog
Lütfen köpekle ilgilen
dükkan
Sahnedebir şeyler satın alınan yer
This is a small shop
Bu küçük bir dükkan
alışveriş yapmak
mağazalara gidip eşyalar almak
I like to shop for clothes
Kıyafet alışverişi yapmayı severim
tam olarak
Sahnedekesin veya eksiksiz bir şekilde
It is exactly ten o'clock
Saat tam olarak on
merhem
Sahnedecilt üzerinde kullanılan yumuşak madde
Apply the ointment to the cut
Merhemi kesiğe sürün
yavaşça
Sahnededüşük bir hızda; hızlı değil
Please speak slowly
Lütfen yavaş konuşun
yavaşça
düşük bir hızla
He speaks slowly
O yavaşça konuşuyor
yavaş
hızlı olmayacak şekilde
The car moved slowly
Araba yavaş hareket etti
bulmak
Sahnedebirinin veya bir şeyin nerede olduğunu öğrenmek
I found my keys
Anahtarlarımı buldum
bulmak
birinin veya bir şeyin nerede olduğunu öğrenmek
They found the lost dog
Kayıp köpeği buldular
kurmak
bir şeyi başlatmak veya oluşturmak
He founded a new company
Yeni bir şirket kurdu
karar vermek
yasal bir süreçte bir sonuca veya hükme ulaşmak
The court found that the agreement was invalid
Mahkeme sözleşmenin geçersiz olduğuna karar verdi
çekici
Sahnedegörünüşü hoş veya arzulanan
She is very attractive
O çok çekici
öldürmek
Sahnedebir canlının yaşamına son vermek
The hunter killed the deer
Avcı geyiği öldürdü
kırıp geçirmek
bir gösteride çok komik veya popüler olmak
The comedian killed the audience
Komedyen seyirciyi kırıp geçirdi
durdurmak
bir süreci veya çalışmayı sona erdirmek
The company killed the project
Şirket projeyi durdurdu
çok istemek
bir şeyi aşırı derecede arzulamak
I am killing for a slice of pizza
Bir dilim pizzayı çok istiyorum
sonlandırmak
bir şeyi durdurmak veya bitirmek
We had to kill the project
Projeyi sonlandırmak zorunda kaldık
öldürmek
bir canlının yaşamına son vermek
The frost will kill the plants
Don olayı bitkileri öldürecek
katletmek
bir insanı kasten öldürmek
The soldiers killed the king
Askerler kralı katletti
katil
birini öldüren kişi
The police caught the killer
Polis katili yakaladı
kahretmek
birine büyük duygusal acı vermek
His words killed me
Sözleri beni kahretti
seçmek
Sahnedebir şeyi tercih etmek veya seçmek
Pick a color
Bir renk seç
almak
Sahnedebir nesneyi elinize almak veya kaldırmak
Pick up your book
Kitabını al
pena
telli çalgıları çalmak için kullanılan küçük alet
He lost his guitar pick
Gitar penasını kaybetti
temizlemek
küçük bir boşluktan bir şeyi çıkarmak
Use a toothpick to pick your teeth
Dişlerini temizlemek için kürdan kullan
oyuncak
Sahnedeçocukların oynaması için yapılan nesne
This is a new toy
Bu yeni bir oyuncak
oyalanmak
bir şeyle ciddiyetsizce oynamak
He was toying with his food
Yemeğiyle oyalanıyordu
fikir
Sahnedebir şey hakkındaki bilgi veya anlayış
I have no idea where he is
Onun nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yok
fikir
Sahnedezihindeki bir düşünce veya plan
That is a great idea
Bu harika bir fikir
son
Sahnedediğer her şeyden sonra gelen
This is the last train
Bu son tren
sürmek
Sahnedebir süre devam etmek
The meeting will last one hour
Toplantı bir saat sürecek
geçen
Sahnedeşimdiki zamandan hemen önce gelen
I saw him last night
Onu geçen gece gördüm
soyadı
kişinin aile ismi
Her last name is Smith
Onun soyadı Smith